randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kan Uyuşmazlığı (Rh İzoimmünizasyonu)

Anne ile bebek arasındaki Rh kan uyuşmazlığının nasıl geliştiği, Coombs testi, anti-D uygulaması ve sonraki gebelikler için anlamı üzerine bilgilendirme.

Kan grubu belirlenirken A, B, AB ve 0 harflerinin yanına bir de artı ya da eksi işareti eklenir. Bu işaret, kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde Rh adı verilen bir proteinin bulunup bulunmadığını gösterir. Anne Rh negatif, bebek ise Rh pozitif olduğunda kan uyuşmazlığı olarak bilinen durum gündeme gelir. Günümüzde koruyucu uygulama sayesinde bu tablo büyük ölçüde önlenebilmektedir; bu nedenle kan grubunun gebeliğin başında bilinmesi önem taşır.

Kan Uyuşmazlığı Nasıl Ortaya Çıkar?

Anne ile bebeğin kan dolaşımları normalde birbirinden ayrıdır. Plasenta bu iki dolaşım arasında bir sınır oluşturur. Ancak belirli durumlarda bebeğe ait az miktarda kan hücresi anne dolaşımına geçebilir.

Anne Rh negatifse, bağışıklık sistemi bu hücrelerin yüzeyindeki Rh proteinini yabancı olarak tanır. Buna karşı antikor üretmeye başlar. Bu süreç duyarlanma olarak adlandırılır ve bir kez oluştuğunda kalıcıdır.

Üretilen antikorların yapısı, bebek eşindeki geçiş yollarını kullanabilecek niteliktedir; bu özellik onları asıl önemli kılan noktadır. Anne dolaşımından bebeğin dolaşımına ulaştıklarında, bebeğin kırmızı kan hücrelerinin yüzeyindeki hedefe tutunurlar. İşaretlenmiş hücreler dalakta ayıklanır ve normal ömrünü tamamlamadan yıkılır. Kemik iliği bu kaybı karşılamakta zorlandığında bebekte kansızlık ortaya çıkar ve tablonun ağırlığına göre izlem sıklaştırılır.

Geçişin en sık olduğu an doğumdur. Ancak düşük, dış gebelik, kanama, karına gelen darbe ve rahim içine yapılan girişimler sırasında da geçiş olabilir. Bu nedenle koruyucu uygulama yalnızca doğuma bağlı değil, bu durumlarda da gündeme gelir.

Uyuşmazlık yalnızca Rh proteiniyle sınırlı değildir. Kırmızı kan hücrelerinin yüzeyinde bulunan başka bazı yapılar da benzer bir sürece yol açabilir. Bunlar daha seyrek görülür ancak antikor taramasında saptanabilir. Bu nedenle tarama testi yalnızca Rh antikorlarını değil, diğer antikorları da araştıracak biçimde yapılır.

Rh Negatif Olmak Ne Anlama Gelir?

Rh negatif olmak bir hastalık değildir. Toplumda belirli bir oranda görülen olağan bir kan grubu özelliğidir. Kişinin sağlığı üzerinde günlük yaşamda herhangi bir etkisi yoktur.

Önem kazandığı tek durum gebeliktir ve o da eşin kan grubuyla ilişkilidir. Eş de Rh negatifse bebek de Rh negatif olur ve uyuşmazlık söz konusu olmaz. Bu nedenle gebelik takibinde eşin kan grubu da sorulur.

Eş Rh pozitifse bebeğin Rh pozitif olma olasılığı bulunur. Bu durumda koruyucu yaklaşım planlanır. Bebeğin kan grubunu doğumdan önce belirlemeye yönelik yöntemler bulunmakla birlikte, her merkezde uygulanmayabilir.

Kan grubunun gebeliğin ilk kontrolünde belirlenmesi standart bir uygulamadır. Daha önce bilinen bir sonuç bulunsa bile testin yinelenmesi tercih edilir. Bu bilgi yalnızca uyuşmazlık için değil, olası bir kanama durumunda hazırlık açısından da kullanılır.

Kan grubunun bilinmesi, gebelik dışında da yararlı bir bilgidir. Ameliyat, kaza ya da kanama durumlarında hızlı karar verilmesini sağlar. Sonucun kişisel kayıtlarda saklanması ve gebelik dosyasında yer alması önerilir; sonraki gebeliklerde de bu kayıtlar kullanılır.

İlk Gebelikte Sorun Görülür mü?

İlk gebelikte tablo çoğunlukla sorun oluşturmaz. Bunun nedeni, kan geçişinin genellikle doğum sırasında gerçekleşmesi ve antikor üretiminin bu andan sonra başlamasıdır. Bebek doğduğu için üretilen antikorlar ona ulaşamaz.

Bağışıklık sisteminin ilk karşılaşmada ürettiği antikorlar, plasentayı geçemeyen türdendir. Yeterli miktarda ve plasentayı geçebilen antikor üretimi zaman alır. Bu gecikme, ilk gebeliği koruyan bir mekanizmadır.

Bu genel kuralın istisnaları vardır. Gebelik sırasında kanama olması, düşük tehdidi, karına darbe alınması ya da amniyon sıvısından örnek alınması gibi durumlarda geçiş gebelik sırasında gerçekleşebilir. Bu durumda ilk gebelikte de duyarlanma oluşabilir.

Ayrıca daha önce geçirilmiş düşük, dış gebelik ya da kan nakli öyküsü bulunan kadınlarda duyarlanma zaten oluşmuş olabilir. Bu nedenle ilk gebelik olması, değerlendirmenin atlanmasına gerekçe oluşturmaz ve antikor taraması yine de yapılır.

Indirekt Coombs Testi Ne Zaman İstenir?

Bu test, anne kanında Rh proteinine karşı antikor bulunup bulunmadığını araştırır. Sonucun negatif olması, henüz duyarlanma gelişmediğini gösterir. Pozitif olması ise antikorların oluştuğunu ve izlem gerektiğini bildirir.

Test, Rh negatif olan tüm gebelerde ilk kontrolde istenir. Sonuç negatifse yirmi sekizinci hafta dolayında tekrarlanır. Bu ikinci ölçüm, koruyucu uygulama öncesinde durumun teyit edilmesini sağlar.

Sonuç pozitif çıktığında antikorun miktarı titre olarak ölçülür ve düzenli aralıklarla tekrarlanır. Birçok merkezde bire on altı ya da bire otuz iki düzeyi, bebeğin ileri yöntemlerle değerlendirilmeye başlandığı eşik olarak kullanılır. Bu eşik kesin bir hastalık sınırı değildir; eşiğin altında kalmak bebeğin hiç etkilenmediği anlamına gelmediği gibi, eşiğin aşılması da bebekte kansızlık bulunduğunu doğrudan göstermez. Titre yalnızca izlemin sıklaştırılacağı ve Doppler ölçümlerine geçileceği anı belirler. Kullanılan yöntem laboratuvara göre değiştiği için karşılaştırmanın aynı laboratuvarda yapılması istenir. Bu izlem doğuma kadar sürdürülür.

Sonuçlar laboratuvarın kullandığı yönteme göre farklı biçimlerde raporlanabilir. Bu nedenle karşılaştırmaların mümkünse aynı laboratuvarda yapılması tercih edilir. Test tek başına değil, gebelik öyküsü ve ultrason bulgularıyla birlikte yorumlanır.

Testin adındaki indirekt sözcüğü, antikorların doğrudan hücreye bağlı hâlde değil, kan sıvısında serbest olarak arandığını anlatır. Bebekte doğumdan sonra yapılan direkt testte ise antikorların bebeğin kan hücrelerine bağlanıp bağlanmadığına bakılır. İki test farklı sorulara yanıt verir.

Anti-D İğnesi Ne Zaman Uygulanır?

Anti-D, anne dolaşımına geçen bebek kan hücrelerini, bağışıklık sistemi onları tanıyıp antikor üretmeye başlamadan önce ortadan kaldıran bir hazır antikor ürünüdür. Böylece duyarlanmanın oluşması engellenir.

Standart uygulama iki aşamalıdır. İlki gebeliğin yirmi sekizinci haftası dolayında yapılır; bu uygulama gebeliğin son döneminde olabilecek geçişlere karşı koruma sağlar. İkincisi doğumdan sonra, bebeğin Rh pozitif olduğu belirlenirse yapılır.

Doğum sonrası uygulamanın ilk yetmiş iki saat içinde yapılması istenir. Bu pencerenin kaçırılması yalnızca o gebeliği değil, sonraki gebelikleri ilgilendiren bir durumdur: uygulama yapılmadığında duyarlanma yerleşebilir ve bir sonraki Rh pozitif bebek doğrudan risk altına girer. Yetmiş iki saat geçtiğinde uygulamadan vazgeçilmez; onuncu güne, bazı kaynaklara göre yirmi sekizinci güne kadar yapılan uygulamanın kısmi koruma sağlayabildiği bildirilmiştir. Bu nedenle gecikme fark edildiğinde beklenmeden başvurulması istenir.

Erişkinde kullanılan olağan doz üç yüz mikrogram, başka bir anlatımla bin beş yüz uluslararası birim düzeyindedir. Gebeliğin erken haftalarındaki düşük ya da girişim gibi olaylarda daha düşük dozlar yeterli olabilir. Doz seçimi gebelik haftasına ve olayın niteliğine göre hekim tarafından belirlenir.

Uygulama ayrıca kanama, düşük, dış gebelik, karına darbe ve rahim içine yapılan girişimler sonrasında da gündeme gelir. Anti-D yalnızca antikor henüz oluşmamışsa işe yarar; duyarlanma gelişmiş olan kişilerde koruyucu etkisi bulunmaz. Bu nedenle Coombs testi sonucunun bilinmesi gerekir.

Uygulamanın yapıldığının kaydedilmesi önemsenir. Tarih, doz ve uygulama gerekçesi gebelik dosyasına yazılır. Bu kayıt hem gebeliğin geri kalanında hem de sonraki gebeliklerde kullanılır. Uygulama sonrasında yapılan antikor taramasında geçici pozitiflik görülebilir; bu, verilen ürüne bağlı beklenen bir durumdur.

Uyuşmazlık Gelişirse Takip Nasıl Yapılır?

Antikorlar oluşmuşsa amaç, bebekte kansızlık gelişip gelişmediğini izlemektir. Bu izlem çoğunlukla ultrasonla yapılır ve girişim gerektirmez. Antikor miktarı da düzenli aralıklarla ölçülerek gidiş takip edilir.

Bebekteki kansızlığı değerlendirmede kullanılan başlıca yöntem, beyne giden orta serebral atardamardaki kan akım hızının Doppler ile ölçülmesidir. Kansızlık geliştiğinde kan incelir ve akım hızlanır. Bu ölçüm girişimsel olmayan güvenilir bir göstergedir.

Ultrasonda ayrıca bebekte sıvı birikimi, karaciğer ve dalak büyümesi ile amniyon sıvısı miktarı değerlendirilir. Bu bulgular tablonun ilerlediğini gösteren işaretler arasındadır. İzlem sıklığı antikor düzeyine ve Doppler sonuçlarına göre belirlenir.

Belirgin kansızlık saptanan durumlarda rahim içinde bebeğe kan verilmesi gündeme gelebilir. Bu işlem deneyimli merkezlerde uygulanır ve kendi olası sorunlarını taşır. Doğum zamanı da bulgulara göre planlanır; doğum sonrasında bebek sarılık ve kansızlık açısından izlenir.

Sonraki Gebelikler İçin Ne Anlama Gelir?

Koruyucu uygulama zamanında yapılmışsa duyarlanma oluşmaz ve sonraki gebelikler için ek bir durum söz konusu olmaz. Ancak her yeni gebelikte aynı izlem düzeni yeniden kurulur; koruma önceki gebelikten devredilmez.

Duyarlanma bir kez geliştiyse geri döndürülemez. Antikorlar kalıcıdır ve sonraki gebeliklerde etkileri daha erken ortaya çıkabilir. Bu nedenle bu grupta izlem gebeliğin daha erken bir döneminde başlar ve daha sık yapılır.

Duyarlanmış kadınlarda gebeliğin deneyimli bir merkezde takip edilmesi önerilir. Doppler ölçümlerinin düzenli yapılabilmesi ve gerektiğinde girişim uygulanabilmesi bu tercihin gerekçesidir. Planlamanın gebelik öncesinde yapılması izlemi kolaylaştırır.

Bu nedenle her doğum, düşük ya da girişim sonrasında anti-D uygulamasının yapılıp yapılmadığının kaydedilmesi ve bu bilginin saklanması istenir. Kayıtların sonraki gebeliklerde hekime gösterilmesi, izlemin doğru planlanmasını sağlar.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Rh negatif olduğu bilinen bir kadının gebelik öğrenilir öğrenilmez değerlendirme istemesi uygun olur. İlk kontrolde kan grubu ve antikor taramasının yapılması, izlemin doğru kurulmasını sağlar.

Gebelik sırasında herhangi bir vajinal kanama görülmesi beklemeden başvuru gerektirir. Karına darbe alınması, düşme ya da trafik kazası gibi durumlar da bildirilmelidir; bu olaylar kan geçişine yol açabilir.

Düşük, dış gebelik ya da gebeliğin sonlandırılması durumlarında anti-D uygulaması gerekebileceği için başvurunun geciktirilmemesi önerilir. Amniyon sıvısından örnek alınması gibi girişimler öncesinde de kan grubunun bilinmesi gerekir.

Bebek hareketlerinin azalması ve karında hızlı büyüme değerlendirme gerektirir. Doğum sonrasında anti-D uygulamasının yapılıp yapılmadığının teyit edilmesi ve bebekte sarılığın erken ortaya çıkması durumunda bildirilmesi de önemsenir.