Vulva, dış genital bölgeyi oluşturan yapıların ortak adıdır. Büyük ve küçük dudaklar, klitoris ve çevresindeki deri bu bölgeyi oluşturur. Bu bölgede gelişen kanser, jinekolojik tablolar içinde daha seyrek karşılaşılan bir başlıktır ve çoğunlukla ileri yaşlarda görülür. Gözle görülebilen bir bölgede yer alması, değişikliğin fark edilebilmesine katkı sağlar. Aşağıda tablonun nasıl geliştiği ve nasıl değerlendirildiği anlatılmıştır.
Vulva Kanseri Nasıl Gelişir?
Bölgedeki deri ve mukoza dokusunu oluşturan hücrelerde zamanla değişiklik gelişebilir. Bu değişiklik yüzey tabakasıyla sınırlı kaldığı sürece kanser öncesi dönem olarak adlandırılır ve ayrı bir başlık altında ele alınır.
İki farklı gelişim yolu tanımlanmıştır. Bunlardan biri insan papilloma virüsü ile ilişkilendirilir ve daha genç yaş grubunda görülebilir. Diğeri ise uzun süreli deri hastalıklarının zemininde gelişir ve genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar.
Değişikliğin yüzeyden alt dokuya doğru ilerlemesi durumunda tablo farklı bir başlıkta değerlendirilir. Bu ilerleme çoğu zaman yavaş gerçekleşir; bu nedenle bölgedeki değişikliklerin erken fark edilmesi değerlendirmenin zamanlamasını etkiler.
En sık görülen tip, deri yüzeyini oluşturan yassı hücrelerden kaynaklanan gruptur. Daha seyrek görülen tipler arasında pigment hücrelerinden kaynaklanan ve deri altı bezlerinden gelişen biçimler sayılır.
Bölgenin gözle görülebilir olması, değişikliklerin fark edilebilmesi açısından bir üstünlük sağlar. Buna karşılık şikâyetlerin dile getirilmesinde çekingenlik yaşanabildiği için başvuru gecikebilir. Bu gecikmenin azaltılması değerlendirmenin zamanlamasını doğrudan etkiler.
Hangi Belirtiler Dikkat Çeker?
En sık bildirilen şikâyet bölgede süren kaşıntıdır. Kaşıntının haftalarca ya da aylarca devam etmesi ve uygulanan bölgesel tedavilere yanıt vermemesi ayırt edici bir özellik olarak değerlendirilir.
Bölgede iyileşmeyen bir yara, kabuklanma ya da açık alan görülmesi bildirilmesi gereken bulgulardır. Deride renk değişikliği, beyazlaşma, kızarıklık ya da koyulaşma da bu grupta yer alır.
Elle hissedilen bir kabartı, sertlik ya da siğil benzeri bir oluşum fark edilebilir. Bu oluşumların boyutu küçük olabilir; bu nedenle bölgenin zaman zaman gözden geçirilmesi değişikliğin erken fark edilmesine katkı sağlar.
Ağrı, yanma hissi, idrar yaparken rahatsızlık ve ilişki sırasında ağrı diğer bildirilen şikâyetlerdir. Kanama ya da kötü kokulu akıntı daha geç dönemde ortaya çıkabilir. Bu bulguların çoğu enfeksiyon ve deri hastalıkları gibi başka durumlarda da görülür.
Bu şikâyetlerin büyük bölümü mantar enfeksiyonu, egzama ve doku incelmesi gibi çok daha sık görülen durumlarla ilişkilidir. Ayırt edici olan, uygulanan bölgesel tedavilere karşın şikâyetin sürmesi ve zamanla belirginleşmesidir.
Hangi Deri Hastalıkları Zemin Hazırlar?
Liken skleroz, bu başlıkta en sık anılan durumdur. Bölgedeki derinin incelmesi, beyazlaşması ve zamanla esnekliğini yitirmesiyle seyreder. Uzun süren kaşıntı bu tablonun en belirgin şikâyetidir.
Bu hastalığın bulunması kanser gelişeceği anlamına gelmez. Ancak uzun süre tedavi edilmeden ilerlemesi durumunda dokuda değişiklik olasılığı arttığı için düzenli takip önerilir. Bölgesel tedavilerle şikâyetler kontrol altına alınabilir.
Liken planus ve uzun süreli kronik egzama benzeri tablolar da bu grupta değerlendirilir. Bu hastalıklarda da temel şikâyet kaşıntı ve bölgesel rahatsızlıktır.
Kanser öncesi hücre değişikliklerinin saptandığı durumlar ayrı bir başlıktır. Bu değişiklikler bazen belirti vermeden yalnızca muayenede fark edilir; bu nedenle jinekolojik muayenenin bir parçası olarak dış bölgenin de gözden geçirilmesi istenir.
Bu hastalıkların tedavisi genellikle bölgesel kremlerle yürütülür. Tedavinin düzenli kullanılması ve kendi kararıyla bırakılmaması istenir. Şikâyet gerilediğinde tedavinin kesilmesi tablonun yinelemesine yol açabilir.
Tanı İçin Biyopsi Nasıl Yapılır?
Değerlendirme bölgenin ayrıntılı muayenesiyle başlar. Şüpheli görülen alanların yeri, boyutu ve görünümü kaydedilir. Gerektiğinde büyütmeli bir cihazla inceleme yapılabilir; bu yöntem değişiklik gösteren sınırların daha net ayırt edilmesini sağlar.
Tanı ancak doku örneğinin incelenmesiyle konur. Bu nedenle şüpheli görülen bölgeden biyopsi alınması gerekir. Görünüme dayanarak hüküm verilmez; benzer görünümler farklı durumlarda ortaya çıkabilir.
