Mesane ile vajina arasında oluşan anormal bir kanala vezikovajinal fistül adı verilir. Bu tabloda idrar, denetim dışı biçimde vajinadan gelir. Pelvik bölgeye yönelik ameliyatlar, zorlu doğumlar ve radyoterapi öyküsü nedenler arasındadır. Aşağıda onarımın ne zaman planlandığı, hangi yollarla uygulandığı ve sonrasındaki sürecin nasıl ilerlediği anlatılmıştır.
Vezikovajinal Fistül Onarımı Ne Zaman Yapılır?
Onarımın zamanlaması, fistülün nedenine ve çevre dokuların durumuna göre belirlenir. Bu bölgede doku iltihaplı ya da ödemliyken yapılan onarımların tutunma güçlüğü yaşadığı bilinir. Bu nedenle çoğu durumda dokunun yatışması için bir süre beklenir.
Ameliyat sonrasında ortaya çıkan ve erken dönemde fark edilen küçük fistüllerde, sondanın uzun süre takılı bırakılması denenebilir. Mesanenin sürekli boş tutulması, bazı küçük fistüllerin kendiliğinden kapanmasını sağlayabilir. Bu yaklaşım genellikle birkaç hafta sürdürülür ve sonuç değerlendirilir.
Kendiliğinden kapanmayan fistüllerde cerrahi onarım planlanır. Bekleme süresi çoğunlukla üç ila altı ay arasındadır. Radyoterapiye bağlı gelişen fistüllerde doku iyileşmesi belirgin biçimde yavaş olduğundan bu süre daha uzun tutulur. Bu süre boyunca kişinin yaşam kalitesini destekleyen düzenlemeler yapılır. Zamanlama kişiye göre değişir ve hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Ameliyat Öncesinde Hangi Değerlendirmeler Gerekir?
Görüşmede sorulan sorular, açıklığın nasıl oluştuğunu ve dokunun ne durumda olduğunu anlamaya yöneliktir. İdrar sızıntısının hangi olaydan kaç gün sonra başladığı, zorlu bir doğum ya da rahim alınması gibi bir ameliyatın geçirilip geçirilmediği ayrıntısıyla sorgulanır. Bölgeye ışın tedavisi uygulanmışsa doku kanlanması azalmış olabileceğinden onarımın zamanlaması ve yöntemi değişir. Daha önce bir onarım denenmiş ve tutmamışsa, bu kez araya damarlı bir doku yerleştirilmesi gündeme gelebilir; bu nedenle önceki girişimlerin ayrıntısı ayrıca önem taşır.
Muayenede fistülün yeri ve çapı değerlendirilmeye çalışılır. Küçük fistüllerin yerini belirlemek için mesaneye boyalı sıvı verilmesi gibi yöntemlere başvurulabilir. Sızıntının vajinanın hangi bölümünden geldiği, onarım yolunun seçilmesinde yol gösterir.
Mesane içini görüntüleyen kamera incelemesi bu değerlendirmenin temel adımıdır. Bu incelemede fistülün mesane tarafındaki ağzı, idrar kanallarının ağızlarına olan uzaklığı ve çevredeki dokunun niteliği görülür. Bu ayrıntı, onarımın kapsamını belirlemek açısından önem taşır. Böbrekleri ve idrar kanallarını değerlendiren görüntüleme yöntemleri eklenebilir; çünkü kanalları da ilgilendiren bir yaralanma bulunabilir. İdrar kültürü istenir, enfeksiyon varsa tedavi edilir. Rutin kan tetkikleri yapılır ve anestezi değerlendirmesi tamamlanır.
Onarım Hangi Yollarla Yapılabilir?
Onarım vajinal yoldan ya da karından yapılabilir. Vajinal yol, karın bölgesinde kesi gerektirmemesi nedeniyle sık başvurulan bir seçenektir. Fistülün vajinanın alt bölümüne yakın olduğu, çapının sınırlı kaldığı ve dokunun uygun bulunduğu durumlarda öne çıkar.
