Gebelik takibinin yerleşmiş basamaklarından biri şeker yükleme testidir. Test, gebelik sırasında ortaya çıkabilen kan şekeri yüksekliğini saptamak amacıyla belirli bir haftada uygulanır. Zamanlamanın neden bu döneme denk getirildiği, teste nasıl hazırlanılacağı ve sonuç raporundaki sayıların ne anlama geldiği sıkça sorulan başlıklardır. Aşağıda testin uygulanma biçimi, zamanlaması, hazırlığı ve sonuçların değerlendirilmesi genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Şeker Yükleme Testi Nedir?
Söz konusu olan bir tarama uygulamasıdır; yani yakınması bulunmayan bütün gebelere, yalnızca kuşku duyulanlara değil, belirli haftalar arasında önerilir. Ölçülen şey, ani bir şeker yükünün kandan ne hızla uzaklaştırılabildiğidir. Gebelik ilerledikçe plasenta kaynaklı hormonlar insülinin dokular üzerindeki etkisini azaltır ve vücut buna karşılık salgısını artırır. Bu artışın yeterli olmadığı gebeliklerde kan şekeri yükselmeye başlar; testin haftalara bağlanmış olması da bu değişimin zamanlamasıyla ilgilidir.
Testin belirli haftalara yerleştirilmesinin bir gerekçesi vardır. Plasentanın salgıladığı ve insülinin etkisini azaltan hormonlar gebeliğin ilerleyen haftalarında belirginleşir; bu nedenle ilk aylarda yapılan bir ölçüm, sonradan ortaya çıkacak bir tabloyu gösteremeyebilir. Öte yandan çok geç kalınması da elde edilen bilgiyle yapılabilecekleri sınırlar. Aradaki denge, hormonal etkinin yerleştiği ancak müdahale için hâlâ zaman bulunan aralığı işaret eder; tarama takvimi bu aralığa göre belirlenmiştir.
Test, gebelik takibinin diğer basamakları gibi bilgi toplama amacı taşır. Sonucun beklenenin üzerinde çıkması bir hastalık teşhisi anlamına gelmeyebilir; hangi basamağın uygulandığına göre değişir. Testin nasıl yorumlanacağı ve hangi adımların izleneceği, uygulanan yönteme ve elde edilen değerlere göre belirlenir.
Testin isteğe bağlı olduğu da belirtilmelidir. Zorunlu bir tetkik değildir; ancak gebelik takibinin yerleşmiş basamaklarından biri olarak kabul edilir. Yaptırılıp yaptırılmayacağına ailenin bilgilendirilmesi sonrasında karar verilir. Testin neyi araştırdığı, sonucun ne anlama geleceği ve yapılmaması durumunda tablonun gözden kaçabileceği önceden anlatılır. Bu bilgilendirme, kararın bilinçli biçimde verilmesini sağlar.
Test Kaçıncı Haftada Yapılır?
Test genellikle gebeliğin yirmi dördüncü ile yirmi sekizinci haftaları arasında uygulanır. Bu zaman aralığı rastgele seçilmiş değildir. Plasentadan salgılanan ve insülin direncine yol açan hormonların etkisi bu dönemde belirginleşir. Daha erken yapılan bir test, henüz ortaya çıkmamış bir tabloyu gözden kaçırabilir.
Sınırın yirmi sekizinci hafta olarak belirlenmesinin nedeni ise zaman kazanmaktır. Tanı konulduğunda beslenme düzenlemesi, gerekiyorsa tedavi ve bebeğin gelişiminin daha yakından izlenmesi için gebeliğin geri kalanında yeterli süre bulunması istenir. Daha geç yapılan bir test, bu düzenlemelerin etkisini göstermesi için gereken süreyi kısaltır.
Bazı kadınlarda test daha erken haftalarda planlanabilir. Ailede şeker hastalığı öyküsü bulunması, önceki gebelikte gebelik şekeri geçirilmiş olması, önceki doğumlarda iri bebek doğurulmuş olması ya da polikistik over sendromu bulunması bu grupta yer alır. Bu durumlarda ilk gebelik kontrolünde değerlendirme yapılır ve test erken uygulanabilir. Erken test beklenen aralıkta çıkarsa, olağan dönemde tekrarlanır.
Çoğul gebeliklerde ve bazı özel durumlarda zamanlama farklılaşabilir. İkiz gebeliklerde insülin direncine yol açan hormonların düzeyi daha yüksek seyredebileceğinden takip daha yakından planlanabilir. Kortizon türü ilaç kullanan kadınlarda da kan şekeri etkilenebileceğinden değerlendirme buna göre yapılır. Testin hangi haftada isteneceği, gebeliğin genel seyri ve kişinin öyküsü göz önünde bulundurularak belirlenir.
Teste Nasıl Hazırlanılır?
Hazırlık, uygulanacak yönteme göre değişir. Yetmiş beş gram şeker kullanılan tek aşamalı yöntemde teste aç gelinmesi gerekir. Genellikle sekiz ile on saatlik bir açlık istenir. Bu süre boyunca su içilebilir; ancak yiyecek, şekerli içecek ve sakız tüketilmemelidir. Test sabah saatlerinde planlandığında bu açlık süresi gece uykusuyla kolayca sağlanır.
Elli gram şeker kullanılan tarama basamağında ise aç kalma zorunluluğu yoktur. Bu uygulama günün herhangi bir saatinde yapılabilir. Bununla birlikte testten hemen önce yoğun bir öğün tüketilmemesi önerilir. Hangi yöntemin uygulanacağı ve buna göre nasıl hazırlanılacağı, randevu verilirken belirtilir.
Test öncesindeki günlerde beslenme düzeninin değiştirilmemesi önemlidir. Karbonhidratı belirgin biçimde kısıtlamak sonucu yanıltıcı biçimde etkileyebilir. Test süresince klinik içinde dinlenilmesi istenir; yürümek, yemek yemek ya da sigara içmek ölçümü değiştirebilir. Kullanılan ilaçların önceden bildirilmesi de yerinde olur; bazı ilaçlar kan şekerini etkileyebilir.
Test günü yanında refakatçi bulunması rahatlatıcı olabilir. Bekleme süresi bir ile üç saat arasında değiştiğinden, bu süreyi geçirmeyi kolaylaştıracak bir kitap ya da benzeri bir uğraşın hazırlanması yerinde olur. Testin uzunluğu önceden bilindiğinde günün planlaması da buna göre yapılabilir. Kan alma dışında herhangi bir girişim yapılmadığı ve testin sonrasında olağan beslenmeye dönülebileceği bilinmelidir.
Testte Hangi Değerlere Bakılır?
Tek aşamalı yöntemde üç ölçüm yapılır. Önce aç karnına kan alınır, ardından şekerli sıvı içilir ve birinci ile ikinci saatlerde iki ölçüm daha yapılır. Böylece hem başlangıç düzeyi hem de vücudun yüke verdiği yanıt görülmüş olur. Üç değerden herhangi birinin belirlenen sınırı aşması tanı için yeterli kabul edilir.
İki aşamalı yöntemin ilk basamağında tek ölçüm yapılır. Elli gram şeker içildikten bir saat sonra kan alınır. Bu ölçüm belirlenen eşiğin üzerinde çıkarsa ikinci basamağa geçilir. İkinci basamakta yüz gram şeker kullanılır ve dört ayrı ölçüm yapılır. Bu basamakta tanı için genellikle iki değerin sınırı aşması aranır.
Kullanılan sınır değerleri merkezden merkeze ve izlenen kılavuza göre değişebilir. Ayrıca laboratuvarlar arasında ölçüm yöntemi farklılıkları bulunabilir. Bu nedenle sonucun raporda yer alan referans aralıklarıyla birlikte okunması gerekir. Değerlerin tek başına yorumlanması yerine, gebeliğin genel seyri ve kişinin öyküsüyle birlikte ele alınması uygun olur.
Sonuç raporu okunurken ölçüm birimine de dikkat edilmesi gerekir. Bazı laboratuvarlar sonucu farklı birimlerle bildirir ve bu durum sayıların karşılaştırılmasını güçleştirebilir. Ayrıca laboratuvarlar arasında ölçüm yöntemi farklılıkları bulunabilir. Bu nedenle takip amacıyla yapılan ölçümlerin mümkün olduğunca aynı merkezde tekrarlanması, sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasını kolaylaştırır.
Kimlere Daha Erken Test Yapılır?
Bazı kadınlarda gebelik şekeri görülme olasılığı daha yüksektir. Bu grupta test olağan döneminden önce, çoğu zaman ilk gebelik kontrolünde planlanabilir. Önceki bir gebeliğinde gebelik şekeri geçirmiş olmak bu başlıkların ilk sırasında yer alır. Ailede birinci derece yakınlarda şeker hastalığı bulunması da değerlendirmeye alınır.
Gebelik öncesi vücut ağırlığının yüksek olması, polikistik over sendromu bulunması ve daha önce beklenenden iri bir bebek doğurmuş olmak diğer başlıklardır. İdrar tahlilinde şeker saptanması ya da açlık kan şekerinin sınırda bulunması da erken testi gündeme getirebilir. Bu değerlendirme kişiye özgü olarak yapılır.
Erken yapılan testin sonucu beklenen aralıkta çıkarsa, bu sonuç gebeliğin geri kalanı için yeterli sayılmaz. Test olağan döneminde, yirmi dördüncü ile yirmi sekizinci haftalar arasında tekrarlanır. Çünkü insülin direncine yol açan hormonların etkisi bu dönemde belirginleşir ve erken dönemde görülmeyen bir tablo bu haftalarda ortaya çıkabilir.
Erken dönemde yapılan testin bir başka amacı, gebelik öncesinde fark edilmemiş bir şeker hastalığının bulunup bulunmadığını değerlendirmektir. Bu tablo, gebelikle birlikte ortaya çıkan gebelik şekerinden farklıdır ve takibi ayrı biçimde planlanır. Ayrım, elde edilen değerlerin düzeyine ve eşlik eden diğer tahlillere göre yapılır. Bu nedenle erken test sonucunun ayrıntılı biçimde değerlendirilmesi önem taşır.
Sonuçlar Nasıl Değerlendirilir?
Sonuç beklenen aralıkta bulunduğunda, testin o gebelik için yinelenmesi genellikle istenmez ve izlem önceden belirlenmiş takvimiyle sürer. Buna karşılık ilerleyen haftalarda bebeğin beklenenin üzerinde büyüdüğünün görülmesi ya da bebeği çevreleyen sıvının artması, ölçümün yinelenmesini gündeme getirebilir. İki basamaklı şemada ilk ölçümün sınırın üzerinde bulunması ise ayrı bir başlıktır; bu basamak eşiği bilerek düşük tutulmuş bir eleme aşamasıdır ve ikinci teste geçilmesi dışında bir anlam taşımaz.
Sonucun sınırların üzerinde bulunması durumunda izlenecek yol basamaklıdır ve ilk basamak günlük düzenin gözden geçirilmesidir. Bu görüşmede öğünlerin gün içindeki dağılımı, hangi saatlerde ne yendiği ve içeceklerin şeker içeriği ele alınır. Kadınların bir bölümünde bu düzenleme ölçümleri hedef aralıkta tutmaya yeter. Yeterli olup olmadığını gösterecek olan da evde tutulan kayıtlardır; bu nedenle ölçüm cihazının kullanımı öğretilir ve hangi saatlerde ölçüm yapılacağı yazılı olarak verilir.
Tanı konulan gebelikte takvim yeniden kurulur. Evde parmak ucundan yapılan ölçümler aç karnına ve öğünlerden bir ya da iki saat sonra kaydedilir; bu kayıtlar bir sonraki kontrolde birlikte gözden geçirilir ve ek bir uygulamaya gerek olup olmadığı bu tablodan okunur. Kontrol aralıkları kısalır, bebeğin büyüme ölçümleri daha sık yinelenir. Doğumdan yaklaşık altı ile on iki hafta sonra yeni bir ölçüm istenir; amaç, gebelikle sınırlı kalan bir tablonun mu yoksa süregelen bir durumun mu söz konusu olduğunu görmektir.
Tanı konulan kadınlarda takip, gebeliğin geri kalanında daha yakından sürdürülür. Kontrol aralıkları kısalabilir ve bebeğin gelişimi ultrason ile daha sık değerlendirilir. Bu takip, tablonun kaygı yaratan bir durum olmaktan çıkıp yönetilebilir bir başlık hâline gelmesini sağlar. Kadınların önemli bir bölümünde beslenme düzenlemesiyle kan şekeri beklenen aralıkta tutulabilir ve gebelik olağan seyrini izler.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Gebelik takibinin düzenli sürdürülmesi, testin uygun haftada yapılabilmesi açısından önemlidir. Yirmi dördüncü hafta yaklaşırken kontrol planlanması ve testin zamanında istenmesi yerinde olur. Test için verilen randevunun ertelenmemesi de tablonun zamanında saptanmasına katkı sağlar.
Test sırasında belirgin bulantı, kusma, baş dönmesi ya da bayılma hissi yaşanması durumunda görevliye haber verilmelidir. Kusma yaşandığında test geçerliliğini yitirir ve başka bir gün tekrarlanması gerekir. Bu durumun bildirilmesi, yanlış bir sonucun kayıtlara geçmesini önler.
Gebelik sırasında olağandışı biçimde artan susuzluk, sık idrara çıkma, açıklanamayan halsizlik ya da görmede bulanıklık gibi şikâyetler ortaya çıktığında değerlendirme istenmelidir. Ayrıca bebek hareketlerinde azalma, karın ağrısı ya da kanama gibi durumlar her koşulda gecikmeden bildirilmesi gereken bulgulardır.