randevu@drelifcetindag.com
Tahlil Kütüphanesi

Hemoglobin 8 g/dL Ciddi Kansızlığa İşaret Eder mi?

Hemoglobin 8 g/dL sonucunun hangi kansızlık aralığına girdiği, olası nedenleri, adet kanamasıyla ilişkisi ve gecikmeden başvuru gerektiren belirtiler üzerine bilgilendirme.

Kan sayımı raporunda hemoglobin satırının belirgin biçimde düşük çıkması, çoğu kişide tedirginlik yaratır. 8 g/dL ölçümü, üzerinde durulması gereken sonuçlar arasındadır. Bu sayının ne anlattığı, hangi tabloların böyle bir düzeye yol açabildiği ve nasıl bir yol izlendiği aşağıda genel hatlarıyla anlatılmıştır. Değerlendirmenin kişiye göre değiştiği, bu nedenle raporun hekimle birlikte incelenmesinin yerinde olduğu baştan belirtilmelidir.

Hemoglobin Değeri Neyi Gösterir?

Hemoglobin, alyuvarların içinde bulunan ve oksijeni akciğerlerden dokulara taşıyan moleküldür. Yapısında demir içerir; kırmızı rengi de bu yapıdan gelir. Kan sayımında bildirilen hemoglobin değeri, belirli hacimdeki kanda bu molekülden ne kadar bulunduğunu gösterir.

Bu sayı, kanın oksijen taşıma kapasitesinin doğrudan ölçüsüdür. Düzey azaldığında dokulara ulaşan oksijen miktarı geriler ve vücut bunu telafi etmeye çalışır. Kalp atım hızının artması ve solunumun hızlanması bu telafi çabasının görünen sonuçlarıdır.

Değer, alyuvarların sayısına ve her bir hücrenin içerdiği hemoglobin miktarına birlikte bağlıdır. Bu nedenle kan sayımı raporunda hemoglobin tek başına yer almaz; alyuvar sayısı, hücre büyüklüğü ve hemoglobin içeriği gibi ölçütler aynı sayfada bildirilir ve birlikte okunur.

Bu ölçüt, kansızlığın tanımlanmasında alyuvar sayısından daha güvenilir kabul edilir. Hücre sayısı beklenen aralıkta olsa bile her hücrenin içeriği azalmış olabilir; bu durumda taşınan oksijen miktarı yine de düşer.

Hemoglobin 8 g/dL Hangi Aralığa Girer?

Üreme çağındaki kadınlar için bildirilen alt sınır çoğu raporda 12 g/dL civarındadır. Gebelikte bu sınır kan hacminin artması nedeniyle daha aşağıda, 11 g/dL dolayında kabul edilir. 8 g/dL her iki durumda da bu sınırların belirgin biçimde altında kalır.

Gebe olmayan kadınlar için yaygın kullanılan derecelendirmede 11 ile 11,9 g/dL arası hafif, 8 ile 10,9 g/dL arası orta, 8 g/dL altı ise ağır kansızlık sayılır. Sekiz sayısı bu düzenlemede orta basamağın en alt ucuyla ağır basamağın başladığı noktanın tam kesiştiği yerde durur; yani ölçüm birkaç ondalık aşağı kaydığında sınıflandırma değişir. Gebelikte aynı basamaklar daha aşağıdan başlar ve ağır sınırı 7 g/dL olarak kullanılır, bu nedenle gebe bir kadında aynı sayı farklı bir basamağa denk gelir.

Basamağın adı tek başına ne yapılacağını belirlemez. Düşüşün ne kadar sürede geliştiği, kişinin yakınmaları ve varsa süregelen bir kan kaybı, sayının kendisinden daha belirleyici olabilir. Bu nedenle derecelendirme, tabloyu tarif etmeye yarayan bir çerçeve olarak ele alınır.

Sayının tek başına ne ölçüde şikâyet yaratacağı kişiden kişiye değişir. Düşüşün yavaş gelişmesi, vücudun uyum sağlamasına zaman tanır; bu durumda kişi beklenenden daha az yakınma bildirebilir. Hızlı gelişen düşüşlerde ise aynı sayı çok daha belirgin bulgular verir.

Tek bir ölçüme dayanarak karar verilmesi de tercih edilmez. Örnekle ilgili bir sorun ya da geçici bir durum sonucu etkilemiş olabilir. Beklenmedik biçimde düşük çıkan değerlerde ölçümün yinelenmesi yaygın bir uygulamadır.

Ciddi Kansızlık Hangi Belirtileri Verebilir?

En sık bildirilen yakınmalar belirgin yorgunluk, güçsüzlük ve günlük etkinlikleri sürdürmekte zorlanmadır. Merdiven çıkmak, yokuş yürümek ya da alışveriş taşımak gibi eskiden zorlanmadan yapılan işler güçleşir.

Çarpıntı ve efor sırasında nefes darlığı bu düzeyde sık görülür. Ayağa kalkarken baş dönmesi, gözlerin kararması ve kulak çınlaması eklenebilir. Ciltte, dudaklarda ve göz kapağı iç kısmında solukluk dikkat çekici bir bulgudur.

Dikkat toplamada güçlük, uykuya eğilim artışı ve baş ağrısı da tabloya eşlik edebilir. Soğuğa dayanıksızlık, ellerde ve ayaklarda üşüme hissi görülebilir. Demir yetersizliğine bağlı tablolarda saç dökülmesi, tırnak kırılganlığı ve dilde yanma gibi ek bulgular bulunabilir. Kalp hastalığı olan kişilerde göğüs ağrısı ortaya çıkabilir; bu bulgu ayrıca değerlendirilir.

Bu Düzeyde Kansızlığın Nedenleri Neler Olabilir?

Nedenler üç ana başlıkta toplanır: kan kaybı, üretim yetersizliği ve alyuvarların olağandan hızlı yıkılması. Kadınlarda ilk başlık öne çıkar ve çoğu zaman kaynağı adet kanamasıdır.

Sindirim sisteminden fark edilmeden süren kanamalar da bu düzeye yol açabilir. Mide ve bağırsakları ilgilendiren yaralar, polip yapıları ve bazı ilaçların uzun süreli kullanımı bu grupta değerlendirilir. Kanın dışkıyla karışması her zaman görünür olmadığı için tablo sinsi ilerleyebilir.

Üretim yetersizliği başlığında demir, B12 ve folat eksiklikleri yer alır. Kemik iliğini etkileyen hastalıklar, böbrek yetmezliği ve süregen iltihabi hastalıklar da üretimi kısıtlar. Yıkım artışı ise kalıtsal alyuvar hastalıkları ve bazı bağışıklık kaynaklı tablolarda görülür. Hangi başlığın söz konusu olduğu, kan sayımındaki diğer ölçütler ve ek testlerle araştırılır.

Birden fazla nedenin bir arada bulunması olağandır. Yoğun adet kanaması olan ve aynı zamanda demir alımı yetersiz kalan bir kadında iki etken birbirini destekler. Bu nedenle bir neden saptandığında araştırma otomatik olarak sonlandırılmaz.

Aşırı Adet Kanaması Bu Tabloya Yol Açar mı?

Açabilir. Yoğun ve uzun süren adet kanamaları, üreme çağındaki kadınlarda bu düzeydeki kansızlığın en sık nedenleri arasında yer alır. Her döngüde kaybedilen miktarın beslenmeyle karşılanamaması durumunda hemoglobin aylar içinde giderek geriler.

Kanamanın fazla sayılmasına yol açan ölçütler arasında yedi günden uzun sürmesi, pıhtı içermesi, gece ped değişimi gerektirmesi ve iki saatten kısa aralıklarla değişim yapılması sayılabilir. Kişinin kendi kanamasını karşılaştıracağı bir ölçütü bulunmadığı için bu durum çoğu zaman fark edilmez.

Kanamanın artmasına yol açabilecek nedenler ayrıca araştırılır. Rahim duvarındaki myomlar, rahim iç zarındaki polipler, iç zarın kalınlaşması, adenomyozis ve pıhtılaşma sistemini ilgilendiren bozukluklar bu başlıkta değerlendirilir. Rahim içi araç kullanımı ve tiroit işlev bozuklukları da kanama düzenini etkileyebilir.

Kanamanın kaynağı belirlendiğinde yaklaşım da netleşir. Myoma bağlı bir kanama ile hormonal düzensizliğe bağlı bir kanama farklı biçimde ele alınır. Bu nedenle kansızlığın giderilmesi kadar kanamanın nedeninin bulunması da hedeflenir.

Bu Değerde Hangi Tetkikler İstenebilir?

