randevu@drelifcetindag.com
Taramalar ve Tetkikler

Meme Muayenesi ve Mamografi Ne Zaman Yapılmalı?

Meme muayenesinin sıklığı, kendi kendine muayenenin nasıl yapıldığı, mamografinin başlama yaşı ve meme ultrasonu ile farkları hakkında bilgilendirme.

Meme sağlığının izlenmesi, kadın sağlığı takibinin düzenli bir parçasıdır. Bu izlem üç basamaktan oluşur: kişinin kendi kendine yaptığı değerlendirme, hekim tarafından yapılan muayene ve görüntüleme yöntemleri. Hangi basamağın hangi yaşta ve hangi sıklıkta yapılacağı sıkça sorulan bir başlıktır. Aşağıda bu basamakların her biri, uygulanma biçimleri ve birbirlerinden farkları genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Meme Muayenesi Ne Sıklıkla Yapılmalıdır?

Hekim tarafından yapılan meme muayenesi, kadın sağlığı kontrollerinin bir parçası olarak ele alınır. Yaygın yaklaşımda yirmili yaşlardan itibaren yıllık kontrollerde memelerin de değerlendirilmesi önerilir. Muayene sırasında her iki meme ve koltuk altı bölgesi elle incelenir; ciltte, meme ucunda ve genel görünümde bir değişiklik bulunup bulunmadığı gözlenir.

Kişinin kendi kendine yaptığı değerlendirmenin nasıl ele alındığı ise yıllar içinde değişmiştir. Belirli bir takvime bağlanmış aylık muayenenin ölüm oranlarını azalttığı gösterilemediğinden, güncel kılavuzlar bunu ortalama risk taşıyan kadınlar için bir tarama yöntemi olarak öne sürmez; yerine kişinin kendi memesini tanıması esasına dayanan bir farkındalık yaklaşımı benimsenir. Aradaki fark, aranan şeyin ne olduğuyla ilgilidir: burada amaç bir kitle bulmak değil, olağan olanı bilmektir. Bunu sürdürmek isteyen kadınlar için ayda bir düzeni pratik bir alışkanlık oluşturur; kimi kadın ise bu düzeni kurmadan da kendi dokusunu tanıyabilir. Her iki durumda da fark edilen bir değişikliğin bildirilmesi esastır. Meme dokusunun yapısı kişiden kişiye belirgin biçimde değişir ve bazı kadınlarda doğal olarak daha girintili çıkıntılı olabilir. Bu yapının bilinmesi, ortaya çıkan bir değişikliğin fark edilmesini kolaylaştırır.

Muayenenin zamanlaması adet döngüsüne göre planlanır. Adet döneminden hemen sonraki günler tercih edilir; bu dönemde meme dokusu en az hassas ve en az gergin durumdadır. Menopoz sonrasında ya da adet görmeyen kadınlarda ise her ayın belirli bir günü seçilerek düzen sağlanabilir.

Muayenenin bir başka yararı, kişinin kendi vücuduna yönelik farkındalığını artırmasıdır. Düzenli olarak yapılan bir değerlendirme, olağan olanı tanımayı sağlar. Böylece adet dönemine bağlı gerginlik gibi geçici değişikliklerle, süreklilik gösteren bir bulgu birbirinden ayrılabilir. Bu ayrımın yapılabilmesi, gereksiz kaygıyı azalttığı gibi gerçekten değerlendirme gerektiren bir bulgunun da zamanında fark edilmesini kolaylaştırır.

Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır?

Değerlendirme iki bölümden oluşur: bakma ve elle inceleme. İlk bölümde ayna karşısına geçilir, kollar iki yanda serbest bırakılır ve memelerin görünümü gözlenir. Ardından eller belde ve baş üzerinde kaldırılmış hâlde aynı bakış tekrarlanır. Bu duruşlar, ciltteki çekilmeleri ve şekil değişikliklerini belirginleştirir.

İkinci bölümde elle inceleme yapılır. Bu bölüm hem ayakta hem de sırtüstü yatarken uygulanabilir; sırtüstü yatıldığında meme dokusu göğüs duvarına yayılır ve değerlendirme kolaylaşır. Parmak uçlarının düz kısmı kullanılarak, dairesel hareketlerle ya da yukarıdan aşağıya şeritler hâlinde tüm meme dokusu taranır. Koltuk altı bölgesi de bu değerlendirmeye dahil edilir.

Son olarak meme ucu hafifçe sıkılarak akıntı olup olmadığı kontrol edilir. Değerlendirme sırasında aranan şey belirli bir kitle değil, kişinin kendi memesinde daha önce olmayan bir değişikliktir. Bu nedenle düzenli tekrar önemlidir; her ay aynı biçimde yapılan bir değerlendirme, farkın anlaşılmasını sağlar.

