Yumurtalıklar, karın boşluğunun alt bölümünde yer alan ve yumurta hücrelerini barındıran organlardır. Bu organlardan kaynaklanan kanser, tıp dilinde over kanseri olarak adlandırılır. Söz konusu tablonun ayırt edici özelliklerinden biri, erken dönemde belirgin bir bulgu vermeyebilmesidir. Bu durum değerlendirmenin nasıl planlandığını da biçimlendirir. Aşağıda tablonun nasıl geliştiği, hangi tetkiklerin kullanıldığı ve tedavi sürecinin nasıl işlediği anlatılmıştır.
Yumurtalık Kanseri Nasıl Gelişir?
Yumurtalıklar farklı hücre tiplerinden oluşan organlardır. Dış yüzeyi örten hücreler, yumurta hücrelerini barındıran yapılar ve hormon salgılayan destek hücreleri bu tipleri oluşturur. Kanser bu hücre gruplarının herhangi birinden kaynaklanabilir.
En sık görülen tip, yüzeyi örten hücrelerden gelişen gruptur. Yapılan çalışmalarda bu tipin bir bölümünün aslında tüplerin uç kısmındaki dokudan başladığı ve daha sonra yumurtalığa yayıldığı yönünde bulgular bildirilmiştir.
Yumurtalıklar karın boşluğu içinde yer aldığı ve bir zarla çevrelenmediği için, gelişen bir tablo çevre dokulara ve karın zarına yayılabilme özelliği taşır. Bu yayılım biçimi hastalığın seyrini ve izlenen yaklaşımı belirleyen unsurlardan biridir.
Daha az sıklıkta görülen tipler ise genç yaşlarda ortaya çıkabilir ve farklı bir seyir izler. Bu nedenle yumurtalık kaynaklı tablolar tek bir başlık altında değerlendirilmez.
Bu bilgi, belirli kalıtsal değişiklik taşıyan kişilerde koruyucu girişim planlanırken tüplerin de değerlendirilmesinin gerekçesini oluşturur. Doku kaynağına ilişkin bu yaklaşım, izlenen yolun zaman içinde yeniden biçimlenmesine örnek oluşturur.
Hangi Etkenler Riski Artırır?
Aile öyküsü, üzerinde en çok durulan başlıktır. Yakın akrabalarda yumurtalık ya da meme kanseri bulunması, değerlendirmede göz önünde tutulan bir unsurdur. Bu durum genetik danışmanlığın gündeme gelmesine yol açabilir.
Belirli genlerde taşınan kalıtsal değişiklikler bu başlıkta ayrı bir yer tutar. BRCA olarak adlandırılan genlerdeki değişiklikler ve bazı kalıtsal sendromlar bu grupta değerlendirilir. Söz konusu değişikliğin taşınması hastalığın gelişeceği anlamına gelmez.
Yumurtlamanın yaşam boyunca kaç kez gerçekleştiği de ilişkilendirilen etkenler arasındadır. Hiç doğum yapmamış olmak, adetin erken başlaması ve menopoza geç girilmesi bu sayıyı artıran durumlardır. Buna karşılık doğum yapmış ve emzirmiş olmak ile uzun süreli doğum kontrol hapı kullanımı ters yönde ilişkilendirilmiştir.
İlerleyen yaş, endometriozis öyküsü ve kilo fazlalığı da değerlendirilen başlıklardır. Bu etkenlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir; hastalık, bilinen hiçbir etkeni bulunmayan kişilerde de görülebilir.
Bu bölge için toplum genelinde uygulanan bir tarama programı bulunmamaktadır. Bunun nedeni, kullanılabilir yöntemlerin erken dönemde yeterli ayırt ediciliği sağlayamamasıdır. Bu durum, aile öyküsü bulunan kişilerde ayrı bir izlem planı kurulmasını gerektirir.
Belirtileri Neden Geç Fark Edilir?
Yumurtalıklar karın boşluğu içinde geniş bir alanda yer alır. Bu bölgede oluşan bir büyüme, çevresindeki organları belirgin biçimde sıkıştırmadan bir süre gelişebilir. Bu anatomik özellik erken dönemde bulgu vermemesinin başlıca nedenidir.
