Yirmi ikinci hafta, kilo alımının düzenli bir seyir kazandığı ve takipte daha yakından izlendiği dönemdir. Bu haftaya kadar alınan miktar, gebelik öncesi vücut yapısına göre değişir. Alınan kilonun nasıl dağıldığı ve hangi aralığın beklendiği sık sorulan konulardır. Aşağıda bu başlıklar, bebeğin durumu ve bu döneme özgü şikâyetler açıklanmıştır.
Bu Haftaya Kadar Ne Kadar Kilo Alınmış Olmalı?
Gebelik öncesi vücut kitle indeksi beklenen aralığı belirleyen temel ölçüttür. Beklenen aralıkta başlayan bir kadında bu haftaya kadar altı ile sekiz kilogram arasında bir artış olağan kabul edilir. Bu sayı bir hedef değil, geniş bir aralığın orta noktasıdır.
Zayıf başlayan kadınlarda beklenen artış daha yüksektir. Bu grupta bu haftaya kadar sekiz kilograma yaklaşan bir artış uygun görülebilir. Fazla kilolu ya da şişman başlayan kadınlarda ise beklenen artış belirgin biçimde daha düşüktür.
İlk üç aylık dönemde alınan kilo genellikle azdır ve bir ile iki kilogram arasında kalır. Bulantı nedeniyle bu dönemde kilo kaybedenler de bulunur. Asıl artış ikinci üç aylık dönemde gerçekleşir ve bu haftalarda düzenli bir seyir izler.
Toplam artışa ilişkin öneriler de aynı ölçüte dayanır. Beklenen aralıkta başlayan bir kadın için on bir ile on altı kilogram arasındaki toplam artış yaygın olarak belirtilir. Çoğul gebeliklerde bu aralık yukarı kayar ve ayrıca planlanır.
Kilo takibinin amacı kısıtlama değil, gidişatın izlenmesidir. Sayının kendisi tek başına yorumlanmaz; bebeğin büyüme ölçümleri, tansiyon değerleri ve beslenme düzeni birlikte değerlendirilir. Bu bütünlük gözetilmeden verilen bir yorum eksik kalır.
Haftalık Artış Ne Kadar Olmalıdır?
İkinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde haftalık artışın yarım kilogram dolayında olması yaygın bir ölçüt olarak kullanılır. Bu değer beklenen aralıkta başlayan kadınlar için geçerlidir ve kişiye göre düzenlenir.
Zayıf başlayan kadınlarda haftalık artışın biraz daha yüksek olması beklenir. Fazla kilolu başlayanlarda ise çeyrek kilogram dolayında bir artış yeterli görülebilir. Bu ayrım, bebeğin gelişimi ile annenin sağlığı arasındaki dengeyi gözetir.
Haftadan haftaya küçük dalgalanmalar olağandır. Vücuttaki sıvı miktarındaki değişim, bağırsak doluluğu ve tartının koşulları ölçümü etkiler. Bu nedenle tek bir hafta yerine birkaç haftalık eğilime bakılır.
Tartının aynı koşullarda yapılması karşılaştırmayı kolaylaştırır. Sabah, aç karnına ve benzer giysilerle yapılan ölçümler daha tutarlı sonuç verir. Her gün tartılmak yerine haftada bir ölçüm alınması yeterlidir ve gereksiz kaygıyı önler.
Alınan Kilonun Dağılımı Nasıldır?
Alınan kilonun tümü yağ dokusu değildir. Doğuma yakın dönemde bebeğin kendisi üç ile dört kilogram arasında bir ağırlık oluşturur. Bebeğin eşi yaklaşık yarım ile bir kilogram arasındadır.
Bebeğin çevresindeki sıvı bir kilogram dolayında yer tutar. Büyüyen rahim yaklaşık bir kilogram ağırlığa ulaşır. Göğüs dokusundaki artış da yarım ile bir kilogram arasında bir katkı sağlar.
