randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Manyetik Alan Tedavisi (Manyetik Koltuk)

Manyetik alan tedavisinin (manyetik koltuk) etki biçimi, uygulandığı şikâyetler, seans düzeni, uygun olmayan durumlar ve diğer yöntemlerle birlikte kullanımı üzerine bilgilendirme.

Pelvik taban kaslarının çalıştırılmasında kullanılan yöntemlerden biri, manyetik alan aracılığıyla kasların uyarılmasıdır. Uygulamanın özel bir koltukta oturarak yapılması nedeniyle manyetik koltuk olarak da anılır. Aşağıda yöntemin nasıl etki ettiği, hangi yakınmalarda gündeme geldiği, seansın nasıl geçtiği, kimlere uygun bulunmadığı ve diğer yaklaşımlarla nasıl bir araya geldiği anlatılmıştır.

Manyetik Alan Tedavisi Nasıl Etki Eder?

Uygulamada koltuğun oturma bölümüne yerleştirilmiş bir bobin bulunur. Bu bobinden geçen akım, değişken bir manyetik alan oluşturur. Alan, giysilerden ve dokulardan geçerek pelvik taban bölgesine ulaşır.

Değişken manyetik alan, dokuların derinliğinde ikincil bir elektrik akımı doğurur. Bu akım, bölgedeki sinirleri uyarır ve pelvik taban kaslarının kasılmasına yol açar. Etki biçimi bu yönüyle elektrik uyarımına benzer; fark, uyarının doğrudan temas olmadan oluşturulmasıdır.

Uyarının şiddeti ve sıklığı hedeflenen amaca göre ayarlanır. Kas gücünü artırmak amaçlandığında farklı, mesanenin aşırı çalışmasını dengelemek amaçlandığında farklı ayarlar kullanılır. Uygulamanın bir başka etkisi, kasını hissedemeyen kişilerde bu bölgenin farkına varılmasını sağlamasıdır.

Alanın dokuya ulaşma derinliği bu yöntemin ayırt edici yanıdır. Manyetik alan cilt direncine takılmadan ilerlediği için, uyarının hedefe ulaşması cilt üzerine yerleştirilen bir aracın konumuna bağlı kalmaz. Bu özellik, uygulamanın giysiler çıkarılmadan yapılabilmesini de açıklar.

Hangi Şikâyetlerde Uygulanır?

Öksürme, hapşırma ve ağırlık kaldırma sırasında görülen idrar kaçırma, yöntemin uygulandığı tablolardan biridir. Bu durumda pelvik taban desteğinin güçlendirilmesi hedeflenir.

Ani ve şiddetli tuvalete gitme isteğiyle giden kaçırmalarda da kullanılabilir. Burada amaç, mesane kasının aşırı kasılmasını dengelemektir. İki tablonun bir arada bulunduğu karışık durumlarda da yöntemden yararlanılabilir.

Yöntemin ayırt edici yanı, giysiler çıkarılmadan ve bölgeye herhangi bir aygıt yerleştirilmeden uygulanabilmesidir; bu özellik, içeriden uygulamanın güç olduğu durumlarda seçenek oluşturur. Doğumun ardından pelvik tabanın toparlanmadığı, öksürük ve hapşırıkla kaçırmanın sürdüğü tablolarda bu nedenle gündeme gelebilir. Ani sıkışma duygusuyla tuvalete yetişememe yakınmasında, gaz tutmakta zorlanmada ve pelvik taban kaslarının sürekli gergin kalmasına bağlı ağrılarda da değerlendirilebilir.

Vajina içine araç yerleştirilmesinin güç olduğu durumlarda bu yöntem ayrı bir yer tutar. Doku incelmesi bulunan menopoz dönemindeki kadınlar, bölgeye dokunulmasını kaygı verici bulan kişiler ve iç uygulamayı kabul etmeyenler bu gruba örnek verilebilir. Uygulamanın temassız olması, bu kişilerde çalıştırmayı sürdürebilmeyi sağlar.

Seans Nasıl Geçer, Ne Kadar Sürer?

Uygulamanın en belirgin özelliği, giysilerin çıkarılmasını gerektirmemesidir. Kişi koltuğa giyinik biçimde oturur; vajina ya da makat içine herhangi bir araç yerleştirilmez. Bu özellik, uygulamayı kabul edilebilir kılan yönlerden biridir.

