İdrar kaçırma cerrahisinde kullanılan destek şeridinin sentetik olması zorunlu değildir. Kişinin kendi vücudundan alınan sağlam bir zar dokusu da aynı amaçla kullanılabilir. Bu yaklaşım, yabancı malzemeye bağlı sorunların gündeme gelmemesi nedeniyle belirli durumlarda öne çıkar. Aşağıda dokunun nereden alındığı, işlemin nasıl yapıldığı ve sürecin sentetik yöntemlerden hangi noktalarda ayrıldığı anlatılmıştır.
Otolog Fasiyal Sling Nedir?
Otolog sözcüğü, kullanılan dokunun kişinin kendisinden alındığını anlatır. Fasya ise kasları saran, beyazımsı ve dayanıklı zar tabakasının adıdır. İşlemde bu zardan bir şerit çıkarılır ve idrar kanalının ya da mesane boynunun altına destek olarak yerleştirilir.
Şeridin uçları, karın duvarındaki sağlam bir noktaya dikişlerle sabitlenir. Böylece kanalın altında dayanıklı bir hamak oluşur. Karın içi basınç yükseldiği anda kanal bu dokunun üzerine bastırılır ve kapanma sağlanır. Basınç geçtiğinde destek pasif duruma döner.
Kullanılan doku vücuda yabancı olmadığından reddedilme ya da doku tepkisi beklenmez. Zamanla çevresindeki dokuyla bütünleşir ve kendi kan dolaşımını kazanır. Bu bütünleşme, desteğin uzun dönemde işlevini sürdürmesini sağlar.
Hangi Durumlarda Tercih Edilir?
Daha önce sentetik şerit uygulanmış ve bu şeride bağlı sorun yaşanmış kişilerde yöntem öne çıkar. Şeridin çıkarılmasını gerektiren bir durum yaşandıysa, yeniden yapılacak girişimde kendi dokusunun kullanılması gündeme gelir. Sentetik malzeme kullanılmasını istemeyen kişilerde de değerlendirilir.
Bu yöntemin asıl ayırt edici yanı, kullanılan malzemenin kişinin kendi dokusu olmasıdır. Bu nedenle vücuda yabancı bir malzemenin bırakılmasının sakıncalı görüldüğü tablolar bu yöntemi öne çıkarır: daha önce takılan sentetik şeridin dokudan sıyrıldığı, radyoterapi görmüş bir bölgede çalışılacağı ya da işlem sırasında idrar kanalında bir yaralanma oluştuğu durumlar bunlar arasında sayılır. Kanalın kendi kapanma gücünün ileri düzeyde azaldığı, ürodinami ile ortaya konan tablolarda da yöntem gündeme gelir.
Radyoterapi öyküsü bulunan, doku iyileşmesi açısından risk taşıyan kişilerde sentetik malzemeden kaçınılması gerekebilir; bu durumda kendi dokusu tercih edilebilir. Buna karşılık yöntemin ek bir kesi gerektirmesi ve iyileşme süresinin daha uzun olması, karar aşamasında tartılan yanlarıdır. Seçim, kişinin öyküsü ve muayene bulguları değerlendirilerek yapılır.
Kişinin bu konudaki tercihi karar sürecinde ayrıca dinlenir. Sentetik malzeme kullanılmasına ilişkin kaygılar, bir bölüm kişide belirleyici olabilir. Bu kaygıların dile getirilmesi ve seçeneklerin ayrıntılı konuşulması, sonrasında sürecin daha rahat kabullenilmesini sağlar.
Sentetik Meş Kullanılan Yöntemlerden Farkı Nedir?
En belirgin fark, şeridin kaynağıdır. Sentetik yöntemlerde hazır bir malzeme kullanılır ve ek bir kesi gerekmez. Burada ise doku vücuttan çıkarılmalıdır; bu, karın duvarında ayrı bir kesi anlamına gelir. İşlem süresi bu nedenle uzar.
İkinci fark, uzun dönemde karşılaşılan sorunların türündedir. Sentetik şeridin vajina duvarından açığa çıkması ya da çevresinde ağrıya yol açan doku tepkisi gelişmesi bildirilen durumlardır. Kendi dokusu kullanıldığında bu başlıklar gündeme gelmez. Buna karşılık dokunun alındığı bölgede fıtık ya da uzun süren ağrı gelişebilir.
