Polikistik over sendromu araştırılırken istenen hormon panellerinde LH sonucu dikkatle incelenir. 25 mIU/mL gibi belirgin biçimde yüksek bir değer, bu tabloyla ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği sorusunu akla getirir. Sendromun tanısı ise tek bir hormona değil, birkaç ölçütün bir arada bulunmasına dayanır. Aşağıda bu ilişkinin sınırları ve değerlendirmenin nasıl yapıldığı anlatılmıştır.
Polikistik Over Sendromunda LH Neden Yükselebilir?
Bu tabloda hipotalamustan hipofize gönderilen uyarı atımlarının sıklığı artar. Hızlı gelen atımlar hipofizi LH salgılamaya, yavaş gelen atımlar ise FSH salgılamaya yönlendirir. Sıklığın artması nedeniyle denge LH lehine kayar ve kandaki düzey yükselir.
Bu kayışa yumurtalıklardan gelen geri bildirimdeki değişiklik de eşlik eder. Olgunlaşan bir folikül bulunmadığı için döngünün ikinci yarısında beklenen progesteron artışı gerçekleşmez. Progesteronun bastırıcı etkisinin ortadan kalkması, atım sıklığının yüksek kalmasını sürdürür.
Yükselen LH, yumurtalıktaki teka hücrelerini daha yoğun uyarır ve androjen yapılı hormonların üretimi artar. Bu artış, tabloya eşlik eden tüylenme ve sivilcelenme gibi bulguların temelini oluşturur. Böylece süreç kendini besleyen bir döngüye dönüşür.
Bu döngüye insülin direncinin de katkı sağladığı bildirilmektedir. Kanda yükselen insülin, yumurtalıklarda androjen üretimini artırıcı yönde etki gösterebilir. Ayrıca bu hormonları taşıyan proteinin karaciğerde yapımını azaltarak serbest dolaşan miktarın artmasına yol açabilir.
Bu tablonun kalıtsal bir yönünün de bulunabileceği bildirilmektedir. Ailede benzer şikâyetleri olan kadınların varlığı, değerlendirmede sorgulanan başlıklardan biridir. Ancak kalıtımın nasıl işlediği tam olarak aydınlatılmamıştır; bu nedenle aile öyküsü tek başına tanı gerekçesi oluşturmaz.
LH 25 mIU/mL Ne Anlama Gelebilir?
Adetin erken günlerinde ölçülen bu değer, folliküler evre için bildirilen bandın belirgin biçimde üzerindedir. Aynı örnekte FSH beklenen aralıktaysa, bu bileşim polikistik over sendromunda sıkça bildirilen tabloyla uyumlu olabilir.
Aynı sayının başka açıklamaları da bulunur. Ölçüm yumurtlama günlerine denk gelmişse, ani artışın bir aşamasını yakalamış olabilir; bu durumda sonuç fizyolojiktir. Bu nedenle örneğin hangi günde alındığı bilinmeden yorum yapılmaz.
FSH'nin de birlikte yüksek bulunması durumunda yön tümüyle değişir. İki hormonun aynı anda yükselmesi yumurtalık işlevindeki gerilemeyi düşündürür ve polikistik over sendromuyla değil azalmış rezervle ilişkilendirilir. Ayrım, estradiol ve AMH sonuçlarıyla desteklenir.
Değerin tek başına ne kadar bilgi taşıdığı sınırlıdır. Aynı sonuca sahip iki kadında klinik tablo tümüyle farklı olabilir. Birinde adet düzeni korunurken diğerinde aylarca kanama görülmeyebilir. Bu nedenle sayı, kişinin kendi öyküsü içinde değerlendirilir.
Ölçümün hangi koşullarda yapıldığı da sorgulanır. Doğum kontrol hapı kullanımı sürerken alınan bir örnekte bu düzeyde bir sonuç beklenmez; böyle bir sonuç ölçüm koşullarının gözden geçirilmesini gerektirir. Kullanılan tüm ilaçların bildirilmesi bu nedenle gereklidir.
Bu Değer Tek Başına Polikistik Over Tanısı Koydurur mu?
Bu soruya verilecek yanıt olumsuzdur. Yüksek LH, sendromu düşündüren destekleyici bir bulgudur; kullanılan tanı ölçütleri arasında doğrudan yer almaz. Yalnızca bu sayıya bakılarak varılacak bir sonuç yanıltıcı olur.
Bunun bir nedeni, tanı almış kadınların önemli bir bölümünde LH düzeyinin beklenen aralıkta bulunmasıdır. Özellikle kilo fazlalığı olan kişilerde LH yüksekliği daha az sıklıkta bildirilir. Dolayısıyla değerin normal olması sendromu dışlamaz.
Diğer neden, yüksekliğin başka tablolarda da görülebilmesidir. Yumurtalık işlevindeki gerileme, hipofizi ilgilendiren durumlar ve ölçüm zamanlaması aynı sayıyı üretebilir. Tanı, bu olasılıkların dışlanmasını gerektirir.
Tanının konması, benzer tablo oluşturan başka durumların dışlanmasını da gerektirir. Tiroit bezi hastalıkları, süt hormonu yüksekliği ve böbrek üstü bezi kaynaklı enzim eksiklikleri bu listede yer alır. Bu adım tamamlanmadan verilen bir karar eksik kalır.
Tanının kişiye ne ifade ettiği de ayrıca konuşulur. Bu tablo yaşam boyu süren bir durum olarak ele alınır ve dönem dönem farklı başlıklar öne çıkar. Gençlik yıllarında adet düzeni ve cilt bulguları, ilerleyen yıllarda ise metabolik yön ağırlık kazanabilir.
Polikistik Over Tanısında Hangi Ölçütler Kullanılır?
Yaygın kullanılan yaklaşımda üç ölçütten en az ikisinin bulunması aranır. Bunlardan ilki yumurtlamanın seyrekleşmesi ya da hiç gerçekleşmemesidir; bu durum adetlerin seyrek gelmesi veya kesilmesiyle kendini gösterir.
İkinci ölçüt androjen fazlalığıdır. Bu, kan tahlilinde testosteron gibi hormonların yüksek bulunmasıyla ya da tüylenme artışı, inatçı sivilcelenme ve saç incelmesi gibi bulguların varlığıyla ortaya konur. Muayene bulgusu, tahlil sonucu kadar değerlidir.
Üçüncü ölçüt ultrason görüntüsüdür. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük folikülün bulunması ya da yumurtalık hacminin artmış olması bu kapsamda değerlendirilir. Ayrıca benzer tablo oluşturabilen tiroit hastalıkları, süt hormonu yüksekliği ve böbrek üstü bezi kaynaklı durumların dışlanması gerekir.
Ergenlik döneminde tanı koymanın ayrı güçlükleri bulunur. Bu yaşlarda adet düzensizliği ve sivilcelenme gelişimin olağan bir parçası olabilir; ultrasonda görülen çok sayıda folikül de bu dönemde sık rastlanan bir bulgudur. Bu nedenle genç yaşlarda değerlendirme daha temkinli yapılır ve izlem tercih edilir.
Ultrason incelemesinin nasıl yapıldığı da sonuca etki eder. Vajinal yoldan yapılan inceleme, karın üzerinden yapılana göre daha ayrıntılı görüntü verir. Kullanılan cihazın çözünürlüğü de sayımı etkileyebilir; bu nedenle bulgular tek başına değil klinik tabloyla birlikte okunur.
Yüksek LH Yumurtlamayı Nasıl Etkiler?
Sürekli yüksek seyreden LH, foliküllerin olgunlaşma sürecini bozar. Yumurtalıkta çok sayıda küçük folikül gelişmeye başlar ancak hiçbiri baskın hale gelip olgunluğa ulaşamaz. Bu foliküller gerilemeden yumurtalık içinde kalır ve ultrasondaki tipik görünümü oluşturur.
Baskın folikül oluşmadığı için estradiolün yumurtlamayı tetikleyecek düzeye ulaşması güçleşir. Sonuçta yumurtlama gerçekleşmez ya da seyrek aralıklarla olur. Bu durum, gebelik isteği bulunan kişilerde karşılaşılan güçlüğün temel nedenidir.
Yumurtlamanın olmaması rahim iç tabakasını da etkiler. Progesteron üretilmediği için tabaka östrojen etkisi altında kalmaya devam eder ve düzenli biçimde dökülemez. Uzun süren bu durum, tabakanın aşırı kalınlaşması yönünden takip gerektirir.
Yumurtlamanın seyrek de olsa gerçekleşebildiği unutulmamalıdır. Bu tabloya sahip kadınların bir bölümünde arada yumurtlama olur ve gebelik doğal yoldan oluşabilir. Bu nedenle gebelik istenmeyen dönemlerde korunma yöntemlerinin sürdürülmesi konusu ayrıca konuşulur.