Değerlendirme sırasında memenin dokusunun her bölgesinin taranması önemlidir. Meme dokusu köprücük kemiğinin altından başlayıp göğüs kafesinin yan tarafına ve koltuk altına kadar uzanır. Bu nedenle yalnızca memenin ön yüzeyine odaklanmak eksik bir değerlendirme yaratır. Sabit bir yöntem seçilmesi ve her ay aynı sıranın izlenmesi, hiçbir bölgenin atlanmamasını sağlar. Duş sırasında sabunlu elle yapılan değerlendirme de kolaylık sunabilir.

Mamografi Hangi Yaşta Başlamalıdır?

Mamografi, memenin düşük dozda ışın kullanılarak görüntülenmesidir. Tarama amaçlı kullanımına başlanma yaşı konusunda farklı kılavuzlar farklı öneriler sunar. Yaygın yaklaşımda kırk yaş civarında başlanması ve elli yaş sonrasında düzenli olarak sürdürülmesi benimsenir.

Ülkemizde yürütülen ulusal programda bu çerçeve tanımlanmıştır. Yakınması bulunmayan kadınlarda tarama kırk yaşında başlar, altmış dokuz yaşına dek iki yılda bir mamografi ile sürdürülür ve bu hizmet Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezleri ile aile sağlığı merkezleri aracılığıyla ücret alınmadan sunulur. Programın belirlediği bu takvim, yakınması bulunmayan kadınlar için kurulmuş bir üst çerçevedir; ailesinde öykü bulunanlarda ya da bir bulgu saptananlarda plan kişiye özgü olarak ayrıca belirlenir.

Tarama sıklığı genellikle iki yılda bir olarak planlanır. Bazı yaklaşımlarda yıllık tarama önerilir. Hangi aralığın uygulanacağı, kişinin yaşı, meme dokusunun yoğunluğu ve varsa risk etkenleri göz önünde bulundurularak belirlenir. Bu karar kişiye özgü olarak verilir.

İnceleme sırasında meme, iki plaka arasında kısa süreliğine sıkıştırılır. Bu basınç görüntü kalitesi için gereklidir ve birkaç saniye sürer. Bazı kadınlar bu sırada rahatsızlık hissedebilir; işlemin adet sonrası günlere planlanması bu hissi azaltır. İnceleme toplamda on beş dakika kadar sürer ve sonrasında olağan yaşama hemen dönülebilir.

Tarama sonucu raporlanırken belirli bir sınıflandırma sistemi kullanılır. Bu sistem, bulguların hangi kategoride değerlendirildiğini ve ne tür bir takip gerektiğini belirtir. Bazı kategoriler olağan bir sonucu, bazıları belirli aralıklarla tekrar edilmesi gereken bir takibi, bazıları ise ileri inceleme gerekliliğini ifade eder. Raporun bu sınıflandırmayla birlikte okunması ve anlaşılmayan bölümlerin hekimle konuşulması yerinde olur.

Mamografi ile Meme Ultrasonu Arasındaki Fark Nedir?

İki yöntem farklı ilkelerle çalışır ve farklı bilgiler verir. Mamografi düşük dozda ışın kullanır; meme dokusundaki mikrokalsifikasyon adı verilen çok küçük kireçlenmeleri gösterebilme özelliğiyle öne çıkar. Bu bulgular bazı durumlarda erken dönem işaretleri olabilir ve ultrasonla görüntülenemez.

Meme ultrasonu ise ses dalgalarına dayanır, ışın içermez. Bir oluşumun içi sıvı dolu mu yoksa katı mı olduğunu ayırt etmede bilgi verir. Yoğun meme dokusuna sahip genç kadınlarda mamografi görüntüsü sınırlı kalabildiğinden, bu grupta ultrason öne çıkar. Gebelikte ve emzirme döneminde de tercih edilen yöntemdir.

Uygulamada bu iki yöntem birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kırk yaş altındaki kadınlarda genellikle ultrason ile başlanır. İleri yaşlarda ve yoğun meme dokusu bulunanlarda ise her ikisi birlikte kullanılabilir. Bazı durumlarda manyetik rezonans görüntüleme de değerlendirmeye eklenir. Hangi yöntemin uygun olduğu muayene sonrasında belirlenir.

Tarama sırasında saptanan bulguların önemli bir bölümü ileri inceleme gerektirmeyen gözlemlerdir. Bir bulgu saptandığında genellikle tamamlayıcı görüntüleme istenir; bu, ek mamografi görüntüleri ya da hedeflenmiş ultrason incelemesi olabilir. Bu ek incelemeler çoğu durumda tabloyu açıklığa kavuşturur. Gerekli görüldüğünde ise iğne ile örnek alınarak doku incelemesi yapılır. Bu adımların hangisinin uygulanacağı bulgunun niteliğine göre belirlenir.

Ailede Meme Kanseri Öyküsü Taramayı Değiştirir mi?

