randevu@drelifcetindag.com
Kadın Hastalıkları ve Doğum

Vajinal Mantar Enfeksiyonu (Vulvovajinal Kandidiyaz)

Vulvovajinal kandidiyazın oluşum nedeni, kaşıntı ve kesik akıntı belirtileri, zemin hazırlayan etkenler, tanı, tedavi ve tekrarlayan olgularda izlenen yol üzerine bilgilendirme.

Vajina ve dış genital bölgede maya mantarlarının aşırı çoğalmasıyla ortaya çıkan tablo, tıp dilinde vulvovajinal kandidiyaz olarak adlandırılır. Kadınların büyük bölümü yaşamı boyunca en az bir kez bu tabloyla karşılaşır. Etken çoğunlukla vücutta olağan biçimde bulunan bir mayadır; hastalık, bu mayanın dengesiz biçimde çoğalmasıyla oluşur. Aşağıda çoğalmayı tetikleyen koşullar ve izlenen yaklaşımlar anlatılmıştır.

Vajinal Mantar Enfeksiyonu Neden Olur?

Sorumlu etken çoğunlukla Candida albicans adlı maya mantarıdır. Bu maya, kadınların önemli bir bölümünde yakınma yaratmadan vajinada bulunur. Laktobasil bakterilerinin oluşturduğu asit ortam, mayanın aşırı çoğalmasını sınırlar.

Bu denge bozulduğunda maya hızla çoğalır ve doku yüzeyine yerleşir. Çoğalma sırasında salgılanan maddeler dokuda iltihap ve tahriş oluşturur; kaşıntı ve yanma bu tahrişin sonucudur.

Tablonun cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak sınıflandırılmadığı bilinmelidir. Cinsel deneyimi olmayan kadınlarda da görülür. Bununla birlikte ilişki sırasında oluşan sürtünme ve ortam değişikliği yakınmaları tetikleyebilir.

Olguların bir bölümünde Candida albicans dışındaki türler sorumludur. Bu türler bazı ilaçlara daha az yanıt verdiği için, tekrarlayan olgularda hangi türün bulunduğunun belirlenmesi önem kazanır.

Mayanın iki farklı biçimde bulunabildiği bilinir. Yuvarlak hücre biçiminde iken yakınma yaratmadan durabilir; uzantılar oluşturan biçime geçtiğinde doku yüzeyine daha derin tutunur ve iltihap oluşturur. Bu biçim değişimi, aynı mayanın neden bazen sessiz bazen yakınma yaratıcı olduğunu açıklar.

Vajinal Mantar Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

En baskın yakınma kaşıntıdır. Kaşıntı dış bölgede yoğunlaşır ve gece saatlerinde belirginleşebilir. Kaşımayla birlikte tahriş artar ve döngü kendini besler.

Akıntı beyaz renkli, kesik kesik ve süzme peyniri andıran bir görünümdedir. Kokusu genellikle yoktur; bu özellik onu diğer akıntı tablolarından ayırır. Akıntı miktarı her olguda fazla olmayabilir.

Dış bölgede kızarıklık, şişlik ve yanma görülür. İdrar dış bölgeye temas ettiğinde yanma hissedilir; bu bulgu idrar yolu enfeksiyonuyla karıştırılabilir. Aradaki fark, yanmanın idrar çıkarken değil dışarı temas ederken duyulmasıdır.

İlişki sırasında ağrı sık bildirilen bir yakınmadır. Şiddetli olgularda dış bölgede küçük çatlaklar ve yüzeysel sıyrıklar oluşabilir. Yakınmalar adet öncesi günlerde belirginleşme eğilimindedir.

Hangi Etkenler Enfeksiyona Zemin Hazırlar?

Antibiyotik kullanımı en sık bildirilen tetikleyicidir. Antibiyotikler, mayayı sınırlayan laktobasil bakterilerini de azaltır ve ortam mayanın lehine döner. Bu nedenle antibiyotik kullanımından sonraki günlerde yakınma sık ortaya çıkar.

Kan şekerinin yüksek seyretmesi ikinci önemli etkendir. Şeker hastalığı bulunan ve şeker düzeyi denetim altına alınamayan kadınlarda tablo hem daha sık görülür hem de daha inatçı seyreder. Sık yineleyen olgularda kan şekerinin değerlendirilmesi bu nedenle istenir.

Gebelik dönemi, hormonal değişiklikler nedeniyle mayanın çoğalmasına elverişli bir ortam oluşturur. Hormon içerikli bazı ilaçların kullanımı da benzer bir etki gösterebilir.

Bağışıklığı baskılayan hastalıklar ve bu yönde etki eden ilaç kullanımı zemin hazırlayan koşullar arasındadır. Sentetik ve dar giysiler, uzun süre nemli kalan iç çamaşırı ve bölgeye uygulanan parfümlü ürünler de tahrişi artırarak katkı sağlar.

Beslenme alışkanlıklarının etkisi üzerine çeşitli görüşler bulunmakla birlikte, bu konudaki veriler yeterli değildir. Aşırı şeker tüketiminin katkısı olabileceği ileri sürülmüş, ancak açık bir bağlantı ortaya konmamıştır. Kan şekeri yüksekliğiyle ilgili bağlantı ise net biçimde gösterilmiştir.

Vajinal Mantar Enfeksiyonu Tanısı Nasıl Konur?

Değerlendirme, yakınmanın ne zaman başladığı, daha önce benzer bir dönem yaşanıp yaşanmadığı ve yakın zamanda antibiyotik kullanılıp kullanılmadığının sorulmasıyla başlar. Kullanılan ürünler ve giyim alışkanlıkları da kaydedilir.

Muayenede dış bölgedeki kızarıklık, şişlik ve akıntının görünümü değerlendirilir. Bu bulgular tipik olduğunda tanı büyük ölçüde muayeneyle konabilir.

Vajinal pH ölçümü ayrımı destekler; mantar enfeksiyonunda değer olağan sınırlarda kalır. Bu bulgu, akıntının bakteriyel bir dengesizlikten kaynaklanmadığını gösterir.

Mikroskopta yapılan inceleme, maya hücrelerini ve uzantılarını gösterir. Tekrarlayan olgularda, yaklaşıma yanıt alınamayan durumlarda ve gebelerde kültür istenebilir; bu inceleme hangi türün sorumlu olduğunu ortaya koyar.

Kişinin kendi kararıyla koyduğu tanının çoğu zaman yanlış çıktığı bildirilmiştir. Kaşıntı yakınmasıyla eczaneden ürün alan kadınların önemli bir bölümünde altta yatan neden mantar dışı bir tablodur. Bu nedenle ilk kez ortaya çıkan yakınmalarda muayene önerilir.

Hangi Tedavi Yaklaşımları Uygulanır?

Yaklaşım, mantara etkili ilaçlarla yürütülür. Vajina içine uygulanan krem ve ovüller ile ağızdan alınan tabletler bulunur. İki yolun etkinliği benzerdir; seçim kişinin tercihine, yakınmanın şiddetine ve gebelik durumuna göre yapılır.

Bölgesel uygulamalarda süre birkaç gün ile bir hafta arasında değişir. Ağızdan alınan biçimde tek doz yeterli olabilir. Dış bölgedeki yanma ve kızarıklık için krem eklenmesi düşünülebilir.

Gebelikte ağızdan alınan biçimlerin kullanımı önerilmez; bu dönemde bölgesel uygulama tercih edilir ve süre daha uzun tutulabilir. Kişinin kendi kararıyla ilaç kullanması bu dönemde uygun değildir.

Bazı krem türlerinin lateks yapıdaki korunma araçlarını zayıflatabildiği bildirildiğinden, kullanım süresince bu bilgi göz önünde bulundurulur. Eşin tedavi edilmesi rutin olarak gerekmez; eşte kızarıklık ve kaşıntı bulunduğunda değerlendirme istenir.

Tekrarlayan Mantar Enfeksiyonunda Ne Yapılır?

On iki ay içinde dört ve daha fazla kez yaşanan tablo, tekrarlayan biçim olarak adlandırılır. Bu tanım konulduğunda yaklaşım değişir: her atağı ayrı bir olay gibi kremle kapatmak yerine yinelemenin nedeni araştırılır. Kan şekerinin düzeni, sık antibiyotik kullanımı, bağışıklığı baskılayan bir durumun bulunup bulunmadığı ve mayanın türünün olağan dışı olup olmadığı bu araştırmanın başlıklarıdır; tedavi planı da buna göre daha uzun süreli kurulur.

Öncelikle tanının doğruluğu gözden geçirilir. Yakınmaların mantar dışı bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılır; bölgesel deri hastalıkları ve tahriş kaynaklı tablolar benzer bulgular verebilir. Kültür alınarak sorumlu tür belirlenir.

Zemin hazırlayan koşullar incelenir. Kan şekeri düzeyi, kullanılan ilaçlar ve bağışıklığı etkileyen durumlar değerlendirilir. Bu incelemeler, yinelemenin altında yatan nedenin bulunmasına yöneliktir.

Tekrarlayan olgularda uzun süreli, aralıklı kullanım planları gündeme gelir. Bu planlarda başlangıç dönemi daha yoğun tutulur, ardından haftalık ya da aylık aralıklarla sürdürülür. Süre ve içerik hekim tarafından belirlenir.

Uzun süreli planlar sırasında karaciğer işlevlerinin izlenmesi gerekebilir. Bu izlem, kullanılan ilacın türüne ve süresine göre belirlenir. Plan tamamlandıktan sonra da yakınmaların bir bölümünde yineleme görülebilir; bu durumda yaklaşım yeniden gözden geçirilir.

Günlük Bakımda Nelere Dikkat Edilmeli?

Yıkanmak için sade, ılık su kullanmak yeterlidir. Kokulu temizleyiciler, sprey biçimindeki koku gidericiler ve antiseptik solüsyonlar hem yakınmayı artırır hem de bölgedeki doğal florayı bozar. İç bölgeye duş uygulaması yapılması önerilmez.

Pamuklu iç çamaşırı kullanılması ve gece iç çamaşırsız uyunması, bölgenin havalanmasına katkı sağlar. Dar ve sentetik giysilerin uzun süre giyilmemesi yararlı bulunur.

Havuz ve deniz sonrasında ıslak mayoyla beklenmemesi, spor sonrasında terli giysilerin değiştirilmesi önerilir. Nemli ortam mayanın çoğalmasını kolaylaştırır.

Günlük ped kullanımının sürekli hale getirilmemesi istenir; bu ürünler nemi tutar. Kan şekerinin denetim altında tutulması ve antibiyotiklerin yalnızca gerektiğinde kullanılması, tekrar olasılığını azaltan başlıca adımlardır.

İç çamaşırının yıkanmasında kokusuz ve yumuşatıcı içermeyen ürünlerin tercih edilmesi yararlı bulunur. Durulamanın iyi yapılması, deterjan kalıntısının bölgede tahriş oluşturmasını önler. Tuvalet kâğıdının parfümsüz olanının seçilmesi de aynı gerekçeyle önerilir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Yakınmanın ilk kez ortaya çıktığı durumlarda muayene önerilir. Benzer bulgular veren başka tabloların ayırt edilmesi, doğru yaklaşımın seçilmesini sağlar.

Doktora danışmadan alınan kremlerle şikâyet geçmiyorsa ya da kısa aralıklarla yineliyorsa hekime başvurulmalıdır. Bu tür denemelerin sürdürülmesi hem asıl nedenin ortaya çıkmasını geciktirir hem de bölgede ek tahrişe yol açar.

Akıntının kokulu ya da renkli hale gelmesi, karın alt bölgesinde ağrı ve ateş eklenmesi farklı bir tabloyu düşündürür. Bu durumda gecikmeden değerlendirme uygun olur.

Gebelik döneminde ortaya çıkan yakınmalar hekimle paylaşılmalıdır. Bölgede iyileşmeyen çatlak, yara ya da renk değişikliği bulunması, şeker hastalığı bulunanlarda tablonun inatçı seyretmesi ve bir yıl içinde dörtten fazla yineleme de ayrıca değerlendirme gerektirir.