Doğumun ardından vücut, gebelik boyunca sürdürdüğü hormonal düzenden kademeli olarak çıkar. Bu geçiş sırasında yumurtalıkların çalışması yeniden başlar ve adet döngüsü kurulur. Sürecin ne zaman tamamlanacağı kadından kadına belirgin biçimde değişir; emzirme bu değişkenliğin başlıca kaynağıdır. Aşağıda adetin dönüş zamanı, emzirmenin etkisi, doğurganlığın yeniden başlaması ve korunma planlaması genel hatlarıyla anlatılmaktadır.
Doğumdan Sonra Adet Ne Zaman Başlar?
Emzirmeyen kadınlarda ilk adet çoğunlukla altıncı ile onuncu haftalar arasında görülür. Bu süre bazı kadınlarda daha kısa olabilir; doğumdan yaklaşık bir ay sonra kanama başlayabilir.
Emzirme sürdürüldüğünde bu süre belirgin biçimde uzar. Bebeğin yalnız anne sütüyle beslendiği dönemde adet aylarca gecikebilir. Emzirmenin sıklığı azaldıkça ve ek gıdaya geçildikçe dönüş yaklaşır.
Bu sürelerin geniş bir aralık oluşturduğu unutulmamalıdır. Aynı kadının farklı doğumlarından sonra bile süre değişebilir. Bu nedenle belirli bir zaman beklentisi kurmak yerine sürecin izlenmesi tercih edilir.
İlk adetin gecikmesi, doğumdan sonraki lohusalık kanamasıyla karıştırılmamalıdır. Lohusalık kanaması doğumdan hemen sonra başlar ve haftalar içinde kesilir; adet ise bu kanamanın bitmesinden sonraki dönemde ortaya çıkar.
Doğumun biçimi bu zamanlamayı belirgin biçimde değiştirmez. Normal doğum ile sezaryen sonrasında adetin dönüş süresi arasında anlamlı bir fark bildirilmemiştir. Belirleyici olan emzirme düzenidir.
Bu dönemde gebelik olasılığının sorgulanması da gerekir. Adetin gecikmesi emzirmeye bağlanabileceği gibi yeni bir gebeliğe de işaret edebilir. Bu ayrımın yapılması için gebelik testi istenebilir.
Emzirme Adetin Dönüşünü Nasıl Etkiler?
Adetin ne zaman geri geleceğini belirleyen en güçlü etken, memenin ne sıklıkla boşaltıldığıdır. Meme uçlarındaki uyarı beyne iletildikçe süt üretimini sürdüren hormonun düzeyi yüksek kalır ve bu yükseklik, yumurtalıklara giden aylık uyarıyı bastırır. Gece aralarının uzaması, ek gıdaya geçilmesi ya da emzirme sayısının azalması bu baskıyı zayıflatır. Bu nedenle yalnızca anne sütüyle beslenen bebeği olan kadınlarda kanamanın dönüşü aylarca gecikebilirken, karma beslenmede daha erken görülür.
Baskılanmanın derecesi emzirmenin sıklığına ve düzenine bağlıdır. Gece emzirmelerinin sürdürüldüğü, aralıkların kısa tutulduğu ve bebeğin yalnız anne sütüyle beslendiği durumlarda etki en belirgin düzeydedir.
Emzirme aralıkları uzadıkça, gece emzirmeleri seyrekleştikçe ve ek gıdaya geçildikçe baskılanma azalır. Bu değişimle birlikte yumurtalıkların çalışması yeniden başlar ve adet döngüsü kurulur.
Bu etkinin kişiden kişiye değiştiği unutulmamalıdır. Aynı emzirme düzenini sürdüren iki kadında adetin dönüş zamanı farklı olabilir. Bu değişkenlik, emzirmenin tek başına bir zamanlama güvencesi sayılmamasının gerekçelerinden biridir.
Emzirme sürerken adet görülmesi de olağandır. Adetin başlaması sütün kesileceği anlamına gelmez ve emzirmenin bırakılmasını gerektirmez. Kanama dönemlerinde süt miktarında geçici bir azalma bildirilebilir; bu durum genellikle kendiliğinden düzelir.
Bebeğin ek gıdaya geçiş dönemi bu değişimin belirginleştiği zamandır. Emzirme öğünlerinin azalmasıyla birlikte baskılanma zayıflar. Bu dönemde adetin dönmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Adet Görmeden Gebe Kalmak Mümkün müdür?
Mümkündür. Bunun nedeni, yumurtlamanın ilk adet kanamasından önce gerçekleşmesidir. Vücut önce yumurtayı serbest bırakır; kanama ise bu yumurtanın döllenmemesinin ardından ortaya çıkar.
Dolayısıyla ilk yumurtlama gerçekleştiğinde kadının henüz adet görmemiş olması olağandır. Bu dönemde korunma yapılmazsa gebelik oluşabilir. Adetin gelmemiş olması bir güvence olarak değerlendirilemez.
Emzirmenin sağladığı baskılanma da mutlak değildir. Sık ve düzenli emzirme olasılığı azaltır ancak tümüyle ortadan kaldırmaz. Emzirme düzeninde bir aksama olduğunda bu koruma zayıflar.
Emzirmeye dayalı bir korunma yaklaşımının belirli koşullara bağlı olduğu bilinir. Bebeğin altı aydan küçük olması, yalnız anne sütüyle beslenmesi ve annenin adet görmemiş olması bu koşullar arasındadır. Koşullardan biri ortadan kalktığında yaklaşımın güvenilirliği azalır.
İlk yumurtlamanın ne zaman gerçekleşeceği önceden bilinemez. Bu belirsizlik, korunmanın adetin dönüşü beklenmeden planlanmasının başlıca gerekçesidir. Planlamanın doğum sonrası ilk kontrolde yapılması yaygındır.
