Aşırı aktif mesane ve sıkışma tipi idrar kaçırma şikâyetlerinde, davranışsal yöntemler ve ilaç tedavisinden yeterli yarar görülmediğinde değerlendirilen seçeneklerden biri sinir uyarımı temelli uygulamalardır. Bunlar arasında ayak bileği bölgesinden uygulanan tibial sinir stimülasyonu, girişimin küçük ölçekli olması nedeniyle öne çıkar. Aşağıda bu yöntemin nasıl etki ettiği, hangi şikâyetlerde uygulandığı ve nelerin izlendiği açıklanmıştır.
Tibial Sinir Stimülasyonu Nasıl Etki Eder?
Ayak bileğinin iç yüzünde, cilde yakın seyreden tibial sinir bulunur. Bu sinir, omurilikte mesane işlevini düzenleyen merkezlerle aynı bölgeye bağlantı verir. Ayak bileğinden uygulanan uyarı, sinir boyunca ilerleyerek bu merkezlere ulaşır ve mesane işlevini düzenleyen sinir ağını etkiler.
Bu etkinin, mesane kasının istemsiz kasılmalarını azalttığı ve sıkışma hissinin ortaya çıktığı eşiği yükselttiği düşünülmektedir. Böylece mesanenin depolama kapasitesi artar ve kişi sıkışma hissi geldiğinde daha uzun süre bekleyebilir. Etki doğrudan mesane üzerinde değil, onu yöneten sinir düzeni üzerinden gerçekleşir.
Uyarının etkisi tek seansla ortaya çıkmaz. Sinir ağındaki düzenlenmenin oluşabilmesi için tekrarlanan seanslar gerekir. Bu nedenle uygulama belirli bir program içinde ve düzenli aralıklarla yürütülür. Programın yarıda bırakılması, beklenen etkinin oluşmasını engelleyebilir.
Hangi Şikâyetlerde Uygulanır?
En sık uygulandığı tablo aşırı aktif mesanedir. Ani ve engellenemeyen sıkışma hissi, sık idrara çıkma, gece uyanmalar ve buna eşlik eden kaçırma bulunan kişilerde değerlendirilir. Bu grupta uygulama, ilk basamak yaklaşımlardan yeterli yarar görülmediğinde gündeme gelir.
İlaç tedavisinin yan etkileri nedeniyle sürdürülemediği durumlar da bu yöntemin değerlendirildiği koşullar arasındadır. Ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme ve zihinsel bulanıklık gibi etkiler özellikle ileri yaştaki kişilerde tedavinin bırakılmasına yol açabilir. Bu yöntem ilaç kullanımı gerektirmediği için bu grupta öne çıkar.
Sıkışma tipi kaçırma, karışık tip kaçırmanın sıkışma bileşeni ve gaz ile dışkı kaçırma şikâyetleri de uygulamanın değerlendirildiği başlıklardır. Pelvik bölge ağrısı bulunan bazı tablolarda da kullanılabildiği bildirilmiştir. Uygulama, davranışsal yöntemlerin yerine geçen değil, onları tamamlayan bir bileşen olarak ele alınır; mesane eğitimi ve sıvı düzenlemesi program boyunca sürdürülür.
Seans Nasıl Yapılır?
Uygulama için kişi sırtüstü ya da yarı oturur pozisyonda yerleştirilir ve bacağını rahat bir konumda uzatır. Ayak bileğinin iç yüzünde, kemik çıkıntısının yaklaşık beş santimetre yukarısındaki bölge belirlenir. Bu noktaya çok ince bir iğne elektrot yerleştirilir; iğne cilde yalnızca birkaç milimetre girer.
Aynı bacağın topuk bölgesine ya da ayak tabanına bir yüzey elektrotu yapıştırılır ve devre tamamlanır. Cihaz çalıştırılarak akım şiddeti kademeli olarak artırılır. Doğru bölgenin uyarıldığı, ayak parmaklarında hafif hareket ya da ayak tabanında yayılan karıncalanma hissiyle anlaşılır. Bu yanıt, uygulamanın doğru noktadan yapıldığını gösteren bir ölçüttür.
Akım şiddeti, kişinin karıncalanmayı hissettiği ancak rahatsızlık duymadığı düzeyde ayarlanır. Seans süresi genellikle otuz dakikadır. Bu süre boyunca kişi oturarak dinlenebilir, okuyabilir ya da konuşabilir. Seans bittiğinde iğne çıkarılır ve bölgeye kısa süreli bası uygulanır. Kişi hemen günlük yaşamına dönebilir; araç kullanabilir ve çalışmaya devam edebilir. İğne kullanılmayan, yalnızca cilt üzerine yapıştırılan elektrotlarla çalışan uygulamalar da bulunur.
Kaç Seans Uygulanır, Ne Kadar Sürer?
Yaygın uygulama düzeni, haftada bir seans olacak biçimde on iki hafta sürdürülen bir programdır. Bu düzende toplam on iki seans uygulanır. Seansların düzenli aralıklarla yapılması, beklenen etkinin oluşması açısından belirleyicidir; aksatılan seanslar programın etkinliğini azaltabilir.
Şikâyetlerdeki değişiklik genellikle beşinci ve altıncı seanslardan sonra fark edilmeye başlar. Bazı kişilerde bu süre daha uzun olabilir. Bu nedenle ilk seanslarda değişiklik görülmemesi, programın bırakılmasını gerektirmez. Yanıtın değerlendirilmesi, on iki seanslık programın tamamlanmasının ardından yapılır.
Program sonunda yanıt alınan kişilerde, sağlanan etkinin korunması için idame seansları planlanır. Bu seanslar genellikle ayda bir ya da birkaç haftada bir olacak biçimde düzenlenir. İdame aralığı, şikâyetlerin ne zaman geri döndüğüne göre kişiye özgü biçimde belirlenir. Programın tamamı boyunca ve sonrasında mesane günlüğü tutulması, sağlanan değişikliğin ölçülmesini ve idame aralığının belirlenmesini kolaylaştırır.
Uygulama Ağrılı mıdır?
Uygulama genellikle ağrı vermeyen bir yöntem olarak tanımlanır. İğnenin yerleştirilmesi sırasında hafif bir batma hissi duyulabilir; bu his kısa sürer ve genellikle rahatsızlık verici düzeyde değildir. Kullanılan iğne çok ince olduğu için yerleştirme işlemi kolay tolere edilir.
Uyarı verilirken ayak tabanında ve parmaklarda karıncalanma hissi algılanır. Bazı kişiler bu hissi hafif elektriklenme olarak tarif eder. Akım şiddeti kişiye göre ayarlandığı için rahatsızlık duyulduğunda düzey düşürülebilir. Uygulamayı yürüten kişiye geri bildirim verilmesi bu açıdan önemlidir.
Seans sonrasında bölgede hafif hassasiyet duyulabilir; bu durum genellikle kısa sürede geriler. Belirgin ağrı, yanma ya da uzun süren rahatsızlık beklenen bir durum değildir; böyle bir durumda uygulamayı yürüten hekime bildirilmesi gerekir. Uygulamanın anestezi gerektirmemesi ve iyileşme süresi olmaması, kişiler tarafından kolay kabul edilmesinin nedenleri arasındadır.
Hangi Yan Etkiler Görülebilir?
Bildirilen yan etkiler genellikle hafif düzeydedir ve uygulama bölgesiyle sınırlıdır. İğnenin yerleştirildiği noktada geçici ağrı, hassasiyet, kızarıklık ve küçük morarma en sık karşılaşılan durumlardır. Bu bulgular birkaç gün içinde kendiliğinden geriler ve özel bir uygulama gerektirmez.
Uygulama bölgesinde küçük bir kanama görülebilir; bası uygulanmasıyla kısa sürede durur. Kan sulandırıcı etkili ilaç kullanan kişilerde bu olasılık artabilir; bu nedenle kullanılan ilaçlar önceden bildirilmelidir. İğne giriş yerinde enfeksiyon gelişmesi seyrek bildirilen bir durumdur; steril koşullara özen gösterilmesi bu olasılığı azaltır.
Bazı kişilerde uygulama sırasında bacakta kramp benzeri his ya da ayakta geçici uyuşma bildirilmiştir. Baş dönmesi ve halsizlik seyrek görülen durumlardır. Kalp pili ya da benzeri elektronik tıbbi cihaz bulunanlarda, gebelik döneminde, uygulama bölgesinde açık yara ya da enfeksiyon bulunanlarda ve nöbet geçirme öyküsü olanlarda uygulama değerlendirilmez. Uygunluk değerlendirmesi hekim tarafından yapılır.
Tedavi Sonrası Takip Nasıl Yapılır?
Program tamamlandıktan sonra yanıtın değerlendirildiği bir kontrol yapılır. Bu değerlendirmede mesane günlüğü kayıtları, şikâyetlerdeki değişiklik ve kişinin genel memnuniyeti birlikte gözden geçirilir. Gün içinde tuvalete gitme sayısı, sıkışma hissinin şiddeti, kaçırma sayısı ve gece uyanmalar karşılaştırılır.
Yanıt alınan kişilerde idame programı planlanır. Şikâyetlerin geri dönmesi genellikle kademeli olur; bu nedenle kişiden mesane günlüğünü belirli aralıklarla tutması ve değişikliği fark ettiğinde bildirmesi istenir. İdame seanslarının sıklığı bu geri bildirime göre ayarlanır. Bazı kişilerde uzun aralıklarla yapılan seanslar yeterli olurken, bazılarında daha sık uygulama gerekebilir.
Program boyunca ve sonrasında davranışsal yöntemlerin sürdürülmesi önem taşır. Mesane eğitimi, sıvı düzeninin düzenlenmesi, kafein ve alkol tüketiminin azaltılması, pelvik taban egzersizleri, kilo yönetimi ve kabızlığın giderilmesi elde edilen kazanımı destekleyen uygulamalardır. Program sonunda yeterli yanıt alınamayan kişilerde farklı yaklaşımlar değerlendirilir; mesane duvarına yapılan botulinum toksin enjeksiyonu ve kalıcı sinir uyarımı sistemleri bu kapsamda ele alınan seçeneklerdir. Hangi yolun izleneceği hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Uygulama bölgesinde artan ağrı, şişlik, kızarıklık, ısı artışı ya da akıntı gelişmesi kontrol gerektiren durumlardır. Bu bulgular enfeksiyon gelişimini düşündürebilir. Bölgede birkaç günden uzun süren belirgin morarma da bildirilmelidir.
Ayakta ya da bacakta yeni başlayan güçsüzlük, uyuşma ya da his kaybı gecikmeden değerlendirme gerektirir. Bu belirtiler seyrek görülmekle birlikte incelenmesi gereken bulgulardır.
İdrar yapmada zorlanma, akımın zayıflaması, mesanenin boşalmadığı hissi ya da idrar yapamama gecikmeden başvuru gerektiren durumlardır. İdrarda yanma, ateş, bel ağrısı ve idrarda bulanıklık enfeksiyon açısından inceleme gerektirir. İdrarda kan görülmesi ayrı bir değerlendirme gerektirir. Programın tamamlanmasına karşın şikâyetlerde değişiklik olmaması ya da idame döneminde şikâyetlerin belirgin biçimde geri dönmesi de kontrol için geçerli gerekçelerdir.
