Gebeliğin otuz dokuzuncu haftasında yapılan muayenelerde rahim ağzındaki değişiklikler ön plana çıkar. Doğum eyleminin başlayabilmesi için rahim ağzının yumuşaması, incelmesi ve açılması gerekir. Bu değişiklikler kimi kadınlarda haftalar öncesinden başlarken, kimilerinde eylemle birlikte hızla gerçekleşir. Aşağıda bu bulguların nasıl değerlendirildiği ve bu haftaya ait diğer başlıklar açıklanmıştır.
Rahim Ağzındaki Açılma Nasıl Ölçülür?
Açıklık, vajinal muayene sırasında hekimin parmaklarıyla rahim ağzı kanalının genişliğini değerlendirmesiyle belirlenir. Sonuç santimetre cinsinden bildirilir. Kapalı bir rahim ağzı sıfır santimetre olarak tanımlanır; tam açıklık on santimetre kabul edilir.
Ölçüm elle yapıldığı için değerlendiren kişiye göre küçük farklılıklar gösterebilir. Bu nedenle tek bir ölçümden çok, belirli aralıklarla yapılan ölçümlerdeki değişim anlamlıdır. Açıklığın zaman içinde ilerlemesi eylemin ne yönde gittiği hakkında bilgi verir.
Muayenede yalnızca açıklık değerlendirilmez. Rahim ağzının kıvamı, konumu ve bebeğin başının leğen içindeki seviyesi de kaydedilir. Bu bulgular bir arada puanlanarak rahim ağzının doğuma ne kadar hazır olduğu hakkında bir değerlendirme elde edilir.
Gebelik boyunca sert ve kapalı olan rahim ağzı, doğuma yaklaşırken yumuşar. Kıvamın burun ucu sertliğinden dudak yumuşaklığına doğru değişmesi, muayenede tanımlanan bir bulgudur. Konumun arkaya dönük olmaktan öne doğru gelmesi de aynı hazırlığın parçasıdır.
Silinme Ne Anlama Gelir?
Silinme sözcüğü, rahim ağzını oluşturan kanalın boyunun kısalmasını anlatır. Gebeliğin büyük bölümünde bu kanal yaklaşık üç santimetre uzunluğunda ve kalın bir silindir gibidir. Doğuma yaklaşırken kasılmalar bu silindiri yukarı doğru çekerek rahmin duvarına katar; kanal kısalır ve incelir. Ulaşılan noktayı anlatmak için yüzde kullanılır. Kanalın kalınlığı bir kâğıt yaprağı düzeyine indiğinde tam silinme sağlanmış kabul edilir ve muayenede yalnızca ince bir halka ele gelir.
Silinme ile açılma birbirinden farklı süreçlerdir ancak birlikte ilerler. İlk gebeliklerde genellikle önce silinme tamamlanır, sonra açılma hızlanır. Daha önce doğum yapmış kadınlarda ise ikisi çoğunlukla eş zamanlı ilerler.
Bu iki bulgunun birlikte değerlendirilmesi, doğumun hangi aşamada olduğunu gösterir. Örneğin iki santimetre açık ancak silinmemiş bir rahim ağzı ile iki santimetre açık ve tam silinmiş bir rahim ağzı farklı yorumlanır. İkincisinde eylemin daha ileri bir aşamada olduğu kabul edilir.
Silinme ultrasonla da ölçülebilir. Vajinal yoldan yapılan ölçümde rahim ağzının uzunluğu milimetre cinsinden belirlenir. Bu ölçüm daha çok erken doğum riskinin değerlendirilmesinde kullanılır; miadına yaklaşan gebeliklerde elle muayene ön plandadır.
Açılma Sancısız Olur mu?
Doğumdan önceki günlerde rahim ağzında sancı hissedilmeden bir miktar açılma ve silinme olabilir. Bu değişiklik özellikle daha önce doğum yapmış kadınlarda görülür. Bir ya da iki santimetrelik açıklık, kişi hiçbir şey hissetmeden muayenede saptanabilir.
Bu durumun nedeni, rahim ağzındaki değişikliklerin hazırlık kasılmalarıyla yavaş yavaş oluşabilmesidir. Bu kasılmalar hafif ya da fark edilmeyecek düzeyde olabilir. Kişi yalnızca bel bölgesinde künt bir ağrı ya da leğen bölgesinde baskı hissi bildirebilir.
Sancısız açıklığın saptanması doğumun yakın olduğunu göstermez. İki santimetre açık bir rahim ağzıyla haftalarca gezen kadınlar bulunduğu gibi, kapalı bulunan bir rahim ağzıyla ertesi gün doğum yapanlar da vardır. Bu nedenle muayene bulgusu tek başına bir zaman tahmini için kullanılmaz.
Bu belirsizlik anne adaylarında beklenti oluşmasına yol açabilir. Muayene bulgusunun bir zaman bildirimi değil, o günkü durumun kaydı olduğunun bilinmesi bu beklentinin dengelenmesine yardımcı olur. Doğumun başlaması birçok etkenin bir araya gelmesine bağlıdır.
Muayenede Kaç Santim Açıklık Beklenir?
Otuz dokuzuncu haftadaki muayenede kapalı bir rahim ağzından üç santimetrelik açıklığa kadar geniş bir aralık olağan kabul edilir. Bulgu kişiden kişiye ve gebelik sayısına göre belirgin biçimde değişir.
Doğum eyleminin başladığının kabul edilmesi için yalnızca açıklık yeterli değildir; düzenli kasılmaların eşlik etmesi ve açıklığın ilerlemesi aranır. Doğum eyleminin ilk evresi, açıklığın on santimetreye ulaşmasıyla tamamlanır.
Bu evre kendi içinde iki bölüme ayrılır. Açıklığın yavaş ilerlediği ilk bölüm saatlerce sürebilir. Ardından gelen bölümde açılma hızlanır ve kasılmalar sıklaşır. İlerleme hızı ilk doğumda ve sonraki doğumlarda farklılık gösterir.
Muayene bulgularının hastada kaygı ya da beklenti oluşturmaması için bu bilginin bağlamıyla birlikte aktarılması önem taşır. Kapalı bulunan bir rahim ağzı gecikme anlamına gelmediği gibi, açık bulunan bir rahim ağzı da doğumun aynı gün olacağını göstermez.
Vajinal muayenenin sıklığı da gebeliğin seyrine göre belirlenir. Zarların açıldığı durumlarda muayene sayısının sınırlı tutulması istenir; bu yaklaşım enfeksiyon açısından benimsenen bir uygulamadır. Muayene öncesinde bilgilendirme yapılması ve onam alınması standart bir adımdır.
Membran Sıyırma İşlemi Nedir?
Membran sıyırma, vajinal muayene sırasında bebeği çevreleyen zarların rahim ağzı çevresindeki dokudan parmakla ayrılmasıdır. Bu ayrılma, doğum eylemini başlatmada rol oynayan bazı maddelerin salınmasını uyarmayı amaçlar.
İşlem muayene odasında birkaç dakika içinde uygulanır. Uygulanabilmesi için rahim ağzının parmak girecek kadar açık olması gerekir. Kapalı bir rahim ağzında işlem yapılamaz.
İşlem öncesinde B grubu streptokok tarama sonucu ve plasentanın yerleşimi gözden geçirilir. Kanamayla giden durumlarda ve zarların açılmış olduğu gebeliklerde uygulama düşünülmez. Bu değerlendirme, işlemin uygun olup olmadığını belirleyen adımdır.
İşlem sırasında ve sonrasında ağrı, rahatsızlık hissi, kramp ve az miktarda lekelenme görülebilir. Bu bulgular genellikle kısa sürede geriler. Zarların istenmeden açılması bildirilen durumlar arasındadır. İşlem her gebede uygulanmaz; plasenta yerleşimi, tarama sonuçları ve gebeliğin seyri göz önünde bulundurularak karar verilir ve öncesinde bilgilendirme yapılır.
İşlemin doğum eylemini her zaman başlatması beklenmez. Bazı kadınlarda saatler içinde kasılmalar düzene girerken, bazılarında değişiklik olmaz ve işlem yinelenebilir. Amaç, doğumun ilaçla başlatılması gereksinimini azaltmaya katkı sağlamaktır.
Bebek Bu Haftada Ne Durumdadır?
Otuz dokuzuncu haftada bebeğin ağırlığı ortalama üç kilo üç yüz gram çevresinde, boyu elli santimetre dolayında bildirilir. Bu hafta tam miat döneminin başlangıcı olarak kabul edilir; organ olgunlaşması büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Göğüs kafesi belirginleşmiş, kollar ve bacaklar dolgunlaşmıştır. Tırnaklar parmak uçlarını geçmiş olabilir. Deri rengi açılmıştır ve deriyi koruyan beyazımsı tabaka yalnızca kıvrım bölgelerinde kalmıştır.
