Rahim ağzından koni biçiminde bir doku parçasının çıkarılmasına konizasyon adı verilir. Bu işlem bıçakla yapıldığında soğuk konizasyon olarak anılır; buradaki soğuk sözcüğü, elektrik akımı ya da ısı kullanılmadığını anlatır. Yöntem, hem tanı koymak hem de değişen dokuyu çıkarmak amacıyla uygulanır. Aşağıda işlemin hangi durumlarda tercih edildiği ve süreç boyunca nelerin beklendiği ele alınmaktadır.
Konizasyon Hangi Durumlarda Uygulanır?
Bu yöntem, doku sınırlarının bozulmadan değerlendirilmesinin gerektiği durumlarda öne çıkar. Isı kullanılmadığı için çıkarılan parçanın kenarları yanmaz ve patolojik inceleme sırasında sınırlar net biçimde okunabilir. Bu özellik, bazı bulgularda belirleyici olur.
Rahim ağzı kanalının derinliklerine uzanan değişikliklerde de tercih edilebilir. Kanal içine doğru ilerleyen alanların tümüyle çıkarılması gerektiğinde, bıçakla yapılan işlem daha derin ve düzgün bir koni elde edilmesini sağlar.
Salgı bezlerinden köken alan hücre değişikliklerinde bu yöntem sıkça gündeme gelir. Bu tür bulgularda sınırların kesin biçimde değerlendirilmesi istenir; ısı hasarının bulunmaması bu değerlendirmeyi kolaylaştırır.
Daha önce yapılmış bir işlemin ardından bulgunun sürdüğü durumlarda da uygulanabilir. Önceki girişimde sınırların temiz olmadığı bildirilmişse ya da izlemde değişiklik devam ediyorsa, ikinci girişim için bu yöntem seçilebilir. Karar, önceki raporlar ve kişinin gebelik planı gözetilerek verilir.
İşlem Nasıl Yapılır?
Uygulama steril ameliyathane ortamında, çoğunlukla uyutularak ya da belden aşağısı uyuşturularak yapılır. Kişi muayene masasında uygun konuma yerleştirildikten sonra bir aletle kanal aralanır ve çalışılacak alan göz önüne getirilir.
Çıkarılacak alanın sınırlarını belirlemek için önce sirke özelliği taşıyan sıvı ya da iyot içeren solüsyon uygulanır. Değişiklik gösteren bölgeler bu uygulamayla ayırt edilir. Böylece koninin genişliği ve derinliği önceden planlanmış olur.
Kanamayı azaltmak amacıyla rahim ağzına dikişler konabilir ya da damarları daraltan bir ilaç enjekte edilebilir. Ardından bistüri yardımıyla, belirlenen alanı içine alacak biçimde koni biçiminde bir doku parçası çıkarılır. Koninin tepesi kanalın içine doğru bakar.
Çıkarılan parça yön bilgisi işaretlenerek patoloji bölümüne gönderilir; bu işaretleme, hangi kenarda değişiklik bulunduğunun anlaşılmasını sağlar. Kalan yüzey dikişlerle kapatılır ya da kanama kontrol altına alınarak açık bırakılır. İşlem genellikle yarım saatten kısa sürer.
LEEP Yönteminden Farkı Nedir?
İki yöntem de aynı amaca hizmet eder ancak kullanılan araç farklıdır. LEEP işleminde elektrik akımı geçen tel halka, konizasyonda ise bistüri kullanılır. Bu temel fark, diğer tüm farklılıkların kaynağını oluşturur.
Elektrik akımı kesme sırasında damarları da kapattığı için LEEP sırasında kanama daha az olur. Buna karşılık ısı, çıkarılan parçanın kenarlarında küçük bir hasar bırakır. Konizasyonda bu hasar bulunmaz; ancak kanama kontrolü ayrıca sağlanmalıdır.
Uygulama koşulları da ayrılır. LEEP çoğu kez ayaktan ve bölgesel uyuşturma ile yapılabilirken konizasyon genellikle ameliyathanede ve anestezi altında gerçekleştirilir. Bu durum iyileşme süresini ve günlük yaşama dönüş zamanını da etkiler.
Çıkarılan doku miktarı konizasyonda genellikle daha fazladır. Bu, sınırların daha güvenle değerlendirilmesini sağlarken rahim ağzının yapısını da daha çok etkiler. Hangi yöntemin seçileceği, bulgunun türüne, yerleşimine ve kişinin gebelik planına göre belirlenir.
İşlem Öncesinde Hangi Hazırlıklar Yapılır?
İşlem öncesinde kan sayımı, pıhtılaşma testleri ve gerekli görülen diğer tetkikler istenir. Anestezi planlaması için değerlendirme yapılır; bu görüşmede kullanılan ilaçlar ve geçirilmiş hastalıklar sorgulanır.
Gebelik olasılığının dışlanması gerekir. Kan sulandırıcı ilaç kullanımı mutlaka bildirilmelidir; bu ilaçların işlem öncesinde nasıl yönetileceği hekim tarafından belirlenir. Şeker hastalığı ve tansiyon ilaçlarının o sabah alınıp alınmayacağı da ayrıca söylenir.
Genel anestezi planlandığında belirli bir süre aç kalınması istenir. Güncel anestezi yaklaşımında bu süre gıdanın türüne göre ayrılır: katı yiyeceklerin ve sütlü ürünlerin işlemden altı ila sekiz saat önce kesilmesi beklenirken, su ve posasız çay gibi berrak sıvılara çoğunlukla iki saat öncesine kadar izin verilir. Bu ayrımın nedeni, berrak sıvıların mideden kısa sürede boşalmasıdır; gereksiz uzatılan susuz bekleme ise baş ağrısı, halsizlik ve damar yolu açılmasında güçlük yaratabilir. Kişiye özgü koşullar bu süreleri değiştirebileceğinden kesin saat anestezi görüşmesinde bildirilir ve bu koşula uyulmaması işlemin ertelenmesine yol açabilir.
İşlemin adet kanaması dışında bir güne planlanması tercih edilir. Hastanede kalış süresi genellikle kısadır; aynı gün ya da ertesi gün taburculuk olağandır. Eve dönüş için yanında birinin bulunması önerilir.
İşlem Sonrası Kanama Ne Kadar Sürer?
İlk günlerde adet kanamasına benzer bir kanama beklenir. Bu kanama zamanla azalarak lekelenmeye döner ve genellikle iki ile üç hafta içinde kesilir. Ped kullanılması bu dönemde yeterlidir.
Kanamanın yanında sulu ya da renkli bir akıntı da görülebilir. İyileşen yüzeyin doku sıvısı salgılaması bu görünümün nedenidir. Akıntının miktarı ilk haftalarda daha belirgindir ve sonrasında azalır.
Uygulamanın üzerinden yedi ile on dört gün geçtiğinde akıntı kısa süreliğine artabilir. Bunun arkasında, onarım sürerken yüzeyde oluşan kabuğun yerinden ayrılması yatar. Birkaç gün içinde dışarıdan bir şey yapılmadan azalması beklenir.
Kanamanın yoğun olması, pedin sık değiştirilmesini gerektirmesi ya da iri pıhtılar içermesi olağan seyre uymaz. Böyle bir durumda gecikmeden değerlendirme yapılmalıdır; bazen kanayan noktanın kapatılması gerekebilir.
İyileşme Döneminde Nelere Dikkat Edilmeli?
Cinsel ilişkiden dört ile altı hafta kaçınılması istenir. Bu süre, çıkarılan dokunun büyüklüğüne ve iyileşmenin gidişine göre belirlenir. Kontrol muayenesinde iyileşme değerlendirilerek süre netleştirilir.
Aynı süre boyunca tampon yerine ped tercih edilmesi, iç yıkama yapılmaması ve o yoldan ilaç uygulanmaması beklenir. Suya oturarak yıkanmak yerine ayakta duş alınması, havuza ve denize girilmemesi istenir.
Koni biçiminde çıkarılan parçanın yerinde kalan yüzey, ilk haftalarda henüz kapanmamış bir yaradır. Bu yüzeyi zorlayabilecek her şey — çocuk kucaklamak, market poşeti taşımak, mekik benzeri hareketler — bir süre ertelenir. Tuvalette ıkınmanın da benzer bir zorlanma yarattığı bilindiğinden sofrada sebze ve tam tahıla yer verilmesi, gün içinde su tüketiminin artırılması istenir.
