randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

27. Haftada Gebelik: Üçüncü Üç Aylık Dönemde Neler Değişir?

Yirmi yedinci gebelik haftasında üçüncü üç aylık döneme geçiş, bebeğin büyüme hızı, kontrollerin sıklaşması ve doğuma hazırlık üzerine bilgilendirme.

Yirmi yedinci hafta, ikinci üç aylık dönemin son haftası olarak kabul edilir ve son döneme geçişi işaret eder. Bu dönemde bebeğin büyüme hızı artar, annedeki bedensel yük belirginleşir ve takip sıklaşır. Doğuma yönelik hazırlıklar da bu haftalarda gündeme gelmeye başlar. Aşağıda bu geçişte yaşananlar genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Üçüncü Dönemde Bedende Neler Değişir?

Rahim bu haftalardan itibaren hızla büyür ve komşu organlar üzerindeki baskı artar. Diyaframa doğru yükselme nefes alışı kısıtlar; mideye baskı yanma şikâyetini belirginleştirir. Mesane üzerindeki baskı yeniden artar ve sık idrara çıkma geri döner.

Ağırlık merkezi belirgin biçimde öne kayar. Bu değişim yürüyüş biçimini etkiler ve bel bölgesindeki yükü artırır. Leğen kemiği eklemlerindeki gevşeme kasık ve kalça bölgesinde ağrıya yol açabilir.

Kan hacmi en yüksek düzeyine bu dönemde ulaşır. Kalp daha fazla çalışır ve çarpıntı hissi bildirilebilir. Bacaklarda şişlik, varis ve gece krampları belirginleşir. Ellerde uyuşma ve karıncalanma da bu dönemde ortaya çıkabilir.

Gece boyunca kesintisiz uyunan sürenin kısalması bu döneme özgü yakınmalardandır. Büyüyen karın nedeniyle yatakta oturaklı bir duruş bulmak güçleşir, mesaneye binen bası tuvalet için kalkmayı sıklaştırır, bebeğin gece saatlerinde hareketlenmesi de uykuyu böler. Sol yana dönerek uzanmak, dizlerin arasına bir yastık sıkıştırmak ve karnın altına ince bir destek koymak omurgadaki gerilimi azaltabilir. Yatmadan önceki saatlerde sıvı tüketiminin öne alınması gece kalkışlarını seyrekleştirebilir.

Göğüslerde yeniden bir büyüme görülebilir ve meme uçlarından koyu sarı renkli bir sıvı gelebilir. Ağız sütü olarak adlandırılan bu sıvı, doğumdan sonra bebeğin alacağı ilk besindir. Gelmemesi de olağan kabul edilir ve süt üretimi hakkında bilgi vermez.

Bebeğin Büyüme Hızı Nasıl Artar?

Bu haftadan itibaren bebeğin ağırlık artışı belirgin biçimde hızlanır. Haftalık artış iki yüz grama yaklaşabilir ve doğuma yakın dönemde daha da yükselir. Bu artışın önemli bölümü yağ ve kas dokusudur.

Deri altı yağ dokusu birikimi hızlanır. Bu doku, doğumdan sonra vücut ısısının korunmasında rol oynar. Deri gerginleşir, kırışıklık azalır ve renk pembeleşir.

Boy artışı devam eder ancak ağırlık artışına göre daha yavaştır. Bu haftada bebeğin ağırlığı bir kilograma yaklaşmıştır. Baştan topuğa boyu yaklaşık otuz altı santimetredir.

Beyin gelişimi bu dönemde en hızlı aşamasındadır. Yüzeydeki kıvrımlar derinleşir, sinir hücreleri arasındaki bağlantılar hızla artar. Bu nedenle son üç aylık dönemde beslenme ve takip özel önem taşır.

Bu hızlı büyüme dönemi, beslenmenin niteliğini daha da önemli hale getirir. Protein, demir, kalsiyum ve omega yağ asitleri içeren besinlerin düzenli tüketilmesi önerilir. Kullanılan takviyelerin aksatılmaması bu dönemde ayrıca vurgulanır.

Kontroller Bu Dönemde Neden Sıklaşır?

