İdrar kanalının altına destek yerleştirilerek yapılan askı ameliyatlarının birden fazla uygulama yolu vardır. Şeridin hangi yönde ilerletildiği, işlemin özelliklerini ve dikkat edilmesi gereken noktaları değiştirir. TVT yöntemi, şeridin leğen kemiğinin arkasındaki boşluktan yukarı doğru çıkarıldığı tekniktir. Aşağıda bu yöntemin ayırt edici yanları, kimlerde düşünüldüğü ve sonrasında izlenen süreç açıklanmıştır.
TVT Askı Ameliyatı Nedir?
TVT, gerginliksiz vajinal şerit anlamına gelen İngilizce sözcüklerin kısaltmasıdır. Yöntemde sentetik yapıdaki ince şerit, vajina ön duvarındaki küçük bir kesiden girilerek idrar kanalının orta bölümünün altına yerleştirilir. Şeridin uçları mesanenin ön tarafındaki boşluktan yukarı doğru ilerletilir ve karın alt bölgesindeki iki nokta kesiden dışarı çıkarılır.
Adındaki gerginliksiz ifadesi işlemin temel ilkesini anlatır. Şerit idrar kanalını sıkmaz, altında serbest bir hamak gibi durur. Basınç arttığı anda kanal bu desteğe doğru bastırılır ve kapanma sağlanır. Dinlenme hâlinde kanal üzerinde bir baskı bulunmaz, bu nedenle idrar yapma olağan biçimde sürer.
Şeridin gözenekli dokusu, vücudun kendi bağ dokusunun içine ilerlemesine olanak tanır. Bu süreç tamamlandığında şerit yerinde sabitlenmiş olur ve destek kalıcılık kazanır. İlk haftalardaki hareket kısıtlamaları bu yerleşmenin bozulmaması içindir.
TOT Yönteminden Farkı Nedir?
İki yöntem arasındaki temel ayrım, şeridin izlediği yoldur. TVT'de şerit yukarı doğru, mesanenin önündeki boşluktan geçerek karın duvarına ulaşır. TOT yönteminde ise yanlara doğru, leğen kemiğindeki açıklıktan geçip uyluk kıvrımına çıkar. Şeridin idrar kanalının altındaki konumu her iki yöntemde de benzerdir.
Yol farkı, karşılaşılabilecek sorunların türünü değiştirir. Yukarı doğru ilerleyen yolda mesaneye komşuluk daha yakındır; bu nedenle işlem sırasında mesanenin içi kamerayla kontrol edilir. Yanlara doğru giden yolda ise uyluk bölgesindeki ağrı daha sık bildirilen bir durumdur. Her iki yöntemin de kendine özgü dikkat noktaları vardır.
Kaçırmayı giderme açısından her iki yöntem de kabul görmüş uygulamalardır. Hangisinin uygun olduğu genel bir üstünlük sıralamasına göre değil, kişinin bulgularına, kaçırmanın şiddetine ve daha önce geçirilen girişimlere bakılarak belirlenir. Bu karar muayene ve tetkik sonuçları değerlendirildikten sonra verilir.
İki tekniğin ortak yanı da vardır. Her ikisinde de kalıcı bir sentetik şerit kullanılır ve şerit gergin bağlanmaz. Yerleştirme sonrasındaki kısıtlamalar, iyileşme takvimi ve uzun dönemde şeride bağlı olarak gelişebilecek sorunlar bu nedenle benzer başlıklar altında ele alınır.
Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Yöntem, karın içi basınç artışıyla ortaya çıkan idrar kaçırmada gündeme gelir. Öksürük, hapşırık, gülme ya da ağırlık kaldırma sırasında görülen sızıntı bu tanımın içindedir. Ani sıkışma hissiyle gelen kaçırmada askı işleminden rahatlama beklenmez; bu tabloda önce farklı bir yol izlenir.
Şeridin kemik arkasından yukarı doğru uzanması, idrar kanalına aşağıdan yukarı doğru daha belirgin bir destek sağlar. Kanalın kendi kapanma gücünün ileri düzeyde zayıfladığı, yani ayakta dururken bile çok küçük zorlanmalarla kaçırmanın olduğu tablolarda bu özellik yöntemi öne çıkarır. Böyle bir zayıflık, mesane içi basınçların ölçüldüğü ürodinami incelemesiyle sayısal olarak ortaya konur. Daha önce yatay yerleşimli bir şerit takılmış ve şikâyeti sürmüş kişilerde de bu yol gündeme gelebilir.