Karından yapılan onarım ise fistülün mesanenin üst bölümüne yakın olduğu, idrar kanallarının ağızlarına yakın seyrettiği, çapının geniş olduğu ya da birden çok fistül bulunduğu durumlarda tercih edilir. Bu girişim açık kesiyle ya da kapalı yöntemle yapılabilir. Karından yaklaşımda mesane açılarak fistül içeriden değerlendirilir.
Her iki yolda da temel ilke aynıdır: fistül kanalı çıkarılır ve mesane ile vajina duvarları ayrı ayrı, gerilim olmadan kapatılır. Kapatma katmanlar halinde yapılır. Bazı durumlarda dikiş hatları arasına canlı doku yerleştirilir; komşu bölgeden alınan yağ ya da kas dokusu bu amaçla kullanılabilir. Bu doku, iki kapatma hattının doğrudan üst üste gelmesini önler ve bölgenin kanlanmasını artırır. Yöntem seçimi kişiye göre değişir.
Ameliyat Sonrası Sonda Ne Kadar Kalır?
Sonda takılıyken günlük yaşamın sürdürülmesi mümkündür. Kısa yürüyüşler önerilir; hareketsizlik damar tıkanıklığı riskini artırır. Bu dönemde banyo yapılabilir, ancak küvette uzun süre oturmaktan kaçınılması istenir. Sonda giriş bölgesinin temiz tutulması ve torbanın düzenli boşaltılması önerilir. Sonda ile ilgili sorular ve bakım ayrıntıları taburculuk öncesinde ayrıntılı biçimde anlatılır.
Bu ameliyattan sonra idrar sondasının kalış süresi, onarımın tutunması açısından belirleyici bir konudur. Mesanenin sürekli boş tutulması, dikiş hattına idrar basıncı binmesini önler ve iyileşmenin sorunsuz ilerlemesine katkı sağlar.
Sonda çoğunlukla iki ila üç hafta boyunca takılı bırakılır. Bu süre, fistülün çapına, dokunun niteliğine ve uygulanan yönteme göre değişir. Radyoterapi öyküsü bulunan ya da daha önce onarım denenmiş kadınlarda süre uzatılabilir. Bazı durumlarda karın duvarından yerleştirilen ek bir sonda da kullanılır.
Sonda takılı olduğu sürede tıkanmaması önem taşır; bu nedenle bol sıvı alınması önerilir. Torbanın mesane hizasının altında tutulması, idrarın geri kaçmasını önler. Sonda çıkarılmadan önce, fistülün kapandığını doğrulamak amacıyla mesaneye sıvı verilerek bir inceleme yapılabilir. Kapanma doğrulandıktan sonra sonda çıkarılır. Bu düzenlemelere uyulması, onarımın korunması açısından belirleyicidir.
İyileşme Süreci Nasıl İlerler?
İyileşmenin hızı kişiden kişiye değişir. Yaş, beslenme durumu, sigara kullanımı ve şeker hastalığı gibi doku onarımını yavaşlatabilen durumlar bu süreyi biçimlendirir. Fistülün çapı, çevre dokunun niteliği ve daha önce onarım denenip denenmediği de belirleyicidir. Bu nedenle iyileşme için verilen süreler genel bir çerçeve sunar; kişiye özgü zamanlama kontrol muayenelerinde belirlenir. Bu dönemde bol sıvı alınması, idrarın seyrelmesine ve sondanın açık kalmasına katkı sağlar.
Hastanede kalış süresi uygulanan yola göre değişir. Vajinal yoldan yapılan onarımdan sonra genellikle birkaç gün, karından yapılan açık girişimden sonra daha uzun bir süre gerekebilir. Sonda ile taburculuk sık uygulanan bir düzenlemedir; bakımı taburculuk öncesinde anlatılır.
İlk günlerde bölgede ağrı ve rahatsızlık beklenen bulgulardır. Ağrı, hekimin önerdiği ilaçlarla denetim altına alınabilir. Mesane kasılmaları hissedilebilir; bu kasılmalar dikiş hattını zorlayabildiğinden, gerekli görüldüğünde bunları azaltan ilaçlar önerilir.
