On dokuzuncu hafta, görüntüleme açısından elverişli koşulların bir arada bulunduğu dönemdir. Bebek yeterince büyümüş, çevresindeki sıvı miktarı artmış, kemikler henüz gölge oluşturacak kadar sertleşmemiştir. Bu nedenle bu haftalarda alınan görüntüler daha ayrıntılıdır. Aşağıda görüntü netliğini belirleyen etkenler, bebekteki gelişmeler ve annedeki değişimler açıklanmıştır.
Bu Haftada Görüntü Neden Daha Nettir?
Bebeğin boyutları bu haftada değerlendirmeye elverişli düzeye ulaşmıştır. Organlar ve dış yapılar ayırt edilebilecek büyüklüktedir. Önceki haftalarda milimetrelerle ölçülen yapılar artık santimetre ölçeğinde incelenebilir.
Bebeğin çevresindeki sıvı miktarı bu dönemde artmıştır. Sıvı ses dalgalarının iletimini kolaylaştırır ve yapıların sınırlarını belirginleştirir. Bebeğin sıvı içinde serbestçe yer değiştirmesi de farklı açılardan görüntü alınmasını sağlar.
Kemiklerdeki sertleşme henüz görüntüyü engelleyecek düzeye ulaşmamıştır. İlerleyen haftalarda kemikler ses dalgalarını daha fazla yansıtır ve arkalarında gölge oluşturur. Bu gölgeler bazı yapıların incelenmesini zorlaştırır.
Bu koşulların bir arada bulunması, ayrıntılı ultrasonun bu haftalar için planlanmasının nedenidir. Cinsiyet değerlendirmesi de bu dönemde belirgin biçimde kolaylaşır. Yapılar ayrışmış ve ayırt edilebilecek boyuta ulaşmıştır.
Görüntü kalitesi cihazın teknik özelliklerine de bağlıdır. Yüksek çözünürlüklü problar daha ince ayrıntıyı ayırt edebilir. Uygulamayı yapan hekimin deneyimi, hangi kesitin nasıl alınacağı konusunda belirleyici olduğu için sonuç üzerinde doğrudan etkilidir.
Hangi Etkenler Görüntüyü Zorlaştırır?
Bebeğin duruşu en sık karşılaşılan engeldir. Sırtını probe dönmüş, bacaklarını karnına çekmiş ya da yüzünü aşağı çevirmiş bir bebekte bazı yapılar görüntülenemez. Bu durumda kısa bir ara verilir ve inceleme yinelenir.
Karın duvarının kalınlığı görüntü kalitesini etkiler. Ses dalgaları dokudan geçerken zayıfladığı için, karın bölgesinde yağ dokusunun fazla olduğu durumlarda ayrıntı azalır. Bu durum incelemenin süresini uzatabilir.
Bebeğin eşinin ön duvarda yerleşmiş olması da bir engel oluşturabilir. Prob ile bebek arasında ek bir katman bulunması görüntüyü bulanıklaştırır. Bebeğin çevresindeki sıvının az olduğu durumlarda da netlik düşer.
Geçirilmiş karın ameliyatlarına bağlı yapışıklıklar ve karın derisindeki bazı değişiklikler nadiren görüntüyü etkiler. Bu engellerin bir bölümü aşılamaz; böyle durumlarda inceleme birkaç gün sonra yinelenir ya da eksik kalan bölümler kayıt altına alınır.
Bebek Bu Haftada Ne Kadar Büyümüştür?
Bu haftada bebeğin baştan popoya boyu yaklaşık on beş santimetreye ulaşır; bacaklar açıldığında topuğa kadar olan uzunluk bunun belirgin biçimde üzerindedir. Ağırlığı iki yüz ile iki yüz elli gram arasındadır. Ölçüm artık tek bir baş popo mesafesine değil, baş çevresi, karın çevresi ve uyluk kemiği uzunluğu üzerinden yapılan değerlendirmeye dayanır.
Kol ve bacaklar gövdeyle orantılı hale gelmiştir. Bacaklar kollardan uzundur. Eklemler serbestçe hareket eder ve bebek gövdesini rahatça döndürebilir. Kas kütlesi artmaktadır.
