randevu@drelifcetindag.com
Hastalıklar

Yumurtalık Yetmezliği Nedir?

Yumurtalık yetmezliğinin nasıl geliştiği, hangi yaşta erken kabul edildiği, olası nedenleri, belirtileri, tanı testleri ve uzun vadeli izlem üzerine bilgilendirme.

Yumurtalıkların hormon üretme ve yumurta hücresi sağlama işlevini beklenenden erken bir dönemde yitirmesi, kadın sağlığının ayrı bir başlığını oluşturur. Bu tablo yalnızca doğurganlıkla ilgili değildir; hormonal desteğin azalmasıyla ilişkili başka alanları da ilgilendirir. Aşağıda bu durumun nasıl geliştiği, nasıl tanımlandığı ve nelerin izlendiği anlatılmaktadır.

Yumurtalık Yetmezliği Nasıl Gelişir?

Kadınlar sahip olacakları yumurta hücrelerinin tamamıyla doğar. Bu havuz doğumdan itibaren kademeli olarak azalır; her ay yalnızca biri olgunlaşırken çok sayıda hücre kendiliğinden kaybolur. Bu azalma yaşam boyu süren doğal bir süreçtir.

Havuz belirli bir düzeyin altına indiğinde yumurtalıkların hormon üretimi azalır. Bu azalmayı algılayan hipofiz bezi uyarısını artırır; bu nedenle bu tabloda beyin kaynaklı uyarı hormonları yükselmiş bulunur.

Süreç iki farklı mekanizmayla hızlanabilir. Birincisi havuzun beklenenden hızlı tükenmesidir. İkincisi, havuz yeterli olmasına karşın hücrelerin uyarıya yanıt verememesidir. Her iki durumda da sonuç benzer bir tablo oluşturur.

Tablonun bir özelliği, işlevin tümüyle ve kesin biçimde sona ermemesidir. Yumurtalık etkinliği aralıklı olarak geri dönebilir; bu kadınların bir bölümünde ara sıra adet görülebilir ve seyrek de olsa gebelik oluşabilir. Bu değişkenlik, tablonun menopozdan ayrılan yanlarından biridir.

Erken Yumurtalık Yetmezliği Hangi Yaşta Tanımlanır?

Kırk yaş sınır olarak kabul edilir. Bu yaşın altında yumurtalık işlevinin belirgin biçimde azalması erken bir tablo olarak değerlendirilir ve araştırılmayı gerektirir.

Tanım için adetlerin belirli bir süre kesilmiş olması aranır. Genel yaklaşımda dört ay ya da daha uzun süre adet görülmemesi bir ölçüt olarak kullanılır. Adetlerin düzensiz ama tümüyle kesilmemiş olduğu durumlar da bu kapsamda değerlendirilebilir.

Buna ek olarak hormon ölçümlerinin desteklemesi beklenir. Beyin kaynaklı uyarı hormonunun yüksek bulunması ve bu yüksekliğin en az dört hafta arayla yapılan iki ayrı ölçümde doğrulanması istenir. Tek bir ölçümle tanı konmaz.

Kırk ile kırk beş yaş arasında ortaya çıkan tablolar ise erken menopoz olarak adlandırılır ve ayrı bir başlıkta ele alınır. Bu ayrımların yapılması, izlenecek yolun belirlenmesi açısından anlam taşır.

Adlandırmanın kendisi de zaman içinde değişmiştir. Geçmişte kullanılan erken menopoz ifadesinin yerini, işlevin tümüyle sona ermediğini vurgulayan bir tanım almıştır. Bu değişiklik yalnızca sözcük tercihi değil, tablonun doğasının daha iyi anlaşılmasının bir sonucudur.

Nedenleri Neler Olabilir?

Olguların önemli bir bölümünde belirgin bir neden bulunamaz. Ayrıntılı araştırma yapılmasına karşın açıklayıcı bir bulgu elde edilemeyen bu grup, kadınların çoğunluğunu oluşturur.

Kalıtsal nedenler araştırılan başlıkların başında gelir. Cinsiyet kromozomlarındaki sayısal ya da yapısal farklılıklar bu grupta yer alır. Belirli bir gen bölgesindeki değişikliklerin de tabloyla ilişkilendirildiği bilinir; bu bulgu aile bireylerini de ilgilendirdiği için ayrıca değerlendirilir.

Bağışıklık sisteminin yumurtalık dokusunu hedef alması bir başka nedendir. Bu tablo çoğu zaman başka öz doku hastalıklarıyla birlikte bulunur. Tiroid bezini ve böbrek üstü bezini ilgilendiren durumlar bu birlikteliğin bilinen örnekleridir.

Uygulanan tedaviler de neden olabilir. Kemoterapi ve pelvis bölgesine yönelik radyoterapi yumurtalık dokusunu etkileyebilir. Yumurtalıklara yönelik cerrahi girişimler, özellikle yinelenmiş olanlar, doku kaybına yol açabilir. Bazı enfeksiyonlar da seyrek olarak bu tabloyla ilişkilendirilmiştir.

Nedenin bulunamaması, araştırmanın eksik yapıldığı anlamına gelmez. Bugünkü bilgi düzeyiyle açıklanamayan bu grubun varlığı bilinen bir durumdur. Bu bilginin paylaşılması, kadınların yanıt arayışında gereksiz yere zorlanmasını önler.

Yumurtalık Yetmezliği Belirtileri Nelerdir?

İlk fark edilen değişiklik genellikle adet düzenindedir. Adetlerin seyrekleşmesi, aralıkların uzaması, kanamanın azalması ya da adetlerin tümüyle kesilmesi görülür. Bu değişiklik aylar içinde yerleşebileceği gibi daha ani de olabilir.

Östrojen düzeyinin azalmasıyla ilişkili yakınmalar tabloya eşlik eder. Ateş basması, gece terlemesi, uykuya dalmakta güçlük ve uykunun bölünmesi sık bildirilen bulgulardır. Bu yakınmaların genç yaşta ortaya çıkması dikkat çekicidir.

Ruh halinde değişiklik, huzursuzluk, dikkat toplamada güçlük ve enerji düzeyinde azalma görülebilir. Vajinal dokularda kuruluk ve ilişki sırasında rahatsızlık da bildirilen yakınmalardandır.

Bir bölüm kadında belirtiler silik seyreder ve tablo yalnızca gebelik oluşmaması nedeniyle yapılan inceleme sırasında fark edilir. Bu nedenle yakınma bulunmaması tabloyu dışlamaz.

Tanıda Hangi Hormon Testleri Kullanılır?

Beyin kaynaklı uyarı hormonu olan FSH ölçümü değerlendirmenin merkezindedir. Yumurtalık işlevi azaldığında bu hormonun düzeyi yükselir. Ölçümün en az dört hafta arayla yinelenmesi ve yüksekliğin doğrulanması istenir.

Yetmezlik tablosunda kanama düzeni çoğu kez bozulduğu için ölçümün hangi güne denk geldiği baştan bilinemez; bu belirsizlik tek bir yüksek sonuca dayanmayı zorlaştırır. Yumurtalıklarda kalan keseciklerden biri kısa süreli bir canlanma gösterip estradiolü yukarı taşıdığında, salgılanan bu hormon beyni yatıştırır ve o hafta bakılan uyarı hormonu geçici olarak sakin görünebilir. Dört haftalık aralıkla yinelenen ölçümlerin ve estradiolün aynı örnekte çalışılmasının gerekçesi, arada yaşanan böyle dalgalanmaların kalıcı bir tablo sanılmasını ya da tersine gözden kaçmasını önlemektir.

AMH ölçümü, yumurtalıklardaki gelişmeye aday folikül havuzu hakkında bilgi verir. Bu test döngünün herhangi bir gününde yapılabilir. Ultrason ile antral folikül sayımı da tabloyu tamamlayan doğrudan bir bulgu sunar.

Tanı konduğunda araştırma genişletilir. Kromozom incelemesi, belirli bir gen bölgesine yönelik test ve öz doku sürecini araştıran antikor incelemeleri yapılabilir. Tiroid işlevi ve prolaktin düzeyi de değerlendirilir; bu iki başlık benzer bir tabloya yol açabildiği için ayırt edilmesi gerekir.

Doğurganlığı Nasıl Etkiler?

Gebelik oluşma olasılığı belirgin biçimde azalır. Bunun nedeni, gelişmeye aday folikül havuzunun küçülmüş olmasıdır. Bu durum gebelik planı bulunan kadınlar için en zorlayıcı yandır.

Bununla birlikte olasılık tümüyle ortadan kalkmaz. Yumurtalık etkinliğinin aralıklı olarak geri dönebilmesi nedeniyle seyrek de olsa kendiliğinden gebelik bildirilmiştir. Bu nedenle gebelik istenmiyorsa korunma konusu ayrıca ele alınır.

Gebelik planı bulunan kadınlarda değerlendirme çift olarak yapılır. Erkek tarafının incelenmesi sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Yardımcı üreme yöntemlerinin hangi koşullarda gündeme gelebileceği bu görüşmede konuşulur.

Tanının kadın ve varsa eşi üzerindeki ruhsal etkisi de göz ardı edilmemelidir. Bu sürecin desteklenmesi izlemin bir parçası olarak kabul edilir ve gerektiğinde ilgili yönlendirmeler yapılır.

Yumurtalık dokusunun ya da yumurta hücrelerinin saklanmasına yönelik yaklaşımlar, tanı konmadan önce gündeme gelebilecek seçeneklerdir. Özellikle kemoterapi ya da radyoterapi planlanan kadınlarda bu konunun tedavi öncesinde konuşulması önerilir.

Uzun Vadede Hangi Sağlık Sorunları İzlenir?

Östrojen hormonu kemik dokusunun korunmasında görev alır. Bu desteğin erken yaşta azalması kemik yoğunluğunda gerilemeye yol açabilir. Bu nedenle kemik yoğunluğu ölçümü izlemin bir parçası olarak planlanır.

Kalp ve damar sağlığı bir başka izlem başlığıdır. Kan basıncı, kan yağları ve kan şekeri düzenli olarak değerlendirilir. Beslenme düzeni, düzenli fiziksel etkinlik ve sigaranın bırakılması bu izlemde önerilen genel yaklaşımlardır.

Vajinal dokulardaki değişikliklere bağlı yakınmalar da ele alınır. Kuruluk ve ilişki sırasında rahatsızlık için değerlendirilebilecek yaklaşımlar bulunur; bunların hangisinin uygun olduğu hekim tarafından belirlenir.

Hormon desteği verilip verilmeyeceği, verilecekse hangi biçimde uygulanacağı kişiye göre kararlaştırılır. Bu karar verilirken kadının yaşı, eşlik eden hastalıkları, aile öyküsü ve kendi tercihi birlikte değerlendirilir. Kemik ve damar sağlığı üzerindeki olası katkılar ile olası sakıncalar bu görüşmede birlikte ele alınır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Kırk yaş altındaki bir kadında adetlerin üç aydan uzun süre kesilmesi değerlendirme gerektirir. Gebelik olasılığı dışlandıktan sonra bu durum araştırılmalıdır.

Adet aralıklarının belirgin biçimde uzaması, kanamanın azalması ve düzenin bozulması da başvuru gerekçesidir. Bu değişikliklerin yavaş yerleştiği ve kadınlarca geç fark edildiği bilinir.

Ateş basması, gece terlemesi, uyku düzeninde bozulma, vajinal kuruluk ve ruh halinde değişikliğin genç yaşta ortaya çıkması ayrıca değerlendirilmelidir. Bu bulgular tek başına da başvuru gerekçesi oluşturur.

Bir yıldır korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması inceleme gerektirir; otuz beş yaş üzerinde bu süre altı ay olarak alınır. Ailesinde erken menopoz öyküsü bulunanlar, kemoterapi ya da radyoterapi geçirmiş olanlar ve yumurtalıklara yönelik cerrahi öyküsü olanlar için değerlendirme ayrıca anlam taşır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir