Dördüncü gebelik haftası, adet gecikmesinin fark edildiği ve gebeliğin çoğu kişide ilk kez öğrenildiği dönemdir. Bu hafta içinde embriyo rahim iç zarına yerleşmesini tamamlar ve gelişimin temel katmanları oluşmaya başlar. Boyutu henüz çok küçüktür; ancak bu dönemde atılan adımlar sonraki haftaların temelini kurar. Aşağıda bu haftanın ayrıntıları açıklanmıştır.
Bu Haftada Embriyo Ne Boyuttadır?
Dördüncü haftada embriyonun uzunluğu yaklaşık bir milimetre kadardır; bir haşhaş tanesi büyüklüğünde olduğu söylenebilir. Bu boyut, ultrasonda ayrı bir yapı olarak seçilemeyecek kadar küçüktür.
Bu hafta içinde embriyo, üç ayrı hücre katmanına ayrılır. En dıştaki katman deriyi, sinir sistemini ve duyu organlarını oluşturacaktır. Ortadaki katmandan kaslar, kemikler, kalp ve dolaşım sistemi ile böbrekler gelişir. En içteki katman ise sindirim sistemini, akciğerleri ve karaciğeri meydana getirir.
Bu üç katmanın oluşması, organ gelişiminin başlangıç noktasıdır. Aynı dönemde amniyon kesesi ve yolk kesesi de belirmeye başlar. Yolk kesesi, bebeğin eşi tam olarak işlev görmeye başlayana kadar embriyonun beslenmesine katkı sağlar ve ilk kan hücrelerinin üretildiği yerdir.
Bu üç katmanın oluşumu gastrulasyon olarak adlandırılır ve embriyonun gelişiminde geri dönülemez bir basamaktır. Bu aşamadan sonra hücreler artık birbirinin yerine geçemez; her katman kendi organ grubunu oluşturmaya yönelir. Bu nedenle dördüncü hafta, organ gelişiminin gerçek başlangıcı sayılır.
Bebeğin Eşi Oluşmaya Başlar mı?
Bebeğin eşinin temeli bu haftada atılır. Blastokistin dış tabakasındaki hücreler rahim iç zarına doğru uzantılar göndererek annenin kan dolaşımıyla bağlantı kurmaya başlar. Bu uzantılara koryonik villus adı verilir.
Bu yapılar, ilerleyen haftalarda dallanarak genişleyecek ve bebeğin eşini oluşturacaktır. Bebeğin eşi, gebelik boyunca besin ve oksijen taşınmasını, atık maddelerin uzaklaştırılmasını ve gebeliğin sürdürülmesi için gerekli hormonların üretilmesini sağlar.
Bu yapılardan salgılanan hCG hormonu, gebelik testlerinin ölçtüğü maddedir. Aynı hormon, yumurtalıktaki korpus luteum yapısının varlığını sürdürmesini sağlayarak progesteron salgısının devam etmesine yol açar. Bebeğin eşi tam olarak işlev görmeye başlayana kadar bu düzenek gebeliği korur; bu geçiş yaklaşık onuncu hafta dolaylarında tamamlanır.
Adet Gecikmesi Bu Haftada Fark Edilir mi?
Dördüncü hafta, beklenen adet tarihinin geldiği dönemdir. Düzenli döngüsü olan bir kişide bu tarihte kanamanın başlamaması, gebeliğin ilk somut işareti olur.
Regl kanamasının zamanında gelmemesi akla ilk gelen bulgudur; ancak bu bulgu tek başına bir sonuca varmaya yetmez. Uyku düzeninin bozulması, ağır çalışma temposu, tiroit bezinin çalışmasındaki aksaklıklar ve geçirilmiş ateşli hastalıklar da takvimi kaydırabilir. Dolayısıyla geciken bir kanama yalnızca bir olasılığa işaret eder ve doğrulama için test gerekir.
Döngüsü düzensiz olan kişilerde bu işaret güvenilir değildir. Bu kişilerde gebeliğin fark edilmesi haftalarca gecikebilir. Bu nedenle korunma yöntemi kullanılmıyorsa ve gebelik olasılığı bulunuyorsa, gecikmeye bakılmaksızın test yapılması uygun olur.
İlk Belirtiler Neler Olabilir?
Bu haftada belirtiler genellikle hafiftir ve adet öncesi dönemde görülenlerle karışır. Göğüslerde hassasiyet ve dolgunluk, kasık bölgesinde hafif gerginlik ve şişkinlik hissi bildirilebilen değişikliklerdir.
Bu haftada birçok kadının ilk fark ettiği değişiklik, gün ortasında bastıran ve dinlenmekle dağılmayan bir bitkinliktir. Yumurtalıktaki korpus luteumun salgıladığı progesteron beyinde uyku merkezini yatıştırıcı yönde etkiler. Aynı günlerde dolaşımdaki sıvı hacmi artmaya başlar ve kalp her atışta daha fazla kan taşımak durumunda kalır. Sessizce yürüyen bu iki değişiklik birlikte, hiçbir şey yapmadan geçen bir günün bile yorucu gelmesine yol açabilir.
Bazı kadınlar kokulara karşı artan bir duyarlılık ya da ağızda metalik bir tat tanımlar. Az miktarda lekelenme görülebilir; bu, yerleşme kanaması olabilir. Buna karşılık kadınların bir bölümü bu haftada hiçbir farklılık hissetmez. Belirtilerin bulunmaması gebeliğin seyri hakkında olumsuz bir anlam taşımaz.
Sık idrara çıkma da bu dönemde başlayabilir. Bunun nedeni, böbreklerden geçen kan miktarının artması ve daha fazla idrar üretilmesidir. Büyüyen rahmin mesaneye baskı yapması ise ilerleyen haftalarda tabloya eklenen ikinci bir etkendir. İdrara çıkarken yanma ya da bel ağrısı eşlik ediyorsa enfeksiyon yönünden değerlendirme gerekir.
Gebelik Testi Bu Haftada Güvenilir midir?
Dördüncü hafta, idrar testinin güvenilir sonuç vermeye başladığı dönemdir. Adet gecikmesinin birinci gününde yapılan bir test çoğu kişide pozitif çıkar. Duyarlılığı yüksek bazı ürünler birkaç gün öncesinde de sonuç verebilir.
Örneğin sabah uyanır uyanmaz verilmesi sonucun okunabilirliğini artırır. Uyku süresince biriken idrarda hormon derişimi daha yüksek seyreder. Testten önce bol su içilmemesi de aynı nedenle önerilir; seyrelmiş bir örnek, aslında var olan gebeliğin fark edilmemesine neden olabilir.
Negatif çıkan bir test, adet gecikmesi sürüyorsa üç ile beş gün sonra tekrarlanmalıdır. Yumurtlamanın döngü içinde geç gerçekleşmesi durumunda hormon düzeyi henüz eşiğe ulaşmamış olabilir. Soluk bir ikinci çizgi, belirtilen okuma süresi içinde görüldüyse pozitif kabul edilir; hormon düzeyi düşük olduğu için erken dönemde çizgi soluk görünür.
Ultrasonda Bir Şey Görülür mü?
Dördüncü haftada yapılan bir ultrason incelemesinde genellikle henüz bir şey görülmez. Gebelik kesesi, vajinal ultrason ile en erken dördüncü haftanın sonu ile beşinci hafta arasında seçilebilir hale gelir.
Bu nedenle bu haftada yapılan bir inceleme çoğunlukla belirsiz bir tablo bırakır ve gereksiz kaygı yaratır. Rahim iç zarının kalınlaşmış olması görülebilir; ancak bu bulgu gebeliği doğrulamaz.
Bu dönemde inceleme yapılması yalnızca belirli durumlarda gündeme gelir. Kanama, karnın bir tarafında yoğunlaşan ağrı ya da daha önce dış gebelik geçirilmiş olması bu durumlar arasındadır. Şikâyeti bulunmayan kişilerde ilk ultrason için altıncı hafta ile sekizinci hafta arasının beklenmesi, tek bir incelemeyle daha net sonuca ulaşılmasını sağlar.
Bu Haftada Hangi İlaçlardan Kaçınılmalı?
Bu hafta, organ gelişiminin başladığı ve dış etkenlere duyarlılığın arttığı dönemin başlangıcıdır. Bu nedenle kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi önem taşır. Kendi kararıyla ilaç kullanılmaması ve mevcut ilaçların hekime bildirilmesi gerekir.
Sürekli kullanılan ilaçların kendi başına kesilmemesi de önemlidir. Sara hastalığı, tiroid hastalıkları, tansiyon yüksekliği ve romatolojik hastalıklar için kullanılan ilaçların ani kesilmesi, hastalığın kötüleşmesine yol açabilir ve bu durum gebelik için daha güç bir tablo yaratabilir. Bu ilaçların gebeliğe uygun olanlarla değiştirilmesi hekim değerlendirmesiyle yapılır.
Ağrı kesiciler arasında gebelikte kullanımı uygun bulunanlar bulunur; ancak seçim hekimle görüşülerek yapılmalıdır. Bitkisel ürünlerin güvenli olduğu yönündeki yaygın kanı doğru değildir; bu ürünlerin içeriği ve etkileri çoğunlukla yeterince bilinmez. Sigara ve alkolden uzak durulması, folik asit kullanımına başlanması bu dönemin öncelikli adımlarıdır.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Test sonucu pozitifse, herhangi bir yakınma bulunmasa dahi bir randevu ayarlanması yerinde olur. Bu ilk kontrol çoğunlukla altıncı haftadan sekizinci haftaya uzanan aralıkta yapılır; amaç, kesenin rahim boşluğuna yerleşip yerleşmediğini görmek ve takvimi doğru kurmaktır.
Kanama görülmesi durumunda değerlendirme yapılmalıdır. Az miktarda lekelenme çoğu zaman geçici olabilir; ancak miktarın artması, parlak kırmızı renkte olması ya da pıhtı gelmesi durumunda başvuru geciktirilmemelidir.
Dördüncü haftada gebelik kesesi henüz ultrasonda seçilemeyecek kadar küçüktür; bu yüzden yerleşim yerini belirleyen ilk ipucu çoğu zaman kadının tarif ettiği ağrının niteliği olur. Sağ ya da sol kasıkta tek noktada toplanan, dinlenmekle geçmeyip şiddetini artıran bir sızı bu haftada göz ardı edilmemelidir. Buna göz kararması, bayılacak gibi olma ya da omuza doğru yayılan bir rahatsızlık ekleniyorsa değerlendirme aynı gün yapılmalıdır. Yükselen ateş, rengi ve kokusu bozulmuş akıntı ile idrar yaparken duyulan yanma da hekime iletilmelidir.
