Rahim iç zarına benzeyen dokunun rahim dışındaki bölgelerde yerleşmesi endometriozis olarak adlandırılır. Bu odaklar karın zarında, yumurtalıklarda ve bazen daha derin dokularda bulunabilir. Cerrahi girişim, tablonun her aşamasında değil belirli koşullarda gündeme gelir. Aşağıda bu girişimin nasıl planlandığı, nasıl uygulandığı ve sonrasında nelerin beklendiği anlatılmıştır.
Endometriozis Cerrahisi Hangi Durumlarda Uygulanır?
Odakların çıkarılması gündeme geldiğinde konuşulan ilk başlık, ağrının yaşamı ne ölçüde daralttığıdır. Hormonal düzenlemeye karşın adet günlerinde yataktan kalkılamaması, ay boyunca sürüp giden bir kasık sızısının yerleşmesi ve birliktelik sırasında derinlerde duyulan zorlanma bu değerlendirmenin başlıklarıdır. Şikâyetin kaç aydır sürdüğü ve kişiyi hangi etkinliklerden alıkoyduğu ayrıca kaydedilir.
İlaç tedavisinin kullanılamadığı durumlarda da cerrahi öne çıkar. Hormonal seçeneklerin yan etkileri nedeniyle sürdürülememesi ya da gebelik planı bulunması bu duruma örnektir. Bu kişilerde cerrahi, ilk seçenek haline gelebilir.
Gebelik güçlüğü yaşayan kadınlarda girişim ayrı bir anlam taşır. Odakların ve yapışıklıkların giderilmesi, tüplerin ve yumurtalıkların işlevini destekleyebilir. Bu karar verilirken yaş, rezerv durumu ve daha önce uygulanmış tedaviler göz önünde bulundurulur.
Odakların bağırsak, mesane ya da idrar kanalları üzerinde işlev bozukluğuna yol açtığı durumlarda girişim daha öncelikli hale gelir. Dışkılama sırasında ağrı, idrar yaparken zorlanma ve idrar kanallarında genişleme bu grupta değerlendirilir. Bu bulgular ileri inceleme gerektirir.
Kararın verilmesinde tablonun evresi tek başına belirleyici olmaz. Yaygın görünen bir tablo hafif şikâyetle seyredebilirken, sınırlı sayıda odağın bulunduğu bir kişide ağrı çok belirgin olabilir. Bu nedenle görüntüleme bulguları ile kişinin anlattığı şikâyetin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Endometriozis Cerrahisi Nasıl Yapılır?
Girişim çoğunlukla kapalı yöntemle uygulanır. Karın duvarından açılan küçük deliklerden kamera ve aletler yerleştirilir. Büyütülmüş görüntü sayesinde küçük odakların ayırt edilmesi kolaylaşır.
Karın içi sistemli biçimde gözden geçirilir. Karın zarı, yumurtalıklar, tüpler, rahim arkası bölge, bağırsak yüzeyleri ve mesane üzeri incelenir. Bulunan odakların yeri ve yaygınlığı kaydedilir.
Odakların ele alınmasında iki temel yaklaşım bulunur. Birincisinde odak yakılarak yok edilir; ikincisinde ise çevresindeki sağlam dokuyla birlikte kesilerek çıkarılır. Çıkarma yöntemi, derin yerleşimli odaklarda daha çok tercih edilir.
Yapışıklıkların açılması girişimin ayrılmaz bir parçasıdır. Organlar arasındaki bu bağlantılar hem ağrıya hem işlev bozukluğuna katkı sağlar. Ayırma işlemi sırasında komşu dokuların korunması gözetilir.
Girişim sırasında görülen bulgular ayrıntılı biçimde kaydedilir ve mümkünse görüntülenir. Bu kayıt, ilerleyen yıllarda yapılacak değerlendirmeler için başvuru kaynağı olur. Aynı zamanda ikinci bir girişim gerekirse planlamayı kolaylaştırır.
Derin Endometriozis Cerrahisi Nasıl Planlanır?
Odakların doku içine beş milimetreden fazla ilerlemesi derin yerleşim olarak tanımlanır. Bu tablo, rahim arkası bölgede, bağırsak duvarında ve mesane çevresinde görülebilir. Cerrahi planlaması bu durumda daha kapsamlı yapılır.
