randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Gebelikte Kan Sulandırıcı Kullanımı (Heparin Tedavisi)

Gebelikte kan sulandırıcı kullanımının gerekçeleri, heparinin etki biçimi, uygulama yöntemi, süresi, olası yan etkileri ve doğum öncesi düzenleme üzerine bilgilendirme.

Doğum, bebek eşinin ayrılmasıyla rahim duvarında geniş bir yüzeyin açılması anlamına gelir ve vücut bu ana aylar öncesinden hazırlanır; pıhtılaşmayı sağlayan etkenlerin düzeyi yükselirken pıhtıyı çözen sistem geri çekilir. Bu hazırlık her gebelikte görülür ve çoğu kadında bir sorun doğurmaz. Ancak bazı kadınlarda bu kayma, üzerine bindiği başka bir eğilimle birleşerek pıhtı gelişimini kolaylaştırır. Böyle durumlarda kanın pıhtılaşmasını yavaşlatan bir ilacın gebelik boyunca kullanılması gündeme gelir. Aşağıda bu ilaçların hangi başlıklarda düşünüldüğü, nasıl uygulandığı ve kullanım sırasında nelerin izlendiği ele alınmıştır.

Gebelikte Kan Sulandırıcı Hangi Durumlarda Gündeme Gelir?

En belirgin gerekçe, daha önce damar içinde pıhtı oluşumu yaşanmış olmasıdır. Bacak toplardamarlarında pıhtı ya da akciğere pıhtı atma öyküsü bulunan kadınlarda gebelik boyunca koruyucu yaklaşım değerlendirilir.

Antifosfolipid sendromu tanısı almış kadınlar bir başka gruptur. Bu tabloda hem pıhtı oluşumunu önlemek hem de gebeliğin sürdürülmesini desteklemek amaçlanır. Bu grupta yaklaşım genellikle düşük doz aspirinle birlikte planlanır.

Kalıtsal pıhtılaşma bozukluğu saptanmış kadınlarda karar, bozukluğun türüne ve kişinin öyküsüne göre verilir. Her kalıtsal bulgu ilaç kullanımını gerektirmez; bazı durumlarda yalnızca izlem yeterli olur.

Mekanik kalp kapağı bulunan kadınlar, uzun süreli yatak istirahati gerektiren durumlar ve ileri düzeyde kilo fazlalığı gibi ek risk taşıyan başlıklar da değerlendirilir. Doğum sonrası dönem pıhtı açısından ayrıca dikkat gerektirdiğinden bazı kadınlarda uygulama yalnızca bu dönemi kapsayabilir.

Karar her kadında ayrı ayrı verilir. Kalıtsal bir bulgunun taşınması ya da ailede pıhtı öyküsü bulunması tek başına ilaç kullanımını gerektirmez. Değerlendirmede bulgunun türü, kişinin kendi öyküsü ve gebelikte eklenen diğer risk başlıkları birlikte ele alınır.

Heparin Nasıl Etki Eder?

Heparin, kanın pıhtılaşma zincirindeki belirli basamakları engelleyerek etki gösterir. Kandaki doğal bir engelleyici maddenin etkinliğini artırır ve pıhtı oluşumunu yavaşlatır.

Bu ilaç var olan bir pıhtıyı eritmez. Etkisi, yeni pıhtı oluşumunun önlenmesi ve mevcut pıhtının büyümesinin engellenmesi yönündedir. Bedenin kendi çözme mekanizmaları zaman içinde devreye girer.

Gebelikte tercih edilmesinin temel nedeni, plasentayı geçmemesidir. Molekül yapısı büyük olduğu için bebeğe ulaşmaz; bu nedenle bebek üzerinde doğrudan bir etkisi bulunmaz. Ağızdan alınan bazı kan sulandırıcılar ise plasentayı geçtiği için gebelikte kullanılmaz.

Günümüzde daha çok düşük molekül ağırlıklı biçimleri kullanılır. Bu biçimlerin etkisi daha öngörülebilirdir, günde bir ya da iki kez uygulanabilir ve düzenli kan tahliliyle takip gerektirmez. Bu özellikler gebelikte kullanımını kolaylaştırır.

Anne sütüne de geçmediği bildirilmiştir. Bu özellik, doğum sonrası dönemde uygulamanın sürdürülmesi gerektiğinde emzirmenin devam edebilmesini sağlar. Bu bilgi, doğum planı yapılırken anneye önceden aktarılır.

Tedaviye Ne Zaman Başlanır, Ne Kadar Sürer?

Başlama zamanı kullanım gerekçesine göre değişir. Gebelik kaybını önlemeye yönelik kullanımda, gebelik testinin pozitifleşmesinin ardından erken dönemde başlanması istenir.

Pıhtıdan korunma amacıyla kullanımda başlama zamanı kişinin risk düzeyine göre belirlenir. Yüksek risk taşıyan kadınlarda gebeliğin erken haftalarında başlanırken, orta düzeydeki durumlarda ilerleyen haftalar ya da yalnızca doğum sonrası dönem planlanabilir.

Gebelik sırasında yeni bir pıhtı gelişmesi durumunda uygulama tedavi dozunda başlatılır. Bu durumda süre ve doz farklı belirlenir; izlem daha yakından yapılır.

Kullanım çoğu durumda doğum sonrası dönemde de sürdürülür. Doğumdan sonraki ilk haftalar pıhtı açısından en riskli dönem olarak kabul edilir. Bu nedenle uygulamanın doğumdan sonra altı haftaya kadar sürdürülmesi sıkça planlanır. Kesin süre hekim tarafından belirlenir.

Uygulamanın kişi tarafından kendiliğinden bırakılması uygun değildir. Kesilme kararı, doğum planı ve doğum sonrası dönem birlikte değerlendirilerek verilir. Gebelik boyunca planın gözden geçirilmesi de olağan izlemin parçasıdır.

İlaç Nasıl Uygulanır?

Uygulama deri altına yapılan enjeksiyon biçimindedir. Ağızdan alınan bir biçimi bulunmaz; mide asidi bu maddeyi etkisiz hâle getirir.

Enjeksiyon bölgesi olarak genellikle karın ön duvarı seçilir. Göbek çevresinin birkaç santimetre uzağı tercih edilir. Uygulama bölgesinin her seferinde değiştirilmesi, morarma ve sertleşmeyi azaltır.

Uygulama tekniği kişiye ya da yakınına öğretilir. Deri iki parmak arasında hafifçe tutulur, iğne dik açıyla batırılır ve ilaç yavaşça verilir. Enjeksiyon sonrasında bölgenin ovalanmaması istenir; ovalama morarmayı artırır.

İlacın her gün aynı saatte uygulanması önerilir. Bir dozun atlanması durumunda ne yapılacağı önceden hekimden öğrenilmelidir; iki dozun birlikte uygulanması uygun değildir. Kullanılmış iğnelerin uygun bir kapta toplanması ve güvenli biçimde atılması da uygulamanın parçasıdır.

İlacın saklama koşullarına da dikkat edilmesi gerekir. Kutunun üzerinde belirtilen sıcaklık aralığına uyulması ve doğrudan güneş ışığından korunması istenir. Seyahat sırasında taşınma biçimi önceden planlanmalıdır.

Hangi Yan Etkiler Görülebilir?

En sık görülen yan etki, enjeksiyon bölgesinde morarma ve hafif ağrıdır. Bu durum çoğu kadında görülür ve genellikle sorun yaratmaz. Bölgenin değiştirilmesi ve soğuk uygulama bu şikâyeti azaltabilir.

Kanamaya eğilimin artması beklenen bir etkidir. Diş eti kanaması, burun kanaması ve küçük yaralanmalarda kanamanın uzaması görülebilir. Bu belirtilerin belirginleşmesi hekime bildirilmelidir.

Uzun süreli kullanımda kemik yoğunluğunda azalma bildirilmiştir. Bu etki düşük molekül ağırlıklı biçimlerde daha az görülür. Kalsiyum ve D vitamini alımının yeterli olması bu nedenle önerilir.