Üçüncü fark, desteğin yerleştirildiği noktadır. Sentetik askılarda hedef çoğunlukla kanalın orta bölümüdür; kendi dokusuyla yapılan uygulamada destek genellikle mesane boynuna yerleştirilir. Bu konum farkı, ameliyattan sonra mesanenin boşalmasında geçici zorlanma görülme olasılığını etkiler. İki yöntem arasında genel bir üstünlük sıralaması yapılmaz; uygunluk kişiye göre belirlenir.
Dördüncü bir fark ameliyat süresindedir. Dokunun çıkarılması ve hazırlanması ek zaman gerektirdiği için işlem daha uzun sürer. Bu, anestezi altında geçirilen sürenin de uzaması anlamına gelir ve genel sağlık durumu değerlendirilirken göz önünde bulundurulur.
Doku Nereden Alınır, Ameliyat Nasıl Yapılır?
Doku en sık karın alt bölgesinden alınır. Kasık kemiğinin birkaç parmak üzerinde enine bir kesi yapılır ve karın kaslarını örten zar tabakasına ulaşılır. Buradan yaklaşık bir buçuk santimetre genişliğinde, birkaç santimetre uzunluğunda bir şerit çıkarılır. Alınan yer dikişlerle kapatılır. Uyluğun dış yüzündeki zar tabakası da alternatif bir kaynaktır.
Çıkarılan şeridin uçlarına dayanıklı dikişler bağlanır. Ardından vajina ön duvarından girilerek mesane boynunun altındaki alan hazırlanır. Şerit bu alana yerleştirilir ve uçlarındaki dikişler, karın duvarındaki zar tabakasının üzerinden geçirilerek bağlanır.
Gerginlik ayarı işlemin en dikkat gerektiren adımıdır. Şerit kanalı sıkacak biçimde çekilmez; altında serbest duracak şekilde ayarlanır. Fazla gergin bırakılması idrar yapmada zorlanmaya yol açar. Ameliyat genel ya da belden yapılan anesteziyle gerçekleştirilir ve çoğunlukla bir ile bir buçuk saat sürer.
Alınan doku miktarı sınırlı tutulur. Yeterli destek sağlayacak kadar bir şerit çıkarılırken, karın duvarının dayanıklılığının korunması gözetilir. Alınan yerin sağlam biçimde kapatılması, sonraki dönemde bu bölgede güçsüzlük gelişmemesi açısından belirleyici bir adımdır.
Ameliyat Öncesinde Neler Yapılır?
Kaçırmanın niteliği ayrıntılı biçimde ortaya konur. Hangi hareketlerle olduğu, şiddeti ve daha önce hangi yaklaşımların denendiği kaydedilir. Geçirilmiş cerrahi girişimler bu yöntemde ayrı bir önem taşır; önceki ameliyatların izleri hem doku alınacak bölgeyi hem de çalışılacak alanı etkiler.
Muayenede kaçırma öksürtülerek gözlenir, mesane boynunun durumu ve sarkma bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Karın duvarının incelenmesi, doku alınacak bölgede önceden geçirilmiş kesi ya da fıtık olup olmadığını belirlemek için yapılır. İdrar tahliliyle enfeksiyon dışlanır.
Basınç ölçüm incelemesi, kanalın kapatma gücü hakkında bilgi vermesi nedeniyle bu yöntem planlanırken sıklıkla istenir. Anestezi hazırlığı kapsamında kan tetkikleri tamamlanır. Kan sulandırıcı ilaçlar hekim yönlendirmesiyle düzenlenir. Sigaranın bırakılması, doku iyileşmesi bu yöntemde belirleyici olduğundan ayrıca önerilir.
İyileşme Süreci Nasıl İlerler?
Hastanede kalış çoğunlukla bir ile iki gündür. İki ayrı bölgede iyileşme sürdüğü için ilk günlerdeki rahatsızlık sentetik askı yöntemlerine göre daha belirgin olabilir. Karın kesisindeki çekilme hissi günler içinde azalır.