İşlem öncesinde bölgeye bölgesel uyuşturma yapılır. Ardından küçük bir aletle deriden birkaç milimetrelik bir doku parçası alınır. İşlem birkaç dakika sürer ve poliklinik koşullarında tamamlanabilir.
Sonrasında bölgede birkaç gün süren hassasiyet ve az miktarda kanama görülebilir. Bu dönemde bölgenin temiz ve kuru tutulması istenir. Birden fazla şüpheli alan bulunduğunda her birinden ayrı örnek alınması gerekebilir.
Biyopsi kararı verilmesi ileri bir tablonun düşünüldüğü anlamına gelmez. Bu bölgede benzer görünümler farklı durumlarda ortaya çıktığı için doku incelemesi ayırt edici tek yöntemdir. İşlem bu nedenle olağan bir değerlendirme basamağı olarak ele alınır.
Evreleme Nasıl Yapılır?
Evreleme, değişikliğin ne kadar derine ilerlediğini, boyutunu ve çevre yapılarla ilişkisini tanımlar. Bu sınıflandırma izlenecek yaklaşımın belirlenmesinde kullanılır.
Değerlendirmede oluşumun büyüklüğü, alt dokuya ilerleme derinliği ve idrar kanalı ile makat çevresi gibi komşu yapıların etkilenip etkilenmediği ele alınır.
Kasık bölgesindeki lenf düğümlerinin durumu bu sınıflandırmanın önemli bir bölümünü oluşturur. Bu bölge muayeneyle değerlendirilir; ultrason ve gerektiğinde diğer görüntüleme yöntemleri kullanılır.
Manyetik rezonans ve bilgisayarlı tomografi, yayılımın değerlendirilmesi amacıyla istenebilir. Kesin evre, cerrahi sırasında çıkarılan dokuların incelenmesiyle netleşir.
Alt dokuya ilerleme derinliği bu sınıflandırmada özel bir yer tutar. Bu ölçüm, lenf düğümlerinin değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini belirleyen unsurlardan biridir ve biyopsi sonucunda ayrıca bildirilir.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
Yaklaşımın temelini cerrahi oluşturur. Girişimin kapsamı oluşumun boyutuna, yerleşimine ve derinliğine göre belirlenir. Sınırlı bir alanla sınırlı tablolarda daha dar bir çıkarma yeterli görülebilir.
Daha yaygın tablolarda çıkarılan alan genişler. Bu durumda doku onarımına yönelik ek girişimler gerekebilir. Bölgenin işlevini ve görünümünü korumaya yönelik yaklaşımlar planlama sırasında göz önünde bulundurulur.
Kasık bölgesindeki lenf düğümlerinin değerlendirilmesi girişimin bir parçası olabilir. Bu değerlendirme belirli tablolarda öncü düğümün incelenmesiyle sınırlı tutulabilir; böylece daha geniş bir girişimden kaçınılması amaçlanır.
Işın tedavisi ve ilaç tedavisi, cerrahiye ek olarak ya da cerrahinin uygun görülmediği durumlarda gündeme gelir. Her yaklaşımın olası sorunları vardır; yara iyileşmesinde gecikme, bacaklarda şişlik, bölgesel his değişikliği ve idrar yapmayla ilgili değişiklikler bildirilen durumlar arasındadır.
Planlama sırasında bölgenin işlevi ve görünümü göz önünde bulundurulur. Bu başlıkların karar öncesinde konuşulması istenir; kişinin beklentileri ve kaygıları planlamanın bir parçası olarak değerlendirilir.
Ameliyat Sonrası İyileşme Nasıl İlerler?
İlk günlerde bölgede ağrı ve şişlik beklenen bulgulardır. Ağrı kesici kullanımı ve bölgeye uygulanan soğuk uygulama bu dönemde önerilebilir. Hastanede kalış süresi girişimin kapsamına göre değişir.
Yaranın temiz ve kuru tutulması iyileşmenin en önemli koşuludur. Tuvalet sonrası bölgenin önden arkaya doğru temizlenmesi ve iyice kurulanması istenir. Bol ve pamuklu iç çamaşırı tercih edilmesi önerilir.
Bu dönemde idrar yaparken yanma hissedilebilir. Bol sıvı alınması ve gerektiğinde idrar yaparken su dökülmesi bu rahatsızlığı azaltabilir. Kabızlıktan kaçınılması, ıkınmanın yara bölgesini zorlamaması için istenir.
Ağır kaldırma, uzun süre oturma ve zorlayıcı hareketlerden belirli bir süre uzak durulması önerilir. Cinsel yaşama ne zaman dönüleceği iyileşmenin seyrine göre belirlenir. Lenf düğümlerine yönelik girişim yapılmışsa bacaklarda şişlik açısından izlem yapılır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Dış genital bölgede birkaç haftadan uzun süren kaşıntı, uygulanan bölgesel tedavilere yanıt vermiyorsa değerlendirme gerektirir. Kaşıntının geceleri artması ve uykuyu etkilemesi de bildirilmelidir.
Bölgede iyileşmeyen bir yara, kabuklanma, elle hissedilen kabartı ya da sertlik fark edilmesi durumunda inceleme yapılması uygun olur. Deride renk değişikliği ve beyazlaşma da bu gruba girer.
Kanama, kötü kokulu akıntı, idrar yaparken süren rahatsızlık ve ilişki sırasında ağrı değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Kasık bölgesinde ele gelen şişlik de bildirilmelidir.
Liken skleroz gibi uzun süreli bir deri hastalığı tanısı bulunan kişilerin düzenli kontrollere gelmesi istenir. Bu takip, doku değişikliklerinin izlenmesi ve tedavinin gözden geçirilmesi amacıyla sürdürülür.