Seyrek görülmekle birlikte trombosit sayısında düşüş bildirilen bir durumdur. Bu nedenle kullanım sırasında belirli aralıklarla tam kan sayımı istenebilir. Ciltte döküntü ve alerjik tepkiler de bildirilen yan etkiler arasındadır; bu durumda hekime danışılmalıdır.

Yan etkilerin çoğu yönetilebilir niteliktedir. Uygulama tekniğinin gözden geçirilmesi, bölgenin düzenli değiştirilmesi ve gerektiğinde ilacın biçiminin ya da dozunun ayarlanması şikâyetleri azaltabilir. Bu nedenle ilacın kendi başına bırakılması yerine hekime danışılması önerilir.

Doğum Öncesinde Tedavi Nasıl Düzenlenir?

Doğum yaklaştığında uygulamanın zamanlaması yeniden planlanır. Amaç, doğum sırasında kanama riskini artırmadan pıhtı korumasını sürdürmektir.

Belden yapılan ağrısızlaştırma uygulamaları bu planın önemli bir parçasıdır. Bu işlemlerin güvenli biçimde yapılabilmesi için son dozdan itibaren belirli bir sürenin geçmiş olması gerekir. Bu süre kullanılan doza ve ilaca göre değişir.

Planlı doğum yapılacak kadınlarda son dozun ne zaman uygulanacağı önceden belirlenir. Bu bilgi hem gebeye hem doğumu gerçekleştirecek ekibe aktarılır.

Doğumun kendiliğinden başladığı durumlarda son dozun ne zaman uygulandığı bilgisi büyük önem taşır. Bu nedenle gebenin uygulama saatlerini kaydetmesi ve hastaneye başvurduğunda bu bilgiyi paylaşması istenir. Doğum sonrasında uygulamaya ne zaman yeniden başlanacağı da hekim tarafından belirlenir. Bu ilaç anne sütüne geçmediği için emzirme sürdürülebilir.

Doğum sırasında görev alacak ekibin bu bilgiden haberdar olması önemlidir. Gebeye verilen bilgilendirme kartının ya da reçetenin yanında bulundurulması önerilir. Böylece acil bir başvuruda kullanılan ilaç ve son doz bilgisi hızla aktarılabilir.

Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?

Durdurulamayan burun ya da diş eti kanaması, idrarda ya da dışkıda kan görülmesi, kusmukta kan bulunması gecikmeden başvuru gerektirir. Küçük bir yaralanmadan sonra kanamanın uzaması da bildirilmelidir.

Vajinal kanama, karın ağrısı ve kasıklarda kramp tarzı ağrı ertelenmeden değerlendirilmelidir. Bu bulgular ilaç kullanımından bağımsız nedenlerle de görülebilir.

Koruyucu ilaç kullanılıyor olması, yeni bir pıhtı gelişmeyeceği anlamına gelmez; bu nedenle bulguların izlenmesi ilaç süresince sürdürülür. Yalnızca bir bacakta ortaya çıkan ve karşı bacakla arasında çevre farkı yaratan şişlik, deride kızarma, elle duyulan ısı farkı ve baldıra bastırıldığında keskinleşen ağrı bu kapsamdadır. Pıhtının akciğere ulaştığı tabloda ise bulgular değişir: hiç yoktan gelen nefes darlığı, derin soluk almakla artan göğüs ağrısı, öksürükle balgamda kan görülmesi ve dinlenirken bile süren hızlı kalp atımı bu tabloyu oluşturur ve erteleme kaldırmaz.

Şiddetli baş ağrısı, görmede ani değişiklik, tek taraflı güçsüzlük ve konuşmada güçlük de ertelenmemesi gereken bulgulardır. Enjeksiyon bölgesinde yayılan kızarıklık, ısı artışı ve akıntı ile ciltte yaygın döküntü de hekime bildirilmelidir. Doğum eyleminin başladığı düşünüldüğünde de son doz bilgisiyle birlikte hastaneye başvurulması gerekir.