Kan hacmindeki artış bir buçuk kilogram dolayında bir ağırlık oluşturur. Vücuttaki sıvı birikimi de benzer bir miktara karşılık gelir. Bu iki bileşen, doğum sonrasındaki ilk haftalarda hızla azalan bölümü oluşturur.
Geriye kalan iki ile dört kilogram arasındaki bölüm anne bedeninde depolanan yağ dokusudur. Bu depo, emzirme dönemi için enerji kaynağı olarak birikir. Doğum sonrasında kademeli olarak kullanılır.
Fazla Kilo Alımı Hangi Riskleri Artırır?
Beklenenin belirgin biçimde üzerinde kilo alınması, gebelik şekerinin görülme olasılığını artırır. Bu tablo şeker yükleme testiyle araştırılır ve beslenme düzenlemesiyle yönetilebilir. Erken tanınması takip planını biçimlendirir.
Tansiyon yüksekliği ve buna eşlik eden tabloların görülme olasılığı da artar. Bu nedenle her muayenede tansiyon ölçülür ve idrarda protein değerlendirilir. Bu iki ölçüm takibin temel adımlarındandır.
Bebeğin beklenenden iri gelişmesi bir başka olasılıktır. İri bebek, doğum sırasında güçlük yaşanma olasılığını ve sezaryen gereksinimini artırabilir. Bu değerlendirme ultrason ölçümleriyle izlenir.
Bel ve sırt ağrısı, bacaklarda şişlik ve nefes darlığı gibi şikâyetler de belirginleşebilir. Doğum sonrasında kilonun geri verilmesi güçleşebilir. Bu nedenle artışın düzenli izlenmesi ve gerektiğinde beslenme desteği alınması önerilir.
Bu olasılıkların hiçbiri kesinlik taşımaz. Beklenenin üzerinde kilo alan kadınların önemli bir bölümü gebeliğini sorunsuz tamamlar. Bu nedenle amaç kaygı yaratmak değil, takibin hangi başlıklara odaklanacağını belirlemektir.
Yetersiz Kilo Alımı Ne Anlama Gelir?
Beklenenin altında kalan bir artış, bebeğin büyümesinin yakından izlenmesini gerektirir. Bu durumda ultrason ile ölçümler alınır ve büyüme eğrisi değerlendirilir. Tek bir ölçüm yerine eğilim esas alınır.
Yetersiz artışın nedeni her zaman beslenme yetersizliği değildir. Sürekli bulantı ve kusma, tiroit bezinin fazla çalışması, bağırsak emilim sorunları ve süregen hastalıklar bu tabloya yol açabilir. Nedene yönelik değerlendirme yapılır.
Bebeğin ölçümleri beklenen aralıkta ise ve büyüme eğrisi düzenli ilerliyorsa, düşük kilo artışı tek başına sorun oluşturmayabilir. Bazı kadınlarda vücut yapısı gereği artış daha yavaş seyreder.
Beslenme düzeninin gözden geçirilmesi bu durumda ilk adımdır. Öğün sayısının artırılması, enerji ve protein içeriği yüksek besinlerin eklenmesi önerilebilir. Gerekli görülürse beslenme uzmanı desteği alınır.
Bebek Bu Haftada Ne Kadardır?
Yirmi ikinci haftada bebek, uzunluk olarak bir patlıcan boyuna yaklaşır; baştan topuğa ölçüm yirmi sekiz santimetre dolayındadır. Terazideki karşılığı ise dört yüz elli gram kadardır. Anne adayının kendi kilo alımının hız kazandığı dönem, bebeğin ağırlıkça büyümesinin ivmelendiği dönemle çakışır.
Deri kırışık görünümünü korur; deri altı yağ dokusu henüz azdır. Vücudu kaplayan ince tüyler ve koruyucu yağlı örtü belirgindir. Kaşlar ve kirpikler oluşmuştur, saç uzamaktadır.
