Karın alt bölgesinde aniden başlayan şiddetli ağrı, kadın hastalıkları açısından gecikmeden değerlendirilmesi gereken tablolardan birine işaret edebilir. Yumurtalık burulması, organın kendi bağlarının çevresinde dönerek kan akımının kesilmesiyle ortaya çıkar. Zamanla yarışılan durumlar arasında sayılır. Aşağıda bu tablonun nasıl geliştiği, hangi bulgularla kendini gösterdiği ve nasıl ele alındığı açıklanmıştır.
Yumurtalık Burulması Nasıl Gelişir?
Yumurtalık, karın boşluğu içinde birkaç bağ yardımıyla asılı durur. Bu bağlar organa hem destek sağlar hem de içlerinden geçen damarlar aracılığıyla kanlanmasını sürdürür. Yapının görece hareketli olması, olağan koşullarda sorun yaratmaz.
Burulmada yumurtalık, bu bağların oluşturduğu eksen çevresinde döner. Dönme sırasında damarlar sıkışır. Önce duvarı ince olan toplardamarlar basınç altında kalır; kan organa girer ancak çıkamaz. Bu durumda yumurtalık şişer, ağırlaşır ve dönme daha da belirginleşir.
Şişme arttıkça atardamarlar da baskı altında kalır ve dokuya gelen kan azalır. Kan akımının uzun süre kesilmesi, doku hücrelerinin canlılığını yitirmesine yol açabilir. Bu süreç saatler içinde ilerleyebildiği için değerlendirmenin hızlı yapılması önem taşır. Tüpün de aynı dönme hareketine katılması sık görülen bir durumdur.
Yumurtalığın iki ayrı damar kaynağından beslenmesi, tablonun seyrini etkileyen bir özelliktir. Bu çift beslenme sayesinde kan akımı bir süre daha sürebilir ve doku hemen canlılığını yitirmez. Aynı özellik, görüntülemede akımın izlenebilmesine de yol açar.
Hangi Durumlarda Görülme Olasılığı Artar?
En sık zemin hazırlayan durum, yumurtalıkta bir kist ya da kitle bulunmasıdır. Ağırlaşan organ, dönme hareketine daha yatkın hâle gelir. Belirli bir çapı aşan kistlerde bu olasılığın arttığı bildirilmiştir.
Kistin türü de belirleyicidir. İçeriği ağır olan dermoid kistler ve içi sıvı dolu büyük kistler bu grupta öne çıkar. Buna karşın karın içinde yapışıklık oluşturan tablolar organı sabitleyebildiği için dönme olasılığını azaltabilir.
Yumurtalıkları uyaran ilaç kullanılan dönemlerde yumurtalıklar büyüdüğü için olasılık artar. Gebelik, özellikle ilk üç aylık dönem, bir başka duyarlı dönemdir. Yumurtalık bağlarının doğuştan uzun olması, ani ve zorlayıcı hareketler ve daha önce aynı tarafta burulma yaşanmış olması da bu başlıkta değerlendirilir. Tablo çocukluk çağında da görülebilir; bu yaş grubunda kist bulunmaksızın da gelişebildiği bildirilmiştir.
Yayımlanan serilerde sağ tarafta daha sık bildirildiği görülmüştür. Bunun nedeni olarak sağ yumurtalığı taşıyan bağın görece uzun olması ve sol tarafta kalın bağırsağın son bölümünün yumurtalığa komşuluğunun organın hareketini sınırlaması üzerinde durulmaktadır. Bu açıklama kesinleşmiş bir kural değil, gözlenen dağılımı yorumlamaya yönelik bir yaklaşımdır; burulma her iki tarafta da gelişebilir. Sağ taraf üstünlüğü, ayırıcı tanıda apandisit gibi sağ taraf ağrısı yapan tablolarla karışıklık yaşanmasını da açıklamaktadır.
Yumurtalık Burulması Belirtileri Nelerdir?
Ana bulgu, aniden başlayan ve tek tarafta yoğunlaşan şiddetli karın ağrısıdır. Ağrı genellikle karın alt bölgesinde hissedilir; kasığa, bele ve aynı taraftaki bacağa yayılabilir. Başlangıcının belirli bir ana bağlanabilmesi ayırt edici bir özelliktir.
Ağrının seyri değişkenlik gösterebilir. Bazı kişilerde sürekli ve giderek artan biçimde ilerlerken, bazılarında ataklar hâlinde gelip geçer. Bu ikinci durum, organın dönüp kendiliğinden çözülmesiyle açıklanır ve tablonun gözden kaçmasına yol açabilir. Ağrının geçmesi sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Bulantı ve kusma çoğu kişide tabloya eşlik eder. Soğuk terleme, huzursuzluk ve hafif ateş görülebilir. Karına dokunmakla hassasiyet saptanır. Belirtilerin apandisit, böbrek taşı ve bağırsak sorunlarıyla benzerlik göstermesi, ayırıcı tanının önemini artırır.
Belirtilerin gebelik döneminde değerlendirilmesi ayrı bir özen gerektirir. Büyüyen rahim nedeniyle ağrının yeri farklı algılanabilir ve muayene bulguları güçleşebilir. Bu nedenle gebelikte ortaya çıkan ani karın ağrısı ayrıntılı biçimde ele alınır.
Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Tetkiklerin sırası, tabloyu taklit eden diğer nedenlerin ne kadar hızlı elenebildiğine göre belirlenir. Karın muayenesinde hassasiyetin tek bir noktada toplanıp toplanmadığına, karın kaslarının savunma refleksiyle sertleşip sertleşmediğine bakılır. Jinekolojik muayenede ağrılı tarafta ele gelen dolgunluk aranır. Bu aşamada gebelik hormonu, tam kan sayımı ve idrar incelemesi istenerek rahim dışı gebelik, apandisit ve böbrek taşı gibi olasılıklar değerlendirme dışına çıkarılmaya çalışılır.
Ultrason temel görüntüleme yöntemidir. Etkilenen yumurtalığın büyümüş olması, ödemli görünmesi ve foliküllerin çevreye doğru itilmiş biçimde izlenmesi tanıyı destekleyen bulgulardır. Renkli Doppler incelemesiyle kan akımı değerlendirilir; ancak akımın izleniyor olması burulmayı dışlamaz, çünkü çift damar beslenmesi nedeniyle akım bir süre daha sürebilir.
Gebelik testi üreme çağındaki her kadında istenir; dış gebelik ayırıcı tanıda yer alır. Kan sayımı ve idrar tahlili diğer nedenleri ayırmak için yapılır. Tanının kesinleştirilmesi çoğu zaman cerrahi girişim sırasında olur. Görüntüleme bulguları belirsiz kalsa bile klinik tablo güçlü biçimde bu yönü düşündürüyorsa girişim geciktirilmez.
Tanının gecikmesine yol açan başlıca durum, benzer bulgu veren tabloların çokluğudur. Apandisit, böbrek taşı, bağırsak sorunları ve dış gebelik ayırıcı tanıda yer alır. Bu nedenle değerlendirme yalnızca jinekolojik açıdan değil, bütüncül bir bakışla yapılır.
Neden Acil Bir Durumdur?
Kan akımının kesilmesi, dokunun canlılığını tehdit eder. Süre uzadıkça yumurtalığın kurtarılma olasılığı azalır. Bu nedenle tablo, saatlerin belirleyici olduğu durumlar arasında sayılır.
Doku canlılığını yitirdiğinde çıkarılması gerekebilir. Tek taraflı kayıp, diğer yumurtalık işlevini sürdürdüğü için genellikle doğurganlığı belirgin biçimde etkilemez. Buna karşın rezervin bir bölümünün kaybedilmesi anlamına gelir ve bu durum ileride önem kazanabilir.
Gecikmenin başka sonuçları da bildirilmiştir. Canlılığını yitiren dokuda enfeksiyon gelişmesi, karın içinde iltihabi tablo oluşması ve yaygın yapışıklık gelişmesi bu grupta yer alır. Bu nedenle şiddetli ve ani başlayan karın ağrısında değerlendirmenin ertelenmemesi önerilir.
Tedavi Nasıl Yapılır?
Yaklaşım cerrahidir; ilaçla çözülen bir tablo değildir. Girişim genellikle kapalı yöntemle, karın duvarındaki küçük kesilerden yapılır. Bu yaklaşım hem tanıyı kesinleştirir hem de aynı seansta düzeltmeye imkân verir.