Sonda birkaç gün kalabilir. Çıkarıldıktan sonra idrar yapma denenir ve mesanede kalan miktar ölçülür. Bu yöntemde mesanenin tam boşalamaması erken dönemde daha sık bildirilir; çoğunlukla haftalar içinde düzelir. Bu süreçte aralıklı sonda uygulaması öğretilebilir.
Bu teknikte askı şeridi kişinin kendi karın zarından hazırlandığı için, doku alınan yerin sağlamlaşması ek zaman ister; yük gerektiren işler ve mekik benzeri hareketler çoğunlukla sekiz haftaya kadar ertelenir. Tuvalette ıkınmaya yol açan kabızlığın önlenmesi bu dönemin en önemli başlığıdır. Ağır olmayan, oturarak yapılan işlere üçüncü ya da dördüncü hafta içinde dönülebilir. Birlikteliğe başlanması için altı hafta beklenmesi önerilir; son sözü kontrol muayenesindeki bulgular söyler.
Bu dönemde iki bölgenin de izlenmesi gerekir. Doku alınan karın bölgesi ile vajinadaki kesi ayrı ayrı iyileşir ve her birinin kendi belirtileri olabilir. Kontrol muayenelerinde her iki bölge de değerlendirilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Kişinin kendi karın zarından hazırlanan şerit, sentetik malzemeye göre daha kalın ve daha az esneyen bir yapıdadır; bu nedenle boşaltma güçlüğü bu yöntemde daha yakından izlenir. Sonda alındıktan sonra tuvalete hiç çıkılamaması, yalnızca damla damla gelmesi ve göbek altındaki dolgunluğun saatler içinde artması beklemeden bildirilir. Akımın belirgin biçimde zayıflaması ve tuvaletten kalkar kalkmaz yeniden sıkışma duyulması da kontrol gerektirir.
Doku alınan bölgede kızarıklık, artan ağrı, şişlik ya da akıntı görülmesi enfeksiyon açısından inceleme gerektirir. Bu bölgede zamanla gelişen ve öksürükle belirginleşen bir kabarıklık, fıtık açısından değerlendirilmelidir. Ateşin yükselmesi de başvuru nedenidir.
Bu yöntemde şeridin alındığı bölge de ayrıca izlenir. Karın alt bölümündeki ya da uyluğun dış yüzündeki kesi hattının kızarması, şişmesi veya içinden sıvı gelmesi bildirilir; doku alınan yerde beliren ve giderek büyüyen bir çıkıntı ise karın duvarının zayıflamasıyla ilişkili olabileceğinden kontrol gerektirir. İdrarın bulanıklaşması, işerken yanma duyulması ve gün içinde sık sık tuvalete çıkma idrar yolu iltihabını düşündürebilir. Baldırlardan yalnızca birinde gelişen şişlikle ani başlayan soluk darlığı ise beklemeden ele alınır.
Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?
Doku alınan bölge, bu yönteme özgü sorunların kaynağıdır. Karın duvarında güçsüzlük gelişmesi ve buna bağlı fıtık oluşumu bildirilen durumlar arasındadır. Aynı bölgede uzun süren ağrı ya da his azalması da görülebilir. Kesi bölgesinde kan birikmesi ve yara iyileşmesinde gecikme diğer olasılıklardır.
Mesanenin boşalmasında zorlanma bu yöntemden sonra sentetik askılara göre daha sık bildirilir. Çoğu kişide zamanla düzelir; sürmesi durumunda şeridin gevşetilmesi gerekebilir. Yeni ortaya çıkan sıkışma tipi kaçırma da olasılıklar arasındadır.
Ameliyat sırasında mesane ya da idrar kanalının yaralanması, kanama ve idrar yolu enfeksiyonu bildirilen komplikasyonlardır. Uzun dönemde dokunun zamanla gevşemesine bağlı olarak kaçırmanın yeniden ortaya çıkması görülebilir. Ameliyat süresinin ve iyileşmenin daha uzun olması da karar aşamasında göz önünde bulundurulan yanlardır. Bu başlıkların yararlarla birlikte konuşulması, sürecin gerçekçi biçimde planlanmasını sağlar.