Son üç aylık dönemde bazı sorunların ortaya çıkma olasılığı artar. Gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, bebeğin büyümesinde yavaşlama ve erken doğum bu grupta öne çıkan başlıklardır. Sık kontrol bu tabloların erken tanınmasını sağlar.

Muayene aralığı yirmi sekizinci haftadan itibaren genellikle iki haftaya iner. Otuz altıncı haftadan sonra haftalık kontrole geçilir. Riskli durumlarda bu aralık daha da sıklaştırılır.

Üçüncü üç aylık dönemin izleminde üç basit ölçüm birlikte anlam kazanır. Koldan alınan basınç değeri, tartıdaki artışın hızı ve idrar çubuğunda proteinin görünüp görünmemesi ayrı ayrı değil, birlikte okunur; kısa sürede beklenenden fazla kilo alınması ile basınç yükselmesinin bir arada bulunması özellikle dikkat çeker. Karın üzerinden mezura ile alınan rahim yüksekliği ise bebeğin büyümesinin haftasına uygunluğunu kaba biçimde yansıtır.

Ultrason ile bebeğin ölçümleri alınır, sıvı miktarı ve bebeğin eşinin durumu değerlendirilir. Gerekli görülen gebeliklerde bebeğin kalp atışının kaydedildiği inceleme ve göbek kordonundaki kan akımının ölçümü eklenir.

Bebeğin Hareket Düzeni Nasıl Olmalı?

Hareketler bu haftalarda belirgin bir örüntü kazanır. Anne, bebeğin hangi saatlerde daha aktif olduğunu tanımaya başlar. Bu kişisel örüntünün bilinmesi ilerleyen haftalarda takibin temelini oluşturur.

Üçüncü üç aylık döneme girilirken bebekte uyanıklık ve dinlenme evreleri birbirinden ayrışmış olur. Dinlenme evresine denk gelen sürelerde devinim beklenmez ve bu suskunluk yirmi dakikadan bir saate kadar uzayabilir. Bu nedenle birkaç saatlik bir dilimde hiç duyum alınmaması tek başına bir anlam taşımaz. Değerlendirmeye esas olan, günün bütününde alışılmış örüntünün korunup korunmadığıdır.

Hareketlerin niteliği değişir. Rahim içindeki alan daraldığı için geniş dönme hareketleri azalır; kısa ve güçlü tekmeler öne çıkar. Bu değişim hareketlerin azaldığı anlamına gelmez.

Düzenli hareket takibi bu haftalardan itibaren önerilmeye başlanır. Belirli bir saatte, dinlenmiş durumda ve sessiz ortamda hareketlerin sayılması yaygın bir yöntemdir. Sayım yöntemi hekim tarafından anlatılır.

Uyku ve Dinlenme Nasıl Ayarlanmalı?

Son üç ayda uykuya sol tarafa dönerek geçmek yerinde olur. Omurganın sağında ilerleyen büyük toplardamar bu duruşta rahmin ağırlığından kurtulur; böylece bebeğin eşine ulaşan kan akımı korunmuş olur. Sağ tarafa dönmek de sakıncalı değildir ve gece boyunca yön değiştirmek olağandır.

Bu haftalarda uzun süre sırt üstü kalmamak önerilir. Rahmin tüm ağırlığıyla omurgaya yaslanması dolaşımı yavaşlatır; başın dönmesi, kalbin hızlanması ve mide bulanması buna bağlı gelişebilir. Gece uyanıldığında sırt üstü kalınmış olduğunun fark edilmesi kaygı vermemelidir, yana dönmek yeterli olur.

Bacak arasına, karın altına ve sırta yastık yerleştirilmesi rahatlık sağlar. Yatağın baş tarafının hafif yükseltilmesi mide yanmasını azaltır. Akşam saatlerinde sıvı alımının azaltılması gece kalkmayı seyreltebilir.

Gün içinde kısa dinlenme aralıkları oluşturulması yorgunluğu hafifletir. Ayakların yükseltilerek dinlenilmesi bacak şişliğini azaltır. Uzun süre ayakta kalmaktan ve ağır kaldırmaktan kaçınılması önerilir.

Bu Dönemde Hangi Şikâyetler Sık Görülür?