Ameliyat öncesinde ayrıntılı görüntüleme yapılır. Manyetik rezonans incelemesi ve gerektiğinde bağırsak ya da idrar yollarına yönelik ek incelemeler istenir. Bu bilgiler girişimin kapsamının önceden belirlenmesini sağlar.
Bu girişimler çoğu zaman birden çok uzmanlık dalının birlikte çalışmasını gerektirir. Genel cerrahi ve üroloji ekiplerinin hazır bulunması planlanabilir. Bu hazırlık, ameliyat sırasında ortaya çıkabilecek durumlara yanıt verilmesini sağlar.
Bağırsak duvarına ilerlemiş odaklarda bir bölüm bağırsağın çıkarılması gerekebilir. Bu olasılık ameliyat öncesinde konuşulur. Bazı durumlarda geçici bir bağırsak ağzı açılması gündeme gelebilir; bu bilgi de karar aşamasında paylaşılır.
Ameliyat Öncesinde Hangi Değerlendirmeler Yapılır?
Değerlendirme ayrıntılı bir öyküyle başlar. Ağrının niteliği, hangi dönemlerde arttığı, günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği ve daha önce hangi tedavilerin denendiği kaydedilir. Bağırsak ve idrar yollarına ilişkin şikâyetler ayrıca sorgulanır.
Muayenede rahim arkası bölge, bağlar ve hareket kısıtlılığı değerlendirilir. Vajinal ultrason bu değerlendirmenin ilk basamağıdır. Odakların ve varsa kistlerin yeri bu incelemede belirlenir.
Gebelik planı bulunan kadınlarda yumurtalık rezervi ölçülür. AMH düzeyi ve ultrasonla folikül sayımı bu amaçla kullanılır. Bu ölçümler, cerrahinin kapsamının belirlenmesinde göz önünde bulundurulur.
Kan tahlilleri, anestezi değerlendirmesi ve gerektiğinde bağırsak hazırlığı ameliyat öncesi adımların parçasıdır. Kullanılan ilaçların bildirilmesi zorunludur. Kan sulandırıcı kullanımı varsa bununla ilgili düzenleme önceden yapılır.
Girişimin hangi kapsamda yapılacağı ve olası sonuçları bu aşamada anlatılır. Bağırsak ya da idrar yollarına yönelik ek bir işlem gerekebileceği önceden paylaşılır. Bu bilgilendirme, ameliyat sonrası dönemde karşılaşılabilecek durumların anlaşılmasını kolaylaştırır.
Ağrı Şikâyeti Ameliyattan Sonra Nasıl Değişir?
Girişimden sonra ağrı şikâyetinde belirgin azalma bildiren kadınların oranı yüksektir. Bu rahatlama çoğunlukla ilk aylarda hissedilir. Odakların çıkarılması ve yapışıklıkların açılması bu etkinin temelini oluşturur.
Rahatlamanın süresi kişiden kişiye değişir. Bazı kadınlarda yıllarca sürerken bazılarında zaman içinde şikâyetler yeniden ortaya çıkabilir. Bu değişkenlik, tablonun süregen niteliğinden kaynaklanır.
Bir bölüm kadında ameliyat sonrasında da ağrı sürer. Bunun nedeni, uzun süren ağrının sinir sisteminde yarattığı duyarlılık artışı olabilir. Bu durumda ağrı yönetimine yönelik ek yaklaşımlar gündeme gelir.
Çocuk isteği ertelenmiş olan kadınlarda, işlem sonrası dönemde ilaçla baskılama gündeme getirilebilir. Buradaki hedef, geride kalabilecek odakların yeniden canlanma hızını düşürmektir. Hangi ilacın seçileceği ve kullanımın ne kadar süreceği; yaş, şikâyet düzeyi ve kişisel beklentilerle birlikte kararlaştırılır.
Ağrının yalnızca cerrahiyle ele alınması çoğu durumda yeterli olmaz. Pelvik taban kaslarına yönelik çalışma, beslenme düzenlemesi ve gerektiğinde ruhsal destek bu sürecin parçası olabilir. Bu bütüncül yaklaşım, uzun dönemde daha kalıcı bir rahatlama sağlayabilir.