Ağır kaldırma, zorlanma ve karın içi basıncını artıran hareketlerden yaklaşık altı hafta kaçınılması istenir. Kabızlığın önlenmesi bu dönemde önem taşır; ıkınma dikiş hattına yük bindirir. Kısa yürüyüşlere erken dönemde başlanır. Bu dönemde tampon kullanılmaz ve vajinaya hiçbir şey yerleştirilmez. Dokunun tam olarak sağlamlaşması aylar alabilir; bu nedenle kısıtlamalara uyulması önemsenir.
Fistül Tekrarlar mı?
Onarım sonrasında fistülün yeniden açılması olasıdır. İlk onarımın koşullarının en uygun biçimde hazırlanması bu nedenle önemsenir. Yineleme durumunda ikinci bir girişim planlanabilir; ancak her girişim, sonraki için koşulları bir miktar zorlaştırır.
Yinelemeye katkıda bulunabilecek etkenler arasında enfeksiyon gelişmesi, dokunun kanlanmasının yetersiz kalması, dikiş hattında gerilim bulunması, sondanın erken çıkarılması ve ameliyat sonrasında erken dönemde zorlanma sayılabilir. Sigara kullanımı doku kanlanmasını etkilediğinden ayrıca önemsenir.
Radyoterapi öyküsü bulunan kadınlarda yineleme olasılığı daha yüksektir; bu tabloda dikiş hatları arasına canlı doku yerleştirilmesi çoğunlukla planlanır. Yineleme durumunda ikinci onarımın zamanlaması, dokunun yeniden yatışması beklenerek belirlenir. Bu nedenle ilk onarım öncesinde beklentilerin açık biçimde konuşulması ve sonrasındaki önerilere eksiksiz uyulması önem taşır.
Cinsel Yaşama Ne Zaman Dönülebilir?
Onarılan bölgede mesane ile vajina arasındaki kapanmanın tam olması beklendiğinden, birliktelik için görece uzun bir bekleme süresi tanımlanır. Bu süre çoğunlukla iki ayı bulur ve fistülün büyüklüğüne, kaç kez onarım yapıldığına göre daha da uzayabilir. İzin, kapanmanın yeterliliği muayeneyle doğrulandıktan sonra verilir; erken dönemde zorlanma onarımın açılmasına yol açabilir.
İlk ilişkilerde hafif rahatsızlık ya da gerginlik duygusu hissedilebilir. Kayganlaştırıcı kullanımı bu dönemde yardımcı olabilir. Menopoz sonrasındaki kadınlarda bölgesel östrojen desteği önerilebilir; bu destek doku esnekliğine katkı sağlayabilir.
Onarım sırasında vajinanın bir miktar kısalması söz konusu olabilir; bu durum ilişkide rahatsızlığa yol açabilir. Ağrının sürmesi ya da belirginleşmesi halinde değerlendirme yapılması gerekir. İlişki sırasında ya da sonrasında idrar sızıntısı fark edilmesi durumunda gecikmeden başvurulmalıdır; bu bulgu onarımın açılmış olabileceğini düşündürür.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Ameliyat sonrasında idrarın yeniden vajinadan gelmesi, onarımın açıldığını düşündüren bir bulgudur ve gecikmeden bildirilmelidir. Bu durumda erken değerlendirme, sonraki adımların planlanmasını sağlar.
Sondanın tıkanması, idrar akışının durması, sondaya karşın karın alt bölümünde dolgunluk hissedilmesi değerlendirme gerektirir. Ateş yükselmesi, giderek artan ağrı, idrarın bulanıklaşması ve kötü koku alması enfeksiyon gelişimini düşündürebilir.
Yoğun kanama, idrarda pıhtı görülmesi ve yan ağrısı bildirilmelidir. Bacakta tek taraflı şişlik, kızarıklık ve ağrı ile nefes darlığı acil başvuru nedenidir. Uzun dönemde idrar kaçırmanın başlaması, sık idrara çıkma, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve ilişkide geçmeyen ağrı kontrol gerektiren durumlardır.