Evet. Ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, tarama planının kişiye özgü olarak düzenlenmesini gerektirebilir. Özellikle anne, kız kardeş ya da kız çocuğu gibi birinci derece yakınlarda tanı konulmuş olması bu değerlendirmeyi belirgin biçimde etkiler. Yakının tanı aldığı yaş da önemli bir bilgidir.

Bu durumda taramaya daha erken bir yaşta başlanması gündeme gelebilir. Yaygın bir yaklaşım, yakının tanı aldığı yaştan on yıl önce taramaya başlanmasıdır. Ayrıca tarama aralığı kısaltılabilir ve görüntüleme yöntemlerine manyetik rezonans eklenebilir. Bu plan kişiye özgü olarak oluşturulur.

Yakın akrabalardan birkaçında aynı hastalığın görülmesi, tanının genç yaşlarda konulmuş olması ya da tabloya yumurtalık kaynaklı bir öykünün eklenmesi, kalıtım incelemesini gündeme getirebilir. Bu görüşmede aileden gelen bir yatkınlığın söz konusu olup olmadığı araştırılır. Çıkan sonuca göre kontrollerin sıklığı ve yöntemi baştan planlanır.

Risk etkenlerinin bir bölümü değiştirilebilir niteliktedir. Vücut ağırlığının dengede tutulması, düzenli fiziksel etkinlik, alkol tüketiminin sınırlanması ve sigara kullanılmaması bu başlıklar arasında sayılır. Emzirme döneminin uzun olması da koruyucu etkenler arasında bildirilmiştir. Bunların yanı sıra hormon içeren tedavilerin süresi ve türü de değerlendirmeye katılan bir başlıktır; bu konudaki kararlar kişiye özgü olarak verilir.

Yaş ilerledikçe meme dokusunun yapısı da değişir. Menopoz sonrasında yoğun doku yerini yağ dokusuna bırakır; bu değişim mamografi görüntüsünün daha net olmasını sağlar. Bu nedenle ileri yaşlarda mamografinin bilgi verme düzeyi artar. Genç kadınlarda ise dokunun yoğun olması görüntülemeyi sınırlayabilir ve bu grupta ultrason öne çıkar. Yönteme karar verilirken bu doku özelliği göz önünde bulundurulur.

Hangi Bulgular Hekime Başvurmayı Gerektirir?

Memede ya da koltuk altında yeni fark edilen bir sertlik ya da kitle, gecikmeden değerlendirilmesi gereken bir bulgudur. Kitlelerin önemli bir bölümü iyi huylu oluşumlardır; ancak bu ayrım muayene ve görüntüleme ile yapılır. Bu nedenle bulgunun beklenmeden bildirilmesi uygundur.

Meme ucundan gelen akıntı, özellikle tek taraflı, kendiliğinden gelen ve kanlı görünümde ise değerlendirme gerektirir. Meme ucunun içe çekilmesi, cildinde soyulma ya da kabuklanma görülmesi de bu kapsamdadır. Ciltte portakal kabuğu görünümü, çukurlaşma ya da kızarıklık fark edildiğinde de başvurulmalıdır.

Memenin şeklinde ya da boyutunda ortaya çıkan belirgin bir asimetri, geçmeyen ve tek bölgede yoğunlaşan ağrı da bildirilmesi gereken bulgular arasındadır. Buna karşılık adet öncesinde her iki memede görülen gerginlik ve hassasiyet olağan kabul edilir. Emin olunamayan her durumda değerlendirme istenmesi en uygun yaklaşımdır.

Tarama Sonucu Şüpheli Çıkarsa Ne Olur?

Mamografi sonucunda şüpheli bir bulgu bildirilmesi, kanser tanısı konduğu anlamına gelmez. Tarama incelemelerinin amacı, ileri değerlendirme gereken durumları ayırt etmektir. Bildirilen bulguların önemli bir bölümünde yapılan ek incelemeler sonucunda iyi huylu bir tablo saptanır.

İleri değerlendirmede ilk basamak genellikle meme ultrasonudur. Ultrason, mamografide görülen bir yapının içi sıvı dolu bir kist mi yoksa katı bir kitle mi olduğunu ayırt etmede yardımcı olur. Yoğun meme dokusu bulunanlarda bu iki yöntem birbirini tamamlar. Gerekli görülen durumlarda manyetik rezonans görüntülemesi de kullanılabilir.

Görüntüleme yöntemleriyle netleşmeyen durumlarda dokudan örnek alınması gündeme gelir. İşlem genellikle ince bir iğneyle, görüntüleme eşliğinde yapılır ve lokal anestezi altında uygulanır. Sonuçlar patoloji incelemesiyle değerlendirilir. Bu adımların hangisinin uygulanacağı, bulgunun niteliğine göre hekim tarafından belirlenir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir