Rahim alındıktan sonra vajinanın üst ucu, kendisini yukarıda tutan bağlantıyı yitirir. Bu bölge zamanla aşağı doğru inebilir ve belirgin bir sarkma tablosu ortaya çıkabilir. Onarımda kullanılan yollardan biri, kubbenin leğen kemiğinin yan duvarındaki güçlü bir bağa dikilmesidir. Aşağıda bu tekniğin nasıl uygulandığı, hangi durumlarda seçildiği ve süreç anlatılmıştır.
Sakrospinöz Fiksasyon Nedir?
Sakrospinöz bağ, kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğinin yan tarafındaki çıkıntı arasında uzanan güçlü bir bağdır. Bu bağ, sarkmanın etkilemediği sağlam bir yapıdır ve yerinden oynamaz. Teknik, vajina kubbesinin bu bağa dikişlerle sabitlenmesine dayanır.
İşlem vajinal yoldan yapılır; karın açılmaz ve karın içine girilmez. Bağa vajinanın yan duvarındaki bir boşluktan ulaşılır. Bu özellik, tekniği karın cerrahisine uygun olmayan kişilerde uygulanabilir kılan başlıca yandır.
Askılama çoğunlukla tek taraflı yapılır. Bu nedenle vajina kubbesi tam ortada değil, bağın bulunduğu tarafa doğru hafif kaymış bir konumda durur. Bu kayma çoğu kişide şikâyet yaratmaz ancak tekniğin bilinen bir özelliğidir. Her iki tarafa yapılan uygulamalar da tanımlanmıştır.
Hangi Durumlarda Uygulanır?
En sık kullanıldığı tablo, rahim alındıktan sonra gelişen vajina kubbesi sarkmasıdır. Kubbenin aşağı inmesi vajinada dolgunluk, baskı hissi ve ele gelen bir çıkıntı şeklinde kendini gösterir. Şikâyet günlük yaşamı kısıtladığında cerrahi konuşulur.
Rahmin alınmasıyla birlikte, aynı seansta koruyucu bir adım olarak da uygulanabilir. Muayenede kubbe desteğinin belirgin biçimde zayıf olduğu görüldüğünde, rahim çıkarıldıktan sonra kubbe bu bağa bağlanır. Böylece ileride sarkma gelişme olasılığının azaltılması amaçlanır.
Karın ameliyatına uygun olmayan kişilerde bu yol öne çıkar. İleri yaş, eşlik eden kalp ya da akciğer hastalıkları, karın içinde yoğun yapışıklık beklenmesi bu grubu oluşturur. Uygulamanın vajinal yoldan yapılması ve sentetik yama kullanılmaması, bu kişilerde tercih nedeni olabilir. Rahmi yerinde olan kişilerde de rahim korunarak aynı bağa askılama yapılabilir.
Kişinin cinsel yaşamının sürüp sürmediği de karara katkı sağlar. Bu teknikte vajinanın ekseni bir tarafa doğru kayar ve derinliği bir miktar etkilenebilir. Bu değişikliğin ne anlama geldiği, ameliyat öncesinde açıkça konuşulması gereken bir başlıktır.
Vajina Kubbesi Askılama Nasıl Yapılır?
Vajinanın arka duvarında boylamasına bir kesi açılır. Duvarın altındaki dokular ayrılarak, leğen kemiğinin yan duvarına doğru uzanan bir tünel oluşturulur. Bu tünelin sonunda sakrospinöz bağ parmakla hissedilerek belirlenir.
Bağa, özel bir dikiş taşıyıcı alet kullanılarak iki dikiş atılır. Dikişlerin bağın hangi bölümünden geçirileceği belirleyicidir; kuyruk sokumu kemiğine çok yakın atılan dikişler, bu bölgede seyreden damar ve sinirlere yakınlık nedeniyle uygun görülmez. Bu nedenle dikişler bağın orta bölümünden geçirilir.
Dikişlerin diğer uçları vajina kubbesine bağlanır ve kubbe bağa doğru yaklaştırılarak sabitlenir. Bu sırada kubbenin bağa temas edecek biçimde yukarı taşınması hedeflenir; arada boşluk kalması dikişlerin gerilmesine yol açar. Kesi kapatılır. Ameliyat genel ya da belden yapılan anesteziyle uygulanır ve tek başına yapıldığında çoğunlukla bir saat civarında sürer.
Bağa ulaşım aşaması deneyim gerektirir. Bölge derinde yer alır ve doğrudan görüş sınırlıdır; çalışmanın büyük bölümü elle hissederek yürütülür. Bu nedenle tekniğin uygulanmasında anatomiye hâkimiyet belirleyici bir koşuldur.
Karından Yapılan Askılamadan Farkı Nedir?
İlk fark uygulama yoludur. Bu teknikte karın açılmaz, tüm işlem vajinadan yapılır. Karından yapılan askılamada ise ya karın duvarı açılır ya da kapalı yöntemle karın içine girilir. Bu fark, ameliyat süresini ve iyileşmeyi doğrudan etkiler; vajinal yol daha kısa bir toparlanma sunar.
İkinci fark kullanılan malzemedir. Burada yalnızca dikiş kullanılır. Karından yapılan askılamada ise gözenekli sentetik bir yama yerleştirilir. Yamaya bağlı sorunlar bu teknikte gündeme gelmez; bu, tercih nedenlerinden biridir.
Üçüncü fark, kubbenin son konumudur. Bu teknikte kubbe yana doğru kaymış bir eksende durur; karından yapılan askılamada ise daha ortada bir konum sağlanır. Uzun dönemde ön duvarda sarkma gelişmesi bu teknikte daha sık bildirilir. Buna karşılık genel durumu ağır cerrahiye uygun olmayan kişilerde vajinal yol daha güvenli bir seçenek oluşturabilir. Karar bu farklar tartılarak verilir.
Ameliyat Öncesinde Neler Yapılır?
Muayenede kubbe sarkmasının derecesi ve diğer bölmelerin durumu belirlenir. Bu teknikte ön duvarın değerlendirilmesi ayrıca önem taşır; kubbe yukarı taşındığında ön duvara binen yük artabilir. Ön duvarda eşlik eden bir gevşeme varsa aynı seansta onarımı planlanabilir.
Kubbe tek yandaki bir bağa asılacağından, muayenede vajinanın uzunluğu ayrıca ölçülür; kısalmış bir vajinada bu bağa ulaşmak güçleşebilir ve yöntem seçimi gözden geçirilir. Değerlendirme sırasında inen bölüm elle yerine itilip öksürtülür, ortaya çıkan idrar kaçağı aynı seansta askı eklenip eklenmeyeceğini belirler. İdrar tahliliyle iltihap olasılığı dışlanır ve tuvalet sonrası mesanede kalan miktar ultrasonla ölçülerek boşaltmanın yeterliliği ortaya konur.
Rahim alınmışsa vajina kubbesinin durumu incelenir. Anestezi hazırlığı kapsamında kan tetkikleri yapılır; ileri yaştaki kişilerde kalp ve akciğer değerlendirmesi eklenir. Kan sulandırıcı ilaçlar hekim yönlendirmesiyle düzenlenir. Menopoz sonrası dönemde doku incelmesi belirginse, dikişlerin daha sağlam tutması için ameliyat öncesi bölgesel hazırlık düşünülebilir.
Ameliyat sonrasında ortaya çıkabilecek kalça ağrısı da bu aşamada anlatılır. Bu ağrının olağan bir seyir olabileceğinin önceden bilinmesi, yaşandığında gereksiz kaygıyı önler. Ne kadar sürebileceği ve ne zaman bildirilmesi gerektiği ayrıca açıklanır.
İyileşme Süreci Nasıl İlerler?
Girişim tümüyle aşağıdan yapıldığı ve karın duvarına dokunulmadığı için hastanede geçirilen süre kısadır; çoğu kişi ikinci gün evine döner. Kalça bölgesinde tek yanlı bir gerginlik ya da o yana vuran künt bir ağrı ilk günlerde duyulabilir; bu duygu dikişin atıldığı bağın gerilmesiyle ilgilidir ve haftalar içinde geriler. Kişinin daha ilk gün desteklenerek yürütülmesi istenir. Sonda aynı gün alınır, ardından mesanenin kendi başına boşaltılıp boşaltılamadığı ölçümle doğrulanır.
