randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Adet Gecikmesi ve Gelişme Geriliği (Puberte Tarda)

Ergenliğin normal başlangıç yaşı, puberte tardanın tanımı, gecikmenin nedenleri, değerlendirme yöntemleri ve ailelerin dikkat etmesi gerekenler.

Ergenlik döneminin yaşıtlarına göre belirgin biçimde gecikmesi, hem genç kız hem de ailesi için kaygı yaratan bir durumdur. Tıp dilinde puberte tarda olarak adlandırılan bu tablo, çoğu zaman kalıtsal bir gecikme özelliğinden kaynaklanır ve kendiliğinden yerine oturur. Bir bölümünde ise araştırılması gereken bir neden bulunur. Aşağıda ergenliğin normal seyri, gecikmenin nedenleri ve değerlendirme basamakları açıklanmıştır.

Ergenlik Normalde Hangi Yaşta Başlar?

Kız çocuklarında ergenliğin ilk belirtisi genellikle meme dokusunun gelişmeye başlamasıdır. Bu gelişme çoğunlukla sekiz ile on üç yaş arasında ortaya çıkar. Meme gelişimini takiben koltuk altı ve genital bölgede kıllanma başlar. Bu belirtiler her çocukta aynı sırayla ilerlemeyebilir; bazı çocuklarda kıllanma önce görülebilir.

İlk adet kanaması, ergenlik belirtilerinin başlamasından yaklaşık iki ila üç yıl sonra gerçekleşir. Bu olay çoğunlukla on iki ile on üç yaş civarında görülür; on ile on altı yaş arasında olması olağan kabul edilir. İlk adetten önce genellikle belirgin bir boy uzaması dönemi yaşanır ve bu dönemin ardından uzama hızı yavaşlar.

Ergenliğin başlama yaşı üzerinde kalıtsal özellikler belirleyicidir. Annenin ve kız kardeşlerin ilk adet yaşı, çocuğun ergenlik zamanı hakkında fikir verir. Beslenme durumu, vücut yağ oranı, kronik hastalıkların bulunup bulunmaması ve fiziksel etkinlik düzeyi de bu zamanlamayı etkileyen unsurlardır. Bu nedenle normal aralık geniş tutulur.

Puberte Tarda Nedir, Hangi Durumda Söz Konusu Olur?

Puberte tarda, ergenlik belirtilerinin beklenen yaş aralığında başlamamasıdır. Kız çocuklarında on üç yaşına gelindiğinde meme gelişiminin hiç başlamamış olması bu tanımın karşılığıdır. Bu durum, değerlendirilmesi gereken bir bulgu olarak kabul edilir ve incelenmesi önerilir.

İkinci bir ölçüt, adet kanamasının başlamamasıdır. Ergenlik belirtileri normal zamanda başlamış olmasına karşın on beş yaşına kadar adet görülmemesi ya da meme gelişiminin başlamasından sonra üç yıl geçmesine karşın adetin gelmemesi bu kapsamda değerlendirilir. Eski kaynaklarda on altı yaş sınırı geçerliydi; güncel yaklaşımda bu sınır bir yıl öne çekilmiştir ve böylece nedene yönelik inceleme daha erken başlatılabilmektedir. Bu tablo birincil adet görememe başlığı altında da ele alınır.

Bir başka değerlendirme ölçütü, ergenlik sürecinin başlamış olmasına karşın ilerlememesidir. Meme gelişimi belirli bir aşamada duraklamış ve uzun süre değişiklik göstermemişse bu durum da incelenir. Ergenliğin başlangıcı, ilerleyişi ve tamamlanma süresi birlikte değerlendirilir; yalnızca başlangıç yaşına bakılarak karar verilmez.

Ergenlik Gecikmesi Neden Olur?

