Dış genital bölgede aylarca süren kaşıntı, dile getirilmesi güç olduğu için çoğu zaman uzun süre kendi başına yönetilmeye çalışılır. Bu gecikme tabloyu ağırlaştırabilir. Kronik vulvar pruritus, tek bir hastalığın değil, birbirinden farklı birçok durumun ortak dışa vurumudur. Aşağıda kaşıntının hangi nedenlerle ortaya çıktığı ve değerlendirmede izlenen yol açıklanmıştır.
Vulva Kaşıntısı Neden Olur?
Kaşıntı, deri içindeki ince sinir uçlarının uyarılmasıyla ortaya çıkan bir duyudur. Dış genital bölgede bu uçlar yoğun biçimde bulunur ve deri ince olduğu için uyarılara duyarlıdır. Bu yapısal özellik, bölgede kaşıntının sık görülmesini açıklar.
Uyarıyı başlatan etkenler birbirinden farklıdır. Enfeksiyonlar, deri hastalıkları, hormonal değişiklikler, tahriş edici maddeler ve seyrek olarak sinir kaynaklı durumlar bu grupta yer alır. Kaşıntının niteliği bu nedenler arasında belirgin bir ayrım sunmaz; bu yüzden değerlendirme kapsamlı yapılır.
Şikâyetin süresi tabloyu sınıflandırmada belirleyicidir. Birkaç gün içinde başlayıp geçen kaşıntı genellikle enfeksiyon ya da geçici bir tahrişle ilişkilidir. Üç aydan uzun süren kaşıntı ise süregen olarak değerlendirilir ve altta yatan nedenin araştırılmasını gerektirir.
Şikâyetin dile getirilmesindeki gecikme, bu tabloda sık karşılaşılan bir durumdur. Kişiler uzun süre kendi kendine ilaç kullanmayı sürdürebilir. Bu gecikme hem tanının konmasını geciktirir hem de kaşıma döngüsünün yerleşmesine imkân verir.
Hangi Hastalıklar Kronik Kaşıntıya Yol Açar?
Deri hastalıkları bu listenin başında gelir. Bölgede yerleşen egzama tabloları, sedef hastalığının genital tutulumu ve derinin beyazlaşarak sertleştiği liken tabloları süregen kaşıntının sık nedenleridir. Bu hastalıkların her birinin kendine özgü muayene bulguları vardır.
Hormonal değişiklikler bir başka grup oluşturur. Menopozla birlikte östrojen düzeyinin azalması dokuda incelme ve kuruluğa yol açar; bu değişiklik kaşıntı ve yanma olarak hissedilebilir. Emzirme dönemi ve bazı ilaç kullanımları da benzer bir ortam yaratabilir.
Yinelenen mantar enfeksiyonları, özellikle şeker hastalığı bulunanlarda süregen kaşıntının nedeni olabilir. Bit ve uyuz gibi asalak kaynaklı durumlar da bu başlıkta düşünülür. Sistemik hastalıklar arasında karaciğer ve böbrek hastalıkları, tiroit bozuklukları ve demir eksikliği kaşıntıya katkı sağlayabilir. Seyrek olarak kanser öncüsü hücresel değişiklikler de kaşıntıyla kendini gösterebilir.
Aynı kişide birden fazla nedenin bir arada bulunması mümkündür. Menopoza bağlı kuruluk zemininde gelişen bir temas tepkisi ya da deri hastalığına eklenen bir mantar enfeksiyonu bu duruma örnektir. Bu birliktelik, tek bir tedaviye yanıt alınamamasını açıklayabilir.
Kaşıntı Neden Kısır Döngüye Girer?
Kaşıma, kaşıntıyı kısa süreliğine bastırır. Bu rahatlama beynin ödül mekanizmasını uyarır ve davranış yinelenir. Ancak kaşıma sırasında deri yüzeyi zedelenir ve koruyucu bariyer bozulur.
Bariyer bozulduğunda dışarıdan gelen maddeler deriye daha kolay ulaşır. Bu durum yeni iltihabi tepkiler doğurur ve kaşıntı artar. Zedelenen bölgeye bakteri yerleşmesi de tabloyu ağırlaştıran bir başka halkadır.
Süregen kaşıma deriyi kalınlaştırır. Kalınlaşan deride sinir uçlarının duyarlılığı artar; artık daha küçük uyarılar bile kaşıntı olarak algılanır. Böylece başlangıçtaki neden ortadan kalksa bile kaşıntı sürebilir. Kaşımanın uykuda, farkında olmadan sürmesi döngünün kırılmasını güçleştirir. Bu nedenle tedavi planında yalnızca nedene değil, döngünün kendisine de yönelinir.
Döngünün kırılmasında ilk hedef gece kaşımanın azaltılmasıdır. Uyku sırasında farkında olmadan sürdürülen kaşıma, gündüz elde edilen iyileşmeyi geri alabilir. Bu nedenle akşam uygulanan yaklaşımlar tedavi planında ayrı bir yer tutar.
Değerlendirmede Hangi Tetkikler Yapılır?
Değerlendirme ayrıntılı öyküyle başlar. Kaşıntının ne zaman başladığı, gün içinde hangi saatlerde arttığı, adet döngüsüyle ilişkisi, kullanılan temizlik ve bakım ürünleri, uygulanan kremler ve eşlik eden hastalıklar sorgulanır. Daha önce kullanılan ilaçlara alınan yanıt da kaydedilir.
Muayenede bölge iyi bir aydınlatma altında incelenir. Kızarıklık, kalınlaşma, renk değişikliği, çatlak, yara ve kaşıma izleri not edilir. Tutulumun sınırları ve simetrik olup olmaması yol gösterici bulgulardır. Bölgenin dışındaki deri alanları da değerlendirilir; yaygın bir deri hastalığının parçası olabilme olasılığı bu şekilde araştırılır.
Akıntıdan alınan örneğin mikroskop altında incelenmesi ve kültür yapılması, enfeksiyon kaynaklı nedenleri ayırır. Kan tetkiklerinde kan şekeri, kan sayımı, demir düzeyi, tiroit hormonları ve gerektiğinde karaciğer ile böbrek işlevleri değerlendirilir. Temas duyarlılığı düşünülen kişilerde yama testi gündeme gelebilir.
Değerlendirmenin bir seferde tamamlanamayabileceği baştan bilinmelidir. Bazı nedenler ancak zaman içinde ortaya çıkar ve tetkikler basamaklı biçimde planlanır. Bu nedenle ilk görüşmede kesin bir yanıt alınamaması olağan karşılanır.
Biyopsi Ne Zaman Gerekir?
Biyopsi her kişide gerekmez. Muayene bulguları belirgin ve tedaviye yanıt alınıyorsa işlem düşünülmeyebilir. Karar, muayene bulguları ve şikâyetin seyri birlikte değerlendirilerek verilir.
Uygun tedaviye karşın şikâyetin sürmesi ilk gerekçedir. Birkaç aylık düzenli kullanımdan sonra beklenen düzelme sağlanamıyorsa dokunun incelenmesi yerinde olur. Görünümün belirsiz kaldığı ve birden fazla olasılığın gündemde bulunduğu tablolarda da işlem düşünülür.
Belirli bulguların varlığında biyopsi öne çıkar. İyileşmeyen yara, kalıcı beyaz ya da koyu renkli alanlar, sertleşme, kabarıklık ve ele gelen kitle bu grupta yer alır. İşlem bölgesel uyuşturma altında yapılır, kısa sürer ve alınan küçük doku parçası incelemeye gönderilir. Bölgede birkaç gün süren hassasiyet ve az miktarda kanama beklenen durumlardır.
Hangi Tedavi Yaklaşımları Uygulanır?
Yaklaşım öncelikle saptanan nedene yöneliktir. Mantar enfeksiyonunda buna uygun ilaçlar, hormonal kuruluğun ön planda olduğu tablolarda bölgesel uygulamalar, deri hastalıklarında ise o hastalığa özgü kremler kullanılır.
Kaşıntı döngüsünün kırılması ayrı bir başlıktır. İltihabı azaltan bölgesel ilaçlar bu amaçla kullanılır; kullanım süresi ve gücü hekim tarafından belirlenir. Gece kaşımanın önlenmesi için ağızdan alınan uyku yapıcı etkili bazı ilaçlar eklenebilir. Uzun süren tablolarda sinir sistemi üzerinden etki gösteren ilaçlar da değerlendirilebilir.
Bariyerin onarılması destekleyici yaklaşımların temelidir. Nemlendiriciler ve koruyucu merhemler düzenli kullanıldığında deri yüzeyinin toparlanmasına katkı sağlar. Kaşımaya bağlı bakteriyel enfeksiyon geliştiğinde buna yönelik yaklaşım eklenir. Şikâyetin uzun sürdüğü ve ruh hâlini etkilediği durumlarda psikolojik destek de sürecin parçası olabilir.
Kullanılan ilaçların uygulama biçimi de sonucu etkiler. Merhemin çok az miktarda ve yalnızca etkilenen bölgeye sürülmesi, yan etkileri azaltır. Uygulamanın düzenli yapılması ve şikâyet geçtiğinde birden kesilmemesi de önerilen bir yaklaşımdır.
Günlük Bakımda Nelere Dikkat Edilmeli?
Bölgenin fazla yıkanmaması önerilir. Günde bir kez ılık su ile yapılan temizlik yeterlidir. Kokulu sabun, duş jeli ve bölgeye özel yıkama ürünlerinden kaçınılması, deri bariyerinin korunmasına katkı sağlar.
Kurulama sırasında ovalamaktan kaçınılır; havlunun bastırılarak kullanılması yeterlidir. Pamuklu ve bol iç çamaşırı tercih edilir, gece iç çamaşırsız uyunması bölgenin havalanmasına yardımcı olabilir. Çamaşırların kokusuz deterjanla yıkanması ve durulamanın iyi yapılması önerilir.
Kaşımayı azaltmaya yönelik pratik yollar denenebilir. Tırnakların kısa tutulması, kaşıntı geldiğinde bölgeye serin bir kompres uygulanması ve dikkatin başka yöne çevrilmesi bu yollardandır. Sıcak ortamlar ve terleme kaşıntıyı artırabildiği için serin kalınması yararlı olur. Kullanılan tüm ürünlerin listesinin tutulması, kontrol görüşmelerinde sorumlu maddenin bulunmasını kolaylaştırır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Kaşıntının birkaç haftadan uzun sürmesi ya da yinelemesi değerlendirme gerekçesidir. Gece uykuyu bölen ve günlük yaşamı etkileyen kaşıntıda başvurunun ertelenmemesi önerilir.
Kendi kendine uygulanan kremlere karşın şikâyetin sürmesi, tanının gözden geçirilmesini gerektirir. Bu noktada ilaç değiştirmek yerine muayene yapılması daha doğru bir yaklaşımdır.
Bölgede iyileşmeyen yara, kanama, kalıcı renk değişikliği, sertleşme ya da ele gelen bir kabartı ayrı bir inceleme gerektirir. Kötü kokulu akıntı, ateş ve şiddetli ağrı da başvuru gerekçeleri arasındadır. Menopoz döneminde ortaya çıkan ve giderek belirginleşen kaşıntı, dokuda değişiklik olasılığı yönünden değerlendirilmelidir. Vücudun başka bölgelerinde de kaşıntı bulunması, sistemik bir nedenin araştırılmasını gerektirir.
