Prolaktin ölçümünün üst sınırın birkaç katına ulaşması, sonucun ayrıca ele alınmasını gerektirir. 80 ng/mL, geçici nedenlerle açıklanması güçleşen ve nedenin araştırılmasının öncelik kazandığı bir bölgede yer alır. Bu düzeyde asıl soru, yüksekliğin ilaç kullanımı gibi dışarıdan gelen bir etkiyle mi yoksa hipofiz bezini ilgilendiren bir durumla mı ilişkili olduğudur. Aşağıda bu ayrım ele alınmıştır.
Prolaktin Düzeyi Ne Kadar Yükselebilir?
Bu hormonun kandaki miktarı, nedenine göre çok geniş bir aralıkta değişebilir. Geçici uyarılarla ortaya çıkan artışlar genellikle üst sınırın biraz üzerinde kalır. İlaç kullanımına bağlı yükseklikler ise daha belirgin düzeylere ulaşabilir.
Hipofiz bezinde hormon üreten küçük bir oluşum bulunduğunda düzey genellikle daha yukarı çıkar. Oluşumun büyüklüğü ile ölçülen değer arasında kabaca bir ilişki bulunur; büyüdükçe salgı da artar.
Gebelik ve emzirme dönemlerinde görülen yükseklikler ayrı bir kategoridedir. Bu dönemlerde düzeyin artması beklenen bir durumdur ve erişkin referans bandıyla karşılaştırılmaz. Doğuma yakın ölçülen değerler oldukça yüksek olabilir.
Bu geniş yelpaza, ölçümün ne kadar yükseldiğinin neden önemli olduğunu açıklar. Sayının kendisi, nedenin hangi grupta aranacağı konusunda ilk yönlendirmeyi sağlar.
Bu yönlendirmenin kesin bir sınıflandırma olmadığını belirtmek gerekir. Gruplar arasında geçişler bulunur; aynı sayı iki farklı nedenle ortaya çıkabilir. Bu nedenle sayı yalnızca araştırmanın başlangıç noktasını belirler, sonucu değil.
Prolaktin 80 ng/mL Hangi Aralıkta Değerlendirilir?
Bu değer, çoğu merkezin üst sınırının yaklaşık üç katıdır. Bu konumuyla belirgin yükseklik olarak nitelenir. Geçici uyarılarla ya da ölçüm koşullarıyla açıklanması bu düzeyde oldukça güçtür.
Bununla birlikte hipofiz bezindeki oluşumların düşündürdüğü çok yüksek bölgenin de altındadır. Bu ara konum, hem ilaç kaynaklı bir yüksekliğin hem de bezi ilgilendiren küçük bir oluşumun düşünülmesini gerektirir.
Bu nedenle bu düzeyde yaklaşım iki koldan yürütülür. Bir yandan dışarıdan gelen nedenler ayrıntılı biçimde sorgulanır, bir yandan da yüksekliğin sürüp sürmediği ölçümün yinelenmesiyle değerlendirilir.
Bu ikili yürütme, sürecin uzamasını da önler. Tekrar ölçüm sonucu beklenirken ilaç listesi ve tiroit ölçümü tamamlandığında, iki bilgi aynı anda değerlendirilebilir hale gelir. Böylece görüntüleme kararı gecikmeden verilebilir ya da gerekmediği anlaşılır.
Bu düzeyde saptanan bir sonucun kendiliğinden gerilemesi de olasıdır. Yükseklik geçici bir ilaç kullanımına ya da tiroit tarafındaki geri döndürülebilir bir duruma bağlıysa, kaynak ortadan kalktığında değerin beklenen aralığa inmesi beklenir. Bu olasılık, ilk sonuçtan hemen sonra kesin bir yorum yapılmamasının gerekçesidir.
Belirgin Yükseklik Hangi Durumlarda Görülür?
Bu düzeydeki yüksekliklerin en sık nedeni ilaç kullanımıdır. Ruh sağlığı alanında kullanılan bir bölüm ilaç, bulantı önleyiciler ve mide boşalmasını hızlandıran ilaçlar bu grupta öne çıkar. Etki, beyindeki baskılayıcı sinyalin engellenmesiyle ortaya çıkar.
