Bebeğin kalp yapısının gebelik sırasında ayrıntılı biçimde incelenmesine fetal ekokardiyografi adı verilir. Bebek kalp taraması olarak da anılan bu inceleme, olağan ultrason değerlendirmesinin ötesine geçen bir görüntülemedir. Önerildiğinde ailelerde kaygı yaratabilir; oysa incelemenin istenmesi bir sorun bulunduğu anlamına gelmez. Aşağıda incelemenin ne olduğu, zamanlaması, kimlere önerildiği ve sonrasında izlenen yol açıklanmıştır.
Fetal Ekokardiyografi Nedir?
Fetal ekokardiyografi, bebeğin kalbinin yapısının ve çalışmasının ultrason ile ayrıntılı biçimde incelenmesidir. Kalbin dört boşluğu, kapakçıkları, kalpten çıkan büyük damarlar, damarların bağlantı biçimi ve kalp ritmi ayrı ayrı değerlendirilir. İncelemede renkli doppler yöntemi de kullanılarak kalp içindeki kan akımının yönü ve hızı gözlenir.
İnceleme, olağan ultrasondaki kalp değerlendirmesinden kapsam olarak ayrılır. Ayrıntılı ultrason sırasında kalp de incelenir; ancak fetal ekokardiyografide kalp tek başına ele alınır ve çok daha fazla kesit alınır. Bu nedenle inceleme daha uzun sürer ve genellikle bu konuda deneyimli kişilerce yapılır.
Yöntem ses dalgalarına dayanır; ışın içermez ve girişim gerektirmez. Karın üzerine sürülen jel yardımıyla prob gezdirilir. Ağrı hissedilmez ve bebeğe herhangi bir zarar bildirilmemiştir. İnceleme sonunda elde edilen bulgular bir raporda toplanır ve gerektiğinde ilgili uzmanlık alanlarıyla paylaşılır.
İnceleme Kaçıncı Haftada Yapılır?
Fetal ekokardiyografi genellikle gebeliğin on sekizinci ile yirmi ikinci haftaları arasında yapılır. Bu dönemde kalp yapıları görüntülemeye elverişli büyüklüğe ulaşmış, ancak kemik yapıların gölgesi henüz görüntüyü belirgin biçimde kısıtlamamıştır. En sık tercih edilen dönem yirminci hafta civarıdır.
Bazı durumlarda inceleme daha erken yapılabilir. Vajinal ultrason kullanılarak on üçüncü hafta civarında bir ön değerlendirme yapılması mümkündür. Bu erken inceleme, ense kalınlığı belirgin biçimde yüksek bulunduğunda ya da ailede belirgin bir öykü varlığında gündeme gelebilir. Erken incelemenin ayrıntısı sınırlıdır ve olağan dönemde tekrarlanması gerekir.
İnceleme gerektiğinde daha ileri haftalarda da tekrarlanabilir. Bir bulgu saptandığında bunun seyrinin izlenmesi için ek randevular verilir. Ayrıca ilk incelemede görüntü kalitesi yeterli olmadığında tamamlayıcı bir değerlendirme planlanır. Bu tekrar, bir sorun bulunduğu anlamına gelmez; yalnızca görüntülemenin tamamlanmasını amaçlar.
Bebek Kalp Taraması Kimlere Önerilir?
İnceleme her gebeye rutin olarak yapılmaz; belirli koşulların varlığında istenir. En sık gerekçe, olağan ultrason incelemesinde kalp yapısına ait bir şüphe uyanmasıdır. Kalbin dört boşluk görüntüsünde beklenenden farklı bir görünüm elde edilmesi ya da damar çıkışlarının tam olarak değerlendirilememesi bu duruma örnektir.
Anneye ait bazı durumlar da inceleme gerekçesi oluşturur. Gebelik öncesinde bulunan şeker hastalığı bunların başında gelir. Bağ dokusu hastalıkları, gebelikte geçirilen bazı enfeksiyonlar ve kalp gelişimini etkileyebilen ilaçların kullanımı da bu kapsamda değerlendirilir. Bu durumlarda inceleme koruyucu bir yaklaşım olarak planlanır.
Bebeğe ait bulgular üçüncü grubu oluşturur. Ense kalınlığının belirgin biçimde yüksek bulunması, kromozomal bir durumun saptanmış olması ya da başka bir organda yapısal farklılık görülmesi inceleme gerektirir. Kalp ritminde düzensizlik fark edilmesi de doğrudan bu incelemeye yönlendiren bir bulgudur. Ayrıca ikiz gebeliklerin bazı türlerinde inceleme rutin olarak planlanır.
İnceleme Nasıl Yapılır, Ne Kadar Sürer?
İnceleme olağan bir ultrason gibi başlar. Sırtüstü yatılır, karın bölgesine jel sürülür ve prob gezdirilerek görüntü elde edilir. Özel bir hazırlık gerekmez; aç kalmak ya da mesaneyi doldurmak gerekli değildir. Rahat, karın bölgesinin kolayca açılabileceği kıyafetler tercih edilmesi kolaylık sağlar.
İnceleme genellikle otuz ile altmış dakika arasında sürer. Bu süre olağan ultrasondan belirgin biçimde uzundur; çünkü kalbin her yapısı farklı açılardan ve tekrar tekrar görüntülenir. Sürenin uzunluğu bir sorun bulunduğu anlamına gelmez. Renkli doppler kullanıldığında cihazdan gelen ses değişebilir; bu da olağan bir durumdur.