Bu tekniğe özgü bir durum, kalça bölgesinde duyulan ağrıdır. Dikişlerin atıldığı bağın komşuluğundaki sinir dokusuyla ilişkili olan bu ağrı, kalçadan bacağın arka yüzüne doğru yayılabilir. Çoğu kişide haftalar içinde kendiliğinden azalır. Sürmesi durumunda değerlendirme gerekir.
İlk iki üç hafta boyunca kanla karışık bir akıntı görülmesi beklenen bir durumdur. Yük taşıma, ıkınma ve karın kaslarını çalıştıran hareketler ilk altı hafta gündeme alınmaz. Bağırsakların düzenli çalışması, taze dikişlere yük binmemesi açısından bu dönemin belirleyici başlığıdır. Oturarak yapılan işlere ikinci ya da üçüncü hafta içinde dönülebilir. Birlikteliğe başlanması için altı hafta beklenmesi önerilir; son kararı kontrol muayenesindeki bulgular verir.
Bu dönemde oturma pozisyonu da rahatsızlık yaratabilir. Sert yüzeylerde uzun süre oturmaktan kaçınılması ve yumuşak bir destek kullanılması ilk haftalarda kolaylık sağlar. Bu öneriler, dikişlerin atıldığı bölgenin konumuyla ilgilidir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Kalçadan bacağa yayılan, giderek artan ya da haftalar sonra hafiflemeyen ağrı bildirilmelidir. Bu ağrının şiddetli olması ve yürümeyi güçleştirmesi durumunda değerlendirme gecikmeden yapılmalıdır; dikişin sinir dokusuyla ilişkisi bu tabloda araştırılır.
Bu teknikte kubbe, leğen kemiğinin yan duvarındaki güçlü bir bağa tek taraflı olarak dikilir; bu bağın hemen çevresinde damar demeti seyrettiğinden, aşağıdan gelen kanamanın azalmak yerine açık kırmızıya dönüp sürmesi ayrıca ele alınır. Kalça bölgesinde giderek büyüyen bir dolgunluk ve morarma da bu alanda kan toplanmasını düşündürebileceğinden bildirilir. Otuz sekiz dereceyi aşan ateş, kokusu bozulan akıntı ve kasık üstünde ağırlaşan baskı ise iltihap yönünden inceleme gerektirir.
Kubbenin tek yana çekilmesi vajinaya bir miktar eğiklik kazandırdığından, bu yöntemden sonra ön duvarda yeni bir sarkmanın belirginleşmesi bilinen bir gelişmedir; kişi bunu aylar sonra aşağıda duyulan yeni bir dolgunluk olarak tarif eder ve bildirmesi istenir. Birleşme sırasında ortaya çıkan ağrı da kontrole alınır. İdrarın koyulaşması, işerken yanma ve boşaltmada zorlanma ayrı bir yön gösterir. Tek bacakta gelişen şişlikle ani başlayan soluk darlığı ise beklemeden ele alınır.
Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?
Kalça ve bacağa yayılan ağrı, bu tekniğin en çok bildirilen sorunudur. Dikişin bağın yakınındaki sinir dokusuna komşuluğundan kaynaklanır. Çoğu kişide geçicidir; inatçı olduğunda dikişin alınması gündeme gelebilir.
Kanama, bu teknikte üzerinde durulan bir başka başlıktır. Dikişlerin atıldığı bölgenin arkasında damar yapıları bulunur; bu alanda gelişen kanamanın kontrolü teknik olarak güç olabilir. Dikişlerin bağın uygun bölümünden geçirilmesi bu nedenle önemlidir.
Uzun dönemde ön duvarda sarkma gelişmesi bu teknikte daha sık bildirilir; kubbenin yana ve arkaya taşınmasıyla ön duvara binen yükün artması bu durumu açıklar. Vajina derinliğinin azalması ve cinsel birleşme sırasında rahatsızlık da olasılıklar arasındadır. Mesane ya da bağırsak yaralanması, enfeksiyon ve kubbe sarkmasının zamanla yeniden ortaya çıkması diğer başlıklardır. Bunların yararlarla birlikte konuşulması karar sürecinin parçasıdır.