Değerlendirme kan sayımının ayrıntılı incelenmesiyle başlar. Alyuvar büyüklüğünü gösteren MCV değeri, kansızlığın türü hakkında ilk yönlendirmeyi sağlar. Küçük hücreli tablolarda demir yetersizliği, büyük hücreli tablolarda B12 ve folat eksikliği öncelikli olarak düşünülür.

Demir durumunu ortaya koymak için ferritin, serum demiri, demir bağlama kapasitesi ve transferrin doygunluğu istenir. Kanın gençleşme hızını gösteren retikülosit sayımı, kemik iliğinin yanıt verip vermediği hakkında bilgi sunar. B12 ve folat düzeyleri ile tiroit hormonları da değerlendirmeye eklenebilir.

Kanamanın kaynağını araştırmak için jinekolojik muayene ve rahim ile yumurtalıkların ultrason ile incelenmesi yapılır. Dışkıda gizli kan incelemesi, sindirim sisteminden kayıp olup olmadığını araştırmak amacıyla istenebilir. Böbrek ve karaciğer işlevlerini gösteren testler ile iltihabi süreç göstergeleri de tabloya göre eklenir.

Tetkiklerin hangi sırayla isteneceği tablonun gidişine göre belirlenir. Neden hızla ortaya konabildiğinde kapsam dar tutulur; belirsizliğin sürdüğü durumlarda inceleme genişletilir ve gerektiğinde ilgili alanla ilgilenen hekimlerle birlikte sürdürülür.

Hangi Belirtiler Vakit Kaybetmeden Hekime Başvurmayı Gerektirir?

Dinlenme sırasında bile süren nefes darlığı, göğüste baskı ya da sıkışma hissi ve dinlenmekle geçmeyen çarpıntı gecikmeden değerlendirme gerektiren bulgulardır. Bu belirtiler kalbin telafi çabasının sınırına yaklaştığını düşündürebilir.

Bayılma, bilinç bulanıklığı, ayağa kalkamayacak düzeyde güçsüzlük ve konuşmada bozulma da aynı kapsamda ele alınır. Ped değişiminin saat başı gerektiği yoğun bir adet kanaması, büyük pıhtılarla giden kanama ve durmayan kanama da gecikmesiz başvuru gerektirir.

Kusmukta kan görülmesi, dışkının siyah ve katran görünümü alması ya da dışkıda parlak kırmızı kan bulunması, sindirim sisteminden etkin bir kanamayı düşündürür ve hızlı değerlendirme gerektirir. Gebelik döneminde bu düzeyde bir hemoglobin saptanması durumunda da izlem planının gecikmeden gözden geçirilmesi uygun olur.

Sonucu Hangi Etkenler Değiştirebilir?

Sekiz gibi belirgin düşük bir çıktıda bile plazma tarafındaki oynamalar akılda tutulur. Yoğun kusma ya da ishalle su kaybeden bir kadında kan koyulaştığı için tablo göründüğünden daha iyimser bir rakam verebilir; sıvı açığı kapandığında gerçek düzey ortaya çıkar ve daha da aşağıda olduğu görülebilir. Ani ve büyük bir kanamanın ilk saatlerinde de aynı yanılgı geçerlidir, çünkü kayıp henüz plazmayla dengelenmemiştir. Ölçümün belli bir süre sonra yinelenmesi bu nedenle istenir.

Bu denli düşük bir sonuçla karşılaşıldığında, ölçümün doğruluğunu etkileyebilecek teknik ayrıntılar gözden geçirilir. Kol lastiğinin uzun süre bağlı bırakılması sayıyı yükseltebileceği gibi, damar yolu takılı olan koldan alınan örnek de değeri olduğundan düşük gösterebilir. Tüpün işaretli çizgiye kadar dolmaması ve örnekte pıhtı bulunması aynı şekilde sonucu güvenilmez kılar.

Gebelik döneminde kan hacminin artması hemoglobinin doğal olarak gerilemesine yol açar; bu nedenle gebelikte ölçülen değerler gebe olmayan bir kadınla aynı ölçütle karşılaştırılmaz. Yakın zamanda yapılmış kan nakli, kullanılan ilaçlar ve yükseklik farkı da göz önünde bulundurulan başlıklardır. Bu nedenle beklenmedik bir sonuçta ölçümün yinelenmesi istenebilir.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir