Bebeği çevreleyen zarların doğum eylemi başlamadan önce yırtılmasına erken membran rüptürü denir. Halk arasında suyun gelmesi olarak bilinen bu durum, gebeliğin son haftalarında olduğunda doğumun yaklaştığını gösterir. Daha erken haftalarda ortaya çıktığında ise izlenecek yol farklıdır ve gebeliğin sürdürülüp sürdürülemeyeceği değerlendirilir. Her iki durumda da beklemeden başvurulması gerekir; çünkü zarların açılmasıyla enfeksiyona karşı koruyucu engel ortadan kalkar.
Suyun Gelmesi Nasıl Anlaşılır?
Tipik tarif, vajinadan ani ve kontrol edilemeyen bir sıvı boşalmasıdır. Kişi bacaklarından aşağı doğru akan ılık bir sıvı hisseder. Bu boşalma bir kerelik olmaz; sonrasında da aralıklarla sızıntı sürer.
Belirtiler bu kadar açık olmayabilir. Zarlardaki açıklık küçük olduğunda gelen sıvı ansızın boşalmak yerine damla damla sızar ve bebeğin başı açıklığı kısmen kapattığı için akış zaman zaman durabilir. Bu nedenle tablo, gebelikte artan olağan akıntıyla ya da mesaneye binen basınç sonucu gelen kaçakla karıştırılabilir.
Gelen sıvının özellikleri ayırt edicidir. Amniyon sıvısı berrak ya da hafif bulanık, kokusuzdur. İçinde beyaz benekler görülebilir; bunlar bebeğin cildinden dökülen parçacıklardır. Sıvı vajinal akıntı gibi kıvamlı değildir.
Ayağa kalkıldığında, öksürüldüğünde ya da pozisyon değiştirildiğinde akışın artması bir diğer ipucudur. Sıvının rengi yeşilimsi ya da kahverengi ise mekonyum karışmış olabilir; bu durum bildirilmesi gereken bir bulgudur.
Gelen sıvının miktarı zarların nerede yırtıldığına göre değişir. Bebeğin başının aşağıda olduğu ve doğum kanalına oturduğu durumlarda baş bir tıkaç görevi görebilir ve sıvı az miktarda gelir. Bu nedenle az miktarda gelen sıvı, tablonun hafif olduğu anlamına gelmez ve aynı biçimde değerlendirilir.
İdrar Kaçırmadan Nasıl Ayrılır?
Gebelikte idrar kaçırma yaygın bir yakınmadır. Büyüyen rahmin mesaneye baskısı nedeniyle öksürme, hapşırma ya da gülme sırasında az miktarda idrar gelebilir. Bu benzerlik iki durumun karıştırılmasına yol açar.
En pratik ayrım kokudur. İdrarın kendine özgü bir kokusu vardır; amniyon sıvısı ise kokusuzdur ya da hafif tatlımsı bir koku taşır. Rengi de farklıdır; idrar sarımsıdır, amniyon sıvısı berraktır.
Bir diğer ayrım süreklilikte yatar. İdrar kaçırma belirli bir hareketle ilişkilidir ve sonrasında durur. Amniyon sıvısı ise kişi hareketsiz otururken bile aralıklarla gelmeye devam eder.
Evde uygulanabilecek basit bir yöntem, temiz bir ped takıp bir süre uzanmak ve sonra kalkıp pedin ıslanıp ıslanmadığına bakmaktır. Yine de bu değerlendirme kesin sonuç vermez; ayrımın muayene ile yapılması gerekir ve bu nedenle başvuru ertelenmemelidir.
Vajinal akıntı artışı da bu tabloyla karışabilen bir diğer durumdur. Gebelikte akıntı miktarı doğal olarak artar; ancak akıntı beyazımsı ve kıvamlıdır, amniyon sıvısı ise sudur. Renk, kıvam ve süreklilik açısından değerlendirme yapılması ayrımda yol gösterir.
Erken Membran Rüptürü Neden Olur?
Enfeksiyonlar en sık gösterilen nedendir. Vajinal ve idrar yolu enfeksiyonları zarların yapısını zayıflatabilir. Zarlara ulaşan iltihabi süreç dokunun dayanıklılığını azaltır ve yırtılmayı kolaylaştırır.
Rahmin aşırı gerilmesi ikinci mekanizmadır. Çoğul gebelik ve amniyon sıvısının fazla olması zarlar üzerindeki gerilimi artırır. Bu artan yük, zayıflamış bir bölgede yırtılmaya yol açabilir.
Öykü belirleyicidir. Daha önce erken doğum ya da benzer bir tablo yaşamış olmak, olasılığı artıran en güçlü etkenlerden biridir. Rahim ağzının kısa olması da aynı grupta değerlendirilir.
Sigara kullanımı, gebelikte kanama, karına gelen darbe, rahim ağzına yönelik geçirilmiş işlemler ve bağ dokusunu ilgilendiren durumlar diğer etkenlerdir. Yetersiz beslenme de katkı sağlayabilir. Bir bölümünde ise belirgin bir neden bulunamaz.
Zarların yapısı gebelik ilerledikçe doğal olarak zayıflar. Doğuma yakın dönemde bu zayıflama beklenen bir süreçtir ve doğum eyleminin bir parçasıdır. Erken haftalarda ortaya çıkan yırtılmalarda ise bu doğal süreci hızlandıran bir etken aranır; bu nedenle enfeksiyon araştırması öncelikli adımdır.
Tanı İçin Hangi Değerlendirmeler Yapılır?
Değerlendirme steril spekulum muayenesiyle yapılır. Bu muayenede rahim ağzından sıvı gelip gelmediği doğrudan gözlenir. Arka boşlukta biriken sıvının görülmesi tanıyı destekleyen en değerli bulgudur.
Parmakla vajinal muayene bu durumda tercih edilmez. Bu muayene enfeksiyon olasılığını artırabilir. Bu nedenle sıralama değişmez: önce spekulum ile bakılır, elle muayene ancak doğum eylemi başlamışsa yapılır.
Alınan sıvının asitlik derecesine bakılabilir; amniyon sıvısı vajinal ortamdan farklı bir değere sahiptir. Sıvının cam üzerinde kurutulup mikroskopta incelenmesi de kullanılan bir yöntemdir. Bu testler yanıltıcı sonuç verebileceği için tek başına yorumlanmaz.
Kesin olmayan durumlarda özel test kitleri kullanılabilir. Ultrasonla amniyon sıvısı miktarının ölçülmesi de destekleyici bilgi verir; sıvının azalmış bulunması tanıyı güçlendirir. Enfeksiyon açısından kan tetkikleri ve ateş takibi de değerlendirmeye eklenir.
Değerlendirme yalnızca tanıyı koymakla sınırlı kalmaz. Aynı incelemede rahim ağzının durumu, bebeğin duruşu ve göbek kordonunun sarkıp sarkmadığı da gözlenir. Bebeğin kalp atışları kaydedilir ve rahim kasılmaları izlenir. Bu bilgiler izlenecek yolun belirlenmesinde birlikte kullanılır.
Gebelik Haftasına Göre Yaklaşım Nasıl Değişir?
Otuz yedinci hafta ve sonrasında doğum genellikle beklenir. Eylem çoğu gebede kendiliğinden başlar; başlamazsa doğumun başlatılması gündeme gelir. Uzun süre beklenmesi enfeksiyon olasılığını artırdığı için tercih edilmez.
Otuz dördüncü ile otuz yedinci haftalar arasında karar dengelidir. Bebeğin olgunluk düzeyi büyük ölçüde tamamlanmıştır; bu nedenle doğum planlanabilir. Bazı durumlarda kısa süreli izlem tercih edilebilir.
Yirmi dördüncü ile otuz dördüncü haftalar arasında gebeliğin uzatılması hedeflenir. Her kazanılan gün bebeğin olgunlaşmasına katkı sağlar. Bu dönemde hastanede izlem, koruyucu antibiyotik ve akciğer olgunlaştırıcı tedavi uygulanır.
Yirmi dördüncü haftadan önceki durumlar ayrı bir başlıktır. Bu dönemde sıvının uzun süre az kalması akciğer gelişimini etkileyebilir. Seçenekler aile ile ayrıntılı biçimde konuşularak değerlendirilir; karar her gebelikte kendi koşulları içinde verilir.
Hangi yaklaşımın seçileceği yalnızca haftaya bağlı değildir. Enfeksiyon bulgusu bulunup bulunmadığı, bebeğin durumu, amniyon sıvısının ne kadar kaldığı ve doğum eyleminin başlayıp başlamadığı da karara katılır. Bu nedenle plan izlem sırasında değişebilir ve her kontrolde yeniden gözden geçirilir.
Enfeksiyon Riski Nasıl Yönetilir?
Zarlar açıldığında rahim içini koruyan engel ortadan kalkar. Vajinal ortamdaki bakteriler yukarı doğru ilerleyebilir. Bu nedenle enfeksiyon izlemi, sürecin en öncelikli başlığıdır.
İzlemde ateş düzenli olarak ölçülür. Annenin nabız hızı, rahimde hassasiyet bulunup bulunmadığı ve vajinal akıntının niteliği değerlendirilir. Bebeğin kalp atış hızının yükselmesi de dikkat edilen bulgular arasındadır.
Kan tetkiklerinde beyaz küre sayısı ve iltihap belirteçleri düzenli aralıklarla incelenir. Bu değerlerdeki artış, enfeksiyonun başladığını gösterebilir. Vajinal ve idrar kültürleri de alınır.
Gebeliğin uzatılmasının hedeflendiği durumlarda koruyucu antibiyotik kullanılır. Bu uygulama hem enfeksiyonu geciktirir hem de kazanılan süreyi uzatır. Elle vajinal muayeneden kaçınılması, tampon kullanılmaması ve cinsel ilişkiye girilmemesi istenir. Enfeksiyon bulguları ortaya çıktığında gebeliğin sonlandırılması gündeme gelir.
Su Geldiğinde Ne Yapılmalı?
İlk adım sakin kalmak ve gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Evde beklenmesi, kendiliğinden düzeleceği düşüncesiyle erteleme yapılması uygun değildir. Zarların kendiliğinden kapanması beklenen bir durum değildir.
Temiz bir ped kullanılması ve bunun değiştirilerek saklanması yararlıdır; gelen sıvının rengi ve miktarı hakkında bilgi verir. Tampon kesinlikle kullanılmamalıdır; enfeksiyon olasılığını artırır.
Sıvının geldiği saatin not edilmesi istenir. Bu bilgi, izlenecek yolun belirlenmesinde kullanılır. Sıvının rengi, miktarı ve kokusu da başvuruda belirtilmelidir.
Banyo yapılması, vajinal duş uygulanması ve cinsel ilişki bu dönemde uygun değildir. Yolculuk sırasında ped kullanılması yeterlidir. Gebelik dosyasının ve son tetkik sonuçlarının yanına alınması değerlendirmeyi hızlandırır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Vajinadan sıvı gelmesi ya da iç çamaşırında açıklanamayan ıslaklık fark edilmesi, miktarı az olsa bile beklemeden başvuru gerektirir. Ayrımın muayene ile yapılması gerektiği için evde karar verilmesi uygun değildir.
Gelen sıvının renginin yeşilimsi, kahverengi ya da kanlı olması gecikmeden değerlendirilmelidir. Sıvının kötü kokulu hâle gelmesi de enfeksiyon açısından bildirilmesi gereken bir bulgudur.
Ateş yükselmesi, titreme, karında hassasiyet ve genel durumda bozulma başvuru nedenidir. Kalp atışlarının hızlanması ve belirgin halsizlik de aynı grupta değerlendirilir.
Düzenli aralıklarla gelen kasılmalar, vajinal kanama ve bebek hareketlerinin azalması beklemeden değerlendirme gerektirir. Zarların açıldığı bilinen ve evde izlenen gebelerde bu bulguların herhangi biri ortaya çıktığında gecikmeden başvurulması uygun olur.
Sıvı boşaldıktan sonra vajinada bir dolgunluk, baskı ya da dışarı doğru sarkan yumuşak bir kordon hissedilmesi ayrı bir başlık oluşturur. Bu tablo göbek kordonunun bebeğin önüne geçmesi anlamına gelebilir ve bebeğe giden kan akımını kesintiye uğratabildiği için dakikalar ölçüsünde önem taşır. Böyle bir his olduğunda ayakta dolaşmak ya da kendi aracıyla yola çıkmak yerine hemen 112 aranması, bu sırada dizler karna çekilerek göğüs üzerine çökülmüş biçimde (kalçalar yukarıda kalacak şekilde) beklenmesi ve elle dokunulmaması istenir. Aynı acele, bebeğin başının yerleşmediği duruşlarda ve çoğul gebeliklerde daha da belirgindir.
Ateşin otuz sekiz dereceye ulaşması, üşüme titremesi, rahmin dokunmakla ağrıması ve akıntının kötü kokulu ya da irinli hâle gelmesi rahim içi iltihabı düşündüren birlikteliktir; bu bulgularda ertesi güne bırakılmadan aynı gün içinde başvurulur. Zarlar açıldıktan sonra evde beklemek, ateş düşürücü alarak izlemek ya da vajinaya tampon yerleştirmek uygun değildir; tampon ve cinsel ilişki, dışarıdaki bakterilerin rahim içine taşınmasını kolaylaştırır. Küvette ya da denizde suya girilmesi de bu dönemde önerilmez.
