Genital bölgede küçük su toplamaları ve ardından oluşan ağrılı yaralarla seyreden tablo, herpes simpleks virüsünün yol açtığı bir enfeksiyondur. Virüs vücuda girdikten sonra sinir köklerinde sessiz biçimde kalır ve zaman zaman yeniden etkinleşir. Bu döngüsel yapı, hastalığın en belirleyici özelliğidir. Aşağıda virüsün nasıl geçtiği, atakların birbirinden nasıl ayrıldığı ve gebelik döneminde nelere dikkat edildiği anlatılmıştır.
Genital Herpes Nasıl Bulaşır?
Virüs, deri ve mukoza teması sırasında geçer. Vajinal, anal ve oral temas bulaş için yeterlidir. Dudak çevresinde uçuğu bulunan kişiyle yapılan oral temas, genital bölgede enfeksiyona yol açabilir; bu nedenle iki bölge arasındaki aktarım göz ardı edilmez.
Geçiş olasılığı, yara ve su toplamalarının bulunduğu dönemde en yüksektir. Ancak bulguların bulunmadığı dönemlerde de virüs deri yüzeyine çıkabilir. Sessiz saçılım adı verilen bu durum, kişinin farkında olmadan bulaştırıcı olabileceği anlamına gelir ve enfeksiyonun yayılmasında önemli bir paya sahiptir.
Vücut dışında virüs kısa sürede etkisizleşir. Havlu, klozet ve havuz suyu yoluyla geçiş beklenmez. Doğum sırasında bebeğe aktarım ise ayrı bir başlıktır; annede doğum sırasında etkin lezyon bulunması bu geçişin temel koşuludur.
Virüsün iki tipi tanımlanmıştır. Birinci tip klasik olarak dudak çevresinde, ikinci tip genital bölgede görülür; ancak bu ayrım kesin değildir. Son yıllarda genital bölgede birinci tipin saptanma sıklığı artmıştır. İki tip arasındaki fark, atakların yineleme eğiliminde kendini gösterir.
İlk Atak ile Tekrarlayan Ataklar Nasıl Farklıdır?
İlk atak genellikle en şiddetli geçen dönemdir. Virüsle ilk kez karşılaşan vücutta henüz koruyucu antikorlar oluşmadığı için tablo yaygın seyreder. Lezyonlar çok sayıda ve geniş bir alana yayılmış olabilir; iyileşme iki ile üç haftayı bulabilir.
İlk atağa çoğunlukla genel bulgular eşlik eder. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve kasıkta lenf bezi büyümesi görülebilir. Bir bölüm kişide idrar yaparken şiddetli yanma nedeniyle idrar yapmakta zorlanma gelişir.
Tekrarlayan ataklar daha hafif seyreder. Lezyon sayısı azdır, tek bir bölgede toplanır ve iyileşme çoğunlukla bir hafta içinde tamamlanır. Genel bulgular genellikle bulunmaz. Atak öncesinde bölgede karıncalanma, kaşıntı ya da yanma hissedilir; öncü belirti adı verilen bu his, atağın başlayacağını haber verir. Atak sıklığı ilk yıllarda daha yüksektir ve zamanla azalma eğilimi gösterir.
Genital Uçuk Belirtileri Nelerdir?
Tablo, bölgede kızarıklık ve üzerinde toplu iğne başı büyüklüğünde, içi berrak sıvı dolu kabarcıklarla başlar. Bu kabarcıklar birkaç gün içinde açılarak yüzeysel yaralara dönüşür. Yaraların tabanı kırmızı, kenarları belirgindir ve dokunmakla ağrı verir.
Kadınlarda lezyonlar dış dudaklarda, vajina girişinde, makat çevresinde ve kalçanın üst bölümünde yerleşebilir. Vajina içinde ve rahim ağzında da bulunabilirler; bu konumda ağrıdan çok akıntı artışı dikkat çeker. Yaraların üzeri kabuklanarak iyileşir ve genellikle iz bırakmaz.
Kişilerin önemli bir bölümünde tablo hiç fark edilmez ya da başka nedenlerle karıştırılır. Küçük bir çatlak, tahriş ya da mantar enfeksiyonu olarak yorumlanabilir. Bu nedenle enfeksiyonu taşıdığını bilmeyen kişi sayısı azımsanmayacak düzeydedir.
Yaraların iyileşme süresi atağın türüne göre değişir. İlk atakta kabuklanma daha geç başlar; tekrarlayan ataklarda süreç hızlanır. İyileşme sırasında bölgede geçici renk açılması ya da koyulaşması görülebilir; bu değişiklik zamanla kaybolur.
Tanı İçin Hangi Testler Yapılır?
Tanıda en değerli yöntem, etkin lezyondan alınan örneğin incelenmesidir. Kabarcık henüz açılmadan ya da yeni açılmış yaradan alınan sürüntüde virüsün genetik materyali aranır. Bu yöntem duyarlılığı yüksek olan ve virüs tipini de belirleyebilen bir incelemedir.
Örneğin zamanlaması sonucu doğrudan etkiler. Yara kabuklanmaya başladıktan sonra alınan örnekte virüs saptanamayabilir; bu durum enfeksiyonun bulunmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle örnek alma için lezyonun erken döneminde başvurulması istenir.
Kan testleri, virüse karşı oluşan antikorları ölçer. Bu testler geçirilmiş karşılaşmayı gösterir ancak enfeksiyonun ne zaman edinildiğini ve şu anda etkin olup olmadığını belirtmez. Antikorların oluşması haftalar aldığı için, ilk atak sırasında yapılan kan testi negatif çıkabilir. Bu nedenle kan testleri belirli durumlarda ve hekim değerlendirmesiyle istenir; tarama amacıyla rutin kullanımı yaygın değildir.