Mide yanması bu dönemde belirginleşir. Öğünlerin küçültülüp sıklaştırılması, yatmadan en az iki saat önce yemek yenmesi ve asitli, baharatlı besinlerden kaçınılması şikâyeti hafifletir.

Kabızlık ve makat bölgesindeki damar genişlemeleri sık bildirilir. Lifli beslenme, yeterli sıvı alımı ve düzenli yürüyüş bu tabloyu hafifletir. Ikınmadan kaçınılması ve tuvalette uzun süre oturulmaması önerilir.

Ellerde uyuşma ve karıncalanma görülebilir. Bilekteki sıvı birikimi sinire baskı yaparak bu şikâyete yol açar. Gece belirginleşir ve doğum sonrasında geriler. Bilek desteği kullanımı gündeme gelebilir.

Rahmin doğuma alışma amacıyla yaptığı prova nitelikli kasılmalar son üç ayla birlikte sıklaşır. Karın birkaç saniye taş gibi olur, ardından kendiliğinden yumuşar. Bu kasılmaların belirli bir düzene oturmaması ve sancı üretmemesi, onları gerçek eylemden ayıran temel özelliktir. Sol yana uzanmak ve bol su içmek çoğunlukla yeterli gelir.

Doğuma Hazırlık Ne Zaman Başlamalı?

Doğuma hazırlık eğitimleri genellikle yirmi sekizinci haftadan itibaren önerilir. Bu programlarda doğum eyleminin aşamaları, nefes ve gevşeme teknikleri, ağrı yönetimi seçenekleri ve emzirme konuları ele alınır.

Doğum planının konuşulması bu haftalarda başlayabilir. Doğum yöntemi, ağrı yönetimi tercihleri ve doğum sonrası uygulamalar hekimle görüşülür. Planın esnek tutulması, süreç içinde değişebilecek koşullara uyum sağlar.

Bebek için gerekli hazırlıkların bu dönemde tamamlanmaya başlanması önerilir. Ağır alışveriş ve taşıma işlerinin son haftalara bırakılmaması, yorgunluğun birikmesini önler.

Doğum çantasının hazırlanması otuz beşinci hafta dolaylarında yapılır ancak listenin bu haftalarda oluşturulması yararlı olur. Doğum yapılacak merkezin belirlenmesi ve ulaşım planının önceden düşünülmesi de bu hazırlığın parçasıdır.

Doğum sonrası döneme ilişkin planlama da bu haftalarda yapılabilir. Evde destek olacak kişilerin belirlenmesi, izin sürelerinin düzenlenmesi ve bebek bakımına ilişkin bilgi edinilmesi bu hazırlığın parçasıdır. Bu planlama doğum sonrasındaki yükü hafifletir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Son üç aya girilirken doğumun erken başlaması olasılığı ilk sıradaki başlıktır. Bir saat içinde dörtten çok sayılan kasılma, bele oturan tekrarlayıcı sancı, kalça kemiklerinin arasındaki bastırma duygusunun ağırlaşması ve akıntının kıvamındaki ani değişim hekime iletilmelidir.

Amniyon kesesinin vaktinden önce açıldığından kuşkulanıldığında bekleme süresi yoktur. Boşalan sıvının berraklığı ve ne ölçüde geldiği kayda alınmalıdır. Bu tabloda dışarıdan mikrop taşınmaması için yalnızca ped kullanılır, vajina içine hiçbir şey yerleştirilmez ve cinsel ilişkiye ara verilir.

Üçüncü üç aylık dönemin başında kan basıncı takibi öne çıkar. Ağrı kesiciyle dinmeyen baş ağrısı, görüş alanında beliren ışık kıvılcımları, sabah şişmiş uyanılan bir yüz, sağ kaburganın altına oturan sancı ve yedi günde iki kilogramı geçen tartı artışı bir bütün olarak ele alınır.

Alışılan kıpırtı düzeninin gözle görülür biçimde seyrelmesi hekime iletilmelidir. İç çamaşırda kan izi, vücut ısısının yükselmesi, işerken duyulan yanma, yalnızca bir bacakta gelişen şişlik ve birdenbire başlayan soluk alma güçlüğü de başvuru gerektiren bulgular arasında sayılır.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir