randevu@drelifcetindag.com
Gebelik ve Doğum

7. Haftada Gebelik: Bulantı Neden Başlar, Nasıl Azaltılır?

Yedinci gebelik haftasında bulantının nedenleri, beslenme düzenlemeleri, tetikleyici kokular ve aşırı kusmanın ne zaman değerlendirme gerektirdiği üzerine bilgilendirme.

Yedinci hafta, gebeliğin en çok konuşulan şikâyetlerinden birinin belirginleştiği dönemdir. Bulantı bu haftalarda kadınların büyük bölümünde görülür ve günlük düzeni etkileyecek boyuta ulaşabilir. Şikâyetin neden ortaya çıktığı, hangi düzenlemelerle hafifleyebildiği, ne kadar süreceği ve hangi durumlarda değerlendirme gerektirdiği sık merak edilen konulardır. Aşağıda bu haftaya özgü değişimler ve uygulanabilir yaklaşımlar genel hatlarıyla açıklanmıştır.

Bulantı Hangi Hormonla İlişkilidir?

Bulantının ortaya çıkışında en çok üzerinde durulan etken, gebeliğe eşlik eden dokudan salgılanan hormonun kandaki düzeyidir. Bu hormon yedinci ve dokuzuncu haftalar arasında en yüksek değerlerine ulaşır. Şikâyetin bu haftalarda yoğunlaşması ile hormon eğrisinin tepe noktası arasındaki uyum, bu ilişkinin temel dayanağını oluşturur.

İkiz gebeliklerde hormon düzeyinin daha yüksek seyretmesi ve bulantının bu kişilerde daha belirgin bildirilmesi de aynı yönde bir gözlemdir. Buna karşın hormon düzeyi yüksek olan her kadında şiddetli bulantı görülmez. Kişisel duyarlılık, mide hassasiyeti öyküsü ve daha önceki gebeliklerde yaşananlar tabloyu belirleyen diğer etkenler arasındadır.

Östrojen düzeyindeki artışın koku alma duyusunu keskinleştirdiği, tiroit bezinin çalışmasındaki geçici değişimlerin ve mide hareketlerinin yavaşlamasının tabloya katkı sağladığı bildirilir. Ailede benzer öykünün bulunması ve araç tutması yatkınlığı da ilişkilendirilen özelliklerdir. Bulantının tek bir nedene bağlanamamasının sebebi bu çok yönlü etkileşimdir.

Sabah Bulantısı Neden Gün Boyu Sürer?

Şikâyetin sabah bulantısı olarak anılması, gece boyunca aç kalınması nedeniyle sabahları daha belirgin hissedilmesinden kaynaklanır. Uzun süren açlıkta kan şekerinin düşmesi ve mide asidinin boş midede birikmesi, uyanma sonrasındaki ilk saatleri en zorlu döneme çevirir. Ani kalkma hareketi de bu hissi artırır.

Gerçekte şikâyet günün her saatinde ortaya çıkabilir. Kadınların önemli bir bölümünde öğleden sonra ya da akşam saatlerinde de sürer. Bazı kişilerde ise gün boyunca kesintisiz bir mide rahatsızlığı biçiminde seyreder ve belirli bir zaman örüntüsü göstermez. Bu nedenle adlandırma tabloyu tam olarak yansıtmaz.

Yorgunluk, uykusuzluk ve uzun süre hareketsiz kalma şikâyeti artırabilir. Sıcak, havasız ve kalabalık ortamlar da tetikleyici olarak bildirilir. Araç yolculukları sırasında belirginleşme sık görülür. Bu nedenle dinlenme düzeninin gözden geçirilmesi ve ortam koşullarının düzenlenmesi, bulantının gün içindeki seyrini değiştirebilir.

Beslenme Düzeni Nasıl Değiştirilmeli?

