Tahlil raporunda prolaktin değerinin yüksek çıktığı ancak kişinin hiçbir şikâyet bildirmediği durumlar seyrek değildir. Adetleri düzenli seyreden, memeden akıntısı bulunmayan ve gebelik açısından güçlük yaşamayan bir kişide yüksek bir sonuç, açıklanması gereken bir uyumsuzluk yaratır. Bu tabloda akla gelen başlıklardan biri makroprolaktindir. Aşağıda bu maddenin ne olduğu ve ölçümü nasıl etkilediği açıklanmıştır.
Makroprolaktin Nedir?
Kandaki prolaktin tek bir biçimde bulunmaz. Hormonun küçük yapılı biçimi asıl etkin olandır; hedef dokulara girerek görevini bu biçim yerine getirir. Ölçümlerde beklenen de bu biçimin miktarıdır.
Bunun yanında daha büyük yapılı biçimler de dolaşımda yer alır. Bunlardan biri, hormonun bir antikorla birleşmesiyle oluşan iri bir yapıdır. Bu yapıya makroprolaktin adı verilir.
Bu iri yapı, boyutu nedeniyle damar dışına kolayca çıkamaz ve hedef dokulara ulaşamaz. Dolayısıyla meme dokusu ve üreme hormonları üzerinde beklenen etkiyi göstermez. Kanda birikir ancak işlevsel bir karşılığı bulunmaz.
Birikmesinin nedeni, dolaşımdan uzaklaştırılmasının yavaş olmasıdır. Küçük biçim hızla temizlenirken iri yapı uzun süre kanda kalır. Bu birikim, ölçülen toplam miktarın yüksek çıkmasına yol açar.
Bu yapının bulunması bir hastalık olarak ele alınmaz. Kişide bir işlev bozukluğu yaratmadığı için tedavi gerektiren bir durum sayılmaz. Önemi, laboratuvar sonucunu değiştirerek gereksiz bir inceleme zincirini başlatabilmesinden gelir.
Makroprolaktin Ölçümü Neden Yanıltıcı Olabilir?
Laboratuvarda kullanılan yöntemlerin çoğu, kandaki prolaktin biçimlerini birbirinden ayırmaz. Ölçüm toplam miktarı verir. İri yapı da bu toplama katıldığı için sonuç olduğundan yüksek bildirilir.
Bunun sonucunda, dokular üzerinde etkin hormon miktarı beklenen düzeyde olan bir kişide rapor yüksek bir sayı gösterir. Kişi şikâyet bildirmediği halde sayı incelemeyi başlatır. Bu uyumsuzluk tablonun ayırt edici özelliğidir.
Yöntemlerin iri yapıyı algılama derecesi merkezden merkeze değişir. Bu nedenle aynı kan örneği farklı merkezlerde belirgin biçimde farklı sonuçlar verebilir. İki rapor arasındaki açıklanamayan fark, bu olasılığı düşündüren bir ipucu olabilir.
Bu durumun sık görüldüğünü belirtmek gerekir. Yüksek prolaktin saptanan kişilerin belirli bir bölümünde neden budur. Bu oranın küçümsenmeyecek düzeyde olması, incelemenin erken aşamada yapılmasını gerekçelendirir.
Bu olasılığın akla gelmemesi durumunda süreç uzayabilir. Yükseklik sürdüğü için ölçüm birkaç kez yinelenir, her seferinde benzer bir sayı elde edilir ve tablo açıklanamamış görünür. Basit bir laboratuvar çalışması ise bu döngüyü tek adımda sonlandırabilir.
Makroprolaktin Varlığı Nasıl Araştırılır?
En yaygın kullanılan yöntem, kan örneğine belirli bir madde eklenerek iri yapının çöktürülmesidir. Bu işlemden sonra kalan sıvıda ölçüm yinelenir. Elde edilen ikinci değer, etkin biçimin miktarını daha iyi yansıtır.
İki ölçüm karşılaştırılarak yorum yapılır. İlk sonuca göre belirgin bir düşüş görülmesi, iri yapının toplam miktarın büyük bölümünü oluşturduğunu gösterir. Düşüşün sınırlı kalması ise gerçek bir yüksekliğe işaret eder.
