randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Aylık ve Üç Aylık İğne (Enjektabl Kontraseptif)

Enjektabl kontraseptif yöntemin etki biçimi, uygulama sıklığı, uygun olmadığı durumlar, yan etkileri ve doğurganlığın dönüş süresi anlatılmaktadır.

Kas içine uygulanan iğne biçimindeki korunma yöntemleri, hormon içeren seçenekler arasında yer alır. Günlük ya da haftalık bir işlem gerektirmemesi, düzenli hap kullanımını sürdürmekte zorlanan kişiler için tercih nedeni olabilir. Aşağıda bu yöntemin nasıl etki ettiği, ne sıklıkta uygulandığı ve hangi durumlarda uygun olmadığı anlatılmıştır.

Enjektabl Kontraseptif Nasıl Etki Eder?

Bu yöntemin temel etkisi, yumurtlamanın baskılanmasıdır. Uygulanan hormon, beyinden yumurtalıklara gönderilen uyarıyı azaltır. Yumurta olgunlaşıp salınmadığı için döllenme gerçekleşmez. Bu baskılanma, uygulama sürdüğü sürece devam eder.

Yumurtlamanın durdurulmasının yanında rahim ağzında da bir değişim oluşur. Döngünün ortasında normalde sulanan ve sperm geçişine elverişli hale gelen salgı, uygulanan hormonun etkisiyle tüm ay boyunca koyu ve yapışkan kalır. Bu kıvam mekanik bir engel gibi davranır. Rahim iç tabakasının incelmesi de tabloya eklenir. Üç ayrı basamağın aynı anda işlemesi, tek bir basamağın zayıfladığı durumlarda korumanın sürmesini sağlar.

Rahim iç tabakasında da değişiklik meydana gelir. Tabaka incelir ve olağan kalınlaşma süreci gerçekleşmez. Bu değişiklik, kullanım sırasında adet kanamasının azalmasının temel nedenidir. Bu değişiklik kullanım süresince sürer.

Etken madde kas dokusundan kana yavaş biçimde salınır. Bu yavaş salınım, tek bir uygulamanın uzun süre etkili olmasını sağlar. Aynı özellik, uygulamanın etkisinin bırakıldıktan sonra da bir süre devam etmesini açıklar. Bu özellik, yöntemin diğer seçeneklerden ayrılan yönlerinden biridir.

İğne Ne Sıklıkla Uygulanır?

Farklı içerikte hazırlanan seçenekler bulunur ve uygulama sıklığı buna göre değişir. Aylık uygulanan biçimlerde işlem her ay, üç aylık biçimlerde ise üç ayda bir yinelenir. Hangi biçimin uygun olduğu kişinin tercihleri ve sağlık durumu değerlendirilerek belirlenir.

Serinin ilk iğnesi için tercih edilen zaman aralığı kanamanın başladığı ilk günlerdir; bu aralıkta yumurtlama henüz olgunlaşmadığından koruma beklemeksizin devreye girer. Takvimin bu pencerenin dışına taştığı durumlarda gebelik olmadığından emin olunması ve bir hafta kadar bariyerli bir seçenekle desteklenmesi istenebilir. Doğum ya da düşük sonrasında başlanacaksa zamanlama ayrıca ele alınır; emzirme durumu bu kararı etkileyen etkenlerden biridir.

Sonraki uygulamalar için belirlenen tarihe uyulması, korunmanın sürekliliği açısından belirleyicidir. Uygulama takvimi kişiye yazılı olarak verilir ve hatırlatma yöntemleri konuşulur. Telefon hatırlatıcısı gibi basit çözümler bu konuda yardımcı olur.

Uygulama sağlık kuruluşunda yapılır. İşlem kısa sürer; kas içine uygulanan enjeksiyon sırasında hafif bir ağrı hissedilebilir. Uygulama sonrası bölgede kısa süreli hassasiyet görülebilir. Bu his genellikle bir iki gün içinde geçer.

Kimler İçin Uygun Bir Seçenek Değildir?

Var olan bir gebelik durumunda iğne uygulanmaz. Bu yüzden ilk doz öncesinde gebeliğin bulunmadığından emin olunması istenir; bu adım hazırlığın rutin bir halkasıdır ve şüpheye yer bırakmamak için yapılır. Son kanamanın hangi tarihte başladığının bilinmesi, uygulamanın hangi güne planlanacağını da belirlediği için bu aşamayı kolaylaştırır.

Kaynağı henüz aydınlatılmamış bir kanama varsa iğne bekletilir. Önce bu kanamanın nereden geldiği ortaya konur, ardından yönteme karar verilir. Bu sıra rastgele değildir: uygulama kanama düzenini kendiliğinden değiştirdiği için, arkada duran bir durumun bulguları örtülebilir ve tanı gecikebilir. Bu yüzden inceleme her zaman önce tamamlanır.

Geçirilmiş meme kanseri, bu yöntemin dışlandığı durumların başında gelir. Karaciğer işlevini bozan hastalıklar, daha önce yaşanmış toplardamar pıhtısı ve kontrol altına alınamamış tansiyon yüksekliği de görüşmede ayrıca ele alınan başlıklardır. Yakın akrabalarda genç yaşta görülen pıhtı öyküsü de sorgulanır, çünkü bu bilgi seçimin yönünü değiştirebilir.

Kemik yoğunluğunu ilgilendiren durumlar da göz önünde bulundurulur. Uzun süreli kullanımın kemik yoğunluğu üzerinde etkisi bildirildiği için, bu açıdan risk taşıyan kişilerde farklı seçenekler değerlendirilir. Karar, kişinin sağlık öyküsü ayrıntılı biçimde alınarak verilir. Kişinin gebelik planı da bu görüşmenin parçasıdır.

Hangi Yan Etkiler Görülebilir?

Uygulamayı bırakma nedenlerinin başında kanama düzeninin değişmesi gelir. Bu konu aşağıda ayrı bir bölümde ele alınacak olsa da, iğne yaptıran kişilerin ilk aylarda en çok sorduğu başlık olduğu için burada da anılmayı hak eder. Ne beklendiğinin ilk uygulamadan önce anlatılması, sonraki aylarda yaşanan tedirginliği belirgin biçimde azaltır.

Kilo alımı bildirilen bir başka durumdur. Bu etki herkeste görülmez ve derecesi kişiden kişiye değişir. Kullanım sırasında beslenme düzeni ve hareket alışkanlığının gözden geçirilmesi bu nedenle önerilir. Düzenli tartılma, değişimin izlenmesini sağlar.

İğnenin bir kerede verilip haftalarca etkisini sürdürmesi, bazı yakınmaların uygulamadan sonraki ilk haftalarda toplanmasına yol açabilir. Göğüslerde dolgunluk ve dokunmayla artan hassasiyet, alın bölgesinde ağırlaşma duygusu, gün içinde değişen bir ruh hali ile kasıklarda hafif bir baskı bu dönemde anılan yakınmalardır. İkinci ve üçüncü uygulamadan sonra tabloların yumuşadığı bildirilir. Aynı yakınmalar birkaç uygulama boyunca aynı yoğunlukta sürerse, seçilen aralık ve seçenek yeniden ele alınır.

Uzun süreli kullanımda kemik yoğunluğunda azalma bildirilmiştir. Bu etki, yöntem bırakıldıktan sonra genellikle geri döner. Yine de uzun süreli kullanım planlanıyorsa bu konu ayrıca konuşulur ve kalsiyum ile D vitamini alımı değerlendirilir. Düzenli fiziksel etkinlik de bu konuda yararlı bulunur.

Adet Düzeni Nasıl Değişir?

Enjeksiyonla verilen hormon depo biçiminde salındığı için kan düzeyi uygulamadan sonra yükselir, aralığın sonuna doğru geriler. Rahim iç tabakası bu inişli çıkışlı düzene alışana kadar dökülmesi düzensiz olur; sonuç, takvimle bağdaşmayan kısa lekelenmelerdir. Miktar çoğu zaman günlük bir koruyucuyla karşılanır. Uygulamalar sürdükçe iç tabaka incelir ve pek çok kullanıcıda kanama giderek azalarak yılın sonuna doğru tamamen kesilebilir.

Aylar ilerledikçe tablo ters yöne döner ve kanan miktar giderek azalır. Bir yılı dolduran kullanıcıların önemli bir bölümünde kanama tamamen ortadan kalkar. Bu, yöntemin bozulduğuna değil beklenen etkisinin yerleştiğine işaret eder; iç tabaka ince kaldığı için dökülecek doku da kalmamıştır. Kanın bedende toplandığı yönündeki yaygın endişenin karşılığı yoktur.

Kanamanın kesilmesi bazı kişiler için rahatlatıcı bir sonuçtur. Yoğun adet kanaması ve buna bağlı kansızlık yaşayan kişilerde bu etki yararlı bir özellik olarak değerlendirilebilir. Kan değerlerinde düzelme de bu dönemde izlenebilir.

Bazı kişiler için ise kanamanın kesilmesi kaygı yaratabilir. Bu nedenle yöntem başlanmadan önce beklenen değişikliklerin ayrıntılı biçimde anlatılması önemsenir. Uzun süren ya da yoğun kanama görülmesi durumunda değerlendirme yapılır. Kanamanın kaynağı bu değerlendirmede ayrıca araştırılır.

İğne Bırakıldıktan Sonra Doğurganlık Ne Zaman Döner?

Bu yöntemin ayırt edici özelliklerinden biri, etkisinin bırakıldıktan sonra bir süre daha devam etmesidir. Kas dokusundan salınım kademeli olarak azaldığı için yumurtlama hemen başlamayabilir. Bu durum yöntemin bilinen bir özelliğidir.

Yumurtlamanın yeniden düzene girmesi aylar alabilir. Bu süre kişiden kişiye belirgin biçimde değişir. Bazı kadınlarda birkaç ay içinde adet düzeni yerine otururken, bazılarında bu süre daha uzun sürebilir. Bekleme süresi, kullanım süresinin uzunluğuyla da ilişkilendirilmiştir.

Bu gecikme kalıcı bir etki anlamına gelmez. Yöntemin doğurganlık üzerinde kalıcı bir sonuç bıraktığına ilişkin bir kabul bulunmamaktadır. Bekleme süresi, yalnızca hormonun vücuttan uzaklaşmasıyla ilgilidir. Bu nedenle kalıcı bir sonuç olarak değerlendirilmez.

Yakın dönemde gebelik planı bulunan kişilerde bu özellik göz önünde bulundurulur. Planlanan gebelikten belirli bir süre önce yöntemin bırakılması gerekebilir. Bu nedenle seçim yapılırken gebelik planı ayrıntılı biçimde konuşulur. Yakın planı bulunanlarda farklı seçenekler önerilebilir.

Uygulama Zamanı Kaçarsa Ne Yapılır?

Belirlenen tarihin kaçırılması durumunda ne yapılacağı, ne kadar gecikildiğine bağlıdır. Kısa gecikmelerde uygulama yapılabilir ve koruma sürer. Bu sınır, kullanılan seçeneğe göre farklılık gösterir. Sınırın kişiye önceden bildirilmesi önemsenir.

Gecikme belirlenen sınırı aştığında korunmanın sağlanmadığı kabul edilir. Bu durumda uygulama öncesinde gebelik olasılığının değerlendirilmesi istenir. Ara dönemde korunmasız ilişki olmuşsa bu bilgi paylaşılır. Gerekirse acil korunma seçenekleri de konuşulur.

Yeni uygulamadan sonra belirli bir süre ek yöntem kullanılması önerilebilir. Bu öneri, korumanın yeniden tam olarak sağlanmasına kadar geçen dönemi kapsar. Süre hekim tarafından belirlenir. Bu dönemde prezervatif kullanımı yaygın bir öneridir.

Sık yaşanan gecikmeler, yöntemin kişinin yaşam düzenine uygun olmadığını gösterebilir. Bu durumda daha az takip gerektiren seçenekler konuşulabilir. Yöntem değişikliği kararı, kişinin tercihleri ve sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilir. Geçiş sırasında korunmada kesinti oluşmaması gözetilir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Beklenen tablo kanamanın uygulamalar ilerledikçe azalmasıdır. Bunun tersine, lekelenmenin haftalarca kesilmeden sürmesi ya da her uygulamadan sonra bir öncekinden daha yoğun bir akış görülmesi görüşme nedenidir. Tabloya merdiven çıkarken erken gelen nefes darlığı, dudak ve tırnak yatağında solukluk, yerinden kalkarken gözün kararması eşlik ediyorsa demir depoları ile hemoglobin değerine bakılması yerinde olur. Bu ölçümler kanamanın kişide bir eksikliğe yol açıp açmadığını gösterir.

Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görme ile ilgili şikâyetler ve bir tarafta ortaya çıkan bacak ağrısı ile şişlik gecikmeden başvurulması gereken bulgulardır. Nefes darlığı ve göğüs ağrısı da aynı kapsamda ele alınır.

Gözlerin akında beliren sarı bir renk, kaburganın sağ altına yerleşen künt bir ağrı ve idrarın koyu çay rengine dönmesi bir arada görüldüğünde karaciğer işlevlerinin incelenmesi gündeme gelir. Yaygın kaşıntı ve iştahın kesilmesi de aynı başlıkta ele alınır. Depo etkili bir uygulama söz konusu olduğu için bu bulgular ortaya çıktığında bir sonraki iğnenin zamanı beklenmeden görüşülmesi istenir.

Uygulama bölgesinde artan ağrı, kızarıklık ve şişlik bildirilmesi gereken durumlardandır. Ayrıca ruh halinde belirgin ve süreklilik kazanan değişiklik ortaya çıkarsa, bu durum yöntemin gözden geçirilmesi için yeterli bir gerekçedir.