En sık karşılaşılan durum, kalıtsal özelliklere bağlı yapısal gecikmedir. Bu tabloda çocuk sağlıklıdır; yalnızca gelişim takvimi yaşıtlarından geridedir. Ailede benzer öykü bulunması sık rastlanan bir bulgudur. Bu grupta ergenlik zamanla kendiliğinden başlar ve normal biçimde tamamlanır; erişkin boy da beklenen aralıkta olur.

İkinci grup, beyinden yumurtalıklara giden uyarının baskılandığı durumlardır. Yetersiz beslenme, belirgin kilo kaybı, yeme bozuklukları, yoğun spor yapılması, uzun süren stres ve kronik hastalıklar bu baskılamaya yol açabilir. Şeker hastalığı, böbrek hastalıkları, bağırsak hastalıkları ve tiroid bozuklukları bu kapsamda sayılır. Bu tablolarda temel duruma yönelinmesiyle ergenlik başlayabilir.

Üçüncü grup, yumurtalıkların kendisinden kaynaklanan nedenlerdir. Kromozom yapısına ilişkin bazı durumlar ve yumurtalıkların yeterince gelişmemesi bu başlıkta yer alır. Ayrıca hipofiz bezini ilgilendiren sorunlar, bu bölgedeki kitleler ve geçirilmiş ışın tedavisi de uyarı zincirini etkileyebilir. Rahim ve vajinanın gelişimini ilgilendiren yapısal durumlar ise ergenlik belirtileri normal olmasına karşın adetin gelmemesine yol açabilir.

Gelişme Geriliği Nasıl Değerlendirilir?

Değerlendirme ayrıntılı bir öyküyle başlar. Doğum öyküsü, büyüme seyri, geçirilmiş hastalıklar, kullanılan ilaçlar, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel etkinlik düzeyi sorgulanır. Ailede ergenlik zamanlaması, annenin ilk adet yaşı ve benzer öykülerin bulunup bulunmadığı kaydedilir. Koku alma duyusundaki sorunlar da sorgulanan bir başlıktır.

Boy ve kilo ölçülerek büyüme eğrileri üzerine işaretlenir. Geçmiş ölçümlerle karşılaştırma yapılması, büyümenin ne zaman yavaşladığını gösterir; bu bilgi tanı açısından değerlidir. Anne ve babanın boyuna göre hesaplanan hedef boy aralığı da değerlendirmeye katılır.

Muayenede ergenlik belirtileri standart evrelendirme sistemleriyle değerlendirilir. Meme gelişiminin ve kıllanmanın hangi evrede olduğu belirlenir. Dış genital bölge incelenir. Tiroid bezi muayenesi yapılır. Kronik hastalık düşündüren bulgular, kilo kaybı belirtileri ve gelişim geriliğine eşlik edebilecek yapısal özellikler gözden geçirilir. Değerlendirmenin çocuğun ve ailenin kaygısını artırmayacak biçimde, açıklayıcı bir yaklaşımla yürütülmesi önem taşır.

Hangi Tetkikler ve Görüntülemeler İstenebilir?

Kemik yaşının belirlenmesi temel incelemelerden biridir. Sol el ve bilek bölgesinden çekilen bir film ile kemik gelişiminin hangi yaşa karşılık geldiği değerlendirilir. Kemik yaşının takvim yaşından geri olması yapısal gecikmeyi destekleyen bir bulgudur ve büyüme potansiyelinin sürdüğünü gösterir.

Ergenlik bulgularının gecikmesinde kan tetkikleri iki farklı tabloyu ayırmaya yarar. Beyindeki merkezden salgılanan uyarıcı hormonların yükselmiş olması, yumurtalığın uyarıya karşılık veremediğine işaret edebilir; bu grupta kromozom incelemesi gündeme gelebilir. Aynı hormonların beklenenin altında ya da yaş ortalamasında kalması ise uyarının hiç başlamamış olabileceğini akla getirir ve bu tabloda ergenliğin yalnızca geç başlamış olması da söz konusudur. Östrojen ölçümü, kemik yaşı filmiyle birlikte bu ayrımı destekleyen bir başka veridir.