Hangi Tedavi Yaklaşımları Uygulanır?
Yaklaşımın temelini virüse etkili ilaçlar oluşturur. Bu ilaçlar virüsün çoğalmasını yavaşlatır; atağın süresini kısaltır ve yakınmaları hafifletir. Virüsü vücuttan tümüyle uzaklaştırmazlar. Uygulama ağızdan tablet biçiminde yapılır; bölgesel kremlerin katkısı sınırlı bulunur.
Erken başlanan kullanım daha belirgin yarar sağlar. Bu nedenle öncü belirtileri tanıyan kişilerde, atağın ilk saatlerinde kullanıma başlanması planlanabilir. İlk atakta kullanım süresi daha uzun tutulur.
Yılda çok sayıda atak yaşayan kişilerde baskılayıcı kullanım gündeme gelir. Bu yaklaşımda ilaç düşük dozda ve sürekli kullanılır; atak sıklığını azaltır ve eşe geçiş olasılığını düşürür. Süre ve doz hekim tarafından belirlenir. Ağrının azaltılması için ılık oturma banyoları, bölgenin kuru tutulması ve pamuklu iç çamaşırı kullanımı destekleyici önlemler arasındadır.
İdrar yaparken şiddetli yanma duyulan olgularda, idrarın ılık su altında yapılması yakınmayı hafifletebilir. Bölgeye pudra, parfümlü ürün ve alkol içeren solüsyon uygulanmaması istenir; bunlar iyileşmeyi geciktirebilir. Bol ve pamuklu giysiler sürtünmeyi azaltır.
Gebelikte ve Doğumda Nelere Dikkat Edilir?
Gebelikten önce enfeksiyonu edinmiş kadınlarda bebeğe geçiş olasılığı düşüktür. Bunun nedeni, annede oluşmuş antikorların plasenta yoluyla bebeğe geçerek koruyucu etki sağlamasıdır. Bu grupta atak yaşanması durumunda bile risk sınırlı kalır.
Asıl dikkat gerektiren durum, ilk enfeksiyonun gebeliğin son dönemine denk gelmesidir. Antikorlar henüz oluşmadığı için bebek korunmasız kalır. Yenidoğanda gelişen herpes enfeksiyonu ciddi seyredebileceğinden bu durumda izlem daha yakından yapılır.
Doğum planı, doğum sırasında etkin lezyon bulunup bulunmadığına göre belirlenir. Doğum eylemi başladığında bölgede lezyon varsa sezaryen gündeme gelir. Lezyon bulunmayan olgularda normal doğum düşünülebilir. Gebeliğin son haftalarında koruyucu ilaç kullanımı, atak olasılığını azaltmak amacıyla önerilebilir. Bu kararlar gebelik izlemini yürüten hekim tarafından verilir.
Bulaşmayı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Atak döneminde cinsel temastan kaçınılması öncelikli önlemdir. Bu dönem, öncü belirtilerin başladığı andan yaraların tümüyle kabuklanıp iyileştiği ana kadar sürer. Lezyonlara elle dokunulduğunda ellerin yıkanması, virüsün başka bölgelere taşınmasını önler.
Bulgusuz dönemlerde kondom kullanımı geçiş olasılığını azaltır. Koruyuculuk kısmidir; virüs örtülmeyen deri bölgelerinden de geçebilir. Yine de düzenli kullanım anlamlı bir katkı sağlar.
Baskılayıcı ilaç kullanımının eşe geçiş olasılığını azalttığı bildirilmiştir. Eşlerden birinin enfeksiyonu taşıdığı, diğerinin taşımadığı durumlarda bu yaklaşım gündeme gelebilir. Konunun eşle açıkça konuşulması, korunma planının birlikte yürütülmesini sağlar. Bağışıklığı zayıflatan koşulların, yorgunluğun ve uzun süreli güneş etkisinin atakları tetikleyebildiği de bildirilir.
Tanının eşe açıklanması güç bulunsa da, korunma planının kurulabilmesi için gereklidir. Enfeksiyonun yaygınlığı ve çoğu kişide hafif seyretmesi bu konuşmayı kolaylaştıran bilgilerdir. Eşin de test yaptırması, hangi tarafın koruma gerektirdiğini belirlemeye yardımcı olur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Genital bölgede ilk kez ortaya çıkan su toplaması ya da ağrılı yara, tanının konabilmesi için erken dönemde değerlendirilmelidir. Örnek alma olanağı yalnızca bu dönemde vardır.
Ateş, şiddetli halsizlik ve idrar yapamama düzeyinde ağrı gelişmesi, tablonun ağır seyrettiğini gösterir ve gecikmeden başvuru gerektirir. Yaraların olağan süre içinde iyileşmemesi, genişlemesi ya da üzerinde irin oluşması da inceleme gerekçesidir.
Gebelik döneminde ortaya çıkan lezyonlar mutlaka izlemi yürüten hekimle paylaşılmalıdır; doğum planı bu bilgiye göre biçimlenir. Atakların sıklaşması, yılda çok sayıda yinelemesi ya da günlük yaşamı kısıtlayacak düzeye gelmesi, baskılayıcı kullanımın değerlendirilmesi için başvuru nedenidir. Bağışıklığı baskılayan bir hastalığı bulunanlarda ya da bu yönde ilaç kullananlarda tablo farklı seyredebileceğinden erken başvuru önerilir.
