Gebeliğin birinci haftası, sayım yönteminin en şaşırtıcı bölümüdür. Bu hafta boyunca henüz gebelik bulunmaz; hatta döllenme de gerçekleşmemiştir. Buna karşın gebelik takviminde bu hafta başlangıç noktası olarak kabul edilir. Aşağıda bu sayımın neden böyle yapıldığı, bu dönemde bedende hangi süreçlerin işlediği ve gebelik planlayanların bu haftada nelere dikkat etmesi gerektiği açıklanmıştır.
Gebelik Haftası Neden Döllenmeden Sayılmaz?
Sayımın son adet tarihinden başlatılmasının nedeni tümüyle pratiktir. Adet kanamasının başladığı gün, kişi tarafından net biçimde bilinen ve takvimde işaretlenebilen bir noktadır. Döllenmenin hangi gün gerçekleştiği ise bilinemez; yumurtlama ve döllenme bedende bir belirti vermeden gerçekleşir.
Bu yöntem herkes için aynı ve doğrulanabilir bir başlangıç noktası sağlar. Gebelik takibinde kullanılan tüm ölçütler, tarama testlerinin zamanlaması ve bebeğin gelişim beklentileri bu ortak sayıma göre belirlenmiştir. Farklı bir başlangıç kullanılması, bu ortak dilin bozulmasına yol açardı.
Bu yaklaşımın sonucu olarak, gebelik haftası döllenmeden itibaren geçen süreden yaklaşık iki hafta fazla çıkar. Altıncı gebelik haftasında olan bir kişide embriyo aslında dört haftalıktır. Bu fark, embriyonun yaşından söz edilirken karışıklık yaratabilir; bu nedenle takipte her zaman gebelik haftası kullanılır.
Bu Haftada Rahimde Ne Olur?
Birinci hafta, adet kanamasının yaşandığı dönemdir. Önceki döngüde gebelik oluşmadığı için, kalınlaşmış olan rahim iç zarı dökülür ve kanama biçiminde dışarı atılır. Bu kanama genellikle üç ile yedi gün sürer.
Kanama sürerken beyinden salgılanan folikül uyarıcı hormonun düzeyi yükselmeye başlar. Bu hormon yumurtalıklarda bir grup foliküle etki eder ve bunların gelişmeye başlamasını sağlar. Böylece yeni döngünün ilk basamağı, kanama sürerken atılmış olur.
Rahim iç zarı, dökülmenin ardından yeniden kalınlaşmaya hazırlanır. Gelişen foliküllerden salgılanan östrojen, bu kalınlaşmayı uyarır. Böylece rahim, olası bir gebelik için uygun bir yüzey hazırlamaya başlar. Bu hafta, gebelik açısından bir başlangıç değil, bir hazırlık dönemidir.
Bu dönemde yaşanan adet kanamasının miktarı ve süresi kişiden kişiye değişir. Üç ile yedi gün arasında süren ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeyen bir kanama beklenen aralıkta kabul edilir. Kanamanın çok yoğun olması, pıhtılı gelmesi ya da yedi günü aşması ise değerlendirilmesi gereken bir bulgudur.
Son Adet Tarihi Bilinmiyorsa Ne Yapılır?
Son adet tarihinin hatırlanmadığı durumlar sık karşılaşılır. Emzirme döneminde, doğum kontrol yöntemi yeni bırakıldığında ya da adet düzensizliği bulunan kişilerde bu bilgi güvenilir olmayabilir.
Böyle durumlarda takvim bir kenara bırakılır ve hafta doğrudan görüntüleme üzerinden belirlenir. Erken dönemde bakılan boy ölçüsü, henüz kişisel büyüme farklılıkları devreye girmediği için haftayı birkaç günlük sapmayla ortaya koyar. Elde edilen sayı, sonraki tüm takvimin dayanağı olarak kayda geçirilir.
Ölçümün mümkün olduğunca erken yapılması, elde edilen sonucun güvenilirliğini artırır. On ikinci haftadan sonra bebekler arasındaki büyüme farkları belirginleşmeye başlar ve hafta hesabının güvenilirliği azalır. Bu nedenle hafta belirsizliği bulunan durumlarda değerlendirmenin geciktirilmemesi önerilir.
