randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Polikistik Over Sendromu (PCOS)

Polikistik over sendromunun gelişim mekanizması, belirtileri, tanı ölçütleri, kist görünümünün anlamı, gebe kalma süreciyle ilişkisi ve yaklaşım seçenekleri üzerine bilgilendirme.

Üreme çağındaki kadınlarda sık karşılaşılan hormonal tablolardan biri polikistik over sendromudur. Adet düzensizliği, tüylenme artışı ve gebe kalmada güçlük gibi farklı başlıklarla gündeme gelebilir. Adında geçen kist sözcüğü, çoğu kişide olduğundan farklı bir izlenim yaratır. Aşağıda bu tablonun nasıl geliştiği, hangi ölçütlerle değerlendirildiği ve nasıl ele alındığı anlatılmıştır.

PCOS Neden Gelişir?

Tablonun tek bir nedeni bulunmaz; birden çok mekanizmanın birbirini beslediği bir döngü söz konusudur. Yumurtalıklarda androjen üretiminin artması bu döngünün merkezinde yer alır. Artan androjen, foliküllerin olgunlaşmasını aksatır ve yumurtlamayı engeller.

İnsülin direnci bu döngüyü besleyen önemli bir halkadır. Kandaki insülin düzeyinin yükselmesi yumurtalıklarda androjen üretimini artırır. Aynı zamanda karaciğerde bu hormonları bağlayan taşıyıcı proteinin üretimini azaltarak kandaki etkin androjen miktarını yükseltir.

Beyindeki düzenleyici merkezden gelen sinyallerdeki değişiklik de tabloya katkı sağlar. LH salgılanmasının artması, yumurtalıklardaki androjen üretimini uyaran bir başka etken olarak değerlendirilir. Bu nedenle bazı kadınlarda LH ile FSH arasındaki oran değişmiş olarak bulunur.

Kalıtsal yatkınlık bilinen bir başlıktır; tablonun aile içinde birden fazla bireyde görülmesi sık rastlanan bir durumdur. Kilo fazlalığı tabloyu başlatan bir neden olmamakla birlikte, var olan mekanizmayı belirginleştirir. Bu nedenle zayıf kadınlarda da bu tablo görülebilir.

Polikistik Over Sendromu Belirtileri Nelerdir?

En sık dile getirilen yakınma adet düzenindeki bozukluktur. Adetlerin seyrekleşmesi, aralıkların otuz beş günü aşması ya da aylarca görülmemesi bu tabloda beklenen bulgulardır. Bazı kadınlarda ise düzensiz ve uzun süren kanamalar görülür.

Androjen fazlalığına bağlı bulgular ikinci grubu oluşturur. Erkek tipinde tüylenme artışı çene, üst dudak, göğüs orta hattı ve karnın alt bölümünde belirginleşir. Ciltte yağlanma, erişkin yaşta süren inatçı sivilce ve saç tellerinde incelme de bu gruptadır.

Kilo denetiminde güçlük ve bel çevresinde biriken yağlanma sık bildirilen bir başka bulgudur. Ense, koltuk altı ve kasık kıvrımlarında koyulaşma insülin direncinin görünür işareti olarak değerlendirilir.

Bulguların bileşimi kadınlar arasında değişir. Bir kadında yalnızca adet düzensizliği görülürken bir başkasında tüylenme öne çıkabilir. Bu değişkenlik, tablonun tek bir görünüme sahip olmadığını gösterir.

PCOS Tanısı Nasıl Konur?

Değerlendirmede üç başlık ele alınır: yumurtlamanın düzensizleşmesi, androjen fazlalığına ait bulgular ve yumurtalıkların ultrasondaki görünümü. Yaygın kullanılan ölçütlere göre bu üç başlıktan en az ikisinin bulunması aranır.

Androjen fazlalığı iki yolla değerlendirilir. Muayenede saptanan tüylenme, sivilce ve saç dökülmesi klinik bulgu sayılır. Kan tahlilinde total ve serbest testosteron ile DHEA-S düzeylerinin ölçülmesi ise laboratuvar değerlendirmesini oluşturur.

Tanının konulabilmesi için benzer görünüm veren başka durumların dışlanması gerekir. Tiroit bezi bozuklukları, prolaktin yüksekliği ve böbrek üstü bezi kaynaklı enzim eksikliği bu amaçla incelenir. Bu nedenle tiroit hormonları, prolaktin ve 17-OH progesteron ölçümleri istenir.

Ergenlik döneminde tanı daha temkinli konur. Bu yaşlarda adet düzensizliği ve sivilce zaten sık görüldüğü için ölçütler doğrudan uygulanmaz; ilk adetten sonra birkaç yıl geçmesi beklenir. Tahlil sonuçlarının laboratuvara göre değişebildiği de göz önünde bulundurulur; raporda yer alan referans aralığı esas alınır.

Yumurtalıkta Kist Görülmesi PCOS Anlamına Gelir mi?

Ultrasonda görülen yapı, gerçek anlamda kist değildir. Bunlar gelişmeye başlamış ancak olgunlaşamamış küçük foliküllerdir. Yumurtlama gerçekleşmediği için bu foliküller yumurtalık kenarında sıralanır ve inceleme sırasında dizilim biçiminde görülür.

Bu görünümün tek başına bulunması tanı için yeterli değildir. Adet düzeni yerinde olan ve androjen bulgusu bulunmayan kadınlarda da benzer görünüme rastlanabilir. Özellikle genç yaşlarda bu bulgu daha sık saptanır.

Tersi de geçerlidir. Ultrasonda bu görünüm bulunmayan bir kadında, diğer iki ölçüt karşılanıyorsa tanı konabilir. Bu nedenle inceleme sonucu tek başına yorumlanmaz; muayene bulguları ve hormon değerleriyle birlikte ele alınır.

