randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Vajinismus Nedir, Belirtileri Nelerdir?

Vajinismusta vücutta ne olduğu, görülme sıklığı, belirtilerin nasıl fark edildiği ve tanı sürecinde yapılan değerlendirmeler üzerine bilgilendirme.

Vajina girişini çevreleyen kasların istem dışı kasılması nedeniyle girişin engellenmesi ya da ağrılı hale gelmesi vajinismus olarak adlandırılır. Bu tablo kişinin isteğiyle ilgili değildir; kasılma denetim dışı gerçekleşir. Konuşulmakta zorlanılan bir başlık olduğu için çoğu kez uzun süre dile getirilmez. Aşağıda bu durumun nasıl geliştiği ve nasıl fark edildiği anlatılmıştır.

Vajinismusta Vücutta Ne Olur?

Vajina girişinin çevresinde, pelvik tabanı oluşturan kas grubu bulunur. Bu kaslar olağan koşullarda gevşek durur ve gerektiğinde bilinçli olarak kasılır. Vajinismusta ise girişim beklentisiyle birlikte bu kaslar refleks biçimde kasılır.

Kasılma yalnızca vajina çevresiyle sınırlı kalmayabilir. Uyluk iç yüzündeki kaslar sıkışır, bacaklar birbirine yaklaşır ve kalça bölgesi geriye çekilir. Kişi bu hareketleri çoğu zaman fark etmeden yapar.

Bu yanıta bedensel bir gerginlik tablosu eşlik eder. Kalp hızı artar, solunum hızlanır ve terleme görülebilir. Bu belirtiler, vücudun tehdit algıladığı durumlarda verdiği yanıtın parçasıdır.

Kasılmanın istem dışı olması bu tablonun en belirleyici özelliğidir. Kişi gevşemeyi isteyip çabalasa bile kaslar üzerinde denetim kuramaz. Bu durum, tablonun bir isteksizlik ya da direnç olarak yorumlanmasının neden yanlış olduğunu açıklar.

Bu yanıtın bilinç dışı gelişmesi, tablonun anlaşılmasını güçleştiren yönlerinden biridir. Dışarıdan bakıldığında isteksizlik gibi görünen davranış, aslında bedenin verdiği bir koruma tepkisidir. Bu ayrımın hem kişi hem eşi tarafından bilinmesi, yaşanan suçluluk duygusunu belirgin biçimde azaltır.

Kasılmaya eşlik eden gerginlik yalnızca o ana özgü kalmayabilir. Girişim beklentisinin oluştuğu saatlerde de kişi kendini gergin hissedebilir. Bu öncü gerginlik, olayın kendisinden bağımsız olarak günlük yaşamı etkileyebilen bir yük oluşturur.

Vajinismus Ne Sıklıkta Görülür?

Bu tablonun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin sayılar toplumlar arasında değişir. Bildirilen oranların farklılığında kullanılan tanımlar ve başvuru alışkanlıkları rol oynar. Bu nedenle kesin bir yaygınlık sayısı vermek güçtür.

Toplumumuzda bu başlıkla ilgili başvuruların az olmadığı bilinmektedir. Buna karşın başvuruların çoğu, şikâyet başladıktan uzun süre sonra gerçekleşir. Konunun konuşulmasındaki güçlük bu gecikmenin başlıca nedenidir.

Genç yaş grubunda ve ilk cinsel deneyim döneminde daha sık dile getirilir. Bununla birlikte daha ileri yaşlarda ve daha önce sorunsuz bir cinsel yaşamı olan kadınlarda da ortaya çıkabilir. Bu ayrım tablonun sınıflandırılmasında kullanılır.

Sayıların düşük görünmesi, tablonun seyrek olduğu anlamına gelmez. Utanma duygusu ve konunun kişisel sayılması nedeniyle birçok kadın hiç başvurmaz. Bu nedenle bildirilen oranların gerçek yaygınlığın altında kaldığı düşünülmektedir.

Başvuruların artması, tablonun yaygınlaştığı anlamına gelmez. Konunun daha çok konuşulur hale gelmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması bu artışı açıklar. Bu değişim, kadınların destek arayışına girmesini kolaylaştıran olumlu bir gelişme olarak değerlendirilir.

Belirtiler Nasıl Fark Edilir?