Bebek doğumdan sonra ilk saatlerde ihtiyaç duyacağı refleksleri kazanmıştır. Emme, yakalama ve göz kırpma refleksleri bu dönemde çalışır durumdadır. Amniyon sıvısı miktarı bu haftalarda azalmaya başlar; bu azalma kontrollerde izlenen ölçütlerden biridir.
Plasenta bu haftalarda görevini sürdürür ancak dokusunda yaşlanma bulguları görülmeye başlar. Ultrasonda bu görünüm değerlendirilen özellikler arasındadır. Bulgu tek başına bir sorun anlamına gelmez; diğer izlem sonuçlarıyla birlikte yorumlanır.
Bu Haftada Kontroller Ne Sıklıkta Yapılır?
Otuz dokuzuncu haftada kontroller haftalık olarak sürer. Gebeliğin seyrine göre haftada iki kez izlem de istenebilir. Sıklık, annenin ve bebeğin durumu göz önünde bulundurularak hekim tarafından belirlenir.
Bu haftalardaki kontrollerde tansiyona, tartıya, karın ölçümüne ve bebeğin kalp seslerine bakılır. Kasılmaların ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve aralarının kısalıp kısalmadığı ayrıntılı biçimde konuşulur; bebeğin gün içindeki hareket düzeni sorulur. Su gelmesi, kanama ya da baş ağrısı gibi yakınmalar varsa kaydedilir. İdrar tahlili de değerlendirmeye eklenir.
Bu görüşmelerde hastaneye başvuru ölçütleri yeniden gözden geçirilir. Kasılmaların hangi sıklıkta yola çıkmayı gerektirdiği, su gelmesi durumunda ne yapılacağı ve hangi belirtilerin beklemeden bildirilmesi gerektiği anne adayına açıkça aktarılır.
Bebek kalp atışı kaydı bu haftalarda sık kullanılan bir izlem yöntemidir. Kayıt sırasında kalp atış hızının hareketlerle nasıl değiştiği değerlendirilir. Ultrason ile amniyon sıvısı miktarı, bebeğin duruşu ve tahmini ağırlığı gözden geçirilir; gerekli görülürse göbek kordonu kan akımı ölçülür.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Otuz dokuzuncu haftada doğum eyleminin kendiliğinden başlaması beklenen bir gidiştir; bu nedenle bazı işaretlerde ev gözlemi sürdürülmez. Durdurulamayan ve külotu ıslatmayı sürdüren sulu bir akış, âdet gününü andıran kırmızı bir kanama ve on dakikanın altına inen aralıklarla tekrarlayıp süresi uzayan kasılmalar bu işaretlerdendir. Bu üçünden herhangi biri fark edildiğinde beklenmeden doğum yapılacak kuruluşa gidilmesi uygun olur.
Bebek hareketlerinde alışılan düzene göre belirgin azalma gecikmeden değerlendirilmelidir. Rahim içindeki alan darlığı nedeniyle hareketlerin biçimi değişebilir; sayısındaki azalma ise ayrı ele alınır.
Doğum eyleminden ayrı olarak annenin genel durumunu ilgilendiren bazı belirtiler de bekletilmez. Ağrı kesiciyle dağılmayan baş ağrısı, gözde bulanıklık, sağ kaburga altında oturan dolgunluk, bir gecede belirginleşen el ve yüz şişliği, dinlenmekle hafiflemeyen sürekli karın ağrısı, yükselen ateş, sözcükleri toparlamakta güçlük ve bayılacakmış gibi olma hâli bunlar arasındadır. Bir bulgunun önemli olup olmadığı konusunda tereddüt yaşandığında telefonla danışmak, evde beklemekten daha güvenli bir seçenektir.
Rahim ağzı açılırken ortaya çıkan sancıdan bağımsız olarak, avuç içlerinde ve ayak tabanlarında toplanan, gece boyunca şiddetlenen ve deride iz bırakmayan bir kaşıntı da bu haftada ele alınması gereken bir bulgudur. Safra akışının yavaşladığı gebeliğe özgü tablonun tipik başlangıcı böyledir. Karaciğer enzimleri ve kandaki safra asidi ölçülerek durum netleştirilir; çıkan sonuç, doğumun hangi haftada planlanacağı konusunda belirleyici olabilir.