Bu tabloda görülen folikül dizilimi ile yumurtalıkta ortaya çıkan gerçek kistler farklı şeylerdir. İçi sıvı dolu tek bir kist ya da başka nitelikteki oluşumlar ayrı başlıklarda değerlendirilir ve kendi izlemleri planlanır.

PCOS Gebe Kalmayı Nasıl Etkiler?

Yumurtlamanın düzensizleşmesi, gebe kalma süresini uzatabilen temel etkendir. Yumurtlama gerçekleşmediğinde döllenme için gerekli hücre serbest kalmaz. Adetlerin seyrek olması, yumurtlamanın da seyrek gerçekleştiğini düşündürür.

Bununla birlikte bu tablo gebeliğin oluşmayacağı anlamına gelmez. Birçok kadın doğal yoldan gebe kalır. Yumurtlamanın öngörülemez olması, korunma gereğini de ortadan kaldırmaz; gebelik planlanmıyorsa korunmaya devam edilmesi gerekir.

Kilo denetimi bu başlıkta belirgin fark yaratır. Mevcut ağırlığın küçük bir bölümünün verilmesi bile yumurtlamanın geri dönmesini sağlayabilir. Bu nedenle gebelik planı bulunan kadınlarda ilk basamak çoğu zaman yaşam düzeni değişiklikleridir.

Gebelik oluştuktan sonra izlem daha yakından yapılır. Gebelik şekeri ve yüksek tansiyon gelişme olasılığı bir miktar artmış bildirilmiştir. Bu nedenle gebelik öncesinde kan şekeri değerlerinin değerlendirilmesi ve folik asit desteğinin başlanması önerilir.

Beslenme ve Kilo Yönetimi Şikâyetleri Nasıl Değiştirir?

Beslenme düzenindeki değişiklikler, insülin direnci üzerinden tüm döngüyü etkiler. Kan şekerini hızla yükselten besinlerin azaltılması, insülin salgısındaki ani artışları yumuşatır ve androjen üretimi üzerindeki uyarıyı geriletir.

Öğünlerde tam tahıl ürünleri, kurubaklagiller, sebze ve yeterli protein bulunması önerilir. Şekerli içeceklerin bırakılması ve rafine karbonhidratların sınırlanması öne çıkan başlıklardır. Öğün atlamamak ve porsiyon miktarını denetlemek uzun vadede sürdürülebilir bir düzen kurmaya yardımcı olur.

Düzenli hareket bu düzenin ayrılmaz parçasıdır. Haftada en az yüz elli dakikaya ulaşan orta tempolu etkinlik ve buna eklenen direnç çalışmaları önerilir. Hareketin etkisi kilo verilmese bile insülin duyarlılığı üzerinden görülebilir.

Değişimin göstergeleri arasında adetlerin düzene girmesi, ciltteki yağlanmanın azalması ve tahlil değerlerinde iyileşme sayılır. Bu iyileşmelerin görülmesi zaman alır; hızlı ve kısıtlayıcı yöntemler yerine kalıcı bir düzenin kurulması önerilir. Uyku düzeninin korunması da bu süreci destekler.

Hangi Tedavi Yaklaşımları Değerlendirilir?

Yaklaşım, kişinin öne çıkan şikâyetine ve gebelik planına göre biçimlenir. Herkes için aynı düzen uygulanmaz. Yaşam düzeni değişiklikleri her durumda temel basamak olarak sürdürülür.

Gebelik planı bulunmayan ve adet düzensizliği ön planda olan kadınlarda hormonal düzenleme seçenekleri değerlendirilir. Bu yaklaşım adetlerin düzenli hâle gelmesine katkı sağlar ve rahim iç zarının uzun süre kalınlaşmadan kalmasını önler. Tüylenme ve sivilce üzerinde de olumlu etki bildirilmiştir.

İnsülin direncinin belirgin olduğu durumlarda bu yönde ilaç seçenekleri gündeme gelebilir. Tüylenmenin ön planda olduğu kadınlarda androjen etkisini azaltan yaklaşımlar ve kozmetik yöntemler birlikte değerlendirilir.

Gebelik planı bulunan kadınlarda yumurtlamayı destekleyen yaklaşımlar ele alınır. Bu süreç yakın izlem gerektirir. Yanıt alınamayan durumlarda ileri yöntemler gündeme gelebilir. Hangi yolun izleneceği hekim değerlendirmesiyle belirlenir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Adet aralığının otuz beş günü aşması, yılda sekizden az adet görülmesi ya da adetlerin üç aydan uzun süre kesilmesi değerlendirme gerektirir. Bu bulguların uzun süredir var olması, incelenmelerine engel değildir.

Tüylenmede artış, olağan bakımla geçmeyen inatçı sivilce ve saç tellerinde incelme başvuru nedenleri arasındadır. Sesin kalınlaşması ve kısa sürede ortaya çıkan hızlı değişimler ayrıca inceleme gerektirir.

Ense ve koltuk altında koyulaşma fark edilmesi, bel çevresinde artan kilo ve kilo verememe durumu tahlil yaptırmak için gerekçe oluşturur. Korunmasız geçen bir yıla karşın gebeliğin oluşmaması da değerlendirme gerektirir; otuz beş yaş üzerinde bu süre altı ay olarak alınır.

Uzun süre adet görmeyen kadınlarda ortaya çıkan yoğun ya da uzun süren kanama gecikmeden incelenmelidir. Tanı almış kişilerde de düzenli aralıklarla kan şekeri, kan yağları ve kan basıncının kontrol edilmesi önerilir.