Bu yöntemin tam bir ayrım sağlamadığı da bilinir. Çöktürme sırasında küçük biçimin bir bölümünün de uzaklaşması olasıdır. Bu nedenle sonuç, tek başına değil şikâyetler ve diğer ölçümlerle birlikte okunur.
Bu inceleme özel bir kan alımı gerektirmez; aynı örnek üzerinden çalışılabilir. Bu nedenle şikâyet ile sayı arasında uyumsuzluk bulunan durumlarda erken aşamada istenmesi uygun olur.
İncelemenin her merkezde uygulanmadığı bilinir. Bu durumda örneğin bu çalışmayı yapabilen bir merkeze gönderilmesi gündeme gelebilir. Rapor istenirken bu ayrıntının belirtilmesi süreci kolaylaştırır.
Sonuç Nasıl Raporlanır?
Raporlama biçimi merkezden merkeze değişir. Bazı laboratuvarlar çöktürme sonrası kalan değeri ayrı bir satırda bildirirken, bazıları geri kazanılan oranı yüzde olarak verir. Rapordaki açıklama satırının okunması, hangi bilginin sunulduğunun anlaşılması açısından gereklidir.
Bu konuda merkez değiştirmenin sakıncası daha belirgindir. Kullanılan yöntemlerin iri yapıyı ne ölçüde saydığı laboratuvardan laboratuvara değişir; bir cihaz onu neredeyse tümüyle ölçüme katarken bir diğeri büyük bölümünü dışarıda bırakabilir. Bu yüzden iki ayrı merkezden alınan raporlar arasında, kişide hiçbir şey değişmediği halde belirgin bir fark görülebilir.
Makroprolaktin Yüksekliği Şikâyet Yaratır mı?
Bu iri yapı hedef dokulara ulaşamadığı için beklenen etkileri göstermez. Meme dokusunda süt üretimini uyarmaz ve yumurtlamayı yöneten sinyalleri bozmaz. Bu nedenle kendi başına şikâyet yaratması beklenmez.
Bu özellik, tablonun neden sessiz seyrettiğini açıklar. Adetler düzenli sürer, memeden akıntı görülmez ve gebelik oluşumunda güçlük yaşanmaz. Yüksek sayı yalnızca kâğıt üzerinde kalır.
Bununla birlikte bu tablonun bulunması, gerçek bir yüksekliğin de bulunmadığı anlamına gelmez. İki durum aynı kişide bir arada olabilir. Bu nedenle çöktürme işleminden sonra kalan değerin de değerlendirilmesi gerekir.
Şikâyeti bulunan ve makroprolaktin saptanan kişilerde inceleme sürdürülür. Bu durumda şikâyetlerin başka bir nedenle açıklanması gerekir ve değerlendirme o yöne çevrilir.
Bu nedenle çöktürme sonrası elde edilen sayı, ilk sonuç kadar dikkatle okunur. Bu ikinci değer beklenen aralığın içinde kalıyorsa tablo açıklanmış sayılır. Sınırın üzerinde kalması ise gerçek bir yüksekliğin de bulunduğunu gösterir ve olağan basamaklar bu noktadan itibaren yeniden işletilir.
Bu Durumda Gereksiz Tetkikten Nasıl Kaçınılır?
Bu incelemenin erken aşamada yapılması sık başvurulan yoldur. Şikâyet bulunmayan bir kişide saptanan yükseklikte, görüntülemeye geçmeden önce bu olasılığın araştırılması yerinde olur.
Bu yaklaşım, gereksiz hipofiz görüntülemesinin önüne geçer. Görüntüleme hem zaman ve maliyet gerektirir hem de rastlantısal bulgular nedeniyle yeni incelemelere yol açabilir. Basit bir laboratuvar çalışmasıyla bu zincir başlamadan kesilebilir.
Kaygının azaltılması da bu yaklaşımın bir yararıdır. Yüksek bir sayı görmenin yarattığı tedirginlik, sonucun teknik bir nedenle açıklandığının anlaşılmasıyla ortadan kalkar. Bu bilginin baştan paylaşılması süreci kolaylaştırır.
Sonuç raporlarının saklanması da yararlıdır. Makroprolaktin saptanmış bir kişide ileride yapılacak ölçümler yine yüksek çıkacaktır. Bu bilginin kayıtlı olması, aynı incelemelerin yeniden yapılmasını önler.
Bu bilginin başka bir hekime başvurulduğunda aktarılması ayrıca önem taşır. Yalnızca yüksek sayının görülmesi, tablonun baştan araştırılmasına yol açabilir. Çöktürme çalışmasının yapıldığı raporun sunulması bu tekrarı önler.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Prolaktin sonucunun yüksek çıktığı her durumda, sayının yorumsuz bırakılmaması ve değerlendirme için başvurulması uygundur. Şikâyet bulunmaması bu gerekliliği ortadan kaldırmaz.
Makroprolaktin düşünülse bile, kişide gerçekten yakınma olup olmadığı tabloyu yönlendirir. Adetin seyrekleşmesi ya da uzun süre hiç görülmemesi, salgının bedende etkili biçimde çalıştığını düşündürür ve iri molekül açıklamasını zayıflatır. Emzirme dönemi dışında memeden sıvı gelmesi de aynı yönde okunur.
Gebelik planına karşın gebeliğin oluşmaması bu ölçümlerin isteneceği bir başka durumdur. Şikâyet varlığında makroprolaktin saptansa bile değerlendirme sürdürülür.
Sonucun iri molekülle açıklanabilmesi, baş ve göz yakınmalarını kapsam dışına çıkarmaz. Zamanla ağırlaşan bir baş ağrısı, yandan gelenleri seçmekte güçlük ya da aralıklarla yinelenen bulanık görme, laboratuvarın hangi yöntemi kullandığından bağımsız olarak kendi başına ele alınır.
Sonucu Hangi Etkenler Değiştirebilir?
Ölçüm koşulları prolaktin sonucunu doğrudan etkiler. Kanın uyandıktan birkaç saat sonra, sabah saatlerinde ve dinlenmiş durumda alınması istenir. Bedensel zorlanma ve gerginlik geçici artışlara yol açabilir.
Ölçümü etkileyen bir başka başlık, kan alınmadan önceki saatlerde meme bölgesinin uyarılmış olmasıdır. Bu uyarı, emzirmeyi başlatan refleks yoluyla salgıyı kısa süreliğine artırır. Bu nedenle elle meme muayenesi ile kan alımı aynı güne denk geldiğinde tetkikin öne alınması yeğlenir; bir önceki geceye ait birliktelik de aynı gerekçeyle sorulur.
Kullanılan ilaçlar ayrıca gözden geçirilir. Bulantı önleyiciler, mide ilaçları ve ruh sağlığı alanında kullanılan bir bölüm ilaç düzeyi yükseltebilir. Gebelik olasılığının dışlanması da değerlendirmenin ilk adımlarındandır.
Hangi Tetkiklerle Birlikte Değerlendirilir?
İri molekül olasılığı araştırılmadan önce, yüksekliği gerçekten üretebilecek nedenlerin elenmesi gerekir. Bunların başında tiroit bezinin yavaş çalışması gelir; bu durumda salgılanan uyarıcı madde prolaktin hücrelerini de çalıştırır. Bu başlık kapatılmadan, sonucun ölçüm artefaktı olduğu yönünde bir yoruma gidilmesi doğru olmaz.
Gebelik testi ilk adımlardandır. Böbrek ve karaciğer işlevlerini gösteren ölçümler eklenebilir; bu organların işlevindeki bozukluk hormonun kandan uzaklaştırılmasını yavaşlatır.
Çöktürme işleminden sonra kalan değer beklenen aralığın üzerinde kalmışsa panel genişletilir. Bu durumda iri yapının yanı sıra gerçek bir yükseklik de bulunduğu kabul edilir ve adet düzenine yönelik ölçümler eklenir. Yumurtlamanın izlenmesi için döngünün ikinci yarısında progesteron bakılması gündeme gelebilir. Hangi ölçümlerin isteneceği, çöktürme sonrası elde edilen sayıya ve şikâyetlere göre belirlenir.
