Tiroit bezinin gereğinden az hormon üretmesi, kadınlarda sık karşılaşılan hormonal tablolardan biridir. Belirtileri yavaş yerleştiği ve günlük yorgunlukla karışabildiği için çoğu zaman geç fark edilir. Oysa basit bir kan tahliliyle değerlendirilebilen ve izlenebilen bir durumdur. Aşağıda bu tablonun nedenleri, hangi bulgularla seyrettiği, doğurganlıkla ilişkisi ve nasıl takip edildiği anlatılmıştır.
Hipotiroidi Neden Olur?
En sık neden, bağışıklık sisteminin kendi tiroit dokusuna karşı yanıt geliştirmesidir. Hashimoto tiroiditi olarak bilinen bu tabloda bez zamanla hasar görür ve hormon üretimi azalır. Kadınlarda erkeklere göre çok daha sık görülür ve aile içinde birden fazla bireyde bulunabilir.
Bezin alınmasına yönelik cerrahi girişimler ve radyoaktif iyot uygulamaları hormon üretimini azaltan diğer nedenlerdir. Bu durumlarda tablo beklenen bir sonuç olarak gelişir ve önceden planlanmış izlemle ele alınır.
Bazı ilaçların kullanımı bez işlevini baskılayabilir. Ruh sağlığı alanında kullanılan bir bölüm ilaç, kalp ritmine yönelik bazı ilaçlar ve aşırı iyot içeren ürünler bu grupta sayılır. Boyun bölgesine uygulanan ışın tedavisi de bezi etkileyebilir.
Doğumdan sonraki aylarda ortaya çıkan tiroit iltihabı geçici bir yetersizliğe yol açabilir. Beslenmeyle alınan iyodun yetersiz kalması da dünya genelinde önemli bir neden olarak bildirilir. Seyrek olarak hipofiz bezi kaynaklı bir sorun, uyarı eksikliği yoluyla aynı tabloyu yaratabilir.
Bağışıklık kaynaklı formun kadınlarda sık görülmesinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal yatkınlık, hormonal etkiler ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir. Bu tablonun diğer bağışıklık hastalıklarıyla birlikte bulunabildiği de bildirilmiştir.
Hipotiroidi Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler metabolizmanın yavaşlamasına bağlı gelişir ve genellikle sinsi biçimde yerleşir. Sürekli yorgunluk, halsizlik ve gün boyu süren uyku hâli en sık dile getirilen yakınmalardır. Kişi bu durumu çoğu zaman yoğun tempoya bağlar.
İştah değişmediği hâlde kilo alımı, soğuğa dayanıksızlık, ciltte kuruluk ve saç tellerinde incelme ile dökülme görülür. Kaşların dış üçte birinde seyrelme bildirilen bir bulgudur. Tırnaklarda kırılganlık da tabloya eşlik edebilir.
Bağırsak hareketlerinin yavaşlamasıyla kabızlık ortaya çıkar. Kas ve eklem ağrıları, ellerde uyuşma, seste kalınlaşma ve göz kapaklarında şişlik diğer bulgular arasındadır. Kalp atım hızında yavaşlama da saptanabilir.
Ruhsal belirtiler arasında çökkünlük hissi, ilgi kaybı, dikkat toplamada güçlük ve unutkanlık yer alır. Bu belirtilerin başka nedenlerle de görülebileceği göz önünde bulundurulur; ancak tiroit değerlendirmesi bu tablolarda rutin olarak yapılır.
Belirtilerin yavaş yerleşmesi, kişinin durumu fark etmesini güçleştirir. Değişimler aylar içinde ortaya çıktığı için yaşa, tempoya ya da mevsime bağlanabilir. Bu nedenle basit bir kan tahliliyle yapılan değerlendirme tanıda belirleyici olur.
Gizli (Subklinik) Hipotiroidi Ne Anlama Gelir?
Bu terim, TSH düzeyinin yükselmiş ancak serbest T4 düzeyinin beklenen aralıkta kaldığı durumu anlatır. Bez, artan uyarıyla üretimi sürdürmeyi başarmaktadır; bu nedenle hormon değerleri henüz normal görünür.
