Ureaplazma ve mikoplazma, üreme yollarında bulunabilen ve hücre duvarı taşımayan küçük bakterilerdir. Bu yapısal özellik, hem bazı antibiyotiklere doğal olarak dirençli olmalarını hem de olağan kültür yöntemleriyle kolayca üretilememelerini açıklar. Bu bakteriler sağlıklı kadınların bir bölümünde de bulunabildiği için, saptanmaları her zaman hastalık anlamına gelmez. Aşağıda bu ayrımın nasıl yapıldığı anlatılmıştır.
Ureaplazma ve Mikoplazma Nedir?
Bu iki isim, birbirine yakın bakteri gruplarını tanımlar. Ureaplasma urealyticum ve Ureaplasma parvum ile Mycoplasma hominis ve Mycoplasma genitalium en sık adı geçen türlerdir. Bilinen bakterilerin en küçükleri arasında yer alırlar.
Hücre duvarlarının bulunmaması bu bakterilerin en belirgin özelliğidir. Bu nedenle hücre duvarını hedef alan penisilin türü ilaçlardan etkilenmezler. Bu bilgi, ilaç seçimini doğrudan belirleyen bir ayrıntıdır.
Bu bakterilerin bir bölümü, hiçbir yakınması olmayan kadınların üreme yollarında da bulunabilir. Ureaplazma türleri için bu durum sık karşılaşılan bir bulgudur. Bu nedenle varlıkları tek başına hastalık göstergesi sayılmaz.
Mycoplasma genitalium ise diğerlerinden ayrılır. Bu tür, yakınmalarla daha belirgin biçimde ilişkilendirilmiştir ve cinsel yolla bulaşan bir etken olarak değerlendirilir. Bu nedenle saptandığında yaklaşım farklı planlanır.
Bu bakterilerin adları birbirine karıştırıldığı için sonuç raporları yanlış anlaşılabilir. Ureaplazma türleri idrar bileşenlerini parçalayabilme özelliğiyle adlandırılmıştır. Mikoplazma türleri ise farklı bölgelerde yerleşen geniş bir grubu tanımlar; akciğerlerde hastalık yapan türler bu grubun ayrı bir üyesidir ve üreme yollarındaki türlerle karıştırılmamalıdır.
Nasıl Bulaşır?
Aktarım büyük ölçüde cinsel temas yoluyla olur. Vajinal, anal ve oral temas geçiş için yeterlidir. Bakteri mukoza hücrelerinin yüzeyine tutunarak yerleşir.
Bakterilerin bir bölümü, cinsel etkinliğin başlamasından sonra üreme yollarında yerleşen olağan topluluğun parçası haline gelebilir. Bu durum, uzun süredir tek eşli birlikteliklerde de saptanabilmelerini açıklar. Yeni bir bulaş olmadan da test pozitif çıkabilir.
Anneden bebeğe doğum sırasında geçiş bildirilen bir başka yoldur. Bu geçişin özellikle erken doğan bebeklerde solunum sorunlarıyla ilişkilendirildiğini bildiren çalışmalar bulunur.
Ortak eşya, tuvalet ve havuz yoluyla geçiş beklenmez. Bu bilgi, tanı konan kişilerde ortaya çıkan gereksiz kaygıyı azaltır.
Bu bakterilerin saptanma sıklığı yaşla ve cinsel öyküyle değişir. Cinsel etkinliği olmayan kadınlarda saptanmaları oldukça seyrektir. Cinsel yaşamın başlamasıyla birlikte oran belirgin biçimde artar; bu artış, bakterilerin üreme yollarına yerleşmesinin cinsel temasla ilişkili olduğunu gösterir.
Hangi Belirtilere Yol Açabilir?
Kadınların çoğunda bu bakteriler hiçbir yakınmaya yol açmaz. Varlıkları yalnızca yapılan testte ortaya çıkar. Bu sessizlik, bakterinin olağan toplulukta yer alabilmesiyle ilişkilidir.
Yakınma ortaya çıktığında en sık bildirilen bulgu idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkmadır. İdrar tahlilinde bakteri üremediği halde bu yakınmaların sürmesi, bu etkenleri akla getiren durumlardan biridir.
Akıntıda artış ve renk değişikliği görülebilir. İlişki sırasında ağrı ve ilişki sonrasında lekelenme de bildirilen yakınmalar arasındadır. Bu bulgular başka enfeksiyonlarda da görüldüğü için ayırt edici değildir.
Mycoplasma genitalium, rahim ağzı iltihabı ve pelvik enfeksiyonla ilişkilendirilmiştir. Karın alt bölgesinde süregelen ağrı bu durumda tabloya eşlik edebilir. Diğer türler için bu ilişki daha zayıf bulunmuştur.
Yakınmaların bu bakterilere bağlanabilmesi için diğer olasılıkların dışlanmış olması gerekir. Klamidya, gonore, mantar enfeksiyonu ve bakteriyel dengesizlik benzer bulgular verir ve daha sık görülür. Bu nedenle değerlendirme sırasında öncelikle bu etkenler araştırılır.
Kimlerde Test Yapılması Gündeme Gelir?
Bu bakterilere yönelik test her kadında istenmez. Sağlıklı kişilerde tarama amacıyla yapılması önerilmez; çünkü pozitif sonuç gereksiz ilaç kullanımına yol açabilir.
Test, yakınması bulunan ve olağan incelemelerle açıklanamayan durumlarda gündeme gelir. İdrar tahlili temiz çıktığı halde süren idrar yakınmaları, diğer etkenlere yönelik testleri negatif olan akıntı yakınmaları bu duruma örnektir.
Rahim ağzı iltihabı bulguları saptanan, pelvik enfeksiyon düşünülen ve bu tablolara yönelik yaklaşımdan yanıt alınamayan kişilerde test istenebilir. Cinsel eşinde bu etken saptanmış olması da bir gerekçedir.
Tekrarlayan gebelik kaybı ve açıklanamayan doğurganlık sorunlarında testin istenip istenmeyeceği tartışmalıdır. Bu konudaki veriler yeterli bir görüş birliği oluşturmamıştır; karar hekim değerlendirmesine bırakılır.
Her Pozitif Sonuç Tedavi Gerektirir mi?
Pozitif sonuç tek başına tedavi gerekçesi oluşturmaz. Bu bakterilerin bir bölümü olağan toplulukta bulunabildiği için, yakınması olmayan kişilerde saptanmaları hastalık anlamına gelmez.
Karar verilirken üç nokta birlikte değerlendirilir: yakınmanın bulunup bulunmadığı, muayenede iltihap bulgusu olup olmadığı ve hangi türün saptandığı. Bu üçü olumlu yönde birleştiğinde tedavi planlanır.
Mycoplasma genitalium saptanan olgularda yaklaşım farklıdır. Bu tür yakınmasız kişilerde de tedavi edilir; çünkü cinsel yolla bulaşan bir etken olarak kabul edilir ve pelvik enfeksiyona yol açabilir.
Gerekçesiz kullanım, bu bakterilerde direnç gelişmesine yol açar. Direncin artması, gerçekten tedavi gereken olgularda seçenekleri daraltır. Bu nedenle karar dikkatle verilir.
Bu noktanın anlaşılması, kişilerin gereksiz kaygı yaşamasını da önler. Test sonucunda bu bakterilerden birinin saptandığını gören kişi çoğu zaman ağır bir hastalık taşıdığını düşünür. Oysa yakınması bulunmayan bir kadında saptanan ureaplazma, çoğunlukla olağan bir bulgu olarak değerlendirilir.
Tedavi Süreci Nasıl İşler?
Hücre duvarı bulunmaması nedeniyle penisilin türü ilaçlar etkisizdir. Yaklaşımda hücre içi çoğalmayı hedef alan antibiyotikler kullanılır. Kullanılacak ilaç ve süre hekim tarafından belirlenir.
Kullanım süresi diğer bazı enfeksiyonlara göre daha uzun tutulabilir. Bu bakterilerin yavaş çoğalması ve hücre yüzeyine sıkı tutunması bu uzunluğun nedenidir.
Mycoplasma genitalium için direnç sorunu belirgindir. Bu türde ardışık iki ilaçtan oluşan kullanım biçimleri gündeme gelebilir. Bu nedenle direnç durumunu belirleyen testler istenebilir.
Cinsel eşin de aynı dönemde değerlendirilmesi istenir. Tedavi süresince cinsel temastan kaçınılması, karşılıklı yeniden bulaşın önüne geçer. Belirli olgularda tedavi sonrası kontrol testi yapılır.
Kullanım sırasında güneşe duyarlılık artabilir; bu nedenle bazı ilaçlarda güneş koruyucu önlemler önerilir. Mide rahatsızlığı bildirilen bir başka durumdur. Kullanım sırasında ortaya çıkan rahatsızlıkların hekime bildirilmesi, gerektiğinde ilacın değiştirilmesine olanak tanır.
Gebelik ve Doğurganlıkla İlişkisi Nedir?
Bu bakterilerin doğurganlık üzerindeki etkisi tartışmalı bir konudur. Tüplerde iltihaba yol açan Mycoplasma genitalium için ilişki daha belirgin bulunmuş, diğer türler için yeterli veri oluşmamıştır.
Gebelikte bu bakterilerin varlığı, zarların erken açılması ve erken doğumla ilişkilendiren çalışmalar bulunur. Buna karşın yakınması olmayan gebelerde tarama yapılması genel olarak önerilmez.
Rahim içi enfeksiyon ve doğum sonrası ateş tablolarında bu bakterilerin rol alabileceği bildirilmiştir. Bu durumlarda yaklaşım planlanırken göz önünde tutulurlar.
Tüp bebek sürecine girecek çiftlerde test yapılıp yapılmayacağı merkezler arasında değişir. Bu konudaki uygulama farklılıkları, kesin bir görüş birliğinin bulunmamasından kaynaklanır. Karar, çiftin öyküsü değerlendirilerek verilir.
Bu konuda net bir görüş birliği bulunmaması, farklı merkezlerin farklı uygulamalar izlemesine yol açar. Bazı merkezlerde test rutin olarak istenirken, bazılarında yalnızca belirli durumlarda yapılır. Bu farklılığın bilinmesi, kişilerin karşılaştıkları farklı önerileri anlamalarına yardımcı olur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
İdrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma yakınmasının, idrar tahlili temiz çıktığı halde sürmesi değerlendirme gerektirir. Bu durum yalnızca bu etkenlerle değil başka nedenlerle de açıklanabilir.
Akıntıda süregelen değişiklik, ilişki sırasında ağrı ve ilişki sonrası lekelenme muayene gerekçesidir. Bu bulguların birlikte bulunması olasılığı artırır.
Karın alt bölgesinde süregelen ağrı ve ateş, enfeksiyonun yukarı ilerlemiş olabileceğini düşündürebileceğinden gecikmeden başvuru uygun olur.
Cinsel eşinde bu etkenlerden biri saptanmışsa değerlendirme önerilir. Test sonucu elinde bulunan ancak ne anlama geldiğini bilmeyen kişilerin raporu hekimle birlikte okuması, gereksiz ilaç kullanımının önüne geçer.