Ortaya çıkan bulgular ise günlük yaşamda sık karşılaşılan şikâyetlere benzer. Karında şişkinlik, çabuk doyma hissi, hazımsızlık ve karın alt bölgesinde belirsiz bir rahatsızlık bu grupta yer alır. Bu şikâyetler çoğu zaman sindirim sistemiyle ilişkilendirilir.
Bulguların ayırt edici yönü süreklilik göstermesi ve zaman içinde artmasıdır. Zaman zaman ortaya çıkıp geçen şikâyetlerden farklı olarak, birkaç hafta boyunca hemen her gün süren bir tablo değerlendirme gerektirir.
Sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, bel ağrısı, kabızlık ve açıklanamayan kilo değişikliği bildirilen diğer bulgulardır. Bu şikâyetlerin varlığı belirli bir hastalığın göstergesi sayılmaz; ancak sürekli hâle geldiğinde incelenmesi uygun olur.
Bu nedenle şikâyetlerin ne zaman başladığının kaydedilmesi yararlı olur. Bir günlük tutulması ya da tarihlerin not edilmesi, görüşmede sürenin daha doğru aktarılmasını sağlar ve değerlendirmenin yönünü belirlemeye katkıda bulunur.
Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Değerlendirme ayrıntılı bir öyküyle ve jinekolojik muayeneyle başlar. Muayenede yumurtalıklarda büyüme, karın içinde sıvı birikimi ve çevre dokularla ilişki elle değerlendirilir.
Vajinal yolla yapılan ultrason ilk basamak görüntüleme yöntemidir. Bu incelemede kitlenin boyutu, iç yapısı, duvar özellikleri ve içinde bölmeler bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Renkli doppler incelemesi kan akımı hakkında bilgi verebilir.
Kan tahlillerinde tümör belirteçleri istenir. Bunlar arasında CA-125 en sık kullanılanıdır. Yaş grubuna ve kitlenin özelliklerine göre başka belirteçler de eklenebilir. Bu ölçümler tek başına yorumlanmaz.
Bilgisayarlı tomografi ya da manyetik rezonans incelemesi, yayılımın değerlendirilmesi amacıyla istenir. Kesin tanı çoğu durumda cerrahi sırasında alınan dokunun incelenmesiyle konur; görüntüleme ve kan tahlilleri yol gösterici basamaklardır.
Ultrasonda saptanan yumurtalık kitlelerinin büyük bölümü iyi huylu olarak değerlendirilir. Basit yapılı kistler bu grubun önemli bir bölümünü oluşturur ve çoğu kendiliğinden geriler. Bu nedenle her kitle saptanmasında ileri inceleme yapılması gerekmez.
CA-125 Değeri Ne Anlama Gelir?
CA-125, kanda ölçülebilen bir protein yapısıdır. Yumurtalık kaynaklı bazı tablolarda düzeyi yükselebildiği için değerlendirmede kullanılır. Ancak bu ölçüm tek başına tanı koydurmaz ve tarama testi olarak kullanılmaz.
Değerin yükselmesi kanser dışındaki birçok durumda da görülebilir. Endometriozis, myom, yumurtalık kisti, pelvik enfeksiyon, karaciğer hastalıkları, gebelik ve hatta adet dönemi bu ölçümü etkileyebilir. Bu nedenle yüksek bir sonuç tek başına bir hüküm oluşturmaz.
Bunun tersi de geçerlidir. Erken evredeki bir tabloda değerin normal aralıkta kalabildiği bilinmektedir. Bu nedenle normal bir sonuç, incelemenin sonlandırılması için yeterli görülmez.
Referans aralıkları laboratuvarlar arasında farklılık gösterebilir. Sonuç, ölçümün yapıldığı laboratuvarın kendi aralığıyla birlikte okunur. Ölçümün en anlamlı kullanımı takip aşamasındadır; tedavi öncesi ve sonrası değerlerin karşılaştırılması seyir hakkında bilgi verir.
Ölçümün menopoz öncesi ve sonrası dönemlerde farklı ağırlıkta değerlendirildiği bilinir. Menopoz öncesindeki kadınlarda yükselmeye yol açabilecek durumlar daha yaygın olduğu için sonucun yorumlanması bu dönemde daha dikkatli yapılır.