Adet Düzensizse Hesap Nasıl Değişir?
Standart hesap, yirmi sekiz günlük bir döngü ve on dördüncü günde gerçekleşen bir yumurtlama varsayımına dayanır. Bu varsayım herkes için geçerli değildir. Döngü uzunluğu kişiden kişiye değişir; yirmi bir ile otuz beş gün arasındaki döngüler beklenen aralık içinde kabul edilir.
Döngüsü otuz beş gün olan bir kişide yumurtlama on dördüncü günde değil, yirmi birinci gün dolaylarında gerçekleşir. Bu durumda son adete göre yapılan hesap, gerçek gebelik haftasından yaklaşık bir hafta ileri çıkar. Bu fark ilk ultrason incelemesinde ortaya çıkar.
Döngünün uzayıp kısalan bölümü baştaki yarısıdır; yumurtlama ile kanama arasındaki iki haftalık aralık ise kişilerin çoğunda pek oynamaz. Bu nedenle uzun döngüsü olan birinde yumurtlama on dördüncü günde değil, çok daha geç gerçekleşir. Hafta hesabında bu kayma dikkate alınmazsa gebelik olduğundan ileri görünür.
Tahmini Doğum Tarihi Nasıl Bulunur?
Hesabın özü, son kanamanın ilk gününe kırk haftalık bir süre eklenmesidir. Bu süre gün gün sayılmak yerine takvim üzerinde kısaltılarak bulunur: tarihe bir hafta eklenir, ay sayısı üç azaltılır ve yıl gerekiyorsa bir ileri alınır. Sonuçta ortaya çıkan gün, doğumun beklendiği tarihtir.
Kırk haftalık sayım, döngüsü ortalama uzunlukta ilerleyen bir kadın örnek alınarak kurgulanmış bir modeldir. Doğumun hangi gün başlayacağını belirleyen etkenler ise anne ile bebek arasındaki hormonal geçişe bağlıdır ve takvimle önceden okunamaz. Bu yüzden ortaya çıkan gün, üzerine plan yapılacak sabit bir randevu gibi değil, doğumun büyük olasılıkla içine düşeceği yaklaşık bir ayın ortası olarak okunur. Çevresindeki iki haftalık pencere de bu modelin doğal esnekliğidir.
İlk üç ayda embriyonun tepeden kalçaya uzunluğu, bütün bebeklerde birbirine çok yakın bir hızla artar. Bu düzenlilik, o ölçümü takvimden daha güvenilir bir dayanak yapar. Ölçümle takvim birkaç günden fazla ayrışıyorsa dayanak noktası ölçüme kaydırılır. Kaydırma bir kez yapılır ve sonrasında dondurulur, çünkü ilerleyen aylarda bebekler birbirinden farklı hızlarda büyümeye başlar; geç ölçümler artık büyüme hakkında bilgi verir, takvim hakkında değil.
Bulunan tarihin asıl işlevi, doğumun gününü bildirmek değil takibin iskeletini kurmaktır. Tarama testlerinin hangi haftada isteneceği, ayrıntılı ultrasonun ne zaman yapılacağı ve kontrollerin hangi aralıklarla sıklaştırılacağı hep bu dayanak noktasına göre planlanır. Doğumun kendisi ise bu tarihin bir iki hafta öncesinde ya da sonrasında gerçekleşebilir.
Bu Dönemde Folik Asit Neden Başlanmalı?
Bebeğin beynini ve omuriliğini oluşturacak nöral tüp adı verilen yapı, gebeliğin dördüncü haftasının sonu ile altıncı haftası arasında kapanır. Bu dönem, çoğu kişinin henüz gebe olduğunu bilmediği zamana denk gelir.
Folik asidin bu kapanma sürecine katkı sağlayabilmesi için, bedendeki düzeyinin o günlerde yeterli olması gerekir. Bu düzeye ulaşılması zaman alır; vitamin dokularda birikerek etkisini gösterir ve tek bir günlük alımla bu düzeye erişilmez.
Bu nedenle gebelik planlanıyorsa kullanıma en az bir ay, tercihen üç ay önce başlanması önerilir. Günlük dört yüz mikrogram genel olarak önerilen miktardır. Daha önce nöral tüp gelişimini ilgilendiren bir durumla sonuçlanmış gebelik öyküsü bulunanlarda, şeker hastalığı olanlarda ve bazı ilaçları kullananlarda doz belirgin biçimde artırılabilir; bu karar hekim tarafından verilir.
Gebelik Planlayanlar Bu Haftada Nelere Dikkat Etmeli?
Bu dönem, gebelik öncesi hazırlığın yapıldığı zamandır. Sigara kullanımının bırakılması bu hazırlığın en belirleyici adımlarından biridir; sigara hem gebe kalmayı geciktirir hem de gebeliğin seyrini etkiler. Alkol tüketiminin sonlandırılması da önerilir, çünkü gebeliğin ilk haftaları çoğunlukla fark edilmeden geçer.
Kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi gerekir. Bazı ilaçlar gebelikte kullanıma uygun olmayabilir ve önceden değiştirilmeleri gerekir. Bilinen bir hastalığın gebelik öncesinde dengelenmesi de bu dönemde ele alınır; şeker hastalığı ve tiroid işlev bozuklukları bu açıdan öne çıkar.
Beslenme düzeninin gözden geçirilmesi ve beden ağırlığının uygun aralığa yaklaştırılması bu döneme ait diğer konulardır. Kızamıkçık ve suçiçeği bağışıklığının değerlendirilmesi ve gerekiyorsa aşıların tamamlanması gebelik öncesinde yapılmalıdır; bu aşılar gebelikte uygulanmaz. Adet tarihinin kaydedilmesi de ilerideki hafta hesabı için yararlı bir alışkanlıktır.
Hesaplama Yöntemi Neden Şaşırtıcı Gelir?
Gebeliğin ilk iki haftasında henüz döllenme gerçekleşmemiştir. Bu durum ilk kez duyulduğunda çelişkili görünebilir; çünkü sayım, gebelik oluşmadan önceki bir tarihten başlatılır. Bunun nedeni, döllenmenin tam olarak hangi gün gerçekleştiğinin çoğu zaman bilinememesidir.
Son adetin ilk günü ise kişinin kendi takibiyle bilinen ve doğrulanabilen bir tarihtir. Bu nedenle dünya genelinde ortak bir başlangıç noktası olarak kabul edilmiştir. Böylece farklı merkezlerde yapılan değerlendirmeler aynı ölçüte göre yapılabilir.
Bu yöntemle hesaplanan gebelik süresi kırk haftadır. Gerçek döllenme süresi ise yaklaşık otuz sekiz haftadır. Aradaki iki haftalık fark, sayımın döllenmeden önce başlatılmasından kaynaklanır ve tüm hesaplamalarda göz önünde bulundurulur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bu haftanın en kritik yanı, kadının henüz gebe olmamasıdır; yani hazırlık için elde hâlâ zaman vardır. Kızamıkçık ve suçiçeğine karşı bağışıklığın kayıtlardan doğrulanması, süregen bir hastalık varsa ilaçlarının gebelikte kullanılabilen seçeneklerle değiştirilip değiştirilmeyeceğinin konuşulması ve folik asidin daha döllenme gerçekleşmeden başlatılması bu döneme sığdırılabilir. Sigara ve alkolün bırakılması için de en uygun aralık burasıdır.
Kanamalar arasındaki mesafenin üç haftanın altına inmesi ya da beş haftayı geçmesi, hafta hesabını doğrudan güçleştirir. Aynı biçimde takvimde her ay farklı bir tarihe kayan kanamalar ve arka arkaya atlanan aylar da hesabı dayanaksız bırakır. Böyle bir tabloda başlangıç noktasını tarihe değil, ölçüme dayandırmak gerekir.
Yoğun adet sancısı, adet kanamasının çok fazla olması, adetler arasında lekelenme ve ilişki sırasında ağrı ayrıca incelenmesi gereken bulgulardır. Bilinen bir hastalığı bulunan ya da sürekli ilaç kullanan kişilerde, gebelik planlanmadan önce yapılan görüşme sürecin önemli bir basamağını oluşturur.