En sık dile getirilen bulgu, cinsel birleşmenin gerçekleşememesidir. Girişim sırasında kişi bir engel duygusu tarif eder; sanki önünde bir duvar varmış gibi bir his anlatılır. Bu his, kasılmanın yarattığı direncin sonucudur.

Ağrı ya da yanma hissi bir diğer bulgudur. Bu duyum girişin hemen başlangıcında ortaya çıkar ve derinlerde hissedilmez. Girişim sonlandırıldığında ağrı genellikle hızla geriler.

Bedensel kaçınma davranışları da tabloyu ele veren belirtilerdendir. Kişi farkında olmadan geri çekilir, bacaklarını kapatır ya da girişimi durdurur. Bu tepkiler bilinçli bir karara dayanmaz.

Yalnızca cinsel yaşamla sınırlı kalmayan bulgular da bildirilir. Tampon kullanamamak, jinekolojik muayeneden kaçınmak ve bu konuyla ilgili yoğun kaygı duymak bu grupta yer alır. Bu bulguların birlikte bulunması tabloyu güçlendirir.

Belirtilerin şiddeti her denemede aynı olmayabilir. Kişinin o günkü kaygı düzeyi, ortamın rahatlığı ve yorgunluk gibi etkenler tabloyu değiştirebilir. Bu değişkenlik, sorunun geçtiği izlenimini yaratabilir; oysa altta yatan örüntü sürmektedir.

Belirtilerin uzun süre dile getirilmemesi sık karşılaşılan bir durumdur. Kişi bu güçlüğü kendisine özgü bir eksiklik sanabilir ya da zamanla geçeceğini düşünebilir. Oysa bu tablonun kendiliğinden gerilemesi çoğu zaman beklenmez.

Vajinismusun Dereceleri Var mıdır?

Tablonun şiddetini tanımlamak için sınıflandırmalar kullanılır. Bu sınıflandırmalarda kasılmanın derecesi ve kaçınma davranışının yaygınlığı esas alınır. Amaç, izlenecek yolun belirlenmesine katkı sağlamaktır.

Hafif sayılan tablolarda kasılma sınırlıdır ve muayene yapılabilir. Kişi belirli koşullarda gevşemeyi başarabilir. Bu grupta ilerleme genellikle daha hızlı olur.

Daha belirgin tablolarda kasılma yoğundur ve muayene güçleşir. En ileri düzeyde ise kişi girişim düşüncesiyle bile bedensel bir kaçınma yanıtı verir; bacaklarını kapatır ve geri çekilir. Bu grupta süreç daha kademeli ilerler.

Bir başka ayrım, tablonun ne zaman başladığına dayanır. İlk cinsel deneyimden itibaren var olan tablo ile daha önce sorunsuz bir dönemin ardından ortaya çıkan tablo farklı biçimde ele alınır. İkinci durumda araya giren bir nedenin araştırılması gerekir.

Bu sınıflandırmaların kesin sınırlar oluşturmadığı bilinmelidir. Aynı kişi farklı dönemlerde farklı düzeylerde tablo gösterebilir. Bu nedenle sınıflandırma bir etiket değil, izlenecek yolun planlanmasına yardımcı olan bir araç olarak kullanılır.

Vajinismus Diğer Ağrı Nedenlerinden Nasıl Ayrılır?

Cinsel ilişkide ağrının başka nedenleri de bulunur. Enfeksiyonlar, doku iltihabı, endometriozis ve menopoza bağlı doku incelmesi bu grupta sayılır. Bu tablolarda kasılma birincil bulgu değildir.

Ayrımda ağrının yeri yol gösterir. Vajinismusta güçlük ve ağrı giriş bölgesinde yoğunlaşır. Derinlerde hissedilen ağrı ise çoğunlukla karın içindeki bir nedenle ilişkilidir.

Ağrının zamanlaması da ayırt edicidir. Vajinismusta güçlük girişim anında ortaya çıkar ve girişim sonlandığında geriler. Enfeksiyonlarda ise şikâyet ilişki dışında da sürebilir; akıntı ve kaşıntı eşlik edebilir.

İki tablonun bir arada bulunabileceği de bilinmelidir. Uzun süren bir ağrı, zamanla koruyucu bir kasılma yanıtı geliştirebilir. Bu nedenle değerlendirmede her iki olasılık birlikte ele alınır.

Ayrımın yapılması izlenecek yolu doğrudan belirler. Bedensel bir neden saptandığında önce o durum ele alınır. Nedenin giderilmesiyle şikâyetin tümüyle gerilemediği durumlarda ise kasılma yanıtına yönelik çalışma gündeme gelir.

Ayrımın yapılabilmesi için şikâyetin ayrıntılı biçimde anlatılması gerekir. Ağrının nerede duyulduğu, ne zaman başladığı ve neyle geçtiği bu değerlendirmenin temel bilgileridir. Bu ayrıntıların paylaşılması, gereksiz incelemelerin önüne de geçer.

Tanı Sürecinde Hangi Değerlendirmeler Yapılır?

Tanı sürecinde ilk yapılan ayrım, güçlüğün her durumda mı yoksa yalnızca belirli koşullarda mı ortaya çıktığıdır. Tampon takabilen ancak ilişki sırasında zorlanan bir kadınla, bölgeye hiçbir biçimde dokunulmasına izin veremeyen bir kadının tablosu aynı değildir. İkinci ayrım, ağrının girişte mi yoksa derinde mi duyulduğudur; derinde duyulan ağrı farklı nedenleri gündeme getirir. Bu iki ayrım yapıldıktan sonra, benzer şikâyet veren enfeksiyon ve doku incelmesi gibi tablolar dışlanır.

Tanı büyük ölçüde bu görüşmeye dayanır. Anlatılan tablo çoğu zaman ayırt edici bilgiyi verir. Bu nedenle ilk görüşmede muayene ısrarla istenmez.

Muayene yapılacaksa kişinin hazır olduğu bir zamanda ve kademeli biçimde planlanır. Önce bölge dışarıdan gözlenir, ardından kişinin izin verdiği ölçüde ilerlenir. Kişinin istediği anda durdurabileceğinin belirtilmesi bu sürecin temel ilkesidir.

Başka bir nedenden kuşkulanıldığında ek incelemeler istenebilir. Akıntı incelemesi ve gerektiğinde ultrason bu grupta yer alır. Bu incelemelerin de kişinin uyum sağlayabileceği koşullarda yapılması gözetilir.

Görüşmenin yargılayıcı olmayan bir dille yürütülmesi belirleyicidir. Kişinin anlattıklarının küçümsenmemesi ve sürecin acele ettirilmemesi güven oluşturur. Bu güven, sonraki aşamaların temelini kurar.

Hangi Şikâyetlerde Hekime Başvurulmalı?

Cinsel birleşmenin gerçekleştirilememesi ya da her denemede ağrıyla sonuçlanması başvuru gerekçesidir. Bu güçlüğün süresi ne olursa olsun geç kalınmış sayılmaz.

Tampon kullanamamak ve jinekolojik muayeneden kaçınmak da paylaşılması gereken bulgulardır. Bu şikâyetler, cinsel yaşamla ilgili bir güçlük dile getirilmese bile değerlendirmeyi gerektirir.

Ağrıya akıntı, kaşıntı, yanma, ilişki sonrası kanama ya da idrar şikâyetleri eşlik ediyorsa ayrı bir değerlendirme gerekir. Bu bulgular başka bir nedenin bulunabileceğini düşündürür.

Şikâyetlerin hangi noktada başvuruyu gerektirdiği çoğu kadın için belirsiz kalır. Tampon takamamak, jinekolojik muayeneyi tamamlayamamak ve girişte duvara çarpar gibi bir engel hissi duymak bu başlıkların ilkidir. Denemelerin ardından bacaklarda titreme, terleme ve kaçma isteği ortaya çıkması da kaydedilir. Bu bulguların aylardır sürüyor olması, kendiliğinden geçmesini beklemek yerine değerlendirme yapılmasını gerektirir. Görüşme, kadının kendi anlatımıyla başlar ve muayene o gün zorunlu tutulmaz.

Gebelik planı bulunan çiftlerde bu güçlüğün paylaşılması ayrıca önem taşır. Değerlendirme hem tabloya yönelik çalışmayı hem gebelik planlamasını birlikte kapsayacak biçimde yapılabilir. Bu paylaşımın ertelenmemesi süreci kısaltır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir