Gebelik takibinde ultrason ile yapılan ölçümler, bebeğin gelişiminin beklenen seyirde ilerleyip ilerlemediğini gösterir. Bu ölçümlerin beklenen aralığın altında kalması, ayrıntılı değerlendirme gerektiren bir bulgudur. Her küçük ölçülen bebekte bir sorun bulunmaz; bazı bebekler yapısal olarak küçüktür. Aşağıda bu ayrımın nasıl yapıldığı, hangi incelemelerin kullanıldığı ve takibin nasıl planlandığı genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Bebeğin Küçük Kalması Nasıl Anlaşılır?
Değerlendirme ultrason ile yapılan ölçümlere dayanır. Başın çevresi ve iki yan duvarı arasındaki mesafe, karın çevresi ve uyluk kemiğinin uzunluğu ölçülür. Bu dört ölçüm bir denklemde birleştirilerek bebeğin tahmini ağırlığı hesaplanır. Elde edilen değer, o gebelik haftası için beklenen aralıkla karşılaştırılır.
Muayene sırasında rahmin yüksekliğinin ölçülmesi de bir ön değerlendirme sağlar. Yirminci haftadan sonra bu ölçümün santimetre cinsinden değeri, gebelik haftasına yakın seyreder. Belirgin bir fark bulunması, ultrason ile ayrıntılı değerlendirme yapılmasını gerektirir.
Bu değerlendirmenin doğru yapılabilmesi için gebelik haftasının kesin bilinmesi gerekir. Hafta hesabı yanlışsa, olağan gelişen bir bebek küçük ölçülüyormuş gibi görünebilir. Bu nedenle ilk üç ayda yapılan ölçümle doğrulanmış bir hafta bilgisi, sonraki tüm değerlendirmelerin temelini oluşturur.
Gelişme Geriliğinin Nedenleri Nelerdir?
Nedenler üç ana başlıkta toplanır. Birincisi anneye bağlı etkenlerdir. Tansiyon yüksekliği ve preeklampsi, bebeğin eşine giden kan akımını azaltarak beslenmeyi etkiler. Sigara kullanımı, yetersiz beslenme, kansızlık, böbrek hastalıkları ve bazı otoimmün hastalıklar da bu grupta yer alır.
İkinci grup, bebeğin eşi ve göbek kordonu ile ilgili durumlardır. Bebeğin eşinin rahim duvarına yeterince yerleşememesi, yapısında oluşan değişiklikler ya da kordonun yerleşim biçimi kan akımını sınırlayabilir. Bu grup, gelişme geriliğinin en sık karşılaşılan nedenini oluşturur.
Üçüncü grup bebeğe bağlı etkenlerdir. Kromozom sayısıyla ilgili durumlar, gebelikte geçirilen bazı enfeksiyonlar ve çoğul gebelikler bu kapsamda değerlendirilir. Bu ayrımın yapılması önemlidir; çünkü nedene göre takibin biçimi ve doğumun planlanması değişir. Bazı durumlarda belirgin bir neden saptanamaz.
Ölçüm Yüzdelikleri Ne Anlama Gelir?
Yüzdelik, bebeğin ölçümünün aynı haftadaki bebekler arasında hangi sırada bulunduğunu gösteren bir ifadedir. Kırkıncı yüzdelik, o bebeğin yüz bebekten yaklaşık altmışından küçük, kırkından büyük olduğu anlamına gelir. Bu, bir puan değil bir konum bildirimidir.
Onuncu yüzdeliğin altındaki ölçümler, ayrıntılı değerlendirme eşiği olarak kabul edilir. Ancak bu eşiğin altındaki her bebekte bir sorun bulunmaz. Bebeklerin bir bölümü yapısal olarak küçüktür; anne ve babanın boyu, etnik köken ve kalıtsal özellikler bu tabloyu yaratır. Bu bebekler beklenen hızda büyümeyi sürdürür ve Doppler bulguları olağandır.
Bu nedenle tek bir ölçümden çok, ölçümlerin zaman içindeki seyri önem taşır. Yüzdeliği düşük olmakla birlikte kendi eğrisi üzerinde ilerleyen bir bebek ile giderek yüzdelik kaybeden bir bebek farklı değerlendirilir. Karın çevresindeki azalma, ilk fark edilen bulgulardan biridir; çünkü karaciğerdeki glikojen deposu ilk etkilenen yapılar arasındadır.
Doppler Ultrason Neyi Gösterir?
Doppler incelemesi, damarlardaki kan akımının hızını ve biçimini gösterir. Bu inceleme, bebeğin beslenme durumunun değerlendirilmesinde en önemli araçlardan biridir ve gelişme geriliği saptandığında ayrıca kullanılır.
İlk olarak göbek kordonu atardamarındaki akım değerlendirilir. Bu damardaki direncin artması, bebeğin eşinden gelen akımın azaldığını gösterir. Direncin ileri derecede artması, kalbin dinlenme dönemindeki akımın azalması ya da yön değiştirmesi, tablonun ağırlaştığını gösteren bulgulardır.
İkinci olarak bebeğin beyin damarlarındaki akım incelenir. Bebek, beslenmesi azaldığında kanı beynine yönlendirir; bu uyum tepkisi beyin damarlarındaki direncin azalmasıyla kendini gösterir. Bunun yanı sıra rahim atardamarları ve bebeğin karaciğerine giden damar da değerlendirilir. Bu bulgular birlikte yorumlanarak takip sıklığı ve doğum zamanı belirlenir.
Takip Ne Sıklıkta Yapılır?
Takip sıklığı tablonun ağırlığına göre belirlenir. Ölçümleri düşük olmakla birlikte Doppler bulguları olağan olan ve sıvı miktarı beklenen aralıkta bulunan bebeklerde, iki haftada bir yapılan değerlendirme yeterli olabilir. Büyüme ölçümlerinin en az iki hafta arayla tekrarlanması gerekir; daha kısa aralıklarla yapılan ölçümler arasındaki fark anlamlı biçimde yorumlanamaz.
Doppler bulgularında değişiklik saptandığında takip sıklaşır. Haftada bir ya da haftada iki kez yapılan değerlendirmeler gündeme gelebilir. İleri bulgular varlığında günlük izlem ve hastanede takip gerekebilir.
Büyüme ölçümlerinin yanı sıra bebeğin kalp atış hızının kaydedilmesi, sıvı miktarının ölçülmesi ve bebeğin hareketlerinin değerlendirilmesi takibin parçalarıdır. Annede tansiyon ölçümü ve idrarda protein değerlendirmesi de düzenli yapılır; preeklampsi bu tablolara sıklıkla eşlik eder.
Beslenme ve Dinlenme Süreci Etkiler mi?
Annenin beslenmesini artırmasının bebeğin büyümesini hızlandırdığını gösteren güçlü bir bulgu bulunmaz. Gelişme geriliğinin çoğu, besin alımının yetersizliğinden değil, bebeğin eşinden gelen kan akımının azalmasından kaynaklanır. Bu nedenle aşırı yemek yemek beklenen sonucu vermez.
Bununla birlikte dengeli beslenmenin sürdürülmesi, kansızlığın önlenmesi ve yeterli sıvı alımı önerilir. Annede belirgin bir besin eksikliği varsa bunun giderilmesi katkı sağlar. Sigara kullanımının bırakılması ise bu tabloda doğrudan etkili olabilen az sayıdaki uygulamadan biridir.
Yatak istirahatinin bebeğin büyümesini iyileştirdiği gösterilmemiştir. Uzun süreli hareketsizlik, damar içinde pıhtı oluşumu gibi başka güçlükler yaratabilir. Bu nedenle olağan günlük yaşamın sürdürülmesi, yorucu etkinliklerden kaçınılması genel yaklaşım olarak benimsenir. Sol yana yatarak dinlenmenin rahme giden kan akımını bir miktar artırdığı bilinir ve bu duruş önerilebilir.
Doğum Ne Zaman Planlanır?
Doğum zamanının belirlenmesi, bebeğin rahim içinde kalmasının sağlayacağı yarar ile doğumun getireceği durumun karşılaştırılmasına dayanır. Erken haftalarda bebeğin olgunlaşmasını sürdürmesi değerlidir; ancak beslenmesi belirgin biçimde azalmışsa rahim içinde kalmanın da bir sınırı bulunur.
Doppler bulguları bu kararın merkezinde yer alır. Kordon atardamarındaki akımın kalbin dinlenme döneminde kaybolması ya da yön değiştirmesi, doğum zamanının öne alınmasını gerektirebilecek bulgulardır. Bebeğin kalp atış kaydındaki değişiklikler de belirleyici olur.
Otuz dördüncü haftadan önce doğum düşünülüyorsa, akciğer olgunlaşmasını destekleyen ilaç uygulaması gündeme gelir. Otuz ikinci haftadan önceki doğumlarda sinir sistemini koruyucu tedavi de değerlendirilir. Doğum biçimi ayrı bir karardır; gelişme geriliği tek başına sezaryen gerekçesi oluşturmaz, ancak ileri bulgular varlığında doğum eyleminin yükü göz önünde bulundurulur.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Bebek hareketlerinde azalma fark edilmesi, bu tabloda en önemli uyarıcı bulgudur. Hareketlerin olağan düzeninden farklılaşması durumunda beklenmeden değerlendirme yapılması gerekir. Hareket sayımı önerilmişse, belirlenen düzene uyulması izlemin bir parçasıdır.
Tansiyonun yükselmesi, baş ağrısı, görmede bulanıklık, gözde ışık çakması, karnın üst kısmında ağrı ve el ile yüzde ani şişlik gelişmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bulgulardır. Bu belirtiler preeklampsi yönünden incelenir ve bu tablo gelişme geriliğine sıklıkla eşlik eder.
Kanama, düzenli kasılmaların başlaması, su gelmesi ve karında sürekli sertlik hissi durumlarında da başvuru geciktirilmemelidir. Takip sürecinde önerilen kontrol tarihlerine uyulması, bu tabloda izlenen değişimlerin zamanında fark edilmesi açısından belirleyicidir.
Doğum Zamanlaması Nasıl Belirlenir?
Gelişme geriliği saptanan gebeliklerde doğumun ne zaman gerçekleşeceği, izlem bulgularına göre belirlenir. Amaç, bebeğin rahim içinde kalmasının sağlayacağı olgunlaşma ile devam eden yetersiz beslenmenin yaratabileceği risk arasında denge kurmaktır. Bu denge her gebelikte farklı bir noktada bulunur.
Karar verilirken damar akım ölçümlerinin seyri, amniyon sıvısının miktarı, bebeğin hareketleri ve kalp atım örüntüsü birlikte değerlendirilir. Bulguların kararlı seyretmesi durumunda gebeliğin sürdürülmesi tercih edilebilir. Ölçümlerde bozulma saptandığında ise doğumun öne alınması gündeme gelir.
Gebelik haftası da belirleyici bir etkendir. Erken haftalarda akciğer olgunlaşmasını desteklemek amacıyla ilaç uygulanması söz konusu olabilir. Doğumun yapılacağı merkezin yenidoğan bakım olanakları da planlamaya dahil edilir. Bu nedenle izlem ve doğum kararı, birden fazla ölçütün bir arada değerlendirilmesiyle verilir.