Süreyi etkileyen başlıca etken bebeğin duruşudur. Sırtı yukarı bakan bir bebekte kalp görüntüsü güçleşir. Bu durumda konum değişikliği beklenir; yan yatma, kısa bir yürüyüş ya da bekleme istenebilir. Amniyon sıvısının miktarı, karın duvarının kalınlığı ve gebelik haftası da görüntü kalitesini etkiler.
Hangi Kalp Sorunları Saptanabilir?
İnceleme, kalbin yapısal farklılıklarının önemli bir bölümünü gösterebilir. Kalp boşlukları arasındaki duvarlarda açıklık bulunması, kapakçıklarda darlık ya da yetersizlik, büyük damarların çıkış yerlerindeki farklılıklar ve kalp boşluklarının beklenenden küçük ya da büyük olması bu kapsamda değerlendirilir.
Kalp ritmiyle ilgili durumlar da incelemenin konusudur. Kalp atımının beklenenden hızlı ya da yavaş seyretmesi, düzensiz atımların bulunması bu incelemeyle değerlendirilir. Ritim düzensizliklerinin önemli bir bölümü geçicidir ve kendiliğinden düzelir; ancak bazıları takip gerektirir.
İncelemenin sınırları da bilinmelidir. Bazı kalp sorunları gebelik sırasında görülemez; doğum sonrasında dolaşımın değişmesiyle ortaya çıkar. Küçük duvar açıklıkları ve bazı kapakçık sorunları bu gruptadır. Bu nedenle inceleme sonucunun beklenen aralıkta bulunması, doğum sonrası muayenenin gereksiz olduğu anlamına gelmez.
Ailede Kalp Hastalığı Öyküsü Risk Oluşturur mu?
Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsünün bulunması, incelemenin istenmesine yol açan gerekçelerden biridir. Anne ya da babada doğuştan bir kalp yapısı farklılığı bulunması ya da önceki çocuklardan birinde böyle bir tablo saptanmış olması bu kapsamda değerlendirilir.
Bu öykünün bulunması, bebekte de aynı durumun görüleceği anlamına gelmez. Öykü yalnızca olasılıkta bir artışa işaret eder ve bu artış çoğu durumda sınırlıdır. Öyküsü bulunan ailelerin büyük bölümünde inceleme beklenen bulgularla sonuçlanır. İncelemenin amacı, olasılığın bir miktar arttığı bu grupta değerlendirmeyi ayrıntılandırmaktır.
Ailede kalp hastalığı öyküsü bulunanların bu bilgiyi gebeliğin başında paylaşması önemlidir. Böylece inceleme uygun haftada planlanabilir. Öykünün ayrıntısı da değer taşır: hangi yakında, hangi tür bir durum bulunduğu ve tedavi gerekip gerekmediği bilgisi değerlendirmeye katkı sağlar.
Bulgu Saptanırsa Süreç Nasıl İlerler?
Bir bulgu saptandığında ilk adım, incelemenin ayrıntılandırılması ve gerekirse tekrarlanmasıdır. Bazı bulgular gebeliğin ilerleyen haftalarında netleşir ya da kaybolur. Bu nedenle kontrol randevuları verilir ve bulgunun seyri izlenir. Bu takip dönemi, kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için gereklidir.
Bulgunun sürmesi durumunda çocuk kalp hastalıkları alanından görüş alınır. Aileye durumun ne olduğu, doğum sonrasında nasıl bir izlem gerekeceği ve tedavi seçeneklerinin neler olduğu anlatılır. Bazı kalp yapısı farklılıkları doğum sonrasında yalnızca takip gerektirirken, bazıları girişim gerektirebilir.
Belirgin bir bulgu saptandığında doğum planlaması da gözden geçirilir. Doğumun, yenidoğan yoğun bakım ve çocuk kalp hastalıkları desteği bulunan bir merkezde yapılması planlanabilir. Ayrıca kromozomal bir durumla ilişki düşünüldüğünde genetik değerlendirme gündeme gelebilir. Bu kararların tümü aile bilgilendirildikten sonra verilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, şeker hastalığı olanlar ya da kalp gelişimini etkileyebilen ilaç kullananlar için gebeliğin başında değerlendirme yapılması yerinde olur. Böylece incelemenin gerekip gerekmediği ve hangi haftada planlanacağı önceden belirlenebilir.
İnceleme için verilen randevunun aksatılmaması önemlidir. Uygun hafta aralığı sınırlı olduğundan, gecikme görüntü kalitesini azaltabilir. Kontrol randevusu verilmişse bunun da zamanında yapılması, bulgunun seyrinin izlenmesini sağlar.
Kalp incelemesinin sonucu ne olursa olsun, gebelik izleminin genel uyarı başlıkları geçerliliğini korur; alışılmış hareket örüntüsünün belirgin biçimde seyrekleşmesi, kanama görülmesi, dinlenmekle geçmeyen karın ağrısı, iç çamaşırını ıslatan sıvı boşalması ve ateş yükselmesi bunların başında gelir. Bunun yanında bu incelemenin kendine özgü bir sonucu vardır: rapor, günlük dilde karşılığı olmayan yapı ve akım terimleriyle yazılır. Bu ifadelerin ne anlattığının belirsiz kalması durumunda, raporun bir görüşmede birlikte okunması istenebilir.