Gebeliğin otuz üçüncü haftasında bebeğin iskelet yapısı belirgin biçimde güçlenir. Daha önce yumuşak kıkırdak dokusundan oluşan yapılar, mineral birikimiyle sertleşerek kemik özelliği kazanır. Bu süreç anne adayının kalsiyum ve D vitamini dengesiyle yakından ilişkilidir. Aynı dönemde bebeğin ağırlığı hızla artar ve annede bası kaynaklı bazı şikâyetler öne çıkar. Aşağıda bu haftaya özgü değişimler ve izlem başlıkları açıklanmıştır.
Kemik Gelişiminde Kalsiyumun Rolü Nedir?
Kemikleşme, kıkırdak yapıdaki taslağın içine kalsiyum ve fosfor tuzlarının yerleşmesiyle gerçekleşir. Bu birikim kemiğe sertlik ve dayanıklılık kazandırır. Üçüncü üç aylık dönemde bebeğin iskeletine geçen kalsiyum miktarı gebeliğin önceki dönemlerine göre belirgin biçimde artar; en yoğun aktarım son haftalarda olur.
Kalsiyum plasenta aracılığıyla anneden bebeğe aktif olarak taşınır. Bu aktarım, bebeğin kandaki kalsiyum düzeyinin annenin düzeyinden yüksek tutulmasını sağlayacak biçimde çalışır. Sistem bebeği önceler; annenin alımı yetersiz kalırsa gereksinim annenin kemik depolarından karşılanabilir.
Kalsiyumun kemiğe yerleşmesi tek başına gerçekleşmez. Fosfor, magnezyum ve K vitamini de bu sürecin parçasıdır. Bu nedenle dengeli bir beslenme düzeni, tek bir mineral üzerine odaklanmaktan daha anlamlı kabul edilir. Beslenme planı, gebenin genel durumu göz önünde bulundurularak düzenlenir.
Kemikleşme doğumla tamamlanmaz; uzun kemiklerin uçlarındaki büyüme bölgeleri ergenlik sonuna kadar etkin kalır. Bu nedenle gebelikte biriken mineral, iskeletin başlangıç deposu olarak değerlendirilir. Doğumdan sonra beslenme ve güneş ışığı bu süreci sürdüren etkenler olur.
Bebeğin Kafatası Neden Tam Sertleşmez?
Kafatası birkaç ayrı kemik plakadan oluşur. Bu plakalar doğuma kadar birbirine tam olarak kaynamaz; aralarında dikiş adı verilen esnek bağlantılar ve bıngıldak olarak bilinen yumuşak alanlar bulunur. Bu düzen, kafatasının belirli ölçüde şekil değiştirebilmesini sağlar.
Esnekliğin iki işlevi vardır. Birincisi doğum sırasında başın doğum kanalından geçerken hafifçe biçim değiştirebilmesidir. Bu nedenle doğumdan sonraki ilk günlerde bebeğin başı bir miktar uzunlamasına görünebilir; bu görünüm zamanla düzelir.
İkinci işlev doğumdan sonraki beyin büyümesine yer açmaktır. Beyin ilk yıllarda hızla büyür; kafatasının erken kaynaması bu büyümeyi kısıtlardı. Bıngıldakların kapanması aylar içinde tamamlanır. Bebek kontrollerinde bu alanların değerlendirilmesi izlemin parçasıdır.
Bıngıldak alanı elle dokunulduğunda yumuşak hissedilir ve kalp atışına uyumlu hafif bir hareket gösterebilir. Bu görünüm olağandır. Alanın belirgin biçimde çökük ya da kabarık bulunması ise bebek kontrollerinde değerlendirilen bulgular arasında yer alır.
Anne Kalsiyum İhtiyacını Nasıl Karşılar?
Süt, yoğurt, ayran ve peynir günlük kalsiyum alımının başlıca kaynaklarıdır. Pastörize ürünlerin seçilmesi gebelikte önerilen bir kuraldır. Süt ürünlerini tolere edemeyen kişilerde laktozu azaltılmış seçenekler ya da fermente ürünler gündeme gelebilir.
Bitkisel kaynaklar arasında susam, tahin, badem, kuru incir, nohut ve kuru fasulye sayılır. Brokoli, semizotu ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler de katkı sağlar. Bazı sebzelerdeki oksalat içeriği kalsiyum emilimini azaltabildiği için tek kaynağa dayanan bir düzen yerine çeşitlilik önerilir.
Kahve ve çay tüketiminin öğünle aynı saate denk gelmemesi emilim açısından yararlıdır. Kalsiyum takviyesi her gebede gerekmez; gereksinim beslenme öyküsü ve kan değerleri değerlendirilerek belirlenir. Takviye kullanılacaksa demir takviyesiyle aynı saatte alınmaması istenir, çünkü ikisi birbirinin emilimini azaltabilir.
Süt ürünlerinden uzak duran gebelerde günlük alımın hesaplanması güçleşir. Bu durumda beslenme kaydı tutulması, gereksinimin ne ölçüde karşılandığını görmeyi kolaylaştırır. Kalsiyumdan zenginleştirilmiş bitkisel içecekler de bu kişilerde gündeme gelen seçenekler arasındadır.
D Vitamini Bu Süreçte Neden Gereklidir?
D vitamini, bağırsaktan kalsiyum emilimini artıran temel etkendir. Alınan kalsiyum yeterli olsa bile D vitamini eksikliğinde emilim düşer ve kemiğe ulaşan mineral miktarı azalır. Bu nedenle iki besin ögesi birlikte değerlendirilir.
D vitamininin önemli bölümü güneş ışığının deriye etkisiyle vücutta üretilir. Kapalı giyinme, kapalı ortamda geçen uzun saatler, kış ayları ve koyu ten rengi üretimi azaltan etkenlerdir. Besin yoluyla alınan miktar tek başına genellikle yeterli olmaz; yağlı balık, yumurta sarısı ve zenginleştirilmiş ürünler sınırlı katkı sağlar.
Bu nedenle gebelikte D vitamini takviyesi yaygın biçimde önerilir. Kan düzeyi ölçümü, gereksinimin belirlenmesinde yol gösterir. Ancak sonuç laboratuvara ve kullanılan yönteme göre değişebilir; bu nedenle değer tek başına değil, gebenin öyküsü ve kalsiyum ile parathormon gibi diğer ölçümlerle birlikte yorumlanır. Doz ve süre hekim tarafından belirlenir.
Bebek Bu Haftada Ne Kadardır?
Otuz üçüncü haftada bebeğin ağırlığı ortalama iki kilogram çevresinde, boyu ise kırk dört santimetre dolayında bildirilir. Bu haftalarda haftada iki yüz gramı aşan artışlar görülebilir. Değerler ortalamadır; her bebeğin kendi büyüme eğrisi vardır.
Bebeğin bağışıklık sistemi bu dönemde annenin kanından geçen koruyucu maddeleri almaya başlar. Bu aktarım doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğe belirli bir koruma sağlar. Aktarımın büyük bölümü son haftalarda gerçekleştiği için erken doğan bebeklerde bu koruma daha sınırlı kalır.
Bebeğin gözbebekleri bu haftada ışığa tepki verir; aydınlıkta daralır, karanlıkta genişler. Sindirim sistemi yutma hareketlerini sürdürür ve bağırsaklarda ilk dışkı birikmeye devam eder. Beyin ve sinir sistemi hızlı olgunlaşmasını korur.
Rahim içindeki alan daralmıştır. Bebeğin hareketleri artık tekme biçiminden çok kayma, dönme ve itme biçiminde hissedilir. Hareketlerin karakterinin değişmesi beklenen bir durumdur; ancak sıklığında belirgin bir azalma olması izlenmesi gereken bir bulgudur.
Annede Hangi Şikâyetler Görülür?
Kaburgaların altında hissedilen baskı ve zaman zaman ağrı bu haftalarda sık bildirilir. Bebeğin ayaklarının bu bölgeye gelmesi ve rahmin yükselmesi bu hissi oluşturur. Dik oturmak, kolları başın üzerine kaldırıp esnemek ve pozisyon değiştirmek geçici rahatlama sağlayabilir.
Kasık bölgesinde ve leğen kemiği çevresinde ağrı bir başka yaygın şikâyettir. Gebelik hormonlarının bağ dokusunu gevşetmesi eklemlerde hareketliliği artırır. Ani hareketlerden kaçınmak, yataktan kalkarken iki bacağı birlikte hareket ettirmek ve destekleyici kuşak kullanmak önerilen önlemler arasındadır.
Mide yanması, kabızlık, bacaklarda kramp ve gece sık idrara çıkma bu dönemde süren yakınmalardır. Ellerde uyuşma ve karıncalanma, sıvı birikimine bağlı sinir basısıyla ilişkili olabilir ve çoğunlukla doğumdan sonra geriler. Şikâyetlerin şiddeti kişiden kişiye değişir.
Bacak kramplarının gece uykudan uyandıracak düzeyde olması sık bildirilen bir durumdur. Yatmadan önce baldır kaslarının gerdirilmesi, yeterli sıvı alınması ve ayakların üşütülmemesi önerilen basit önlemlerdir. Şikâyetin sürmesi durumunda kan değerleri gözden geçirilebilir.
Bu Haftada Hangi Kontroller Yapılır?
Otuz üçüncü hafta çevresinde muayeneler genellikle iki haftada bire çıkmıştır. Her kontrolde tansiyon ölçümü, kilo takibi, rahim yüksekliğinin ölçülmesi ve bebek kalp atışının dinlenmesi yapılır. Bacaklardaki şişlik değerlendirilir.
İdrar tahliliyle protein ve şeker bakılır; enfeksiyon bulgusu olup olmadığı incelenir. Kan sayımı, üçüncü üç aylık dönemde kansızlık açısından yinelenebilir. Kan grubu uygunsuzluğu bulunan gebelerde ek incelemeler planlanır.
Ultrason ile bebeğin büyümesi, duruşu, amniyon sıvısı miktarı ve plasentanın yerleşimi değerlendirilir. Gerekli görülen durumlarda göbek kordonu kan akımı ölçümü eklenir. İzlem sıklığı gebeliğin seyrine göre hekim tarafından belirlenir; bazı durumlarda daha yakın takip istenebilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bebek hareketlerinin alışılan düzenden belirgin biçimde azalması, beklemeden değerlendirme gerektiren durumların başında gelir. Hareketlerin karakterinin değişmesi beklenirken, sayısının azalması aynı biçimde yorumlanmaz.
Kemiklerin mineral yüklediği bu dönemde her ek hafta bebeğe kalıcı bir kazanım bırakır. Bu yüzden rahmin doğuma erken hazırlandığını sezdiren işaretler yakından izlenir. Aralıkları kısalan sertleşmeler, kuyruk sokumuna oturan inatçı bir sızı, kasıkta aşağı doğru bir ağırlık ve akıntının kıvamıyla miktarında belirgin değişiklik bu işaretler arasında sayılır. Kanama görülmesi ya da bacak boyunca inen sulu bir sızıntı fark edilmesi durumunda beklenmeden hekime ulaşılması uygun olur.
Gebeliğin bu döneminde kan basıncı kaynaklı tabloların ilk habercisi çoğu kez ağrı kesiciyle dağılmayan bir baş ağrısıdır. Gözde perde inmiş gibi bulanıklık, ışık çakmaları, sağ kaburganın altında oturan bir dolgunluk ve bir gecede belirginleşen el, ayak ya da yüz şişliği bu tabloya eşlik edebilir. Bunlardan bağımsız olarak yükselen ateş, idrar yaparken yanma, durmayan kusma, karnı taş gibi sertleştiren ağrı ve karına alınan bir darbe sonrası da değerlendirme yapılması yerinde olur.