İyileşme Süreci Ne Kadar Sürer?
Sınırlı kapsamlı bir girişimde hastanede kalış bir gün sürer. Günlük yaşama dönüş çoğu kişide bir hafta içinde gerçekleşir. Ağır kaldırmadan yaklaşık dört hafta kaçınılması önerilir.
Derin yerleşimli odaklara yönelik kapsamlı girişimlerde bu süreler uzar. Hastanede kalış birkaç güne, tam iyileşme birkaç haftaya çıkabilir. Bağırsağa yönelik işlem yapılmışsa beslenme kademeli olarak açılır.
Başlangıçtaki birkaç günde karında sancı, gerginlik hissi ve çabuk yorulma beklenebilir. İşlem sırasında boşluğu genişletmek için verilen gazın etkisiyle omuz bölgesinde ağrı duyulması da sık aktarılan bir durumdur. Odada kısa mesafeli yürümeye erkenden başlanması, bu tabloların gerilemesini hızlandırır.
Cinsel yaşama dönüş için genellikle üç ile dört hafta beklenmesi önerilir. Kapsamlı girişimlerde bu süre uzayabilir. Kontrol muayenesinin planlandığı gibi yapılması, iyileşmenin izlenmesi açısından önemlidir.
Doku inceleme sonucunun görüşülmesi için bir kontrol randevusu verilir. Bu görüşmede saptanan bulgular ve ilerideki takip planı ele alınır. Gebelik planı bulunan kadınlarda denemelere ne zaman başlanacağı da burada belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ameliyat sonrası dönemde ateş yükselmesi, kesi yerlerinde kızarıklık, akıntı ve şişlik gecikmeden bildirilmelidir. Bu bulgular enfeksiyon açısından değerlendirme gerektirir.
Odakların bağırsak yüzeyinden ayrılması gerekmişse ilk günlerdeki sindirim belirtileri ayrı bir dikkatle izlenir. Karnın giderek şişmesi, kusmanın kesilmemesi, gaz ve dışkı çıkışının hiç başlamaması bağırsak geçişinde bir aksama yönünden ele alınır ve beklenmeden bildirilir.
İşeme güçlüğü çekilmesi, idrarın kızarık görünmesi ya da böğürde ağrı duyulması hekime iletilmesi gereken gelişmelerdir. Bunlara ek olarak baldırda ağrıyla birlikte şişme, göğüste sıkışma hissi ve solunumun zorlaşması, ertelenmeden başvuru gerektiren belirtiler arasında sayılır.
Hastalığın süregen yapısı nedeniyle aylar sonra beliren bulgular da başvuru gerekçesidir. Girişimle hafifleyen adet sancısının eski şiddetine dönmesi, leğen bölgesinde yeniden yerleşen bir sızı ve özellikle adet günlerinde dışkılamayla ilgili yakınmaların tekrar belirmesi bu grupta ele alınır.
Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?
Kanama, her cerrahi girişimde olduğu gibi bu ameliyatta da olası bir durumdur. Belirgin kan kaybı yaşandığında kan verilmesi gerekebilir. Bu olasılık, girişimin kapsamı arttıkça yükselir.
Komşu organların zedelenmesi bu cerrahinin bilinmesi gereken bir riskidir. Bağırsak, mesane ve idrar kanalları bu açıdan değerlendirilir. Odakların bu organlara yakın yerleşmesi ve yapışıklık bulunması bu olasılığı artırır.
İltihabi bir tablonun ortaya çıkması ayrı bir konu başlığıdır. Böyle bir tablo derideki giriş noktalarında görülebileceği gibi karın boşluğu içinde de yerleşebilir. Vücut ısısının yükselmesi, ağrının azalmak yerine artması ve yaradan sızıntı gelmesi uyarıcıdır; bu tablo ilaçla ele alınır.
Yumurtalıklara yönelik işlem yapıldığında rezervde azalma görülebilir. Yeni yapışıklıkların gelişmesi, şikâyetlerin yinelemesi ve anesteziye bağlı sorunlar da bu değerlendirmenin parçasıdır. Bu olasılıkların ameliyat öncesinde ayrıntılı biçimde konuşulması, kararın bilinçli verilmesini sağlar.