Evreleme Nasıl Yapılır?
Evreleme, hastalığın yumurtalıkla sınırlı kalıp kalmadığını ve nereye kadar yayıldığını tanımlar. Bu sınıflandırma izlenecek yolun belirlenmesinde temel alınır.
Değerlendirmede yumurtalık yüzeyinin etkilenip etkilenmediği, karşı yumurtalığın durumu, karın zarına yayılım bulunup bulunmadığı ve lenf düğümlerinin durumu ele alınır. Karın içinde sıvı birikimi varsa bu sıvıdan da örnek alınır.
Evrelemenin büyük bölümü cerrahi sırasında yapılır. Karın içi ayrıntılı olarak değerlendirilir, farklı bölgelerden örnekler alınır ve bu örneklerin incelenmesiyle sınıflandırma tamamlanır.
Ameliyat öncesinde yapılan görüntüleme incelemeleri bir ön değerlendirme sağlar. Kesin evre, çıkarılan dokuların incelenmesinin ardından belirlenir ve bu sonuç ek tedavi gerekip gerekmediğini biçimlendirir.
Cerrahi sırasında yapılan evrelemenin eksiksiz olması, sonraki tedavi kararının doğru verilebilmesi için gereklidir. Bu nedenle girişim, yalnızca görülen dokunun çıkarılmasıyla sınırlı tutulmaz; belirlenen bölgelerden örnek alınması da kapsama dâhildir.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
Yaklaşımın temelini cerrahi ve ilaç tedavisi oluşturur. Cerrahi girişimde hem hastalığın yaygınlığı değerlendirilir hem de görülebilen dokunun çıkarılması hedeflenir. Girişimin kapsamı bulgulara göre belirlenir.
Genç yaşta ve hastalığın tek yumurtalıkla sınırlı olduğu belirli tablolarda doğurganlığın korunmasına yönelik daha sınırlı bir girişim değerlendirilebilir. Bu seçeneğin uygun olup olmadığı hastalığın tipine ve evresine bağlıdır.
Cerrahiyi izleyen dönemde ilaç tedavisi gündeme gelir. Bu tedavi belirli aralıklarla uygulanan kürler biçiminde yürütülür. Bazı durumlarda ilaç tedavisi cerrahiden önce uygulanır ve ameliyat sonrasına bırakılan bölüm ayrıca planlanır.
Her yaklaşımın kendine özgü olası sorunları vardır. Cerrahi sonrasında kanama, enfeksiyon ve karın içi yapışıklık bildirilebilir. İlaç tedavisi döneminde bulantı, halsizlik, saç dökülmesi ve kan değerlerinde değişiklik görülebilir. Bu başlıklar tedavi öncesinde ayrıntılı olarak konuşulur.
Tedavi planı birden fazla bölümün katıldığı ortak bir değerlendirmeyle oluşturulur. Bu yaklaşım cerrahi ve ilaç tedavisinin sıralamasının belirlenmesinde yol gösterir ve kişiye sunulan planın gerekçesini açık hâle getirir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Karında şişkinlik, çabuk doyma hissi ve karın alt bölgesinde rahatsızlık gibi şikâyetlerin birkaç hafta boyunca hemen her gün sürmesi değerlendirme gerektirir. Belirleyici olan şikâyetin şiddeti değil, sürekliliğidir.
Kıyafetlerin bel bölgesinde dar gelmeye başlaması, karın çevresinde açıklanamayan bir artış ve buna eşlik eden hazımsızlık bildirilmesi gereken bulgulardır.
Sık idrara çıkma, ani sıkışma hissi, bağırsak alışkanlığında süren değişiklik, açıklanamayan kilo kaybı ve sürekli halsizlik de değerlendirilmesi gereken şikâyetler arasındadır.
Ailesinde yumurtalık ya da meme kanseri öyküsü bulunan kişilerin, şikâyeti olmasa da bu durumu hekimle paylaşması uygun olur. Böyle bir öykünün varlığında genetik danışmanlık ve takip planı ayrıca konuşulur.