randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Yumurtalık Kisti (Over Kisti)

Yumurtalık kistlerinin nasıl oluştuğu, türleri, belirtileri, tanı yöntemleri, kendiliğinden kaybolan kistler ve ameliyat ölçütleri üzerine bilgilendirme.

Yumurtalıkta kist saptanması, kadın hastalıkları pratiğinde en sık karşılaşılan bulgulardan biridir. Bu tanım tek bir hastalığı değil, içi sıvı ya da yarı katı madde ile dolu her tür kese biçimindeki yapıyı kapsar. Büyük bölümü olağan işleyişin bir parçası olarak ortaya çıkar ve kendiliğinden kaybolur. Aşağıda kistlerin nasıl oluştuğu, hangi türlerinin bulunduğu ve nasıl değerlendirildiği anlatılmıştır.

Yumurtalık Kisti Nasıl Oluşur?

Her adet döngüsünde yumurtalıkta birkaç folikül gelişmeye başlar. Bunlardan biri öne geçer, büyür ve içindeki yumurta olgunlaştığında çatlayarak onu serbest bırakır. Bu süreç yumurtalık içinde küçük sıvı dolu boşlukların oluşmasını ve kaybolmasını içerir.

Sürecin herhangi bir aşamasında aksama olduğunda kist ortaya çıkabilir. Folikül çatlamadığında büyümeyi sürdürür ve sıvı birikimiyle bir kese oluşturur. Yumurtlamadan sonra geride kalan yapının kapanmaması ya da içine sıvı dolması da benzer bir sonuç verir.

Bu tür kistler hormonal döngüyle ilişkilidir ve işlevsel kist olarak adlandırılır. Bunların dışında, döngüden bağımsız gelişen ve farklı hücre türlerinden köken alan yapılar da bulunur. Bu ayrım, kistin nasıl ele alınacağını belirleyen ilk basamaktır.

Kist tanımının geniş bir yelpazeyi kapsadığı bilinmelidir. Rapordaki kist ifadesi, birbirinden çok farklı yapıları anlatabilir. Bu nedenle sonucun yalnızca bu sözcük üzerinden yorumlanması eksik kalır; yapının özelliklerinin açıklanması gerekir.

Kist Türleri Nelerdir?

İşlevsel kistler en sık görülen gruptur. Çatlamayan folikülden gelişen kistler ve yumurtlama sonrası yapıdan gelişen kistler bu başlık altında yer alır. İnce duvarlı, içi berrak sıvı dolu yapılardır ve genellikle birkaç döngü içinde kaybolurlar.

İkinci grupta iyi huylu ancak kalıcı yapılar bulunur. İçinde yağ ve kıl gibi dokular barındıran dermoid kistler, salgı üreten hücrelerden gelişen ve içi berrak ya da koyu kıvamlı sıvı içeren kistler bu grupta değerlendirilir. Endometriozis odaklarının yumurtalıkta oluşturduğu ve içi eski kanla dolu olan kistler de bu başlıkta ele alınır.

Üçüncü grup, sınırları düzensiz, içinde katı alanlar ve belirgin damarlanma bulunan yapılardır. Bu grup ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Ayrıca yumurtalık çevresinde ya da tüp bölgesinde gelişen kese biçimindeki yapılar da bulunur; bunlar yumurtalık dokusundan köken almadıkları için ayrı bir başlıkta değerlendirilir.

Sınıflandırmayı kolaylaştırmak amacıyla ultrason bulgularına dayanan puanlama sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemler duvar yapısı, bölmeler, katı alanlar ve damarlanma gibi özellikleri bir arada değerlendirir. Amaç, hangi kistlerin izlenebileceğini ve hangilerinin ileri değerlendirme gerektirdiğini belirlemektir.

Yumurtalık Kisti Belirtileri Nelerdir?

Üreme çağındaki kadınlarda her ay yumurtlamayla birlikte küçük kesecikler oluşur ve bunların bir bölümü kist olarak adlandırılacak boyuta ulaşır. Bu yapılar birkaç hafta içinde kendiliğinden kaybolduğundan hiçbir belirti vermeden gelip geçebilir. Bu nedenle ultrasonda görülen bir kist, kişinin o güne kadar hiçbir şey hissetmemiş olmasıyla çelişmez.

Şikâyet ortaya çıktığında en sık bildirilen bulgu karın alt bölgesinde tek taraflı ağrı ya da baskı hissidir. Ağrı künt ve aralıklı olabilir; hareketle, uzun süre ayakta durmakla ya da cinsel ilişki sırasında belirginleşebilir. Karında şişkinlik hissi de sık dile getirilen bir yakınmadır.

Adet düzeninde değişiklik görülebilir; adetin gecikmesi, beklenenden erken gelmesi ya da miktarının değişmesi bildirilmiştir. Büyük kistlerde mesaneye ve bağırsağa baskıya bağlı olarak sık idrara çıkma ve kabızlık ortaya çıkabilir. Hormon salgılayan seyrek görülen kistlerde ise kıllanma artışı ya da adet düzensizliği gibi bulgular tabloya eşlik edebilir.

Şikâyetlerin adet döngüsüyle ilişkisi sorgulanır. Yalnızca döngünün belirli günlerinde ortaya çıkan ağrı, işlevsel bir yapıyı düşündürebilir. Döngüden bağımsız ve sürekli seyreden ağrı ise farklı olasılıkların değerlendirilmesini gerektirir.

Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?

Vajinal ultrason temel yöntemdir. Kistin boyutu, duvar kalınlığı, iç yapısı, içinde bölme ya da katı alan bulunup bulunmadığı ve damarlanma özellikleri bu incelemede değerlendirilir. Bu özellikler, kistin hangi gruba girdiği konusunda güçlü ipuçları verir.

İncelemenin adet döngüsünün hangi gününde yapıldığı yorumu etkiler. Adet kanaması bittikten sonraki günlerde yapılan ölçüm, döngüyle ilişkili geçici yapıların karışıklık yaratmasını azaltır. Bu nedenle kontrol incelemelerinin benzer dönemlerde yapılması tercih edilir.

Kan tetkikleri destekleyici olarak kullanılır. Bazı belirteçler yumurtalık kaynaklı süreçlerde yükselebilir; ancak bu belirteçler endometriozis, iltihabi tablolar ve gebelik gibi durumlarda da artabilir. Bu nedenle sonuçlar yaş, ultrason bulguları ve şikâyetlerle birlikte okunur. Üreme çağındaki kadınlarda gebelik testi değerlendirmenin parçasıdır. Görüntü belirsiz kaldığında manyetik rezonans görüntüleme istenebilir.

Menopoz sonrasında değerlendirme farklı ölçütlerle yapılır. Bu dönemde yumurtlama olmadığı için işlevsel kist beklenmez ve saptanan yapılar ayrıca ele alınır. Yaş, bu nedenle yorumun en belirleyici ölçütlerinden biridir.

Hangi Kistler Kendiliğinden Kaybolur?

İşlevsel kistler kendiliğinden gerileyen gruptur. Hormonal döngüyle ilişkili olduklarından, bir sonraki adet dönemiyle birlikte küçülmeye başlar ve genellikle iki ya da üç döngü içinde kaybolurlar. Bu nedenle ilk yaklaşım çoğunlukla izlemdir.

Kontrol incelemesinin bu süre göz önünde bulundurularak planlanması gerekir. Kistin saptandığı gün yapılan bir değerlendirme, tek başına türü hakkında kesin bilgi vermez. Zaman içindeki değişimin izlenmesi, ayrımın en pratik yoludur.

Yapısal kistler ise kendiliğinden gerilemez. Dermoid kistler, endometriozisle ilişkili kistler ve salgı üreten hücrelerden gelişen kalıcı yapılar bu gruptadır. Doğum kontrol haplarının mevcut bir kisti erittiğini gösteren güçlü veri bulunmaz; bu ilaçların rolü yeni işlevsel kist oluşumunu azaltmakla sınırlıdır.

Gebelik döneminde saptanan kistlerin önemli bir bölümü de kendiliğinden geriler. Gebeliğin ilk aylarında görülen ve hormon üretimini sürdüren yapı, ilerleyen haftalarda küçülür. Bu nedenle erken dönemde saptanan kistlerde izlem tercih edilir.

Hangi Durumlarda Ameliyat Gündeme Gelir?

Cerrahi kararı tek bir ölçüte dayanmaz. Kistin boyutu, ultrasondaki görünümü, izlemdeki seyri, kişinin yaşı ve şikâyetleri birlikte değerlendirilir. İzlem sırasında kaybolmayan ve büyümeyi sürdüren kistler bu değerlendirmenin ilk grubunu oluşturur.

Görüntülemede düzensiz duvar, kalın bölmeler, katı alanlar ve belirgin damarlanma izlenmesi ayrıntılı değerlendirmeyi gerektirir. Menopoz sonrasında saptanan kistler de bu dönemde işlevsel kist beklenmediği için ayrı bir grupta ele alınır. Süregen ağrı ve baskı bulgularının bulunması da girişim gerekçesi oluşturur.

Girişim genellikle kapalı yöntemle yapılır; iyileşme süresi daha kısadır. Üreme çağındaki kadınlarda hedef, yalnızca kistin çıkarılması ve sağlam yumurtalık dokusunun korunmasıdır. Kanama, enfeksiyon, komşu organ yaralanması ve anesteziye bağlı sorunlar olası durumlar arasındadır. İşlemin yumurtalık rezervi üzerinde sınırlı bir etkisi olabileceği de karar sürecinde konuşulur.

Takip Nasıl Yapılır?

İzleme alınan kistlerde kontrol aralığı, kistin özelliklerine göre belirlenir. İşlevsel olduğu düşünülen bir kistte kontrol genellikle bir ya da iki adet döngüsü sonrasına planlanır.

Kalıcı ancak iyi huylu görünümdeki kistlerde izlem daha uzun aralıklarla sürdürülür. Boyutun kararlı seyretmesi durumunda kontroller seyrekleştirilebilir. Menopoz sonrasında saptanan ve küçük kalan basit kistlerde de izlem tercih edilebilir; aralıklar hekim tarafından belirlenir.

İzlem kararı verildiğinde bir sonraki görüntülemenin hangi tarihte ve döngünün hangi gününde yapılacağı belirlenir; kistin küçülüp küçülmediğini görebilmek için genellikle adet bitimine yakın bir zaman seçilir. Bu arada hangi durumun randevu beklemeden başvuruyu gerektirdiği ayrıca anlatılır. Çalışma ve yürüyüş gibi olağan etkinliklerin sürdürülmesinde bir engel bildirilmemiştir; kişinin bu dönemi kısıtlama altında geçirmesi beklenmez.

Hangi Belirtiler Acil Başvuru Gerektirir?

Aniden başlayan, tek tarafta yoğunlaşan ve şiddetli seyreden karın ağrısı gecikmeden değerlendirilmelidir. Bu tablo kistin burulması ya da yırtılması yönünden inceleme gerektirir.

Ağrıya bulantı, kusma, soğuk terleme, baş dönmesi ya da bayılma hissinin eşlik etmesi beklenmeden başvuru gerektiren bulgulardır. Bu belirtiler karın içi kanamayı düşündürebilir.

Kistin varlığı bilinse bile, ağrının niteliğindeki ani bir değişiklik beklemeden ele alınır. Bir yanda başlayıp dakikalar içinde şiddetlenen, bulantı ve kusmanın eşlik ettiği ağrı, kistin bağlı olduğu sapın dönmesiyle ilişkilendirilebilir ve saat kaybedilmeden değerlendirilir. Ateşle titremenin birlikte gelmesi, karnın gerginleşip elle dokunulduğunda her yerinden acıması ise başka bir yönü işaret eder. Adeti gecikmiş bir kadında böyle bir ağrı çıktığında gebelikle ilgili tabloların da araştırılması gerekir.