Karın bölgesine yönelik çok sayıda ameliyat geçirmiş, o boşlukta yapışıklık beklenen kişilerde bu yol daha dikkatli planlanır. Kanama eğilimi yaratan durumlar ve gebelik planı da karar aşamasında göz önünde bulundurulur. Seçim, tüm bu başlıkların birlikte değerlendirilmesiyle yapılır.
Kişinin beklentisi de karar sürecinin parçasıdır. İşlemin hangi şikâyeti hedeflediği, hangi hareketlerdeki kaçırmanın gerilemesinin beklendiği ve hangi durumların sürebileceği önceden konuşulur. Bu açıklama yapılmadığında, sonuç beklentiyle örtüşmeyebilir.
Ameliyat Öncesinde Neler Yapılır?
İlk adım kaçırmanın türünü ayırmaktır. Şikâyetin hangi hareketlerle ortaya çıktığı, gündelik yaşamı nasıl etkilediği ve ped kullanım miktarı ayrıntılı sorgulanır. Sıkışma hissinin bulunup bulunmadığı özellikle netleştirilir, çünkü bu bilgi yöntemin uygunluğunu doğrudan belirler.
Muayenede öksürme sırasında kaçırma gözlenir, pelvik taban desteğinin durumu değerlendirilir. İdrar tahliliyle enfeksiyon araştırılır; enfeksiyon varsa işlem sonraya bırakılır. Mesanede idrar sonrası kalan miktar ölçülür. Ürodinami incelemesi, kanalın kapatma gücü hakkında bilgi vermesi nedeniyle bu yöntem düşünülürken daha sık istenir.
Anestezi hazırlığı kapsamında kan tetkikleri yapılır ve gerek görülürse ek incelemeler eklenir. Kan sulandırıcı ilaçların kullanımı hekim yönlendirmesiyle düzenlenir. İşlemden birkaç saat önce yeme içme kesilir. Sigara kullananlarda bırakma ya da azaltma, doku iyileşmesi ve solunum açısından önerilir.
Mesane günlüğünün birkaç gün tutulması istenebilir. Bu kayıtta sıvı alımı, idrara çıkma sıklığı, kaçırma anları ve o sırada yapılan hareket not edilir. Öykünün tek başına verdiğinden daha nesnel bir tablo sunduğu için, karar sürecinde sıklıkla başvurulan bir yöntemdir.
Ameliyat Nasıl Uygulanır?
Vajina ön duvarında idrar kanalının orta bölümüne denk gelen küçük bir kesi açılır. Karın alt bölgesinde, kasık kemiğinin hemen üzerinde iki nokta kesi işaretlenir. Özel bir taşıyıcı yardımıyla şerit, mesanenin önündeki boşluktan geçirilerek bu noktalardan dışarı alınır.
Şerit geçirildikten sonra mesanenin içi kamerayla incelenir. Bu adım, taşıyıcının mesane duvarına zarar verip vermediğini doğrudan görmeyi sağlar ve yöntemin standart bir parçasıdır. Gerekirse şerit yeniden konumlandırılır. Ardından şeridin gerginliği ayarlanır; kanal ile şerit arasında küçük bir aralık bırakılması hedeflenir.
Ayarlama tamamlandığında kesiler kapatılır ve dışarıda kalan şerit uçları cilt altında kesilerek bırakılır. Anestezi olarak belden yapılan uygulama ya da genel anestezi kullanılabilir. İşlem süresi çoğunlukla otuz ile kırk beş dakika arasındadır; başka bir girişimle birlikte yapıldığında bu süre uzar.
Ameliyat Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürer?
İlk saatlerde mesanenin boşalabildiği kontrol edilir. İşlem sırasında yerleştirilen sonda çoğunlukla kısa sürede çıkarılır ve idrar yapma denenir. Kalan idrar miktarı beklenenin üzerindeyse sonda bir süre daha kalabilir; bu durum genellikle geçicidir. Hastanede kalış bir günü aşmaz.
Karın alt bölgesindeki küçük kesilerde birkaç gün süren hassasiyet duyulabilir. Yürüyüş erken dönemde serbesttir. Kısıtlanan hareketler ağır kaldırma, ıkınma ve karın kaslarını zorlayan egzersizlerdir; bunlar yaklaşık altı hafta ertelenir. Kabızlığın önlenmesi bu dönemde önem taşır.
Hafif kanamalı akıntı ilk haftalarda görülebilir ve giderek azalır. Masa başı işlere dönüş çoğunlukla iki hafta içinde mümkün olur, bedensel güç gerektiren işlerde süre uzar. Cinsel yaşama ara verilmesi genellikle altı hafta önerilir; kesin süre kontrol muayenesindeki bulgulara göre belirlenir.
Bu dönemde pelvik taban egzersizlerinin sürdürülmesi genellikle istenir. Yerleştirilen şerit kas gücünü artırmaz; kasların kendi desteğinin korunması, sonucun uzun dönemde sürdürülmesine katkı sağlayan ayrı bir başlıktır. Egzersize ne zaman başlanacağı kontrol muayenesinde belirlenir.
Olası Riskler ve Komplikasyonlar Nelerdir?
İşlem sırasında mesane duvarının delinmesi bildirilen durumlar arasındadır. Şeridin izlediği yol mesaneye komşu olduğu için ameliyat sırasında yapılan kamerayla kontrol bu nedenle yapılır. Fark edildiğinde taşıyıcı geri çekilip yeniden yönlendirilir ve sonda süresi uzatılır. Kanama ve mesanenin önündeki boşlukta kan birikmesi de ender görülen sorunlardandır.
Erken dönemde idrar yapmada zorlanma yaşanabilir. Çoğu kişide ödemin gerilemesiyle düzelir; sürmesi durumunda şeridin gevşetilmesi gerekebilir. Bir başka bildirilen durum, işlemden sonra ani sıkışma hissinin ortaya çıkması ya da daha önce hafif olan sıkışmanın belirginleşmesidir. Bu tabloya yönelik ayrı bir yaklaşım gerekebilir.
Uzun dönemde şeridin vajina duvarından açığa çıkması ender de olsa görülebilir; akıntı, kanama ya da cinsel birleşme sırasında rahatsızlık şeklinde kendini gösterir. İdrar yolu enfeksiyonu, kesi yerinde iyileşme sorunu ve kaçırmanın zamanla yeniden ortaya çıkması diğer olasılıklardır. Bu başlıkların ameliyat kararı verilmeden önce ayrıntılı konuşulması, sürecin gerçekçi biçimde planlanmasını sağlar.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
TVT şeridinin kemik arkasından yukarı doğru çıkan yerleşimi, idrar kanalına daha dik bir destek uygular. Bunun sonucu olarak boşaltma güçlüğü bu yöntemde ayrıca izlenen bir başlıktır. Sonda çıkarıldıktan sonra saatler geçtiği hâlde tuvalete çıkılamaması, yalnızca damlalar gelmesi ve göbek altında giderek büyüyen taş gibi sert bir dolgunluk duyulması beklemeden bildirilir. Akımın belirgin biçimde incelmesi, tuvaletten kalkıldıktan kısa süre sonra yeniden sıkışma duyulması da kontrole alınan bulgulardır.
İdrarda kan görülmesi, yanma, sık ve az miktarda idrara çıkma enfeksiyon açısından inceleme gerektirir. Ateşin yükselmesi, titreme ve bel bölgesine yayılan ağrı da başvuru nedenidir. Karın kesilerinden gelen akıntı, kızarıklık ve şişlik bildirilmesi gereken bulgular arasındadır.
Şerit sentetik bir malzemeden yapıldığı için, örttüğü doku üzerinden dışarı doğru sıyrılması uzun dönemde bildirilmiş bir durumdur. Bu gelişme çoğu kez parmakla dokunulduğunda hissedilen sert, telsi bir kenar biçiminde fark edilir; eşin birleşme sırasında bir batma tarif etmesi de aynı yönü gösterir. Kesilmeyen kanamalı akıntı ve kokusu bozulan bir salgı bu başlıkta ele alınır. Bacaklardan yalnızca birinin şişip ısınması ve ani başlayan nefes darlığı ise pıhtı açısından beklemeden bildirilir.