İlk Adetler Neden Düzensiz Olabilir?
İlk dönemde yumurtlama her döngüde gerçekleşmeyebilir. Yumurtalıkları uyaran hormonal düzen henüz tam oturmadığı için, kanamalar yumurtlama olmadan da ortaya çıkabilir.
Yumurtlamanın olmadığı döngülerde rahim iç zarı düzensiz biçimde kalınlaşır ve dökülür. Bu durum kanama aralıklarının değişken olmasına, kimi zaman erken kimi zaman geç gelmesine yol açar.
Kanamanın miktarı ve süresi de bu dönemde farklılık gösterebilir. Gebelik öncesine göre daha yoğun ya da daha hafif kanamalar görülebilir. Emzirmenin sürdüğü dönemde bu değişkenlik daha belirgindir.
Düzenin oturması çoğunlukla birkaç döngü içinde gerçekleşir. Emzirme sürüyorsa bu süre uzayabilir. Emzirmenin tümüyle bırakılmasının ardından birkaç ay içinde düzenin kurulması beklenir.
Emzirme döneminde östrojen düzeyinin düşük seyretmesi de bu tabloya katkı sağlar. Bu değişim kanamanın miktarını azaltabilir ve vajinal kuruluk gibi yakınmalara yol açabilir. Emzirmenin azalmasıyla birlikte bu bulgular geriler.
Bu dönemde adet takviminin tutulması yararlı olur. Kanama başlangıç tarihlerinin kaydedilmesi, düzenin oturup oturmadığını gösterir. Kayıt, gerektiğinde muayene sırasında yol gösterici olur.
Doğum Sonrası Korunma Nasıl Planlanır?
Korunma planlaması, adetin dönüşü beklenmeden gündeme gelir. Doğumdan sonraki ilk kontrolde bu konunun ele alınması yaygın bir uygulamadır.
Emzirme döneminde kullanılabilecek yöntemler bulunur. Süt üretimini etkilemediği bilinen seçenekler bu dönemde tercih edilir. Rahim içi araçlar, yalnız progesteron içeren yöntemler ve engelleyici yöntemler bu kapsamda değerlendirilir.
Yöntemin seçimi kişiye göre yapılır. Emzirme durumu, doğumun biçimi, geçirilmiş hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve yeniden gebelik planının zamanlaması bu kararı biçimlendiren başlıklardır. Uygulamanın hangi dönemde başlatılacağı da hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Planlamanın bir başka boyutu gebelikler arası süredir. İki gebelik arasında belirli bir sürenin bırakılması, annenin toparlanması açısından önerilen bir yaklaşımdır. Bu sürenin uzunluğu doğumun biçimi ve annenin genel durumu göz önünde bulundurularak belirlenir.
Yöntemin ne zaman başlatılacağı da görüşülür. Bazı seçenekler doğumdan hemen sonra uygulanabilirken, bazıları için belirli bir sürenin geçmesi beklenir. Bu zamanlama doğumun biçimine ve emzirme durumuna göre belirlenir.
Kanama Düzeninde Neler Normal Kabul Edilir?
Doğumdan sonraki ilk haftalarda görülen lohusalık kanaması, adetten ayrı bir süreçtir. Başlangıçta yoğun ve kırmızı olan bu kanama günler içinde açılır, miktarı azalır ve genellikle birkaç hafta içinde kesilir.
İlk adetlerin gebelik öncesine göre farklı seyretmesi beklenen bir durumdur. Kanamanın daha yoğun olması, birkaç gün uzun sürmesi ya da tersine daha hafif geçmesi olağan karşılanır.
Döngü aralıklarının ilk aylarda değişkenlik göstermesi de olağandır. Yirmi bir ile otuz beş gün arasındaki aralıklar beklenen bantta kabul edilir. Bu bandın dışına çıkan düzenlerin izlenmesi uygun olur.
Emzirme sırasında hissedilen kasılmalar da bu dönemin bir parçasıdır. Bebeğin emmesiyle salgılanan hormon rahmi kasar; bu kasılmalar kanamanın azalmasına katkı sağlar. İlk günlerde ağrılı olabilen bu hissin zamanla hafiflemesi beklenir.
Kanamanın rengi ve kıvamı da izlenen ayrıntılar arasındadır. Rengin giderek açılması beklenen bir gidiştir. Yeniden parlak kırmızıya dönmesi ise ayrıca değerlendirilir.
Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?
Lohusalık döneminde kanamanın azalmak yerine artması, saatte bir pedin dolması ya da iri pıhtıların gelmesi gecikmeden bildirilmesi gereken bulgulardır. Ateş, titreme ve kanamada kötü koku da aynı kapsamdadır.
Kesilen kanamanın günler sonra yeniden ve yoğun biçimde başlaması ayrıca değerlendirilir. Karın alt bölgesinde artan ağrı ve baskı hissi de aktarılmalıdır.
Emzirmenin bırakılmasından üç ay sonra hâlâ adet görülmemesi inceleme gerektirir. Adet gördükten sonra üç aydan uzun süre kanama olmaması da aynı biçimde ele alınır.
Adet dışı dönemde ortaya çıkan lekelenmeler, ilişki sonrası kanama ve olağandışı yoğun kanamalar bildirilmelidir. Baş dönmesi, çarpıntı ve halsizlikle birlikte süren kanamalar kan değerlerinin değerlendirilmesini gerektirebilir.
Doğum sonrası kontrolün aksatılmaması da önerilir. Bu görüşmede kanama düzeni, iyileşme süreci ve korunma planı birlikte ele alınır. Yakınma bulunmasa bile bu kontrolün yapılması yerinde olur.