Patoloji sonucunun değerlendirileceği kontrol randevusuna gidilmesi zorunludur. Bu görüşmede çıkarılan dokunun sınırlarının temiz olup olmadığı konuşulur ve sonraki izlem planı belirlenir. Düzenli smear takibinin sürdürülmesi bu planın parçasıdır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Soğuk konizasyonda doku bıçakla çıkarıldığı ve kesi yüzeyi ısıyla kapatılmadığı için ilk günlerdeki kanama diğer yöntemlere göre daha belirgin olabilir. Yine de bunun bir sınırı vardır. Bir saati doldurmadan tümüyle ıslanan koruyucu, avuç içine sığmayan büyüklükte parçaların gelmesi ve akışın en yoğun adet gününü aşması bu sınırın dışındadır. Böyle bir tabloda beklenmeden sağlık kuruluşuna ulaşılması gerekir.
Otuz sekiz dereceyi aşan ateş, titreme, kötü kokulu akıntı ve giderek artan kasık ağrısı enfeksiyon açısından değerlendirilmesi gereken bulgulardır.
İdrar yapamama, idrar yaparken belirgin yanma ve karında yaygınlaşan şişkinlik de bildirilmelidir. Bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı, ani başlayan nefes darlığı ya da göğüs ağrısı ise ivedi başvuru gerektiren belirtilerdir.
Yataktan doğrulurken gözlerin kararması, kulaklarda uğultu ve kalbin alışılmadık biçimde hızlanması, dolaşımdaki hacmin azaldığını düşündüren işaretlerdir. Bu tür bulgular sızıntı az görünse bile önemsenir. Ayrıca konizasyon sonrası akıntının altı haftayı geçmesi ya da tümüyle kesildikten günler sonra yeniden başlaması alışılmış seyre uymaz; bu ikinci durum çoğu zaman kesi yüzeyindeki kabuğun düşmesiyle ilgilidir ve görülmesi istenir.
Hangi Riskler ve Komplikasyonlar Söz Konusudur?
Kanama bu işlemde en sık bildirilen durumdur ve LEEP yöntemine göre daha sık görülür. Bunun nedeni, kesme sırasında damarların ısıyla kapatılmamasıdır. Kanamaların çoğu uygulanan dikişler ve basit önlemlerle denetlenir; bir bölümünde ek girişim gerekebilir.
Konizasyonda rahim ağzından koni biçiminde bir parça çıkarıldığından geride kalan yara yüzeyi görece derindir. Bu derinlik, vajina florasındaki bakterilerin dokuya yerleşmesi açısından bir zemin oluşturabilir. Vücut ısısının yükselmesi, akıntının rengini ve kokusunu değiştirmesi, kasıkta günden güne şiddetlenen bir sızının belirmesi bu yönde uyarıcıdır. Bu bulgular ortaya çıktığında muayene ve gerekirse örnek alınmasıyla süreç ele alınır.
Aylar sonra ortaya çıkabilen bir başka sonuç, kanalın iyileşme sırasında büzüşerek daralmasıdır. Bu darlık kanın rahim boşluğunda birikmesine yol açabilir; kadın bunu her ay giderek şiddetlenen kramplar ve azalmış bir akış olarak fark eder. İleride yapılacak sürüntü örneğinin alınması ya da rahim içine girilmesi de güçleşebilir. Çıkarılan koninin yüksekliği arttıkça bu ihtimal büyüdüğünden, doku miktarı baştan sınırlı tutulmaya çalışılır.
Bıçakla yapılan koni çıkarımında derinlik genellikle diğer yöntemlerden fazladır; bu da ilerideki gebelikler açısından ayrıca konuşulmasını gerektirir. Rahim ağzı gebelik boyunca kapalı kalarak taşıyıcı bir görev üstlenir ve çıkarılan parçanın derinliği bu görevi zayıflatabilir. Yayınlarda erken doğum ile zarların vaktinden önce açılması sıklığında yükselme bildirilmiştir. Bu nedenle çocuk isteği bulunan kadınlarda parçanın boyu olabildiğince küçük tutulur, sonraki gebeliklerde ise ölçümlerle izlem planlanır.
