On sekizinci hafta, gebelik takibinin en kapsamlı görüntüleme incelemesinin planlandığı dönemdir. Ayrıntılı ultrason olarak anılan bu değerlendirmede bebeğin organları tek tek gözden geçirilir. İncelemenin belirli bir hafta aralığında yapılması, elde edilen bilginin niteliğini doğrudan etkiler. Aşağıda bu taramanın kapsamı, süresi ve sonuçlarının nasıl ele alındığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Ayrıntılı Ultrason Hangi Haftalarda Yapılır?
Uygun aralık on sekizinci ile yirmi ikinci haftalar arasıdır. Bu haftalarda bebeğin organları ayırt edilebilecek büyüklüğe ulaşmış, buna karşın kemik yapısı görüntüyü engelleyecek kadar sertleşmemiştir. Bu denge, incelemenin bu aralıkta planlanmasının nedenidir.
Daha erken haftalarda yapılan incelemede bazı yapılar yeterince büyümemiş olur; küçük ayrıntılar gözden kaçabilir. Daha geç haftalarda ise kemiklerdeki sertleşme artar ve gölge oluşturarak bazı bölgelerin görüntülenmesini zorlaştırır.
Bebeğin çevresindeki sıvı miktarı bu haftalarda görüntüleme için elverişlidir. Sıvı ses dalgalarının iletimini kolaylaştırır ve organların sınırları daha belirgin görünür. Bebeğin hareket alanı da geniş olduğu için farklı açılardan görüntü alınabilir.
İncelemenin bu aralıkta yapılması, saptanan bir bulgu için ileri değerlendirme ve planlama süresi bırakır. Bu nedenle randevunun zamanında alınması önerilir. Aralığın kaçırılması durumunda inceleme yine yapılır ancak bazı yapılar için görüntü kalitesi düşebilir.
Bu Taramada Hangi Organlar İncelenir?
İnceleme baştan başlayarak sistemli biçimde ilerler. Kafatası biçimi ve bütünlüğü, beyin bölmeleri, beyin karıncıklarının genişliği ve beyincik yapısı ölçülerek değerlendirilir. Yüz bölgesinde dudak ve damak yapısı incelenir.
Omurganın incelenmesi iki ayrı düzlemde yürütülür; boydan alınan görüntüde omurların üst üste dizilişindeki düzgünlük, enine alınan kesitlerde ise her bir omurun halka biçimindeki kapanışı izlenir. Bu iki bakışın birleştirilmesinin nedeni, tek düzlemde gözden kaçabilecek bir açıklığın diğerinde ortaya çıkabilmesidir. Kemik yapının üzerini kaplayan deri katmanının kesintisiz olup olmadığı da aynı sırada değerlendirilir. Sinir borusunun kapanmasıyla ilgili durumların aranmasında bu inceleme başlangıç basamağını oluşturur.
Göğüs boşluğunda akciğerler ve diyafram değerlendirilir. Karın bölgesinde mide, bağırsaklar, böbrekler, mesane ve karın ön duvarının kapalı olması incelenir. Böbreklerin her ikisinin de görülmesi ve idrar yollarının genişlememiş olması aranan bulgulardır.
Kol ve bacakların uzun kemikleri sayılır ve ölçülür. El ile ayakların varlığı ve duruşu gözden geçirilir. Cinsiyet organları da bu incelemede değerlendirilebilir. Bebeğin duruşu nedeniyle görülemeyen yapılar için inceleme yinelenebilir.
Boyun bölgesindeki yapılar ve ense kalınlığı da gözden geçirilir. Bu haftalarda ölçülen ense kalınlığı, ilk üç aydaki ölçümden farklı bir ölçüttür ve ayrı eşiklerle değerlendirilir. Burun kemiği varlığı da bu incelemede kaydedilebilir.
Bebeğin Kalp Yapısı Nasıl Değerlendirilir?
Kalp incelemesi bu taramanın en ayrıntılı bölümlerinden biridir. Önce dört odacığın görüldüğü kesit alınır; odacıkların boyutları, aralarındaki bölmelerin bütünlüğü ve kapakların hareketi bu görüntüde değerlendirilir.
Ardından büyük damarların kalpten çıkışı incelenir. Akciğere ve vücuda giden ana damarların doğru odacıklardan çıkması ve birbirini çaprazlaması aranan bulgulardır. Bu kesitler kalp yapısına ilişkin sorunların önemli bölümünü ortaya koyar.
Renkli görüntüleme ile kan akımının yönü ve hızı değerlendirilir. Kapaklardan geri kaçış olup olmadığı bu yöntemle incelenir. Kalp hızı ve ritmi de kaydedilir; düzensizlik saptandığında ileri inceleme planlanır.
Kalp yapısına ilişkin bir bulgu düşünüldüğünde fetal ekokardiyografi adı verilen ayrıntılı inceleme önerilir. Ailede doğuştan kalp hastalığı öyküsü bulunanlarda ve şeker hastalığı olan gebelerde bu inceleme bulgudan bağımsız olarak istenebilir.
Bebeğin Eşi ve Sıvı Miktarı Neden Ölçülür?
Bebeğin eşi, besin ve oksijen alışverişinin gerçekleştiği yapıdır. İncelemede yerleşim yeri, kalınlığı ve yapısı değerlendirilir. Rahim ağzına yakın yerleşim, doğum planlamasını etkileyebileceği için özellikle kaydedilir.
Bu yerleşim bulgusu ilerleyen haftalarda değişebilir. Rahmin büyümesiyle birlikte bebeğin eşi yukarı doğru uzaklaşabilir. Bu nedenle erken dönemde saptanan aşağı yerleşim, üçüncü üç aylık dönemde yeniden değerlendirilir.
Bebeğin çevresindeki sıvı miktarı, böbrek işlevi ve yutma becerisi hakkında dolaylı bilgi verir. Sıvı büyük ölçüde bebeğin ürettiği idrardan oluşur ve yutulan miktarla dengelenir. Bu dengedeki bozukluk sıvı miktarını değiştirir.
Sıvının azlığı böbrek ya da idrar yollarına ilişkin bir sorunu, fazlalığı ise yutma güçlüğünü ya da sindirim sistemini ilgilendiren bir durumu düşündürebilir. Her iki bulgu da tek başına tanı koydurmaz; ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Göbek kordonundaki damar sayısı da bu sırada kontrol edilir.
Tarama Ne Kadar Sürer, Hazırlık Gerekir mi?
İnceleme genellikle yirmi ile kırk dakika arasında sürer. Bebeğin duruşu uygun olmadığında bu süre uzayabilir. Bazı yapılar görülemediğinde kısa bir ara verilir, anne yürüyüşe çıkar ve inceleme yinelenir.
Özel bir hazırlık gerekmez. Aç kalmak ya da mesaneyi doldurmak istenmez; bu haftalarda rahim yeterince büyümüş olduğu için görüntüleme karın üzerinden rahatlıkla yapılır. Rahat ve iki parçalı giysi tercih edilmesi uygulamayı kolaylaştırır.
Karın bölgesine jel uygulanır ve prob ile tarama yapılır. İşlem ağrısız ve zararsızdır. Ultrason ses dalgalarıyla çalışır; ışın kullanılmadığı için bebeğe yönelik bir sorun oluşturmaz.
İncelemenin bir bölümü sessiz geçebilir; hekim ölçümleri kaydederken konuşmayabilir. Bu durum olumsuz bir bulgu anlamına gelmez. Sonuçlar inceleme bitiminde topluca aktarılır ve sorular için zaman ayrılır.
İncelemeye eşlik edecek bir yakının bulunması çoğu merkezde uygundur. Bu konuda merkezin uygulaması önceden öğrenilebilir. Görüntü kaydı ya da çıktı istenip istenmediğinin başlangıçta belirtilmesi de süreci kolaylaştırır.
Bulgu Saptanırsa Ne Yapılır?
Saptanan bulgular niteliklerine göre farklı değerlendirilir. Bir bölümü küçük, kendiliğinden düzelen ve doğum sonrasında sorun yaratmayan değişikliklerdir. Bu durumlarda genellikle birkaç hafta sonra kontrol incelemesi planlanır.
Bazı bulgular kromozom durumlarıyla birlikte görülebilen belirteçlerdir. Tek başına saptandıklarında çoğu zaman anlam taşımazlar; birden fazlası bir aradaysa ileri inceleme gündeme gelir. Bu değerlendirmede tarama testi sonuçları da göz önünde bulundurulur.
Yapısal bir sorun düşünüldüğünde ileri düzey merkezde ayrıntılı inceleme önerilir. Gerekli görülürse amniyosentez ile kromozom incelemesi yapılır. Kalp bulguları için fetal ekokardiyografi planlanır.
Süreç boyunca aileye ayrıntılı bilgilendirme yapılır. Doğumun hangi koşullarda ve hangi merkezde gerçekleşmesinin uygun olacağı bu aşamada planlanır. Doğum sonrasında bakımı üstlenecek bölümlerle önceden görüşülmesi de bu planlamanın parçasıdır.
Bu Haftada Annede Neler Değişir?
Karın belirgin biçimde büyümüştür ve rahmin üst sınırı göbek hizasına yaklaşmıştır. Bebek hareketleri bu haftalarda çoğu kadın tarafından fark edilmeye başlar. İlk gebeliklerde bu algı birkaç hafta daha gecikebilir.
Belde ve iki kürek kemiği arasında hissedilen sızı, on sekizinci haftanın sık dile getirilen yakınmalarındandır. Büyüyen rahim gövdeyi öne doğru çektiği ve gebelik hormonları eklemleri tutan bağları yumuşattığı için omurgaya binen yük değişir. Gün içinde ayakta kalma süresini bölmek, sırtı destekleyen bir yastıkla oturmak ve topuksuz ayakkabı kullanmak yakınmayı hafifletebilir.
Büyüyen rahmin leğen kemiğindeki büyük toplardamara yaptığı bası, bacaklardan kalbe dönen kanı yavaşlatır; ayak bileklerinde akşama doğru beliren dolgunluk ve bacaklarda taşıma güçlüğü bu mekanizmayla açıklanır. Aynı yavaşlama toplardamar duvarında genişlemeye yol açarak bu haftalarda damarların deri altından görünür hale gelmesine neden olabilir. Uzun süre kıpırdamadan ayakta durmamak, oturulduğunda ayakları kalp hizasına yaklaştıracak biçimde bir yükseltiye koymak ve gün içinde tempolu yürüyüş eklemek dolaşımı destekler.
Karın derisinde gerginlik ve kaşıntı görülebilir. Nemlendirici kullanımı bu şikâyeti azaltmaya katkı sağlar. Burun tıkanıklığı, diş etlerinde kanama ve mide yanması da bu haftalarda sık bildirilen şikâyetler arasındadır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Tarama sonucundan bağımsız olarak kanama görülmesi başvuru gerektirir. Rengi ve miktarı kaydedilerek muayenede aktarılması değerlendirmeye katkı sağlar. Kanamaya karın ağrısı ya da kasılma eşlik ediyorsa beklenmeden hekime ulaşılmalıdır.
Karnın belirli aralıklarla kasılıp gevşemesi, bele yerleşen ve tekrar eden bir sancı ya da beklenmedik bir ıslaklık duyumu, ayrıntılı tarama randevusu beklenmeden bildirilmelidir. Bu üç duyum bir araya geldiğinde rahim ağzının erkenden açılıp açılmadığı incelenir.
Termometrenin yüksek göstermesi, gövdeyi saran titreme, idrar çıkışında acı duyulması ve olağandan farklı kokan bir akıntı bir arada ya da tek başına iltihap yönünden araştırılır. Bu bulguların gecikmeden fark edilmesi, ayrıntılı tarama sonrasındaki izlemin nasıl kurgulanacağını doğrudan etkiler.
Ağrı kesiciyle dinmeyen inatçı bir baş ağrısı, gözün önüne inen perde hissi, yüzükleri sıkacak ölçüde ani el ve yüz şişmesi ile mide üstüne oturan bir ağrı gecikmeden iletilmelidir. Yalnızca tek bacakta gelişen şişlik, ısı artışı ve baldırda gerginlik de başvuru gerekçeleri arasında sayılır. Daha önce duyulmuş kıpırtıların sonradan tümüyle kesilmesi ayrıca bildirilir.
