Adet kanamasının beklenenden uzun sürmesi günlük yaşamı doğrudan etkileyen bir şikâyettir. Kanamanın bitmemesi hem kaygı yaratır hem de zamanla vücutta demir eksikliğine yol açabilir. Bu tablonun altında hormonal bir düzensizlik bulunabileceği gibi rahim içindeki yapısal bir değişiklik de yer alabilir. Aşağıda kanamanın hangi süreden sonra uzun kabul edildiği, hangi nedenlerle ortaya çıktığı ve hangi incelemelerle araştırıldığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Uzayan Adet Kanaması Hangi Süreden Sonra Anormal Sayılır?
Adet kanamasının olağan süresi genellikle iki ile yedi gün arasındadır. Bu aralık içindeki her süre beklenen sınırlar içinde kabul edilir. Kanamanın yedi günü aşması durumunda uzamış kanamadan söz edilir. On günü geçen kanamalar ise daha belirgin biçimde değerlendirme gerektiren tablolar arasında yer alır.
Sürenin yanı sıra kanamanın niteliği de önemlidir. Kimi kadında kanama yedi gün sonunda azalarak lekelenme biçiminde birkaç gün daha sürebilir. Bu tablo, yoğun kanamanın on gün boyunca devam etmesinden farklıdır. Bu nedenle değerlendirmede yalnızca gün sayısına değil, kanamanın miktarına ve seyrine de bakılır.
Kişinin kendi düzeni değerlendirmede temel ölçüttür. Yıllardır beş gün süren kanamanın on güne uzaması, süregelen bir değişikliği gösterir. Bu değişikliğin bir ya da iki döngüyle sınırlı kalması geçici nedenlerle açıklanabilir. Birkaç ay boyunca tekrarlaması durumunda nedene yönelik inceleme gündeme gelir.
Uzun Süren Kanamanın Hormonal Nedenleri Nelerdir?
Uzamış kanamanın en sık nedenlerinden biri yumurtlamanın gerçekleşmemesidir. Yumurtlama olmadığında progesteron hormonu yeterince salgılanmaz ve rahim iç zarı düzenli biçimde dökülemez. Östrojen etkisiyle kalınlaşmayı sürdüren iç zar zamanla düzensiz parçalar hâlinde dökülür. Bu dökülme uzun süren ve miktarı değişken bir kanamayla sonuçlanır.
Kanamanın günlerce sürmesinde belirleyici olan, iç zarın dökülmesini sonlandıran hormonun devreye girmemesidir. Yumurtlama olmadığında progesteron üretilmez; östrojenin tek başına kalınlaştırdığı doku ise bütün hâlde değil, parça parça ve düzensiz aralıklarla dökülür. Bu nedenle kanama başlar, azalır, yeniden artar ve bir türlü kesilmez. Onuncu günü aşan kanamaların önemli bir bölümü bu mekanizmayla açıklanır; süreyi kısaltmak için de eksik kalan hormonun yerine konması gündeme gelebilir.
Tiroid bezinin az çalışması kanamayı hem yoğunlaştırabilir hem de uzatabilir. Bu tabloya halsizlik, üşüme, kabızlık ve kilo artışı eşlik edebilir. Süt hormonu prolaktinin yüksekliği de döngü düzenini bozarak uzamış kanamaya yol açabilir. Hormonal nedenlerin ayrımı kan tetkikleriyle yapılır.
Rahim İçi Yapısal Sorunlar Kanamayı Uzatır mı?
Rahim içindeki yapısal değişiklikler uzamış kanamanın önemli nedenlerindendir. Myomlar bunların başında gelir. Rahim duvarında gelişen bu iyi huylu oluşumlar, rahim iç yüzeyini genişleterek dökülen doku miktarını artırır. Ayrıca rahmin kanamayı durdurmak için gereken düzenli kasılmasını da güçleştirebilirler.