Öğünlerin küçültülüp sıklaştırılması bu dönemde en çok yararı görülen düzenlemedir. Midenin tam boşalmasına ve aşırı dolmasına izin vermeyen bir ritim, şikâyetin şiddetini azaltabilir. İki üç saatte bir alınan küçük porsiyonlar bu düzeni sağlar. Yatmadan önce hafif bir atıştırma da sabah saatlerine katkı sunabilir.

Yataktan kalkmadan önce birkaç kuru bisküvi ya da bir dilim kuru ekmek yenmesi, sabah saatlerindeki rahatsızlığı hafifletebilir. Kalkış hareketinin yavaş yapılması ve birkaç dakika oturur durumda beklenmesi, ani doğrulmanın tetikleyici etkisini azaltır. Kahvaltının hemen değil, bir süre sonra yapılması tercih edilebilir.

Yağlı, kızartılmış ve baharatlı yiyeceklerin sindirimi uzun sürdüğü için şikâyeti artırabilir. Buna karşın kuru ve nişastalı besinler çoğu kişi tarafından daha kolay tolere edilir. Sıvının öğün aralarında ve küçük yudumlarla alınması, midenin fazla dolmasını önler. Zencefilin bulantı üzerinde hafifletici etkisi olabileceği bildirilmiştir; kullanım biçimi ve miktarı hekimle konuşulmalıdır.

Hangi Kokular Bulantıyı Tetikler?

Gebelikte koku alma duyusunun keskinleşmesi, daha önce fark edilmeyen kokuların rahatsız edici hale gelmesine yol açar. Yemek pişerken ortaya çıkan buhar, özellikle kızartma, soğan ve et kokuları en sık bildirilen tetikleyicilerdir. Bu kokular bazı kadınlarda anında bulantıya neden olabilir.

Parfüm, deterjan ve temizlik ürünleri, sigara dumanı ve akaryakıt kokusu da bu grupta sayılır. Buzdolabının içindeki karışık kokular ve çöp kokusu ani rahatsızlık yaratabilir. Kapalı ve havasız ortamlarda kokuların yoğunlaşması şikâyeti belirginleştirir. Bazı kişilerde diş macununun kokusu bile tetikleyici olabilir.

Mutfakta havalandırmanın artırılması, yemeklerin soğuk ya da ılık tüketilmesi ve mümkün olduğunca yemek hazırlama işinin başkasına bırakılması yararlı olabilir. Limon, nane ya da taze hava gibi ferah kokuların bazı kişilerde rahatlatıcı etki gösterdiği bildirilir. Kokusu belirgin ürünlerin geçici olarak değiştirilmesi de düşünülebilir.

Bu Haftada Bebekte Neler Gelişir?

Yedinci haftada bebeğin boyu yaklaşık bir santimetreye ulaşır. Baş, gövdeye oranla belirgin biçimde büyüktür; bunun nedeni beyin gelişiminin diğer yapıların önünde ilerlemesidir. Beyin bölümleri bu haftalarda ayrışmaya başlar ve sinir hücreleri hızla çoğalır.

Kol ve bacak tomurcukları uzamaya başlar ve uçlarında kürek biçiminde genişlemeler oluşur. İlerleyen haftalarda parmaklar bu bölgelerden ayrışacaktır. Yüz bölgesinde burun delikleri ve göz taslakları seçilebilir hale gelir. Kulakları oluşturacak katlantılar başın yanlarında belirir.

İç organların temelleri atılmıştır. Kalp odacıklara ayrılmış, böbrekleri ve sindirim sistemini oluşturacak yapılar biçimlenmeye başlamıştır. Karaciğer büyümüş ve kan hücresi üretimini üstlenmiştir. Bebeği besleyen göbek kordonu bu dönemde işlevini kazanmıştır ve madde alışverişini sağlar.

Bebeğin çevresindeki sıvı havuzu bu haftalarda oluşmuştur ve hacmi giderek artar. Bu sıvı bebeği dış darbelerden korur, sabit sıcaklıkta kalmasını sağlar ve serbest hareket etmesine izin verir. İçindeki bileşim gebelik ilerledikçe değişir ve bebeğin katkısıyla yenilenir.

Aşırı Kusma Ne Zaman Ciddiye Alınmalı?

Bulantının olağan seyri, günlük yaşamı zorlaştırsa da sıvı ve besin alımını tümüyle engellememesidir. Kusmanın gün içinde tekrarlayarak ağızdan hiçbir şey alınamayacak düzeye ulaşması ise farklı bir tablo olarak değerlendirilir. Bu duruma aşırı gebelik kusması adı verilir ve gebeliklerin küçük bir bölümünde görülür.

Bu durumda vücut sıvı kaybeder ve kan tuzlarının dengesi bozulabilir. Ağız kuruluğu, idrar miktarında belirgin azalma, idrar renginin koyulaşması, baş dönmesi ve ayağa kalkarken karartma hissi bu tabloyu düşündüren bulgulardır. Nabız hızlanması ve halsizlik de eşlik edebilir.

Gebelik öncesi kilonun yüzde beşini aşan bir kayıp da dikkat gerektirir. Böyle bir tabloda damardan sıvı verilmesi, kan tuzlarının yerine konması ve bulantıyı azaltmaya yönelik uygulamalar gündeme gelebilir. Bazı kişilerde kısa süreli yatışla izlem gerekebilir. Bu yaklaşımların hangisinin uygun olduğu hekim değerlendirmesiyle belirlenir.

Bulantı Kaçıncı Haftada Azalır?

Şikâyetin şiddeti çoğu kadında dokuzuncu hafta dolaylarında en yüksek düzeye ulaşır. Bu noktadan sonra kademeli bir gerileme başlar; on ikinci ve on dördüncü haftalar arasında belirgin rahatlama bildirilir. Bu iyileşme hormon düzeyinin gerilemesiyle uyumlu ilerler.

Kadınların büyük bölümünde şikâyet on altıncı haftaya gelindiğinde büyük ölçüde geçmiş olur. Bir bölüm kadında ise daha uzun sürebilir. Az sayıda kişide gebelik boyunca hafif düzeyde devam edebilir; bu durum tek başına bir sorun göstergesi sayılmaz ve takiple yönetilir.

Bulantının erken kesilmesi de tek başına olumsuz bir bulgu değildir. Şikâyetin şiddeti ile gebeliğin gidişatı arasında doğrudan bir bağ kurulamaz. Buna karşın şikâyetlerin ani biçimde tümüyle kesilmesine kanama ya da ağrı gibi başka bulguların eşlik etmesi durumunda değerlendirme istenebilir.

Şikâyet sürerken beslenmenin tümüyle bozulmaması önemlidir. Alınabilen besinlere odaklanmak, ideal düzeni zorlamaktan daha yararlı olur. Sıvı alımının sürdürülmesi öncelik taşır. Folik asit kullanımının aksatılmaması için tabletin gün içindeki saati değiştirilebilir.

Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?

Yirmi dört saat boyunca sıvı tutulamaması ve buna eşlik eden belirgin halsizlik gecikmeden başvuru gerektirir. İdrara çıkma sıklığının azalması, ağız ve dilde kuruluk ile derinin esnekliğini kaybetmesi sıvı kaybının göstergeleridir. Bu bulgular birlikte görüldüğünde beklemeden değerlendirme yapılmalıdır.

Kusmuğun kanlı ya da kahve telvesi görünümünde olması değerlendirilmelidir. Karın ağrısı, ateş ya da ishalin bulantıya eşlik etmesi, tablonun gebelikten bağımsız bir nedene bağlı olabileceğini düşündürür. Sarılık ya da idrar renginde belirgin koyulaşma da bildirilmelidir.

Şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı, çarpıntı ve bilinç bulanıklığı da bildirilmesi gereken bulgular arasındadır. Kanama ya da kasık ağrısı gibi gebeliğe yönelik yeni bir şikâyetin eklenmesi durumunda muayene planlanmalıdır. Bulantı ilacı kullanımına kendi kararıyla başlanmaması, önce hekime danışılması uygun olur.

İlgili

Bunlar da ilginizi çekebilir