Gebelik oluştuğunda, döllenmiş hücrenin bir bölümü bebeği oluştururken bir bölümü de eşi meydana getiren dokuya dönüşür. Bu dokuya trofoblast adı verilir. Nadiren bu dokunun gelişiminde bir düzensizlik oluşur ve tıp dilinde gestasyonel trofoblastik hastalık olarak adlandırılan tablo ortaya çıkar. Bu grup, izlenebilen ve takibi belirli bir düzene bağlanmış tablolardan oluşur. Aşağıda söz konusu durumun nasıl geliştiği ve nasıl yönetildiği anlatılmıştır.
Gestasyonel Trofoblastik Hastalık Nedir?
Bu başlık, gebelik eşini oluşturan dokudan kaynaklanan bir grup tabloyu kapsar. Ortak özellikleri, bir gebeliğin ardından ortaya çıkmaları ve gebelik hormonu üretmeye devam etmeleridir.
Grup içinde farklı tablolar bulunur. Bunların bir bölümü iyi huylu olarak değerlendirilir ve boşaltma işleminden sonra kendiliğinden geriler. Üzüm gebeliği bu grubun en sık görülen üyesidir.
Bir bölüm tabloda ise doku boşaltma sonrasında da varlığını sürdürür ve ek tedavi gerektirir. Bu durum sürekli trofoblastik hastalık olarak adlandırılır ve ilaç tedavisiyle ele alınır.
Bu grubun ayırt edici bir özelliği, kanda ölçülen gebelik hormonunun bir izleme aracı olarak kullanılabilmesidir. Bu ölçüm hem tanının konmasında hem de tedavinin sonucunun değerlendirilmesinde yol gösterir.
Bu grup, gebelikle ilişkili tablolar içinde seyrek karşılaşılan bir başlıktır. Buna karşılık tanı yöntemleri ve izlem düzeni iyi tanımlanmış durumdadır. Sürecin belirli bir takvime bağlı yürütülmesi, bu tablonun ele alınmasını kolaylaştıran unsurlardan biridir.
Üzüm Gebeliği Nasıl Ortaya Çıkar?
Üzüm gebeliği, döllenme sırasındaki bir düzensizlik sonucunda gelişir. Bu düzensizlik nedeniyle bebek gelişimi ya hiç oluşmaz ya da eksik kalır; eşi oluşturan doku ise aşırı çoğalır ve içi sıvı dolu küçük kesecikler biçimini alır.
Bu keseciklerin görünümü hastalığa adını vermiştir. Ultrasonda tipik olarak çok sayıda küçük boşluğun bir arada bulunduğu bir görüntü ortaya çıkar.
İki temel biçimi tanımlanmıştır. Tam biçimde bebeğe ait doku bulunmaz; tüm genetik yapı babadan gelir. Kısmi biçimde ise bebeğe ait bir miktar doku bulunabilir ancak gelişim sürdürülemez.
Bu tablonun ortaya çıkması kişinin yaptığı ya da yapmadığı bir şeyle ilişkili değildir. Çok genç yaşta ve ileri yaşta gebeliklerde ve daha önce benzer bir öykü bulunanlarda daha sık bildirilmiştir; ancak çoğu durumda belirlenebilir bir gerekçe bulunmaz.
Tablonun tam ve kısmi biçimleri arasında sonraki takibin süresi bakımından farklılık bulunur. Bu ayrım, boşaltma sonrasında çıkarılan dokunun incelenmesiyle netleşir. İnceleme sonucunun beklenmesi, takip planının doğru kurulabilmesi açısından gereklidir.
Gebelikle İlişkili Tümörler Belirtileri Nelerdir?
En sık bildirilen bulgu vajinal kanamadır. Kanama genellikle gebeliğin ilk üç ayı içinde ortaya çıkar. Miktarı ve süresi değişkenlik gösterebilir; kanamayla birlikte üzüm tanesini andıran küçük parçaların düşmesi bildirilebilir.
Rahim boyutunun gebelik haftasına göre beklenenden büyük bulunması bir başka bulgudur. Bu durum muayene ya da ultrason sırasında fark edilir.
Bulantı ve kusmanın olağandan belirgin biçimde şiddetli olması bildirilebilir. Gebelik hormonunun yüksek düzeyde üretilmesi bu şikâyetle ilişkilendirilir.
Daha seyrek olarak tansiyon yükselmesi, tiroid hormonlarının aşırı çalışmasına bağlı çarpıntı ve terleme, karın ağrısı ve yumurtalıklarda kist gelişimi görülebilir. Bu bulgular tablonun erken fark edilmesiyle daha az sıklıkta karşılaşılan durumlar hâline gelmiştir.
Bu bulguların bir bölümü gebeliğin olağan seyrinde de görülebilir. Bulantı ve lekelenme sık karşılaşılan şikâyetlerdir. Ayırt edici olan, bu bulguların beklenenin belirgin ötesinde olması ya da ultrason incelemesinde eşlik eden bir görünümün saptanmasıdır.
Tanı İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Değerlendirme ultrason incelemesiyle başlar. Vajinal yolla yapılan ultrasonda rahim içindeki görünüm değerlendirilir. Tipik görüntü tanının konmasında belirleyici bir basamaktır.
Kanda beta hCG ölçümü yapılır. Bu tabloda değer, gebelik haftasına göre beklenenin belirgin üzerinde bulunabilir. Ölçüm tek başına tanı koydurmaz; ultrason bulgularıyla birlikte değerlendirilir.
Kan sayımı, kan grubu, tiroid işlevleri, karaciğer ve böbrek değerlendirme tahlilleri istenir. Akciğer filmi çekilmesi de değerlendirmenin bir parçasıdır.
Kesin tanı, boşaltma işlemiyle çıkarılan dokunun incelenmesiyle konur. Bu inceleme hem tablonun hangi biçimde olduğunu gösterir hem de sonraki takibin nasıl planlanacağını belirler.
Beta hCG ölçümünde kullanılan yöntem laboratuvarlar arasında farklılık gösterebilir. Takip boyunca ölçümlerin aynı laboratuvarda yapılması bu nedenle tercih edilir; böylece değerlerin seyri arasında karşılaştırma yapılması daha güvenilir olur.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
İlk basamak rahim içindeki dokunun boşaltılmasıdır. İşlem genellikle vakum yöntemiyle, anestezi altında yapılır. Rahim ağzı genişletilerek içerideki doku dikkatli biçimde çıkarılır.
İşlem sırasında kanama olabileceği için önceden hazırlık yapılır. Rh negatif kan grubuna sahip kişilere işlem sonrasında koruyucu bir iğne uygulanır. Çıkarılan dokunun tamamı incelemeye gönderilir.
Doğurganlık beklentisi bulunmayan ve belirli koşulları taşıyan kişilerde rahmin çıkarılması bir seçenek olarak konuşulabilir. Bu tercih takibin gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Boşaltma sonrasında değerler beklendiği gibi düşmezse ya da yükselmeye başlarsa ilaç tedavisi gündeme gelir. Bu tedavi belirli aralıklarla uygulanan kürler biçiminde yürütülür ve hormon değerleri normale dönene kadar sürdürülür.
İşlem sonrasında birkaç gün süren kanama ve kramp biçiminde ağrı görülebilir. Bu dönemde ağır kaldırmaktan kaçınılması ve bölgesel temizliğe dikkat edilmesi istenir. Adet kanamasının birkaç hafta içinde geri dönmesi beklenir.
Beta hCG Takibi Neden Uzun Sürer?
Boşaltma işleminden sonra kanda kalan gebelik hormonunun tümüyle temizlenmesi zaman alır. Değerlerin sıfıra inmesi haftalar sürebilir; bu süre kişiden kişiye değişir.
Takibin asıl amacı yalnızca değerin düşmesini görmek değildir. Düşüşün ardından yeniden yükselme olup olmadığının izlenmesi de bu takibin bir parçasıdır. Böyle bir yükselme, dokunun varlığını sürdürdüğünü gösterebilir.
Ölçümler önce haftalık aralıklarla yapılır. Değer normal düzeye indikten sonra aylık aralıklarla belirli bir süre boyunca sürdürülür. Toplam takip süresi tablonun biçimine göre değişir.
Takip döneminde gebelik oluşmaması istenir. Bunun nedeni, yeni bir gebeliğin de gebelik hormonu üreteceği ve yükselmenin hangi nedenle olduğunun ayırt edilemeyeceğidir. Bu dönemde uygun bir korunma yönteminin kullanılması bu nedenle önerilir.
Takip döneminde ölçümlerin kaydedilerek saklanması yararlı olur. Değerlerin bir liste hâlinde izlenmesi, seyrin bütün olarak değerlendirilmesini kolaylaştırır ve kontrol görüşmelerinde başvurulacak bir kaynak oluşturur.
Sonrasında Ne Zaman Gebelik Planlanabilir?
Gebelik planı, takip süresinin tamamlanmasının ardından gündeme gelir. Bu süre hormon değerlerinin seyrine ve tablonun biçimine göre belirlenir; hekim tarafından açıkça bildirilir.
İlaç tedavisi uygulanmış kişilerde bekleme süresi genellikle daha uzun tutulur. Tedavinin tamamlanmasından sonra belirli bir süre boyunca gebelikten korunulması istenir.
Bu tablonun yaşanmış olması sonraki gebeliklerin sağlıklı seyretmeyeceği anlamına gelmez. Yeni gebeliklerin büyük bölümünün beklenen biçimde ilerlediği bilinmektedir.
Sonraki gebeliklerde erken dönemde ultrason yapılması istenir. Bu inceleme gebeliğin beklenen biçimde ilerlediğini göstermek amacıyla planlanır. Doğum sonrasında da eşin incelemeye gönderilmesi ve bir ölçüm yapılması önerilebilir.
Bu tablonun yeniden yaşanma olasılığı düşük bildirilmiştir. Buna karşılık daha önce böyle bir öyküsü bulunan kişilerde yeni gebeliğin erken dönemde değerlendirilmesi istenir. Bu yaklaşım bir kaygı gerekçesi değil, olağan bir izlem düzenlemesidir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Gebeliğin erken döneminde ortaya çıkan vajinal kanama değerlendirme gerektirir. Kanamayla birlikte küçük kesecik biçiminde parçaların düşmesi gecikmeden bildirilmelidir.
Gebelikte bulantı ve kusmanın beslenmeyi engelleyecek düzeyde şiddetli olması, sıvı alımının sürdürülememesi ve buna eşlik eden halsizlik değerlendirilmelidir.
Takip döneminde vajinal kanamanın yeniden başlaması, karın ağrısı, öksürük, nefes darlığı ve balgamda kan görülmesi bildirilmesi gereken bulgulardır.
Takip için belirlenen ölçüm tarihlerine uyulması bu süreçte en önemli başlıktır. Ölçümlerin atlanması takibin bütünlüğünü bozar. Bu dönemde gebelik olasılığı düşünüldüğünde de gecikmeden bilgi verilmesi gerekir.