Yumurtlamanın izlenmesi için farklı yöntemler kullanılabilir. Döngünün ikinci yarısında ölçülen progesteron, yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediğini gösterir. Ultrasonla yapılan folikül takibi ise süreci doğrudan gözlemeye olanak tanır ve daha kesin bilgi sunar.
LH Yüksekliğinde Hangi Hormonlara Birlikte Bakılır?
FSH ve estradiol aynı örnekte çalışılır. Bu üçlü, tablonun hangi mekanizmaya dayandığını ayırt etmenin ilk adımıdır. LH'nin FSH'ye oranının hesaplanması da bu aşamada yapılır.
Androjen yapılı hormonlar ikinci grubu oluşturur. Total testosteron, serbest testosteron ve DHEA-S ölçümleri istenir. Böbrek üstü bezi kaynaklı bir enzim eksikliğini ayırmak için 17-OH progesterona bakılması da bu aşamada gündeme gelebilir.
Benzer tablo oluşturan durumların dışlanması için prolaktin ve tiroit hormonları eklenir. Metabolik yönün değerlendirilmesi amacıyla açlık kan şekeri, insülin ve kan yağları ölçülür. Bu ölçümler, tabloya sıkça eşlik eden insülin direncinin izlenmesine katkı sağlar.
Ölçümlerin hangi günde yapılacağı da planlanır. Adeti seyrek gelen kişilerde kanama beklenerek erken günlerde örnek alınması tercih edilir. Kanama uzun süredir görülmüyorsa örnek herhangi bir günde alınabilir; bu durumda sonuçlar ultrason bulgularıyla birlikte okunur.
Ölçümlerin yinelenmesi de gündeme gelebilir. Hormon düzeyleri dönem dönem değiştiği için tek bir panelin sonuçları tabloyu tam olarak yansıtmayabilir. Özellikle sınırda bulunan değerlerde ikinci bir ölçüm, yorumun daha sağlam bir zemine oturmasını sağlar.
Hangi Belirtiler Hekime Başvurmayı Gerektirir?
Yirmi beş gibi bir LH değeriyle birlikte kanama takviminin nasıl seyrettiği sorgulanır. Bir yıl boyunca sekizden az sayıda adet görülmesi, iki kanama arasının kırk günü aşan aralıklara uzaması ya da üç ayı dolduran bir kesilme başvuru gerekçesi sayılır. İlk adetten bu yana hiç oturmamış, yıllardır tahmin edilemez seyreden bir düzen de aynı biçimde ele alınır.
Deri bulguları bu tabloda kendi başına bir başlık oluşturur. Ensenin arka yüzünde, koltuk altlarında ve kasık kıvrımlarında yıkamayla açılmayan kadifemsi bir koyulaşma görülmesi, insülinle ilgili bir tabloyu düşündürebildiği için ayrıca not edilir. Kılların çene hattında ve göbekten aşağı uzanan şeritte sertleşip koyulaşması, saç ayrımının tepeden başlayarak genişlemesi de aynı görüşmede sorulan başlıklardandır.
Açıklanamayan kilo artışı, kilo vermekte zorlanma ve gebelik isteğine karşın bir yıl içinde sonuç alınamaması başvuru gerekçeleri arasındadır. Beklenmedik zamanlarda ortaya çıkan uzun süreli kanamalar da gecikmeden değerlendirilmelidir.
Polikistik over tablosunda sık karşılaşılan seyrek kanama düzeni, yalnızca bir rahatsızlık kaynağı olarak görülmemelidir. Yumurtlama gerçekleşmediğinde rahim içi tabaka düzenli olarak atılamaz ve zamanla beklenenden kalın bir yapı kazanabilir. Bu yüzden aylarca kanaması olmayan kadınlarda tabaka kalınlığının ultrasonla izlenmesi ve belirli aralıklarla kanama sağlanması gündeme gelir.
Görüşmede yalnızca hormon sayıları konuşulmaz. Kendini uzun süredir çökkün hissetme, kaygı düzeyinde artış ya da eskisi kadar keyif alamama gibi başlıklar da sorulur, çünkü polikistik over tablosuyla birlikte anılan bu yakınmaların yaşam kalitesine etkisi belirgin olabilir. Aynı görüşmede gece boyunca soluk alıp verişin duraklayıp duraklamadığı, sabah baş ağrısıyla uyanılıp uyanılmadığı da öğrenilir.