Oturuş biçimi önemlidir. Uyarının hedef bölgeye ulaşabilmesi için doğru konumda oturulması gerekir; uygulamayı yapan sağlık çalışanı bu konuda yönlendirme yapar. Seans boyunca konumun korunması istenir.

Uyarı kesintisiz verilmez; kasılma ve dinlenme dönemleri birbirini izler. Bu düzen kasın yorulmasını önler. Bir seans genellikle yirmi dakika civarında sürer. Uygulama sonrasında dinlenme gerekmez; kişi günlük yaşamına doğrudan devam edebilir.

Seans öncesinde mesanenin boşaltılması istenir. Dolu mesane hem oturuşu rahatsız eder hem de kasılma sırasında sızıntı duygusuna yol açabilir. Uygulama sırasında ceplerde bulunan telefon ve kart gibi manyetik alandan etkilenebilecek eşyaların çıkarılması da hatırlatılan bir ayrıntıdır.

Kaç Seans Uygulanır?

Kaç oturum yapılacağı ve bunların hangi aralıklarla planlanacağı kişiye göre belirlenir. Yaygın uygulamada haftada iki kez gelinir ve toplam süre birkaç haftayı bulur; her oturum yaklaşık yirmi dakika sürer.

Programın toplam uzunluğu genellikle birkaç haftayı bulur. Kas dokusunun uyarıya yanıt vermesi ve gücün artması zaman gerektirdiğinden, ilk haftalarda belirgin bir fark hissedilmeyebilir. Bu nedenle ara değerlendirme, seansların yarısı geride kaldıktan sonra yapılır.

Oturumlar bittikten sonra elde edilen kazancın nasıl sürdürüleceği ayrıca konuşulur. Uyarı kesildiğinde kaslar aylar içinde eski durumuna dönme eğilimi gösterdiğinden, evde düzenli olarak yapılan pelvik taban egzersizleri programın doğal devamı sayılır. Kimi kişide aradan geçen süreye bağlı olarak hatırlatma niteliğinde ek oturumlar gündeme gelebilir.

Seansların aksatılmadan sürdürülmesi sonucun izlenmesi açısından önem taşır. Aralara uzun boşluklar girdiğinde kasın uyarıya verdiği yanıt değerlendirilemez ve programın uzatılması gerekebilir. Bu nedenle seans günleri, kişinin sürdürebileceği bir düzene göre belirlenir.

Kimlere Uygun Değildir?

Kalp pili, defibrilatör ya da benzeri bir elektronik cihaz taşıyan kişilerde uygulama tercih edilmez. Manyetik alanın bu cihazların işleyişini etkileyebileceği düşünülür. Vücutta metal içeren protez ya da implant bulunması da değerlendirilmesi gereken bir durumdur.

Gebelik döneminde uygulama yapılmaz. Rahim içi araç kullanan kişilerde uygunluk ayrıca değerlendirilir. Etkin bir enfeksiyon bulunduğunda uygulama ertelenir.

Kanser tanısı almış ya da tedavisi süren kişilerde uygulama, izlemi yürüten hekimin görüşü alınmadan başlatılmaz. Yakın zamanda bölgeye yönelik bir girişim yapılmışsa iyileşmenin tamamlanması beklenir.

Manyetik alanın metal ve elektronik parçalarla etkileşebilmesi, bu yöntemde ilk sorulan soruyu belirler: vücutta yerleşik bir aygıt bulunup bulunmadığı. Kalp pili, ritim düzenleyici, kohlear implant, ilaç pompası ve bölgeye yerleştirilmiş metal içeren protezler bu nedenle uygulama öncesinde bildirilmelidir. Gebelik, nedeni araştırılmamış kanama ve bölgede henüz tanımlanmamış bir kitle bulunması da bekleme gerekçesi sayılan başlıklardır. Nöbet öyküsü bulunanlarda karar ayrıca değerlendirilir.

Uygulama Sırasında Ağrı Hissedilir mi?

Uygulama ağrı vermeyi amaçlamaz. Kişilerin çoğu, oturdukları bölgede ritmik bir titreşim ya da kasın kendiliğinden sıkıştığı hissini tarif eder. Bu his uygulamanın beklenen bir parçasıdır.

Uyarının şiddeti kademeli olarak artırılır. Uygun düzey, kasılmanın açıkça hissedildiği ancak rahatsızlık vermediği nokta olarak belirlenir. Bu nedenle seans sırasında hissedilenlerin uygulamayı yapan kişiyle paylaşılması gerekir.

Manyetik alan dokudan geçerken bir temas oluşturmadığından, uygulama sırasında iğne ya da elektrik hissi beklenmez. Kişilerin çoğu koltukta otururken derinde ritmik bir titreşim ve kasların kendiliğinden kasılıp gevşediği duygusunu tarif eder. İlk seanslardan sonra pelvik bölgede spor sonrasına benzer bir yorgunluk kalması, çalıştırılan kasların alışma sürecinde olduğunu düşündürebilir ve genellikle sonraki seanslarda azalır. Seans ardından ağrı belirmesi ya da idrar yakınmalarının artması durumunda ayarlar gözden geçirilir.

Hissedilenin kişiden kişiye değişmesi olağandır. Aynı ayarda iki kişiden biri kasılmayı belirgin biçimde tarif ederken diğeri yalnızca hafif bir titreşim bildirebilir. Bu fark, doku kalınlığı ve oturuş konumu gibi etkenlerle açıklanır; ayarların kişiye göre yeniden belirlenmesi bu nedenle gerekir.

Diğer Tedavilerle Birlikte Kullanılır mı?

Kullanılır. Bu yöntem tek başına uygulanan bir yaklaşım olarak değil, genellikle bir programın parçası olarak düşünülür. Yaklaşımların birleştirilmesi yaygın bir uygulamadır.

Pelvik taban kas egzersizleri bu birlikteliğin temel bileşenidir. Uygulama kasın çalıştırılmasını sağlarken, egzersiz kişinin kası bilinçli olarak kullanmasını öğretir. Bu nedenle uygulama sırasında kasın kasıldığı anda kişinin de birlikte sıkması istenebilir.

Kas kasılmasının ekran ya da sesli uyarıyla gösterildiği yöntemler de programa eklenebilir. Yaşam düzenine ilişkin düzenlemeler ise sürecin ayrılmaz parçasıdır; kilo fazlalığının azaltılması, kabızlığın giderilmesi ve sigaranın bırakılması bu kapsamda önerilir. Hangi bileşimin uygun olduğu, yakınmanın niteliği ve muayene bulgularına göre belirlenir.

Mesane alışkanlıklarının düzenlenmesi de programa eşlik eden başlıklardandır. Tuvalete gitme aralıklarının kaydedilmesi, sıvı alımının gün içine dengeli dağıtılması ve akşam saatlerinde alınan miktarın gözden geçirilmesi bu kapsamda konuşulur. Bu düzenlemeler uygulamanın yerine geçmez; kazanılanın günlük yaşama taşınmasını sağlar.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Kaçakların gündelik düzeni bozmaya başlaması, dışarı çıkarken yedek kıyafet taşıma alışkanlığının yerleşmesi ya da uzun yolculuklardan kaçınılması, konunun ele alınması gerektiğini gösterir. Bu yakınmaların yıllardır sürüyor olması, ele alınmasını güçleştiren bir etken değildir.

Seanslar sürerken vücutta yerleşik bir aygıtın çalışmasında değişiklik fark edilmesi gecikmeden bildirilmesi gereken bir durumdur. Bunun yanında beklenen yorgunluk hissinin ötesine geçen, seanslar arasında dinmeyen kasık ağrısı, ara kanama başlaması ve idrar yaparken yanma ya da sıkışma yakınmalarının belirginleşmesi de aktarılmalıdır. Program tamamlandığı hâlde yakınmalarda değişiklik izlenmemesi durumunda ise tablonun yeniden değerlendirilmesi ve başka nedenlerin araştırılması gündeme gelebilir.

Uygulamanın başlamasından önce de değerlendirme gerekir. Taşınan bir tıbbi cihaz, süren bir gebelik olasılığı ya da nedeni bilinmeyen bir kanama varsa bu bilgiler paylaşılmadan seansa başlanmaz.

Oturumların yarısı geride kaldığı halde kaçak sayısında bir gerileme olmuyorsa, yöntemin bu kişi için uygun olup olmadığı yeniden ele alınır. Bu arada işeme sırasında yanma, ateş yükselmesi ve bele vuran ağrı eklenmişse öncelikle idrar yolu iltihabı araştırılır. İdrarda kan görülmesi ise oturumların sürdürülmesinden önce ayrıca incelenmesi gereken bir bulgudur.