Rahim iç zarında gelişen polipler kanamanın uzamasına ve iki adet arasında lekelenmeye yol açabilir. Bu oluşumlar küçük olsalar bile kanama düzenini belirgin biçimde etkileyebilir. Rahim iç zarı dokusunun kas tabakası içine yerleşmesiyle ortaya çıkan adenomyozis ise hem uzun ve yoğun kanamaya hem de adet ağrısında artışa neden olabilir.
Rahim iç zarının aşırı kalınlaşması da uzamış kanamanın nedenleri arasındadır. Bu tablo özellikle yumurtlamanın uzun süre gerçekleşmediği durumlarda ve menopoza yakın yıllarda görülür. Rahim içi araçların bir bölümü, takıldıktan sonraki ilk aylarda kanamayı uzatabilir. Bu durum genellikle zamanla azalır, ancak sürmesi hâlinde değerlendirilir.
Pıhtılaşma Bozuklukları Adet Süresini Etkiler mi?
Kanın pıhtılaşma düzeni, adet kanamasının durdurulmasında rol oynar. Bu düzeni etkileyen kalıtsal bozukluklar kanamanın hem miktarını artırabilir hem de süresini uzatabilir. Bu tablo özellikle ilk adetten itibaren yoğun ve uzun kanaması olan genç kadınlarda akla gelir. Öykü bu ayrımda belirleyici bir bilgi sunar.
Pıhtılaşma bozukluğu bulunan kişilerde başka bulgular da eşlik edebilir. Diş eti kanamalarının sık olması, burun kanamaları, ciltte kolay morarma ve küçük kesiklerde kanamanın uzun sürmesi bu bulgular arasındadır. Ailede benzer öykü bulunması olasılığı güçlendirir. Bu nedenle değerlendirmede aile öyküsü sorgulanır.
Kan sulandırıcı ilaç kullanımı da kanama süresini uzatabilen bir etkendir. Bu ilaçlar farklı hastalıklar nedeniyle kullanılabilir ve adet düzenine etkisi göz ardı edilebilir. Şüphe duyulan durumlarda pıhtılaşma testleri istenir. Bu testler kalıtsal bir eğilimin bulunup bulunmadığını ortaya koymaya yardımcı olur.
Uzun süren kanama bazı kadınlarda enfeksiyon riskini de artırabilir. Kanamanın sürdüğü dönemde rahim ağzı bir miktar açık kaldığı için mikropların yukarı çıkması kolaylaşabilir. Kanamaya ateş, kötü koku ve karın alt bölgesinde artan hassasiyet eşlik ediyorsa bu olasılık değerlendirilir. Bu bulguların birlikte bulunması vakit geçirmeden hekime başvurmayı gerektirir.
Uzun Kanama Hangi Şikâyetlere Yol Açabilir?
Uzamış kanamanın en sık sonucu demir eksikliğine bağlı kansızlıktır. Her döngüde kaybedilen demir beslenmeyle yerine konamadığında depolar giderek azalır. Bu tablo yavaş yerleştiği için kişi uzun süre fark etmeyebilir. Vücut düşük düzeye alıştığı için belirtiler geç dönemde belirginleşir.
Günlerce süren kanama, demir deposunu yavaş yavaş tüketir ve bu tükenme birkaç şikâyetle kendini gösterir. Gün içinde erken çöken bitkinlik, ayağa kalkarken gelen kararma, hafif eforda hızlanan kalp atışı ve merdiven çıkarken soluğun yetmemesi en tanıdık olanlarıdır. Tırnakların kolay kırılması, saç telinin incelmesi ve dikkati toplamakta zorlanma da bu tabloya katılabilir.
Uzun süren kanamanın günlük yaşama etkisi de dikkate alınır. Sürekli ped kullanmak zorunda kalmak, sosyal etkinliklerden kaçınmak ve işe ya da okula gidememek tablonun ağırlığını gösterir. Bazı kadınlarda bel ve kasık ağrısı, adet krampları ve uyku düzeninde bozulma eşlik edebilir. Bu etkiler değerlendirmede göz önünde bulundurulur.
Uzamış Kanamada Hangi Tetkikler Yapılabilir?
Değerlendirme öykü alınmasıyla başlar. Kanamanın ne zamandır uzun sürdüğü, miktarı, ped değiştirme sıklığı ve pıhtı olup olmadığı sorgulanır. Kullanılan ilaçlar, doğum kontrol yöntemi ve ailede kanama bozukluğu öyküsü öğrenilir. Üreme çağındaki kişilerde gebelik olasılığı ilk aşamada dışlanır, çünkü gebelikle ilişkili kanamalar farklı bir yaklaşım gerektirir.
Kan tarafında öncelik, uzayan kanamanın bedende bıraktığı izi görmektir; bu nedenle hemoglobin ve demir deposunu yansıtan ölçümler istenir. Tiroid bezinin çalışmasına ve süt hormonu düzeyine bakılması, döngüyü uzatan düzeltilebilir nedenleri ortaya çıkarabilir. Kanamanın ergenlikten bu yana hep uzun sürdüğü kişilerde pıhtılaşma sistemine yönelik testler devreye girer. Yumurtlamanın düzenli gerçekleşmediği düşünülüyorsa döngünün belirli gününde alınan hormon ölçümleri tabloyu tamamlar.
Kanamanın neden bitmediğini anlamak için ilk başvurulan yöntem ses dalgasıyla çalışan görüntülemedir. Bu incelemede iç zarın kanama sürerken bile kalın kalıp kalmadığı, kas tabakasında kitle bulunup bulunmadığı, boşluğa uzanan bir oluşum olup olmadığı ve yumurtalıklarda gelişimini tamamlamamış çok sayıda kesecik bulunup bulunmadığı görülür. Boşluk net değerlendirilemezse sıvı verilerek çekilen görüntüler ya da ışıklı cihazla doğrudan bakma yöntemi eklenir. Yaşa ve risk durumuna göre iç zardan örnek alınması da gündeme gelebilir.
Yaş da başvuru kararında rol oynayan bir ölçüttür. Kırk yaş üzerindeki kadınlarda uzamış kanama, rahim iç zarındaki değişiklikler yönünden daha erken değerlendirilir. Genç yaş grubunda ise hormonal nedenler ve pıhtılaşma bozuklukları öncelikli olarak araştırılır. Bu nedenle aynı şikâyet farklı yaş gruplarında farklı bir inceleme sırası izleyebilir.
Uzun Süren Adette Hekime Ne Zaman Başvurulmalı?
Kanamanın yedi günden uzun sürmesi ve bu durumun tekrarlaması başvuru için geçerli bir gerekçedir. On günü aşan kanamalarda değerlendirme daha erken düşünülmelidir. Kanamanın hiç kesilmemesi ya da bir döngüden diğerine geçiş yapması da inceleme gerektiren bir tablodur.
Halsizlik, baş dönmesi, çarpıntı ve nefes darlığı gibi şikâyetlerin eklenmesi kansızlık yönünden değerlendirmeyi gerektirir. Pedin iki saatten kısa aralıklarla değiştirilmesi ve iri pıhtıların görülmesi tablonun ağırlığını gösteren bulgulardır. Kanamanın günlük yaşamı aksatması da başvuru nedenleri arasındadır.
Uzun süren kanamada başvuru zamanını belirleyen ölçütlerden biri, kanamanın hiç kesilmeden iki haftayı geçmesidir. İki döngünün birbirine karışması, yani kanama bitmeden yenisinin başlaması da aynı kapsamda ele alınır. Baş dönmesi, çarpıntı ve olağan işleri sürdürmeyi engelleyen bir bitkinlik eşlik ediyorsa değerlendirme öne alınır. Ateş yükselmesi ve kötü kokulu akıntı eklendiğinde ise kanamanın yanında bir enfeksiyon tablosu da araştırılır.
