Akıntı, kaşıntı ve yanma gibi şikâyetlerle yapılan başvurularda istenen tetkiklerden biri vajinal kültürdür. Bu inceleme, şikâyetin arkasında hangi mikroorganizmanın bulunduğunu belirlemeye yönelik bir adımdır. Her akıntı şikâyetinde istenmez; belirli durumlarda gündeme gelir. Aşağıda bu testin nasıl yapıldığı, sonucun nasıl okunduğu ve hangi sınırlılıkları bulunduğu anlatılmıştır.
Vajinal Kültür Testi Nedir?
Vajinal kültür, vajinadan alınan örneğin laboratuvar ortamında besiyeri adı verilen özel bir ortama ekilmesiyle yapılan incelemedir. Bu ortamda üreyen mikroorganizmalar belirlenir ve tanımlanır.
İncelemenin amacı, şikâyete yol açan etkeni tanımaktır. Üreyen mikroorganizma belirlendiğinde, hangi ilaçlara duyarlı olduğu da ayrıca test edilebilir. Antibiyogram adı verilen bu inceleme, izlenecek yolun belirlenmesine katkı sağlar.
Kültür, mikroorganizmanın çoğalmasını gerektirdiği için sonuç hemen alınmaz. Bu yönüyle mikroskopta yapılan hızlı incelemeden ayrılır. Mikroskopik inceleme birkaç dakikada sonuç verir; kültür ise günler alır.
Vajinada doğal olarak bulunan bir mikroorganizma topluluğu vardır. Bu topluluğun başında laktobasil adı verilen bakteriler gelir; ortamın asitli yapısını koruyarak koruyucu bir görev üstlenirler. Kültür sonucunun yorumlanmasında bu doğal denge göz önünde bulundurulur.
İstenen kültürün türü de değişebilir. Bakteri kültürü, mantar kültürü ve belirli bir etkene yönelik özel kültürler farklı besiyerleri gerektirir. Bu nedenle laboratuvara hangi etkenin arandığı bilgisinin iletilmesi, incelemenin doğru yürütülmesini sağlar.
Vajinal Kültür Hangi Şikâyetlerde İstenir?
Her akıntı şikâyetinde kültür istenmez. Muayene ve mikroskopik inceleme çoğu durumda yeterli bilgi verir; kültür belirli koşullarda gündeme gelir.
Tekrarlayan şikâyetler başlıca isteme nedenidir. Yılda birkaç kez yinelenen mantar enfeksiyonu ya da sık tekrarlayan bakteriyel tablolarda etkenin tanımlanması istenir. Bu durumda alışılmadık bir mikroorganizmanın rol oynayıp oynamadığı araştırılır.
Uygulanan yaklaşıma yanıt alınamaması bir başka gerekçedir. Şikâyetlerin sürmesi durumunda etkenin doğru belirlenip belirlenmediği ve ilaç duyarlılığı değerlendirilir.
Gebelikte belirli haftalarda yapılan tarama da bu kapsamda ele alınır. B grubu streptokok taraması, doğum sırasında bebeğe geçişi önlemeye yönelik önlemlerin planlanması için yapılır. Ayrıca kötü kokulu ya da renk değiştirmiş akıntı, kasık bölgesinde ağrı ve ateşin eşlik ettiği durumlarda da inceleme istenebilir.
Bazı özel gruplarda inceleme daha erken gündeme gelir. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, şeker hastalığı bulunanlar ve girişimsel bir işlem öncesinde değerlendirme yapılan kadınlar bu grupta sayılır. Rahim içi araç uygulaması ya da rahim içine yönelik bir girişim öncesinde de inceleme istenebilir.
Örnek Nasıl Alınır, Hazırlık Gerekir mi?
Örnek, muayene sırasında spekulum yerleştirildikten sonra pamuk uçlu bir çubukla alınır. Vajina duvarından ya da arka bölümden sürüntü alınır. İşlem birkaç saniye sürer ve genellikle ağrı yaratmaz.
B grubu streptokok taraması için örnek alma biçimi farklıdır. Bu taramada vajina girişinden ve makat bölgesinden ayrı örnekler alınır. Bu yöntem, bakterinin bulunabileceği alanların kapsanmasını sağlar.
Kültürde beklenen, örnekte bulunan mikroorganizmaların besiyerinde çoğalarak görünür koloniler oluşturmasıdır; bu nedenle örneğin canlı etken içermesi gerekir. Randevudan önceki iki gün içinde kullanılan fitil ve kremler ya da başlanmış bir antibiyotik, etkeni baskılayarak üremenin hiç gerçekleşmemesine yol açabilir. Aynı süre içinde yapılan iç yıkama da aranan mikroorganizmaları yüzeyden uzaklaştırabilir. Örnek, spekulum yerleştirildikten sonra steril bir çubukla vajina duvarından alınır ve taşıma besiyerine konularak laboratuvara iletilir.
Antibiyotik kullanımı sonucu doğrudan etkiler. Kullanım sırasında ya da bitiminden kısa süre sonra alınan örnekte üreme baskılanabilir ve sonuç yanıltıcı çıkabilir. Bu nedenle antibiyotik kullanımı hekime bildirilmelidir.
Örnek alındıktan sonra taşınma koşulları da sonucu etkiler. Çubuğun uygun besiyerine yerleştirilmesi ve laboratuvara gecikmeden ulaştırılması gerekir. Bekleme süresinin uzaması, bazı mikroorganizmaların canlılığını yitirmesine yol açabilir.
Adet Dönemi ve Kullanılan İlaçlar Sonucu Etkiler mi?
Adet kanaması sırasında örnek alınması tercih edilmez. Kanın varlığı hem örneğin niteliğini bozar hem de laboratuvar incelemesini güçleştirir. Bu nedenle inceleme, kanamanın bittiği bir güne planlanır.
Adet döneminin ortam dengesini de etkilediği bilinmektedir. Kanamanın vajina ortamının asitliğini geçici olarak değiştirmesi, mikroorganizma dengesinde kısa süreli farklılıklara yol açabilir.
Vajinal yoldan kullanılan ürünler sonucu belirgin biçimde etkiler. Mantar kremleri, antibiyotik içeren fitiller, kayganlaştırıcılar ve vajinal duş uygulamaları örnek alınmadan önce bırakılmalıdır.
Ağızdan alınan antibiyotikler de aynı biçimde etkilidir. Bu ilaçlar vajina florasını değiştirebilir ve mevcut etkenin üremesini baskılayabilir. Kullanılan tüm ilaçların ve takviyelerin hekime aktarılması, sonucun doğru yorumlanmasına katkı sağlar.
Kültürde Üreme Olması Her Zaman Enfeksiyon Anlamına Gelir mi?
Bu sorunun yanıtı, bu incelemenin en önemli sınırlılığını ortaya koyar. Vajinada doğal olarak birçok mikroorganizma bulunur; bunların kültürde üremesi beklenen bir durumdur.
Örneğin mantar türlerinin bir bölümü, hiçbir şikâyeti bulunmayan kadınlarda da saptanabilir. Bu durumda üreme, bir hastalık göstergesi değil, doğal dengenin parçası olarak değerlendirilir.
Bu nedenle sonuç, kişinin şikâyetleri ve muayene bulgularıyla birlikte okunur. Yakınması bulunmayan bir kadında saptanan üreme, tek başına bir yaklaşım gerektirmeyebilir.
Tersine, kültürde üreme saptanmaması da enfeksiyon bulunmadığı anlamına gelmez. Bazı etkenler olağan kültür yöntemleriyle üretilemez; bunlar için farklı incelemeler gerekir. Şikâyet sürüyorsa değerlendirme genişletilir.
Raporda üreyen mikroorganizmanın yanı sıra üreme miktarı da bildirilebilir. Az miktarda üreme ile baskın üreme farklı değerlendirilir. Bu ayrıntı, sonucun şikâyetle ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği konusunda yol gösterir.
Sonuç Ne Kadar Sürede Çıkar?
Sonuç süresi, aranan mikroorganizmanın üreme hızına bağlıdır. Olağan bakteri kültürlerinde sonuç genellikle iki ile üç gün içinde alınır.
Mantar kültürleri daha uzun sürebilir. Bu mikroorganizmaların üremesi bakterilere göre daha yavaş olduğundan sonuç birkaç günü aşabilir. Tür tanımlaması yapılacaksa süre biraz daha uzar.
İlaç duyarlılığı testi ek süre gerektirir. Üreyen mikroorganizmanın belirlenmesinden sonra duyarlılığın test edilmesi bir ile iki gün daha alır. Bu nedenle antibiyogram istenen raporlar daha geç çıkar.
Bu bekleme süresi nedeniyle, şikâyeti belirgin olan kişilerde sonuç beklenmeden bir yaklaşım başlatılabilir. Kültür sonucu geldiğinde plan gerekirse yeniden düzenlenir. Bu yaklaşım, kişinin rahatlamasını geciktirmemek amacını taşır.
Sonucun bildirilme biçimi merkezler arasında değişir. Bazı laboratuvarlar üreme saptanmadığında da rapor düzenler; bazıları yalnızca üreme durumunda bildirim yapar. Raporun ne zaman ve nasıl alınacağının önceden öğrenilmesi, gereksiz beklemenin önüne geçer.
Kültür Yanında Hangi Testler İstenebilir?
Muayene sırasında yapılan mikroskopik inceleme, kültürü tamamlayan hızlı bir adımdır. Alınan örneğin doğrudan incelenmesiyle mantar hücreleri, trikomonas ve bakteriyel dengesizliğe işaret eden hücreler görülebilir.
Vajina ortamının asitlik derecesinin ölçülmesi basit ancak yol gösterici bir incelemedir. Bu değerin yükselmiş bulunması, belirli tabloları düşündürür ve ayrımda yardımcı olur.
Cinsel yolla bulaşan etkenlerin araştırılması gerektiğinde farklı yöntemler kullanılır. Klamidya ve gonore için genetik materyali arayan testler tercih edilir; bu etkenler olağan kültürle güvenilir biçimde saptanamaz.
İdrar yolu şikâyetleri eşlik ediyorsa idrar tahlili ve idrar kültürü eklenir. Tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında kan şekeri değerlendirmesi istenebilir. Rahim ağzı taramasının güncel olup olmadığı da bu görüşmede gözden geçirilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Akıntının renginde, kokusunda ya da kıvamında belirgin değişiklik olması değerlendirme gerektirir. Kaşıntı, yanma ve kızarıklığın eşlik etmesi de başvuru nedenidir.
Kasık bölgesinde ağrı, ateş, idrar yaparken yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrı gecikmeden inceleme gerektiren bulgulardır. Bu şikâyetlerin birlikte bulunması ayrıca dikkat çekicidir.
Adet dışı kanama, ilişki sonrası kanama ve menopoz sonrası dönemde görülen kanama, akıntı şikâyetinden bağımsız olarak ertelenmeden değerlendirilmelidir.
Gebelikte ortaya çıkan akıntı değişikliği, su gelmesi hissi ve kasık ağrısı gecikmeden başvuruyu gerektirir. Şikâyetlerin yılda birkaç kez yinelemesi ya da uygulanan yaklaşıma karşın sürmesi de yeniden değerlendirme gerekçesidir. Reçetesiz ilaç kullanımı yerine muayene ile değerlendirme yapılması önerilir.