Bu aşamada kişide belirgin bir yakınma bulunmayabilir. Tablo çoğunlukla başka bir nedenle yapılan tahlillerde fark edilir. Bazı kişilerde ise hafif yorgunluk ve kilo değişimi gibi silik belirtiler bildirilir.
Her gizli yetersizlikte ilaç kullanımı gerekmez. Karar, TSH düzeyinin ne kadar yüksek olduğu, antikorların bulunup bulunmadığı, kişinin yaşı ve şikâyetleri değerlendirilerek verilir. Bazı kişilerde belirli aralıklarla tekrarlanan ölçümle izlem tercih edilir.
Gebelik planı bulunan kadınlarda bu tablo daha dikkatle ele alınır. Bu grupta hedeflenen değerler farklıdır ve tedaviye başlama eşiği daha düşük tutulabilir. Bu nedenle gebelik planı hekimle paylaşılmalıdır.
Adet Düzensizliği ve Kısırlıkla İlişkisi Nedir?
Tiroit hormonlarının azalması, üreme sistemini düzenleyen sinyalleri etkiler. Bu nedenle adet düzeninde değişiklikler görülebilir. Kanama miktarının artması, adetlerin uzun sürmesi ve aralıkların kısalması bu tabloda bildirilen değişimlerdir.
Bazı kadınlarda ise tersine adetler seyrekleşir ya da kesilir. Yumurtlamanın düzensizleşmesi bu tablonun bir parçasıdır. Bez işlevi dengelendiğinde adet düzeninin geri geldiği bildirilmiştir.
Yetersizliğe sık eşlik eden prolaktin yüksekliği, ayrı bir mekanizmayla yumurtlamayı baskılayabilir. Bu nedenle iki başlık birlikte değerlendirilir. Gebe kalmada güçlük yaşayan kadınlarda tiroit değerlendirmesi rutin incelemeler arasında yer alır.
Gebeliğin ilk haftalarında bebeğin kendi tiroit bezi henüz çalışmadığı için gereksinim tümüyle anneden karşılanır; bu bağımlılık, yavaş çalışan bir bezin gebelikte neden ayrıca izlendiğini açıklar. Denetim altına alınmamış tablolarda gebelik kaybı, erken doğum ve tansiyon yükselmesi yönünden riskin arttığı bildirilmiştir. Gebelik düşünülmeden önce değerlerin hedef aralığa çekilmesi bu nedenle üzerinde durulan bir başlıktır.
Tanıda Hangi Tetkikler İstenir?
İlk basamak TSH ölçümüdür. Bu değer bezin çalışma durumunu en duyarlı biçimde yansıtır ve yetersizlikte yükselmiş bulunur. Tarama amacıyla çoğu zaman tek başına bu ölçüm istenir.
TSH yüksek bulunduğunda serbest T4 ölçümü eklenir. Bu değer düşükse tablo belirgin yetersizlik olarak, beklenen aralıkta kalıyorsa gizli yetersizlik olarak değerlendirilir. Serbest T3 ölçümü bu tabloda rutin olarak gerekmez.
Nedenin belirlenmesi için anti-TPO antikoru istenir. Bu antikorun pozitif bulunması bağışıklık kaynaklı bir sürecin varlığını gösterir ve tablonun kalıcı olma olasılığını artırır. Anti-tiroglobulin antikoru da değerlendirilebilir.
Boyunda ele gelen büyüme ya da nodül bulunduğunda tiroit ultrasonu istenir. Ölçüm için özel bir hazırlık gerekmez; ancak takip amacıyla yapılan ölçümlerin benzer saatlerde ve aynı merkezde yinelenmesi karşılaştırmayı kolaylaştırır. Laboratuvarlar arasında referans aralıkları farklılık gösterebilir; rapordaki aralık esas alınır. Kullanılan takviyelerin, özellikle biotin içerenlerin, ölçümü etkileyebileceği hekime bildirilmelidir.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
Yaklaşım, eksik olan hormonun ağızdan alınan ilaçla yerine konmasına dayanır. Kullanılan madde bedenin ürettiğiyle aynı yapıdadır. Başlangıç dozu kişinin yaşı, kilosu, TSH düzeyi ve kalp hastalığı bulunup bulunmadığı göz önünde bulundurularak belirlenir.
İlacın emilimi alınma koşullarına duyarlıdır. Sabah aç karnına ve kahvaltıdan en az yarım saat önce alınması istenir. Demir ve kalsiyum içeren takviyeler, mide ilaçları ve soya ürünleri emilimi azalttığı için birkaç saat arayla alınmalıdır.
Etkinin değerlendirilmesi için doz değişikliğinden yaklaşık altı ile sekiz hafta sonra TSH ölçümü yinelenir. Bu süre, değerlerin yeni doza göre dengelenmesi için gereklidir. Daha erken yapılan ölçüm yanıltıcı olabilir.
Değerler dengelendikten sonra kontrol aralığı seyrekleşir; çoğu kişide yılda bir ölçüm yeterli olur. Kilo değişimi, gebelik ve yeni başlanan ilaçlar dozun yeniden gözden geçirilmesini gerektirebilir. İlacın kişi tarafından kendiliğinden kesilmesi ya da dozunun değiştirilmesi uygun değildir.
Gebelikte Tiroid Takibi Neden Önemlidir?
Gebeliğin ilk haftalarında bebeğin kendi tiroit bezi henüz çalışmaz. Bu dönemde gereksinim anneden gelen hormonlarla karşılanır. Beyin ve sinir sistemi gelişiminin bu hormonlara bağlı olması, dönemin önemini artırır.
Gebelikle birlikte hormon gereksinimi artar. Tedavi kullanan kadınların çoğunda dozun yükseltilmesi gerekir; bu artış çoğu zaman gebeliğin erken haftalarında gündeme gelir. Bu nedenle gebelik öğrenilir öğrenilmez hekime bildirilmelidir.
Gebelikte hedeflenen TSH değerleri, gebelik dışındaki döneme göre farklıdır ve üç aylık dönemlere göre değişebilir. Bu nedenle sonuçların gebelik dönemine ait aralıklarla karşılaştırılması gerekir.
Takip sıklaşır; ölçümler genellikle dört ile altı hafta aralıklarla yinelenir. Doğumdan sonra doz gebelik öncesi düzeye geri çekilir ve birkaç hafta sonra kontrol yapılır. Emzirme döneminde bu ilacın kullanımı sürdürülebilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Metabolizmanın yavaşlaması, birbirini tamamlayan bir yakınma öbeği oluşturur. Uykusunu almasına karşın geçmeyen bitkinlik, beslenme alışkanlığı değişmediği hâlde artan kilo, herkesin rahat ettiği bir ortamda üşüme, kabalaşan ve pul pul dökülen cilt ile tarakta çoğalan saç bu öbeğe girer. Bu yakınmaların tek başına değil bir arada tarif edilmesi, bez işlevinin kanda ölçülmesini gündeme getiren asıl gerekçe olur.
Bezin yavaş çalıştığı tabloda döngüdeki eğilim, hızlı çalışan bezin tersi yöndedir: kanama miktarı artabilir, süresi uzayabilir ve aralar öngörülemez duruma gelebilir. Ped değiştirme sıklığının artması ya da kanamanın bir haftayı aşması bu nedenle tiroit ölçümlerini gündeme getirebilir. Korunmadan geçen bir yılın sonunda gebeliğin gerçekleşmemesi ve arka arkaya yaşanan gebelik kayıpları da inceleme gerektiren başlıklar arasındadır.
Boyunda ele gelen şişlik, yutkunmada zorlanma ve seste kalınlaşma gecikmeden değerlendirilmelidir. Ailesinde tiroit hastalığı bulunanlar ve doğum yapmış kadınlar belirti olmasa da kontrolden yarar görür.
Tedavi kullanan kişilerde çarpıntı, ellerde titreme, aşırı terleme ve kilo kaybı gelişmesi dozun yüksek geldiğini düşündüren bulgulardır; bu durumda hekime danışılmalıdır. Gebelik planlandığında ya da gebelik öğrenildiğinde de gecikmeden başvurulması gerekir.