Göz kapakları hâlâ kapalıdır ancak göz yapıları gelişimini tamamlamaya yaklaşmıştır. Dudaklar belirginleşmiştir. Diş taslakları çene içinde gelişimini sürdürür ve süt dişlerinin temeli atılmıştır.
Beyinde sinir hücreleri arasındaki bağlantılar hızla artar. Dokunma duyusu gelişmiştir; bebek yüzüne, göbek kordonuna ve rahim duvarına dokunur. Bu temaslar duyusal gelişime katkı sağlar.
Bu Haftada Hangi Şikâyetler Görülür?
Karın derisinde gerginlik ve çatlak oluşumu bu haftalarda belirginleşir. Çatlaklar başlangıçta pembemsi görünür ve zamanla açık renk alır. Nemlendirici kullanımı ve kilo artışının kontrollü olması etkiyi hafifletebilir.
Artan kilonun bir bölümü, dolaşımdaki kan hacminin genişlemesi ve dokularda tutulan sıvıdan kaynaklanır; ayak bileklerindeki akşam dolgunluğu ile bacaklardaki ağırlık hissi bununla ilişkilidir. Toplardamarlardaki genişleme deri altında görünür hale gelebilir, gece saatlerinde baldırı tutan kasılmalar bildirilebilir. Ayakta geçirilen sürelerin bölünmesi, oturulduğunda ayakların bir yükseltiye alınması ve düzenli yürüyüş bu şikâyetleri yumuşatır. Kuru yemişler, kuru baklagiller ve koyu yeşil yapraklılarla desteklenen bir sofra ile gün boyu sürdürülen su tüketimi kasılmaların seyrekleşmesine katkı verir.
Mide yanması bu dönemde artabilir. Büyüyen rahmin mideye baskı yapması ve mide girişindeki kasın gevşemesi bunun nedenidir. Öğünlerin küçültülmesi, yatmadan önce yenmemesi ve başın hafif yüksekte tutulması yararlı olur.
Karında ara ara sertleşme hissedilebilir. Ağrısız ve düzensiz olan bu kasılmalar hazırlık kasılmaları olarak adlandırılır ve olağan kabul edilir. Düzenli aralıklarla gelmeye başlaması durumunda değerlendirme gerekir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bir hafta içinde iki kilogramı aşan ani artış bildirilmelidir. Bu artış vücutta sıvı birikimini gösterebilir ve tansiyon yüksekliğiyle ilişkili olabilir. Ellerde, yüzde ve göz çevresinde ani şişlik eşlik ediyorsa beklenmeden başvurulmalıdır.
Şiddetli ve geçmeyen baş ağrısı, görme bulanıklığı, gözde ışık çakması ve karnın üst bölgesinde ağrı değerlendirilmelidir. Bu bulgular birlikte görüldüğünde ivedi başvuru gerekir.
Kilo takibinin öne çıktığı bu haftada tartıdaki değişimden bağımsız olarak izlenmesi gereken başka duyumlar da vardır. Bacak arasından gelen ıslaklık, rahmin saat gibi kasılıp gevşemesi ve bele oturan tekrarlayıcı bir sancı erken eylem yönünden araştırılır. İç çamaşırda kan izine rastlanması da aynı gün iletilmelidir.
Bu haftada beklenen yön tartıda düzenli bir artıştır; ibrenin sabit kalması ya da geri gitmesi bu nedenle ayrıca sorgulanır. Kusmanın yeniden ortaya çıkıp ağızdan alınanı tutmaya izin vermemesi bu gerilemenin nedeni olabilir ve aktarılmalıdır. Sıcaklık yükselmesine idrarda batma ile kokusu değişmiş akıntının eklenmesi ayrı bir inceleme gerektirir. Hareketlerin alışılmış sıklığın belirgin biçimde altına inmesi de erteleme yapılmadan görüşülmelidir.
