Doğum, bebeğin dünyaya gelmesiyle tamamlanmış sayılmaz. Bebeğin ardından, gebelik boyunca onu besleyen organın da rahimden ayrılıp dışarı alınması gerekir. Halk arasında bebeğin eşi olarak bilinen bu yapı tıp dilinde plasenta adıyla anılır. Doğumun bu son evresi çoğu zaman kısa sürer ve anne adayı tarafından fark edilmeyecek kadar sakin geçer. Aşağıda bu sürecin nasıl işlediği, ne kadar sürdüğü ve hangi durumların yakından izlendiği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Bebeğin Eşi Gebelikte Ne İşe Yarar?
Bebeğin eşi (plasenta), gebeliğin ilk haftalarında rahim iç duvarına yerleşen döllenmiş hücre topluluğundan gelişir. Rahim duvarına tutunur ve göbek kordonu aracılığıyla bebekle bağlantı kurar. Böylece annenin dolaşımı ile bebeğin dolaşımı arasında bir alışveriş yüzeyi oluşur.
Bu yapı üzerinden bebeğe oksijen ve besin maddeleri ulaşır. Aynı yol, bebekte oluşan karbondioksit ve atık maddelerin anne dolaşımına geçip atılmasını da sağlar. Yani hem akciğer hem böbrek benzeri bir görevi gebelik süresince üstlenmiş olur.
Plasentanın bir başka görevi hormon üretimidir. Gebeliğin sürdürülmesinde rol oynayan hormonlar bu doku tarafından salgılanır. Ayrıca bir bariyer işlevi görerek bazı zararlı maddelerin bebeğe geçişini sınırlar; ancak bu koruma her madde için geçerli değildir. Bu nedenle gebelikte kullanılan ilaçların ve maruz kalınan maddelerin hekim değerlendirmesiyle ele alınması önem taşır.
Bebeğin eşinin rahim içindeki yerleşim yeri de önemlidir. Çoğunlukla rahmin ön ya da arka duvarına, üst kesime doğru yerleşir. Rahim ağzına yakın yerleşim gösterdiği durumlar gebelik takibinde ayrıca izlenir; doğum planı bu bulguya göre şekillenebilir. Yerleşim yeri, gebelik ilerledikçe rahmin büyümesiyle birlikte görece yukarı doğru kayabilir.
Eş Doğumdan Ne Kadar Sonra Ayrılır?
Bebek doğduktan sonra rahim kasılmaya devam eder. Bu kasılmalar rahim yüzeyini küçültür ve plasentanın tutunduğu alan daralır. Alan daraldıkça doku duvardan sıyrılmaya başlar. Bu ayrılma çoğunlukla kendiliğinden gerçekleşir.
Genel olarak bebeğin eşinin doğumdan sonraki ilk beş ila otuz dakika içinde ayrılıp dışarı alınması beklenir. Çoğu doğumda bu süre on dakikayı bulmadan tamamlanır. Sürecin otuz dakikayı aşması durumunda ek değerlendirme gündeme gelir.
Bu evrede göbek kordonuna kontrollü bir çekiş uygulanabilir ve karın üzerinden rahmin sertliği elle kontrol edilir. Kasılmaları destekleyen ilaçların damar yolundan verilmesi de yaygın bir uygulamadır. Bu yaklaşım hem ayrılmayı kolaylaştırır hem de doğum sonrası kanama miktarını sınırlamaya yardımcı olur.
Ayrılmanın gerçekleştiğini gösteren bazı bulgular vardır. Göbek kordonunun dışarıda kalan kısmının bir miktar uzaması, karın üzerinden bakıldığında rahmin biçim değiştirerek yuvarlaklaşması ve kısa süreli bir kan gelişi bu bulgular arasında sayılır. Ekip bu işaretleri gözleyerek uygun anı belirler ve dokuyu yavaş bir hareketle dışarı alır.
Eşin Çıkışında Kasılma Hissedilir mi?
Bu aşamada rahim kasılmaya devam ettiği için hafif bir sıkışma ya da kramp hissi olağandır. Ancak bu kasılmalar, bebeğin doğumundan önceki sancılara göre belirgin biçimde daha hafif algılanır. Pek çok kişi bebeğiyle ilgilenirken bu evrenin geçtiğini fark etmediğini belirtir.
Epidural anestezi uygulanmış olan doğumlarda hissedilen rahatsızlık daha da azdır. Anestezi uygulanmamış doğumlarda ise kısa süreli bir baskı hissi ya da aşağı doğru bir ağırlık duygusu bildirilebilir. Bu his genellikle birkaç dakika içinde geçer.
Eş çıktıktan sonra rahmin kasılı kalması istenir. Bu nedenle karın üzerinden yapılan masaj ya da elle bastırma işlemi kısa süreli rahatsızlık verebilir. İşlemin amacı rahmin sertleşerek kanamayı azaltmasıdır. Duyulan ağrının şiddeti giderek azalıyorsa bu, beklenen seyirle uyumlu kabul edilir.
Eş Neden Kontrol Edilerek İncelenir?
Dışarı alınan doku, doğumu yaptıran ekip tarafından gözle incelenir. Bu incelemenin başlıca amacı, plasentanın bütün olarak çıkıp çıkmadığını anlamaktır. Rahim içinde geride parça kalması, sonraki günlerde kanama ya da enfeksiyon açısından önem taşır.
İnceleme sırasında dokunun anne tarafına bakan yüzü ve zarları ayrı ayrı değerlendirilir. Zarların eksiksiz görünmesi ve doku yüzeyinde kopmuş bir alan bulunmaması beklenir. Göbek kordonunun damar sayısı ve kordonun yerleşim yeri de not edilir.
Dokunun görünümü zaman zaman gebelik seyri hakkında da bilgi verir. Beklenenden küçük ya da yaygın kireçlenme gösteren bir yapı, gebelik süresince beslenmenin nasıl seyrettiği yönünde ipucu sunabilir. Şüpheli bir durumda doku, ayrıntılı inceleme amacıyla patoloji laboratuvarına gönderilebilir.
Eşin Kendiliğinden Ayrılmaması Ne Anlama Gelir?
Beklenen süre içinde ayrılma gerçekleşmezse bu tabloya tıp dilinde retansiyone plasenta adı verilir. Nedeni her zaman aynı değildir. Rahim kasılmalarının yeterli güçte olmaması sık görülen bir açıklamadır. Rahim ağzının erken kapanması nedeniyle ayrılmış dokunun içeride sıkışıp kalması da mümkündür.
Daha seyrek görülen bir durum, plasentanın rahim duvarına olağandan derin tutunmasıdır. Önceden sezaryen geçirmiş olmak ya da rahim içine yönelik girişim öyküsü bulunmak bu olasılığı artıran etkenler arasında sayılır. Bu tablonun bir kısmı gebelik sırasında yapılan ultrason incelemesinde önceden fark edilebilir.
Ayrılmanın gecikmesi durumunda önce ilaçla kasılmaların desteklenmesi denenir. Sonuç alınamazsa dokunun elle ya da küçük bir girişimle çıkarılması gündeme gelebilir. Bu işlem uygun ağrı kontrolü sağlanarak yapılır. Süreç yakından izlendiğinde çoğu durum sorunsuz biçimde yönetilir.
Derin tutunma şüphesi bulunan durumlarda doğum, gerekli hazırlıkların yapılabildiği bir merkezde planlanır. Kan hazırlığı ve deneyimli bir ekibin bulunması bu planın parçasıdır. Böyle bir hazırlık, sürecin öngörülebilir biçimde yönetilmesini kolaylaştırır ve olası kanamanın erken kontrol altına alınmasına yardımcı olur.
Sezaryende Bebeğin Eşi Nasıl Alınır?
Sezaryen doğumda bebek karın ve rahim duvarındaki kesiden çıkarıldıktan sonra plasenta aynı açıklıktan alınır. Bu aşamada da rahmin kasılmasını destekleyen ilaçlar kullanılır; kasılma başladıkça doku duvardan ayrılır.
Cerrahi ekip, dokunun kendiliğinden ayrılmasını bekleyip kordondan hafif çekiş uygulayabilir. Ayrılma tamamlandıktan sonra rahim içi kontrol edilerek geride parça kalmadığından emin olunur. Ardından rahim duvarı katmanlar hâlinde kapatılır.
Sezaryende plasentanın çıkarılma biçimi, kanama miktarı ve iyileşme açısından değerlendirilen ayrıntılardan biridir. Karar, ameliyat sırasındaki tabloya göre cerrahi ekip tarafından verilir. Doğum yöntemleri arasında bu açıdan bir sıralama yapmak doğru olmaz; her yöntemin kendi izlem gerekleri vardır.
Eş Çıktıktan Sonra Hangi Belirtiler Önemsenmeli?
Doğumun ardından ilk saatler yakın izlem gerektiren bir dönemdir. Bu süre boyunca kanama miktarı, nabız, tansiyon ve rahmin sertliği düzenli aralıklarla kontrol edilir. Rahmin göbek hizasında sert bir top gibi ele gelmesi beklenen bulgudur.
Kanamanın giderek azalması olağan seyirdir. Buna karşılık pedin bir saat içinde tamamen ıslanacak ölçüde kanama olması, avuç içinden büyük pıhtıların gelmesi ya da kanamanın azaldıktan sonra yeniden artması bildirilmesi gereken bulgulardır.
Baş dönmesi, göz kararması, hızlı kalp atışı, soğuk terleme ve giderek artan halsizlik de dikkate alınır. Ateş yükselmesi, kötü kokulu akıntı ve karın alt kısmında artan hassasiyet enfeksiyon yönünden değerlendirilir. Bu belirtilerin varlığında gecikmeden değerlendirme önerilir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Taburcu olduktan sonraki günlerde de izlem sürer. Lohusalık kanamasının beklenenin dışında seyretmesi, örneğin azalmışken belirgin biçimde artması ya da parlak kırmızı renkte yoğun biçimde devam etmesi durumunda başvuru önerilir.
Otuz sekiz dereceyi aşan ateş, titreme, karın alt bölgesinde artan ağrı ve akıntıda belirgin koku değişikliği enfeksiyon açısından değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bu tablo, rahim içinde parça kalmasıyla da ilişkili olabileceğinden ertelenmemelidir.
Ayrıca sürekli baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ya da bacakta tek taraflı şişlik ve ağrı gibi şikâyetler ayrı bir değerlendirme gerektirir. Doğum sonrası planlanan kontrol randevularına düzenli gidilmesi, iyileşmenin beklenen biçimde ilerleyip ilerlemediğinin izlenmesi açısından yararlıdır.
