Gebeliğin otuz yedinci haftası, doğum zamanlaması açısından bir eşik olarak kabul edilir. Bu haftadan itibaren doğum artık erken doğum sayılmaz. Bununla birlikte otuz yedinci hafta ile kırkıncı hafta arasındaki bebekler arasında da olgunlaşma açısından farklar bulunduğu bilinmektedir. Bu nedenle miadında doğum kavramı kendi içinde alt gruplara ayrılır. Aşağıda bu ayrım ve bu haftaya ait diğer başlıklar açıklanmıştır.
Miadında Doğum Hangi Haftalar Arasıdır?
Miadında doğum, otuz yedinci haftanın tamamlanmasıyla kırk ikinci haftanın başlangıcı arasındaki dönemde gerçekleşen doğumları anlatır. Bu tanım gebelik haftasının son adet tarihine ya da erken dönem ultrason ölçümüne göre hesaplanmasına dayanır.
Otuz yedinci haftadan önce gerçekleşen doğumlar erken doğum olarak sınıflandırılır. Kırk ikinci haftayı geçen gebelikler ise post-term, yani süresi uzamış gebelik olarak adlandırılır. Bu sınıflandırma izlem planının belirlenmesinde kullanılır.
Gebelik haftasının doğru hesaplanması bu tanımın temelini oluşturur. İlk üç ayda yapılan ultrason ölçümü, adet düzensizliği bulunan kadınlarda hesaplamayı düzeltmek için kullanılır. Haftanın yanlış hesaplanması, doğum zamanına ilişkin kararların da yanlış temellenmesine yol açabilir.
Yardımcı üreme yöntemleriyle elde edilen gebeliklerde hafta, embriyo transferi tarihine göre hesaplanır. Bu hesaplama daha kesin olduğu için doğum zamanı planlamasında ayrı bir güvenilirlik sağlar. Gebelik dosyasında hangi yöntemin kullanıldığının kayıtlı olması izlem açısından önemlidir.
Bu Haftada Bebeğin Organları Hazır mıdır?
Otuz yedinci haftada bebeğin organlarının büyük bölümü rahim dışındaki yaşama uyum sağlayabilecek düzeye ulaşmıştır. Akciğerlerde sürfaktan üretimi yeterli düzeydedir; bebeklerin çoğu ek solunum desteği gerektirmeden soluk alabilir.
Emme, yutma ve nefes almayı eş zamanlı yapabilme becerisi bu haftalarda yerleşir. Bu uyum, doğumdan sonra beslenmenin sürdürülebilmesi açısından belirleyicidir. Deri altındaki yağ dokusu vücut ısısının korunmasına katkı sağlayacak düzeye gelmiştir.
Buna karşılık beyin ve karaciğer olgunlaşması son haftalarda da sürer. Bu nedenle tıbbi bir gereklilik bulunmadıkça doğumun kendiliğinden başlaması beklenir. Otuz dokuzuncu haftadan önce yapılan planlı doğumlarda bebekte uyum sorunlarının biraz daha sık görüldüğü bildirilmektedir.
Bebeğin bağırsaklarında koyu renkli ilk dışkı birikmiştir. Bağışıklık koruması anneden aktarılmayı sürdürür ve bu aktarımın önemli bölümü son haftalarda gerçekleşir. Böbrekler düzenli çalışır durumdadır; üretilen idrar amniyon sıvısına karışmayı sürdürür.
Erken Miat ve Tam Miat Farkı Nedir?
Miadında doğum dönemi kendi içinde alt gruplara ayrılır. Otuz yedinci ve otuz sekizinci haftalar erken miat olarak adlandırılır. Otuz dokuzuncu ve kırkıncı haftalar tam miat, kırk birinci hafta geç miat olarak tanımlanır.
Bu ayrımın nedeni, alt gruplar arasında yenidoğan uyumu açısından farklar bulunmasıdır. Erken miat döneminde doğan bebeklerde geçici solunum güçlüğü, beslenme zorluğu, sarılık ve vücut ısısını koruma sorunları tam miat grubuna göre biraz daha sık bildirilmiştir.
Bu farklar çoğunlukla geçicidir ve ek destekle çözülür. Yine de bu bilgi, tıbbi gereklilik olmadan yapılan planlı doğumların otuz dokuzuncu haftadan önceye alınmaması yönündeki yaklaşımın temelini oluşturur. Annede ya da bebekte izlem gerektiren bir durum varsa zamanlama buna göre belirlenir.
Tansiyon yüksekliği, şeker yüksekliği, bebeğin büyümesinde yavaşlama, amniyon sıvısında azalma ve çoğul gebelik gibi durumlar doğum zamanının öne alınmasını gerektirebilen başlıklardır. Bu kararlar kişiye özgüdür ve izlem bulgularıyla birlikte verilir.
Bebek Bu Haftada Ne Kadar Ağırlıktadır?
Otuz yedinci haftada bildirilen ortalama tartı iki bin dokuz yüz gram dolayında, boy ise kırk sekiz santimetre çevresindedir. Bu sayılar bir ölçüt değil, geniş bir dağılımın ortasıdır. Anne babanın kendi yapısı, annenin kan şekeri düzeni ve bebeğin eşinden gelen beslenmenin yeterliliği bebeğin bu dağılımda nereye oturacağını belirler. Ultrasonla yapılan tartı tahmininin de yüzde on dolayında sapma payı taşıdığı bilinir; bu nedenle tek bir ölçüm üzerinden kesin yargıya varılmaz.
Bu haftalarda haftalık kilo artışı sürer. Ağırlığın önemli bölümünü deri altındaki yağ dokusu oluşturur. Bebeğin derisi düzleşmiş, vücudu kaplayan ince tüylerin çoğu dökülmüştür. Baş çevresi ile göğüs çevresi birbirine yaklaşmıştır.
Ultrasonda yapılan ağırlık tahmininde belirli bir yanılma payı bulunur; bu pay gebeliğin son haftalarında daha belirgin olabilir. Bu nedenle tahmini ağırlık, doğum şekli kararında tek başına belirleyici sayılmaz. Bulgular annenin leğen ölçüleri ve doğum öyküsüyle birlikte değerlendirilir.
Bebeğin saç ve tırnak uzunluğu bu haftada belirgin farklılık gösterebilir. Emme refleksi güçlenmiştir; bebek parmağını ağzına götürebilir. Kavrama refleksi de bu dönemde belirgindir ve doğumdan sonra ilk günlerde gözlenen tepkiler arasında yer alır.
Doğumun Yaklaştığını Gösteren Belirtiler Nelerdir?
Karnın aşağı doğru indiği hissi, bebeğin başının leğen girişine yerleşmesiyle ilişkilidir. Nefes almanın kolaylaşması ve mide bölgesindeki baskının azalması bu değişime eşlik edebilir. Buna karşılık mesane basısı arttığı için idrara çıkma sıklaşır.
Vajinal akıntının miktarında ve kıvamında değişiklik bir başka belirtidir. Rahim ağzını kapatan mukus tıkacının parça parça ya da bir bütün halinde gelmesi nişan olarak adlandırılır. Bu bulgu doğumun günler içinde başlayacağını göstermez; zamanlama kişiden kişiye değişir.
Kasılmaların sıklaşması, bel bölgesinde süregelen künt ağrı ve leğen kemiklerinde artan baskı hissi de bu döneme özgü belirtilerdir. Bazı kadınlar doğumdan önceki günlerde belirgin bir düzenleme isteği ya da tersine yorgunluk bildirir. Bağırsak hareketlerinde artış da dile getirilen değişikliklerdendir.
Bu belirtilerin hiçbiri doğumun kesin zamanını göstermez. Bazı kadınlarda hiçbir öncü belirti olmadan eylem başlar. Bu nedenle bu bulguların varlığı ya da yokluğu üzerinden beklenti oluşturulması yerine, hastaneye başvuru ölçütlerinin bilinmesi daha yol gösterici olur.
Bu Haftada Hangi Muayeneler Yapılır?
Otuz yedinci haftadan itibaren kontroller haftalık olarak yapılır. Her muayenede tansiyon ölçülür, kilo takip edilir, rahim yüksekliği ölçülür ve bebek kalp atışı dinlenir. Bacaklardaki şişlik ve kasılmaların özellikleri sorgulanır.
Bu haftalarda vajinal muayene gündeme gelebilir. Muayenede rahim ağzının açıklığı, incelmesi, kıvamı ve konumu ile bebeğin başının seviyesi değerlendirilir. Bu bulgular doğum eyleminin ne aşamada olduğu hakkında bilgi verir; ancak doğumun tam olarak ne zaman başlayacağını göstermez.
Bu haftadaki kontrolde bebeğin başının aşağıda olup olmadığı, ultrasonla tahmini tartısı, çevresindeki sıvının cebi ölçülerek miktarı ve bebek eşinin rahim içindeki yerleşimi gözden geçirilir. Otuz beşinci hafta dolayında alınmış olan B grubu streptokok sürüntüsünün sonucu da bu görüşmede ele alınır, çünkü doğum sırasında verilecek koruyucu ilaç kararını bu sonuç belirler. Bebeğin hareketleri ya da annenin tansiyonuyla ilgili bir soru işareti varsa kalp atım kaydı ve kordon damarındaki akım ölçümü eklenir.
Bu muayenelerde doğum sonrası döneme ilişkin konular da konuşulur. Emzirmenin başlatılması, doğum sonrası kontrol randevusu ve gebelikten korunma yöntemleri bu görüşmelerin içeriğinde yer alır. Anne adayının soruları bu aşamada ayrıntılı biçimde yanıtlanır.
Hangi Durumda Beklemeden Hastaneye Gidilmeli?
Su geldiğini düşündüren sıvı gelişi beklemeden başvuru gerektirir. Sıvının rengi, miktarı ve geliş saati not edilmelidir. Yeşilimsi ya da kahverengi renkli sıvı ayrı bir değerlendirme gerektiren bir bulgudur.
Bu haftada bebeğin miada ulaşmış olması, kanamanın önemsiz görülmesine gerekçe oluşturmaz. Rahim ağzının yumuşamasına bağlı olarak koyu, sümüksü ve az miktarda bir sızıntı görülebilir; bunun ped gerektirmemesi ayırt edici özelliğidir. Akıcı kıvamda, canlı kırmızı ve durmayan bir kanama ise plasenta kaynaklı olabileceğinden bekletilmez; kadının bu ayrımı önceden bilmesi zaman kazandırır.
Bebek hareketlerinde belirgin azalma, dinlenmekle geçmeyen şiddetli karın ağrısı, ateş, düzenli aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan kasılmalar ile şiddetli baş ağrısı ve görme bulanıklığı da beklemeden başvurulması gereken durumlardır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Yukarıda sayılan acil bulguların dışında, kasılmaların özellikleri konusunda kararsız kalınan her durumda hekime danışılması uygundur. Gerçek ve yalancı sancıların ayrımı her zaman kolay olmayabilir; telefonla danışma ya da muayene bu ayrımı kolaylaştırır.
Miadına yaklaşan gebelikte avuç içlerini ve ayak tabanlarını tutan, akşam saatlerinde artıp uykuyu bölen ve deride hiçbir döküntü bırakmayan bir kaşıntı, safra akışının yavaşladığı gebeliğe özgü karaciğer tablosunu akla getirebilir. Kaşıntının kendisi zararsız görünse de, bu tablo doğumun zamanlaması açısından izlem gerektirdiğinden karaciğer enzimleri ve kandaki safra asidi düzeyi ölçülür. Sonuçlar doğum planının nasıl kurulacağını da etkiler.
Ellerde ve yüzde ani şişlik, bir haftada belirgin kilo artışı, idrar miktarında azalma, sürekli baş dönmesi, çarpıntı ve nefes darlığında ani artış da başvuru gerektiren bulgular arasındadır. Düşme, karına darbe ya da trafik kazası gibi durumlarda şikâyet olmasa bile değerlendirme yapılması önerilir.
