randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Bağışıklık Kaynaklı Gebelik Kaybı (İmmünolojik İnfertilite)

Bağışıklık sisteminin gebelik üzerindeki rolü, immünolojik nedenli gebelik kaybının ne anlama geldiği, hangi durumlarda araştırıldığı ve testlerin sınırlılıkları üzerine bilgilendirme.

Tekrarlayan gebelik kayıplarının nedeni araştırılırken gündeme gelen başlıklardan biri bağışıklık sisteminin rolüdür. Bu alan, üzerinde çok çalışılan ancak birçok noktası hâlâ tartışmalı olan bir konudur. Bu nedenle sunulan test ve yaklaşımların hangi kanıt düzeyine dayandığının bilinmesi önem taşır. Aşağıda bu konunun bugünkü çerçevesi ve izlenen basamaklar anlatılmıştır.

Bağışıklık Sistemi Gebeliği Nasıl Etkiler?

Gebelik, bağışıklık sistemi açısından kendine özgü bir durumdur. Gelişen bebeğin genetik yapısının yarısı babadan gelir; yani annenin bedeni için kısmen yabancı bir dokudur. Buna karşın olağan koşullarda bu doku reddedilmez.

Bu uyumun nasıl sağlandığı üzerinde çok sayıda çalışma yapılmıştır. Gebelikle birlikte bağışıklık yanıtının biçim değiştirdiği, saldırgan yanıt yerine hoşgörüye yönelik bir düzenlemenin öne çıktığı bildirilmektedir.

Rahim iç zarında bulunan bazı bağışıklık hücrelerinin bu süreçte rol aldığı düşünülmektedir. Bu hücrelerin plasenta damarlarının gelişimine katkı sağladığı, yani yalnızca savunma değil yapıcı bir görev de üstlendiği bildirilmiştir.

Bu düzenlemenin bozulduğu durumlarda gebeliğin sürdürülmesinde sorun oluşabileceği düşünülmektedir. Ancak bu mekanizmaların ne ölçüde ve hangi kişilerde rol oynadığı henüz tam olarak aydınlatılmamıştır.

Bu belirsizlik, konuyla ilgili bilgilerin dikkatle değerlendirilmesini gerektirir. Laboratuvar ortamında gösterilen bir mekanizmanın, gerçek yaşamda gebelik sonuçlarını değiştirdiği anlamına gelmediği belirtilmektedir. Bu ayrımın korunması, gereksiz uygulamalardan kaçınmayı sağlar.

İmmünolojik Nedenli Gebelik Kaybı Ne Anlama Gelir?

Bu ifade, gebelik kaybının arkasında bağışıklık sistemiyle ilgili bir mekanizmanın bulunduğu düşünülen durumları anlatır. Bu başlık altında iki farklı grup ele alınır.

Birinci grup, tanımlanmış ve üzerinde uzlaşılmış tablolardır. Antifosfolipid sendromu bu grubun başında gelir; belirli antikorların varlığı ile gebelik kayıpları arasındaki ilişki gösterilmiştir. Bu tablonun izlem yaklaşımı da tanımlanmıştır.

İkinci grup ise mekanizması varsayıma dayanan ve üzerinde uzlaşı bulunmayan başlıklardır. Anne ile babanın doku uyumu, belirli bağışıklık hücrelerinin sayısı ve çeşitli antikorların düzeyleri bu grupta yer alır.

Bu ikinci grupla ilgili bilgi birikimi hâlâ oluşmaktadır. Bu nedenle bu başlıklara dayanan testlerin ve yaklaşımların yaygın olarak önerilmediği belirtilmektedir. Bu ayrımın bilinmesi, sürecin gerçekçi biçimde değerlendirilmesini sağlar.

Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerin önemli bir bölümünde, tüm incelemelere karşın bir neden bulunamaz. Bu durum açıklanamayan tekrarlayan kayıp olarak adlandırılır. Neden bulunamaması, sonraki gebeliğin sürdürülemeyeceği anlamına gelmez.

Hangi Durumlarda Bu Neden Araştırılır?

Araştırma, tekrarlayan gebelik kaybı bulunan çiftlerde gündeme gelir. Bu tanım genellikle iki ya da daha fazla ardışık gebelik kaybı olarak kullanılır.

Araştırma belirli bir sıra izler. Önce daha sık görülen ve tanımlanmış nedenler değerlendirilir. Rahim yapısını ilgilendiren durumlar, hormonal bozukluklar, tiroit hastalıkları, kan şekeri düzensizliği ve çiftin kromozom yapısı bu grupta yer alır.

Bu incelemelerin sonucunda bir neden bulunamayan durumlarda değerlendirme genişletilir. Açıklanamayan tekrarlayan kayıplar, bağışıklık başlığının gündeme geldiği asıl gruptur.

Tüp bebek uygulamalarında tekrarlayan yerleşme başarısızlığı yaşayan çiftlerde de bu başlık gündeme gelebilir. Bununla birlikte bu alandaki testlerin ve yaklaşımların değeri konusunda henüz uzlaşı bulunmadığı belirtilmektedir.

Hangi Tetkikler İstenebilir?

Kanıt düzeyi en yüksek olan inceleme, antifosfolipid antikorlarının değerlendirilmesidir. Lupus antikoagülanı, antikardiyolipin antikorları ve beta-2 glikoprotein I antikorları bu kapsamda istenir.

Bu testlerin en az on iki hafta arayla iki kez yapılması gerekir. Geçici pozitifliklerin ayıklanması için bu bekleme süresi zorunludur. Tek bir pozitif sonuç üzerinden karar verilmez.

Tiroit bezine yönelik antikorların değerlendirilmesi de sıkça yapılan bir incelemedir. Anti-TPO antikorunun pozitif bulunması, tiroit hormonları beklenen aralıkta olsa bile izlem gerektirebilen bir bulgudur.

Bunların dışında doku uyum testleri, belirli bağışıklık hücrelerinin sayımı ve çeşitli antikor panelleri sunulabilir. Bu testlerin sonuçlarının nasıl yorumlanacağı ve izleme nasıl yansıyacağı konusunda yeterli veri bulunmadığı belirtilmektedir. Bu nedenle bu incelemelerin rutin olarak önerilmediği vurgulanır.

Bu grupta ayrıca değerlendirilen bir başlık, kaybedilen gebelik materyalinin kromozom incelemesidir. Bu inceleme, kaybın kromozom farklılığına bağlı olup olmadığını gösterir. Sonuç, bağışıklık başlığının araştırılıp araştırılmayacağı kararına da katkı sağlar.

Bu Testler Herkese Uygulanır mı?

Bu testlerin tümünün her çifte uygulanması önerilmez. Gereksiz test istenmesi hem maddi yük yaratır hem de yorumlanamayan sonuçlarla kaygıyı artırır.

Antifosfolipid antikorlarının değerlendirilmesi, tekrarlayan gebelik kaybı bulunan kadınlarda önerilen bir incelemedir. Bu test, sonucuna göre izlemi değiştirebildiği için değer taşır.

Buna karşın kanıt düzeyi yeterli olmayan testlerin, sonucu ne olursa olsun izlemi değiştirmeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bir testin yapılabiliyor olması, sonucunun uygulanabilir bir bilgiye dönüşeceği anlamına gelmez.

Hangi testlerin isteneceği, çiftin öyküsü, kayıpların sayısı ve hangi haftalarda gerçekleştiği değerlendirilerek belirlenir. Bu kararın hekimle birlikte, testin ne sağlayacağı konuşularak verilmesi uygun olur.

Kayıpların hangi haftada gerçekleştiği yol gösterici bir bilgidir. Çok erken haftalarda yaşanan kayıplarda kromozom farklılıkları daha sık rol oynarken, ilerleyen haftalardaki kayıplarda başka mekanizmalar öne çıkabilir. Bu ayrım, hangi incelemelerin isteneceğini biçimlendirir.

Hangi Tedavi Yaklaşımları Değerlendirilir?

Antifosfolipid sendromu saptanan kadınlarda izlenen yaklaşım tanımlanmıştır. Düşük doz aspirin ve deri altına uygulanan heparin türü ilaçların birlikte kullanımı bu grupta değerlendirilir. Bu yaklaşımın gebeliğin sürdürülme olasılığını artırdığı bildirilmektedir.

Tiroit antikorları pozitif bulunan kadınlarda hormon değerlerinin yakın izlemi önerilir. Değerlerin belirli sınırların üzerine çıkması durumunda destek gündeme gelebilir. Bu izlem gebelik boyunca sürdürülür.

Kanıt düzeyi tartışmalı yaklaşımlar da bu alanda gündeme getirilebilir. Damar yoluyla verilen bağışıklık ürünleri, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar ve çeşitli hücresel uygulamalar bu grupta yer alır. Bu yöntemlerin yararı konusunda yeterli veri bulunmadığı, buna karşın olası yan etkilerinin bulunduğu belirtilmektedir.

Destekleyici izlem her durumda değerlidir. Düzenli kontrol, kaygının azaltılmasına yönelik destek ve gebelik öncesi hazırlığın tamamlanması sürecin parçasıdır. Açıklanamayan tekrarlayan kayıp yaşayan çiftlerde, ek bir yaklaşım uygulanmasa bile sonraki gebeliğin sürdürülme olasılığının yüksek olduğu bildirilmektedir.

Gebelik Süresince Takip Nasıl Yapılır?

Bu grupta gebelik izlemi erken dönemde başlar. Gebelik testinin pozitifleşmesinden sonra hızla değerlendirme yapılır ve planlanan yaklaşım gecikmeden başlatılır.

İlk haftalarda ultrason incelemeleri sık aralıklarla yapılır. Gebelik kesesinin, kalp atışının ve bebeğin büyümesinin izlenmesi bu dönemde güven verici bir işlev de görür.

İlerleyen haftalarda izlem, bebeğin büyümesi ve plasenta işlevine odaklanır. Doppler incelemesi ile kan akımı değerlendirilir. Kan basıncı ve idrarda protein düzenli olarak kontrol edilir.

Kullanılan ilaçların izlemi de sürecin parçasıdır. Kan sulandırıcı kullanan kadınlarda tam kan sayımı belirli aralıklarla kontrol edilir. Doğum planı ve ilacın ne zaman kesileceği önceden belirlenir. Doğum sonrası dönemde izlemin ne kadar süreceği de bu planda yer alır.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

İki ya da daha fazla gebelik kaybı yaşayan çiftlerin değerlendirme için başvurması yerinde olur. Bu değerlendirmenin yeni bir gebelik oluşmadan önce yapılması, izlemin planlanmasını kolaylaştırır.

Gebelikte kanama, kasık ağrısı ve gebelik belirtilerinde ani azalma gecikmeden değerlendirilmelidir. Bu bulgular birçok nedenle görülebilir; ayrım muayene ve inceleme ile yapılır.

Kan sulandırıcı kullanan kadınlarda uygulama bölgesinde büyük morarmalar, olağandışı kanama, burun kanaması ve diş eti kanaması hekime bildirilmelidir. Bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı ile ani nefes darlığı acil başvuru gerektirir.

Gebeliğin ilerleyen döneminde bebek hareketlerinde azalma, ellerde ve yüzde ani şişlik, şiddetli baş ağrısı ve görmede bulanıklık ertelenmeden değerlendirilmelidir. Yaşanan kayıpların ruhsal yükü belirginleştiğinde de destek alınması önerilir.