Beyin gelişiminde önemli bir aşamaya geçilmiştir. Duyu bilgilerini işleyecek bölgeler ayrışmaya başlar; dokunma, tat ve işitmeye ilişkin alanlar biçimlenir. Sinir hücreleri arasındaki bağlantılar hızla çoğalır.
Böbrekler idrar üretimini sürdürür. Bebek çevresindeki sıvıyı yutar ve sindirim sistemi bu sıvıyı işler. Bağırsaklarda mekonyum adı verilen ilk dışkı birikmeye başlar; bu madde doğum sonrasında dışarı verilir.
Bebeğin Derisinde Hangi Değişim Olur?
Bu haftalarda bebeğin derisi üzerinde beyazımsı, yağlı bir tabaka oluşmaya başlar. Verniks adı verilen bu örtü, deriyi sürekli sıvı teması nedeniyle oluşabilecek tahrişten korur. Doğuma yakın dönemde büyük ölçüde incelir.
Vücudu kaplayan ince tüy tabakası bu örtünün deriye tutunmasına yardımcı olur. Bu tüyler doğumdan önceki haftalarda dökülür ve bebek tarafından yutularak bağırsaklara geçer. Erken doğan bebeklerde bu tüyler daha belirgin görülür.
Deri hâlâ incedir ve altındaki damarlar seçilebilir. Deri altı yağ dokusu bu haftalarda oluşmaya yeni başlamıştır ve miktarı azdır. Bu yağ dokusu ilerleyen haftalarda artarak vücut ısısının korunmasına katkı sağlayacaktır.
Ter bezleri gelişmektedir. Tırnaklar parmak uçlarına doğru uzamaktadır. Saç kökleri belirginleşmiştir ve bazı bebeklerde saç oluşumu bu haftalarda başlar. Deri kıvrımlarında parmak izi desenleri tamamlanmıştır.
Deri hücreleri bu haftalarda hızla yenilenir. Dökülen hücreler bebeğin çevresindeki sıvıya karışır ve bu sıvının bileşimini oluşturan öğelerden biri haline gelir. Amniyosentez ile alınan örneklerde incelenen hücrelerin bir bölümü bu yolla havuza geçmiş deri hücreleridir.
Anne Hareketleri Bu Haftada Nasıl Hisseder?
Hareketler bu haftada çoğu kadın tarafından fark edilir hale gelir. İlk gebeliklerde algı bu haftalarda başlar; daha önce doğum yapmış kadınlarda birkaç haftadır hissediliyor olabilir. Duyum önceki haftalara göre belirginleşmiştir.
Hareketler hâlâ düzensizdir. Bir gün sık hissedilirken ertesi gün seyrekleşebilir. Bu düzensizlik bebeğin duruşu ve uyku uyanıklık dönemleriyle ilgilidir. Bu haftalarda hareket sayımı yapılması istenmez.
Bebeğin dönmesi, gerinmesi ve tekmelemesi farklı duyumlar yaratır. Bazı hareketler karnın bir bölgesinde kısa bir baskı, bazıları ise yaygın bir dalgalanma biçiminde hissedilir. Hıçkırığa benzer ritmik titreşimler de bildirilebilir.
Anne dinlenirken ve sessiz ortamda hareketler daha kolay fark edilir. Yemek sonrası ve akşam saatlerinde hareketlerin arttığı bildirilir. Bu değişkenlik olağandır ve bebeğin iyilik hali bu haftalarda kalp atışı ve ultrason ile değerlendirilir.
Bu Haftada Hangi Şikâyetler Sık Görülür?
Karnın öne çıkmasıyla birlikte omurga daha dik bir eğrilik kazanır ve bel bölgesindeki kaslar sürekli gergin çalışmaya başlar. Buna gebelikte salgılanan hormonların bağları gevşetmesi eklenince sızı belirginleşir. Yürüyüş sırasında omuzları geride tutmak, uzun süre aynı pozisyonda kalmamak ve gebelere uygun esneme hareketleri yapmak günlük rahatlığı artırabilir.
Kasık bölgesinde tek taraflı, ani ve kısa süreli batmalar hissedilebilir. Bu his rahmi askıda tutan bağların gerilmesiyle ilişkilidir; konum değiştirirken ya da öksürürken belirginleşir. Yavaş hareket etmek şikâyeti azaltır.
Gün ilerledikçe artan ayak bileği dolgunluğu, bacaklarda ağırlaşma ve gecenin ortasında baldırı tutan kramplar bu haftalarda sıkça anlatılır. Yerçekiminin etkisiyle alt bölgede biriken sıvı, akşam saatlerinde ayakkabının dar gelmesine yol açabilir. Aynı yerde uzun süre kıpırdamadan durmamak, oturulduğunda ayakları bir yükseltiye almak ve gün içine kısa yürüyüşler serpiştirmek bu tabloyu yumuşatır. Gün boyunca su tüketiminin aksatılmaması da kas kasılmalarının seyrekleşmesine katkı verir.
Baş dönmesi bu haftalarda görülebilir. Kan damarlarının gevşemesi ve ani konum değişikliği bu hissi yaratır. Yavaş kalkmak, uzun süre ayakta kalmamak ve öğün atlamamak önerilir. Burun tıkanıklığı, diş eti kanaması ve mide yanması da sürebilir.
Uyku düzeninde değişiklik bildirilebilir. Karnın büyümesiyle rahat pozisyon bulmak zorlaşır ve gece uyanmaları artabilir. Yan yatarken bacak arasına ve karın altına yastık yerleştirilmesi rahatlık sağlar. Akşam saatlerinde sıvı alımının azaltılması gece tuvalet için kalkmayı seyreltebilir.
Ultrason Dışında Hangi Kontroller Yapılır?
Her muayenede tansiyon ölçülür ve kayıt altına alınır. Bu ölçüm, gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliğinin erken tanınması açısından takibin temel adımlarından biridir. Kilo artışı da izlenir ve beklenen aralıkla karşılaştırılır.
İdrar tahlili ile protein ve şeker varlığı değerlendirilir. İdrarda protein saptanması ileri değerlendirme gerektirir. Belirti vermeyen idrar yolu enfeksiyonları da bu tahlille ortaya çıkarılabilir.
Rahmin üst sınırı ile kasık kemiği arasındaki mesafe ölçülür. Bu ölçüm bebeğin büyümesi hakkında pratik bilgi verir. Beklenenden belirgin sapma görüldüğünde ultrason ile ayrıntılı değerlendirme yapılır.
Muayenenin bir bölümünü kalp seslerinin dinlenmesi oluşturur; elde edilen dakikadaki atım sayısı dosyaya işlenir ve önceki kayıtlarla karşılaştırılır. Daha önce demir eksikliği belirlenmiş kadınlarda kan sayımının yinelenmesi, kullanılan desteğin yanıt verip vermediğini ortaya koyar. Tiroit ya da şeker gibi süregen bir başlığı bulunanlarda o başlığa ait ölçümler yeniden istenir. Görüşme, bir sonraki buluşmanın tarihi ve o gün yapılacak inceleme kararlaştırılarak tamamlanır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Muayeneler arasında kanama fark edilirse randevu beklenmemelidir. Az miktardaki lekelenmeler bile kayda geçirilmeli ve hekime bildirilmelidir. Kanamanın yoğunlaşması, pıhtı gelmesi ya da ağrının eklenmesi ivedi başvuru gerektirir.
Rahmin saat gibi düzenli aralıklarla kasılması, bele oturan ve gelip giden bir sancı ile bacak arasında beklenmedik bir ıslaklık duyulması, on dokuzuncu haftada gecikmeye tahammülü olmayan bulgulardır. Karnın gevşemeden uzun süre sert kalması da bu başlığa girer.
Ateş yüksekliği, üşüme titreme, idrarda yanma ve kötü kokulu akıntı enfeksiyon açısından inceleme gerektirir. Kaşıntıyla giden akıntı da bildirilmelidir.
Dinlenmekle açılmayan zonklayıcı bir baş ağrısı, görüntünün bulanıklaşması, sabah kalkıldığında yüzün ve parmakların şişmiş bulunması ve kaburgaların altına yerleşen bir ağrı incelenir. Bir bacağın diğerinden belirgin biçimde kalınlaşması, o bölgede kızarıklık ve dokunmakla artan sızı da hekime taşınır. Alışılan kıpırtıların gözle görülür ölçüde seyrelmesi ayrıca dile getirilmelidir.