İkinci sık başlık, hipofiz bezinde prolaktin üreten iyi huylu bir oluşumun bulunmasıdır. Bu oluşumlar çoğunlukla küçük boyuttadır ve çevre dokuya baskı yapmaz. Verdikleri belirtiler hormon fazlalığının kendisinden kaynaklanır.
Tiroit bezinin yetersiz çalışması bu düzeyde de değerlendirilir. Böbrek yetmezliği, karaciğer hastalıkları ve hipofiz sapını etkileyen durumlar da nedenler arasında sayılır. Hipofiz sapına baskı yapan bir oluşum, baskılayıcı sinyalin ulaşmasını engelleyerek düzeyi yükseltebilir.
Sap kaynaklı tablolarda ölçüm genellikle bu bölgede kalır ve daha yukarı çıkmaz. Bu özellik, görüntüde saptanan bir bulgunun prolaktin üreten bir yapı mı yoksa sapa baskı yapan başka bir oluşum mu olduğunun ayrılmasında kullanılır. Sayı ile görüntünün birlikte okunması bu nedenle gereklidir.
Yüksek Prolaktin Hangi Belirtileri Verebilir?
En sık görülen bulgu adet düzenindeki değişikliktir. Aralıklar uzar, kanamalar seyrekleşir ya da tümüyle kesilebilir. Bu değişiklik yumurtlamanın gecikmesi veya gerçekleşmemesiyle ilişkilidir.
Memeden süt benzeri sıvı gelmesi bir başka bulgudur. Bu akıntı genellikle her iki memeden gelir ve sıkmayla belirginleşir. Her yükseklikte görülmez; meme dokusunun duyarlılığı kişiden kişiye değişir.
Gebeliğin gecikmesi de bu tablonun parçası olabilir. Yumurtlamanın düzensizleşmesi, gebe kalmaya elverişli dönemin belirlenmesini güçleştirir ve gebelik oluşumunu geciktirebilir.
Bu düzey aylarca sürdüğünde yumurtlama düzeni bozulur ve östrojen üretimi geriler. Sonuçları dolaylı yoldan fark edilir: dokuların nemi azaldığı için birliktelik sırasında rahatsızlık duyulabilir, isteklilik geriye düşebilir. Yılları bulan sürelerde ise iskelet dokusunun yoğunluğu ayrı bir izlem başlığına dönüşür.
Hipofiz İncelemesi Hangi Değerlerde Düşünülür?
Görüntülemeye geçilmesi tek bir sayıya bağlanmaz. Karar, yüksekliğin derecesi, sürüp sürmediği, eşlik eden belirtiler ve açıklayıcı bir nedenin bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilerek verilir.
Uygulamada sıkça anılan yaklaşım, ilaç kullanımı ve tiroit gibi başlıklar dışlandıktan sonra sürmekte olan belirgin yüksekliklerde görüntüleme istenmesidir. 80 ng/mL bu tanımın içine giren bir düzeydir.
Görme ile ilgili şikâyetlerin ya da inatçı baş ağrısının eşlik ettiği durumlarda inceleme öne alınır. Bu belirtiler, çevre dokuya baskı yapan daha büyük bir oluşum olasılığını gündeme getirir ve beklemeyi uygunsuz kılar.
Kullanılan yöntem manyetik rezonans görüntülemedir. Bu inceleme hipofiz bezini ayrıntılı biçimde gösterir. Sonuçta hiçbir oluşum bulunmaması da olağandır; bu durumda yükseklik başka nedenlerle açıklanmaya çalışılır.
Görüntüleme Sonrası Ne Olur?
İncelemede küçük boyutlu bir oluşum saptanması, hemen bir girişim gerektiği anlamına gelmez. Şikâyetlerin varlığı, gebelik planı ve değerin seyri birlikte değerlendirilerek izlem ya da başka bir yaklaşım planlanır. Boyut ve ölçüm belirli aralıklarla yeniden gözden geçirilir.
Hiçbir oluşum bulunmadığında da izlem sürer. Bu durumda gözden kaçmış bir ilaç kullanımı, ölçüm yöntemine bağlı bir durum ya da henüz görüntüde seçilemeyecek kadar küçük bir kaynak akla gelir. Değerin zaman içindeki gidişi bu ayrımı belirginleştirir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Rapordaki değerin üst sınırın belirgin biçimde üzerinde olduğu görüldüğünde başvuru uygundur. Kullanılan tüm ilaçların, bitkisel ürünlerin ve takviyelerin listesiyle gidilmesi değerlendirmeyi hızlandırır.
Seksen düzeyi çoğu kişide adet düzenini etkileyecek güçtedir; bu nedenle takvimdeki değişim ölçümün karşılığı olarak okunur. Aralıkların açılması, adetin birkaç ay üst üste atlanması ya da yıllardır düzenli giden bir döngünün bozulması bu kapsamdadır. Çocuk isteği olup sonuç alınamaması da aynı çerçevede ele alınır.
Emzirme dönemi geride kalmışken ya da hiç gebelik yaşanmamışken memeden sıvı gelmesi başlı başına bir başvuru nedenidir. Görüşmede bunun tek yandan mı iki yandan mı geldiği, ne renkte olduğu ve iç çamaşırında iz bırakacak biçimde kendiliğinden mi çıktığı sorulur; bu ayrıntılar yönü belirler.
Seksen düzeyi tek başına bezde büyüme olduğunu göstermez; ancak baş ağrısının haftalar içinde ağırlaşarak sürmesi tabloyu değiştirir. Buna yandaki nesneleri seçmekte güçlük ya da nesnelerin ikili görünmesi eklendiğinde, sayının kendisinden bağımsız olarak görüntüleme gündeme gelebilir.
Hangi Tetkiklerle Birlikte Değerlendirilir?
Bu sonucun yanına neredeyse her zaman tiroit ölçümü eklenir. Bunun nedeni iki bez arasındaki bağlantıdır: tiroit yavaş çalıştığında beyin onu uyarmak için bir madde salgılar ve bu madde prolaktin üreten hücreleri de uyarır. Böyle bir durumda seksen düzeyindeki bir sonuç, tiroit tedavi edildiğinde ayrıca bir işlem yapılmadan gerileyebilir.
Gebelik olasılığının dışlanması ilk adımlardandır. Böbrek ve karaciğer işlevlerini gösteren ölçümler eklenebilir. Büyük yapılı prolaktin biçimlerinin araştırılması da yorumu değiştirebilecek bir incelemedir.
Adet düzensizliği ve gebelik planı bulunan kişilerde panel genişletilir. Adetin ilk günlerinde bakılan FSH, LH ve estradiol ile döngünün ikinci yarısında bakılan progesteron bu gruba girer. Kıllanma artışı eşlik ediyorsa androjen ölçümleri de istenebilir.
Panelin genişletilmesindeki amaç, adet düzensizliğinin yalnızca prolaktinle açıklanıp açıklanamayacağını görmektir. Bu düzeydeki bir yükseklik döngüyü etkileyebilir; ancak aynı kişide başka bir tablonun da bulunması olasıdır. İki durumun bir arada değerlendirilmesi, yaklaşımın eksik kalmasını önler.
Sonucu Hangi Etkenler Değiştirebilir?
Kanın alındığı saat en belirleyici etkendir. Düzey uykuda yükselir, uyanmayı izleyen saatlerde düşer. Ölçümün sabah, uyandıktan iki ila üç saat sonra yapılması bu nedenle istenir.
Bedensel zorlanma, gerginlik ve meme bölgesinin uyarılması düzeyi geçici olarak artırır. Bu etkiler genellikle sınırlı kalır; bu düzeydeki bir sonucu tek başına açıklamaları beklenmez. Yine de tekrar ölçümde bu koşulların düzeltilmesi istenir.
Ölçüm yöntemine bağlı bir başka durum, kandaki büyük yapılı prolaktin biçimlerinin sonuca katılmasıdır. Bu biçimler doku üzerinde etki göstermez ancak ölçümü yükseltir. Şikâyeti bulunmayan kişilerde bu olasılığın araştırılması yerinde olur.
Ölçümün aynı merkezde yinelenmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Merkezler arasındaki yöntem farkları, gerçekte olmayan bir yükselme ya da düşme izlenimi doğurabilir. İzlem gerektiren durumlarda bu ayrıntının baştan planlanması yararlı olur.