İlk adım, dönmüş yapının ters yönde çevrilerek açılmasıdır. Bu işlemin ardından dokunun rengi ve kanlanması gözlenir. Doku canlılığını geri kazanma eğilimi gösteriyorsa yerinde bırakılır. Görünümü kötü olan dokunun bile bir süre sonra toparlanabildiği bildirildiği için, hemen çıkarılmama yönünde bir eğilim bulunur.
Burulmaya zemin hazırlayan bir kist varsa aynı seansta çıkarılır. Yinelemenin önlenmesi amacıyla yumurtalığın çevre dokuya tutturulması, seçilmiş durumlarda uygulanan bir yöntemdir. Her cerrahi girişimde kanama, enfeksiyon, komşu organ yaralanması ve anesteziye bağlı sorunlar olasılıklar arasındadır. Doku canlılığını yitirmişse çıkarılması gerekebilir; bu karar ameliyat sırasındaki bulgulara göre verilir.
Ameliyat sonrası dönemde iyileşme genellikle hızlı seyreder. Kapalı yöntemle yapılan girişimlerden sonra kısa sürede ayağa kalkılabilir. Bu dönemde ağrının seyri, ateş ve kanama izlenir; olağandışı bir bulgu geliştiğinde kontrol için başvurulması önerilir.
Yumurtalık Korunabilir mi?
Erken dönemde girişim yapıldığında dokunun korunma olasılığı belirgin biçimde artar. Bu nedenle başvuru zamanı, sonucu etkileyen en belirleyici etkenlerdendir.
Ameliyat sırasında dokunun koyu ya da mor görünmesi, kalıcı olarak canlılığını yitirdiği anlamına gelmez. Bu görünüm çoğunlukla toplardamar tıkanıklığına bağlı ödemden kaynaklanır. Dönme açıldıktan sonra dokunun toparlandığını gösteren gözlemler bildirilmiştir; bu nedenle yerinde bırakma yönünde karar verilebilir.
Ameliyattan sonraki dönemde yumurtalık işlevi ultrasonla izlenir. Folikül gelişiminin görülmesi, dokunun çalışmayı sürdürdüğünü gösterir. Genç yaş grubunda ve gebelik planı bulunan kişilerde koruyucu yaklaşım özellikle öne çıkar. Karar, ameliyat sırasındaki bulgular ve kişinin durumu birlikte değerlendirilerek verilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bu tabloda başvuruyu geciktiren en sık neden, ağrının bir süre sonra kendiliğinden hafiflemesidir. Oysa dönmenin kısmen çözülmesi de aynı rahatlamayı verebilir ve saatler içinde ağrı geri dönebilir. Bu nedenle bir kez yaşanmış ve geçmiş olsa bile, dakikalar içinde şiddetlenen tek yanlı kasık ağrısı aktarılmalıdır. Ağrıyla birlikte bulantı ve kusmanın gelmesi, kişinin soğuk terlemesi ve yürümekte zorlanması durumunda değerlendirmenin aynı gün yapılması uygun olur.
Ağrının gelip geçici olması başvuruyu ertelemek için gerekçe oluşturmaz. Kendiliğinden geçen ataklar biçiminde seyreden ağrı da bu tabloyu düşündürebilir ve değerlendirme gerektirir. Bu ağrının evde ağrı kesiciyle bastırılıp ertesi güne bırakılması uygun değildir; ilaç dönmeyi çözmediği için doku beslenmesindeki bozulma perde arkasında sürer, ayrıca muayenede aranan hassasiyet bulgusunu da soluklaştırarak tablonun olduğundan sakin görünmesine yol açar. Ağrının kaçıncı saatte başladığı sonucu etkileyen bir bilgi olduğundan, başlangıç saati hatırlanmalı ve başvuruda aktarılmalıdır.
Bilinen bir yumurtalık kisti bulunan, yumurtalıkları uyaran ilaç kullanan ve gebe olan kişilerde ortaya çıkan ani karın ağrısı ayrıca dikkate alınmalıdır. Soğuk terleme, baş dönmesi, ateş ve karına dokunmakla yaygın hassasiyet beklenmeden başvuru gerektiren bulgulardır. Daha önce aynı tarafta burulma yaşamış kişilerde benzer bir ağrının yinelemesi de gecikmeden değerlendirilmelidir.