Tiroid işlev testleri, süt hormonu düzeyi, kan sayımı, böbrek ve karaciğer işlevleri ile bağırsak hastalıklarına yönelik testler kronik bir hastalığın bulunup bulunmadığını araştırmak için istenebilir. Kromozom incelemesi, yumurtalık kaynaklı bir tablo düşünüldüğünde gündeme gelir. Pelvik ultrason rahim ve yumurtalıkların gelişimini gösterir. Hipofiz bölgesini değerlendiren görüntüleme incelemesi seçilmiş durumlarda istenir. Sonuçlar tek başına yorumlanmaz; laboratuvara göre referans aralıkları farklılık gösterebilir ve değerlendirme muayene bulgularıyla birlikte yapılır.

Hangi Durumlarda Tedavi Yaklaşımı Gündeme Gelir?

Yapısal gecikme saptanan çocuklarda genellikle izlem yeterlidir. Bu grupta ergenlik zamanla kendiliğinden başlar. Belirli aralıklarla yapılan kontrollerde boy artışı ve ergenlik belirtilerinin ilerleyişi değerlendirilir. Aileye ve çocuğa durumun açıklanması, kaygının azaltılması açısından bu sürecin önemli bir parçasıdır.

Gecikmenin çocuğun ruhsal durumunu belirgin biçimde etkilediği, yaşıtlarından farklı olma duygusunun sorun yarattığı durumlarda, ergenliği başlatmaya yönelik kısa süreli destek yaklaşımları değerlendirilebilir. Bu karar, çocuğun yaşı, kemik yaşı ve büyüme potansiyeli göz önünde bulundurularak verilir.

Altta yatan bir hastalık saptandığında öncelikle bu duruma yönelinir. Beslenme yetersizliğinin giderilmesi, kronik hastalığın denetim altına alınması ya da aşırı fiziksel etkinliğin azaltılması çoğu kez ergenliğin başlamasını sağlar. Tiroid bozukluğu ve süt hormonu yüksekliği gibi durumlarda bu tabloların düzeltilmesi yeterli olabilir.

Yumurtalık kaynaklı ya da merkezi nedenlere bağlı kalıcı tablolarda hormon desteği planlanabilir. Bu yaklaşımda amaç, ergenlik sürecinin doğal seyre yakın biçimde ve kademeli olarak sağlanmasıdır. Kemik sağlığının korunması da bu planlamanın parçasıdır. Uygulamanın nasıl yürütüleceği, çocuğun yaşı, tanısı ve büyüme durumu değerlendirilerek ilgili hekimler tarafından belirlenir.

Aileler Hangi Belirtilerde Hekime Başvurmalı?

On üç yaşına gelindiğinde meme gelişiminin hiç başlamamış olması değerlendirme gerektiren bir durumdur. Ergenlik belirtileri başlamış olmasına karşın on beş yaşına kadar adet görülmemesi ya da meme gelişiminden sonra üç yıl geçmesine karşın adetin gelmemesi de başvuru gerektirir.

Ergenlik belirtilerinin başlayıp sonra duraklaması ve uzun süre ilerlememesi incelenmesi gereken bir bulgudur. Boy artışının yaşıtlarına göre belirgin biçimde yavaşlaması, büyüme eğrisinde aşağı yönlü sapma ve kilo kaybı da değerlendirilmelidir.

Belirgin iştahsızlık, yeme davranışında değişiklik, yoğun spor programı ve buna eşlik eden zayıflık başvuru gerektiren durumlar arasındadır. Sürekli yorgunluk, karın ağrısı, bağırsak alışkanlığında değişiklik ve tekrarlayan hastalıklar kronik bir tabloyu düşündürebilir. Baş ağrısı, görme sorunları ve koku alma duyusunda azalma gecikmeden incelenmesi gereken belirtilerdir. Çocuğun bu konudaki kaygısı da tek başına başvuru için geçerli bir gerekçedir.