Yumurtalıklarda saptanan kitlelerin bir bölümü, doğurganlık çağındaki kadınlarda sıklıkla karşılaşılan iyi huylu yapılardır. Bunlardan biri de dermoid kist adıyla bilinen oluşumdur. Tıp dilinde matür kistik teratom olarak adlandırılır ve diğer yumurtalık kistlerinden hem oluşum biçimi hem de içeriği bakımından ayrılır. Aşağıda bu kistin nasıl geliştiği, hangi bulgularla fark edildiği ve değerlendirme sürecinin nasıl ilerlediği genel hatlarıyla açıklanmıştır.
Dermoid Kist Nasıl Oluşur?
Yumurtalıklar, yumurta hücrelerini barındıran organlardır. Bu hücreler, döllenmeden sonra vücuttaki farklı doku tiplerine dönüşebilme özelliği taşır. Dermoid kist, döllenme olmaksızın bu hücrelerden birinin kendiliğinden bölünmeye başlaması sonucunda gelişir. Bu nedenle germ hücreli kaynaklı bir oluşum olarak sınıflandırılır ve kökeni bakımından diğer kist türlerinden ayrılır.
Bölünmeye başlayan hücre, embriyonik gelişimde olduğu gibi üç farklı yaprak tabakasına ait doku üretebilir. Ancak bu üretim düzenli bir organ oluşumuna değil, kist duvarı içinde birbirinden bağımsız doku adacıklarının birikmesine yol açar. Sürecin denetimsiz ilerlemesi değil, düzensiz ilerlemesi söz konusudur; bu ayrım kistin iyi huylu doğasını açıklayan temel noktadır.
Oluşumun ne zaman başladığı çoğu durumda belirlenemez. Kistin doğumdan itibaren var olduğu, ancak yıllar içinde yavaş büyüyerek görüntülemede fark edilir boyuta ulaştığı düşünülür. Büyüme hızı genellikle yılda bir iki milimetre düzeyindedir. Bu yavaş seyir, kistin uzun süre sessiz kalmasının ve çoğu kez başka bir nedenle yapılan incelemede rastlantısal olarak saptanmasının nedenidir.
Kistin gelişiminde belirli bir dış etken ya da yaşam biçimiyle ilişkili bir neden gösterilememiştir. Beslenme alışkanlıkları, hormonal ilaç kullanımı ya da doğum sayısı gibi etkenlerle bağlantısı gösterilmiş değildir. Kalıtsal bir yatkınlıktan söz edilmesi de yaygın değildir; ancak nadiren aile içinde birden fazla kişide görüldüğü bildirilmiştir.
Kistin İçinde Neler Bulunur?
Dermoid kisti diğerlerinden ayıran en belirgin özellik içeriğidir. Kist boşluğunda vücudun farklı bölgelerine ait olgun dokular yer alabilir. En sık rastlanan bileşen yağdır; oda sıcaklığında yoğun, vücut ısısında ise sıvı kıvamda bulunur. Bu yağlı içerik, hem görüntülemedeki görünümü hem de kistin kıvamını belirleyen ana unsurdur.
Yağın yanı sıra kıl ve deri dokusu sıklıkla bulunur. Kist duvarının iç yüzeyinde, deriye benzer bir tabaka gelişir ve bu tabakadan kıl kökleri ile yağ bezleri oluşabilir. Kistin içinde toplanan kıl demetleri, boşaltılan içerikte gözle görülebilir. Bu görünüm çoğu kişide şaşkınlık yaratsa da tıbbi açıdan beklenen bir bulgudur.
Daha az sıklıkla diş, kıkırdak ve kemik parçalarına rastlanır. Diş yapıları genellikle küçük ve tek tektir; röntgen ya da tomografi görüntülerinde belirgin biçimde seçilebilir. Sinir dokusu, tiroit dokusu ve solunum yoluna ait hücreler de bildirilen bileşenler arasındadır. Bu dokuların tümü olgun, yani normal yapıda hücrelerden oluşur; bu olgunluk kistin iyi huylu kabul edilmesinin temel dayanağıdır.
İçerikte olgun olmayan hücrelerin bulunması ise farklı bir tabloya işaret eder ve immatür teratom olarak adlandırılır. Bu durum belirgin biçimde nadirdir ve genellikle daha genç yaş grubunda görülür. Ayrım, çıkarılan dokunun patoloji incelemesiyle yapılır; görüntüleme bulguları tek başına bu ayrımı kesinleştirmez.
Hangi Yaşlarda Daha Sık Görülür?
Dermoid kist en sık üreme çağında, yirmi ile kırk yaş arasında saptanır. Bu dönemde kadınların jinekolojik değerlendirme için daha sık başvurması, kistin fark edilme oranını da artırır. Doğurganlık çağında görülen iyi huylu yumurtalık kitleleri arasında önemli bir yer tutar ve bu yaş aralığındaki kist ameliyatlarının kayda değer bir bölümünü oluşturur.
Bununla birlikte her yaşta karşılaşılabilir. Ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında saptanan örnekler bildirilmiştir. Menopoz sonrasında da görülebilir; bu dönemde saptanan yumurtalık kitlelerinde değerlendirme daha ayrıntılı yapılır, çünkü menopozdan sonra ortaya çıkan kitlelerde ayırıcı tanı yelpazesi genişler.
Kistin her iki yumurtalıkta birden bulunması da mümkündür. Olguların yaklaşık onda birinde iki taraflı yerleşim bildirilmiştir. Bu nedenle bir tarafta kist saptandığında karşı yumurtalık da dikkatle değerlendirilir. Tek taraflı görünen olgularda bile karşı tarafın izlenmesi, sonraki kontrollerde gözden kaçmayı önler.
Gebelik döneminde saptanan yumurtalık kitleleri arasında dermoid kist sık görülenlerdendir. Gebelikte yapılan rutin ultrason incelemeleri, daha önce fark edilmemiş kistlerin ortaya çıkmasına yol açar. Bu durumda izlenecek yol, kistin boyutu, gebelik haftası ve şikâyetlerin varlığına göre hekim tarafından belirlenir.
Dermoid Kist Belirtileri Nelerdir?
Kistlerin büyük bölümü herhangi bir şikâyete yol açmaz. Yavaş büyümesi ve çevre dokulara baskı yapacak boyuta ulaşmaması, sessiz kalmasının başlıca nedenidir. Bu nedenle çoğu olguda tanı, başka bir yakınma için yapılan ultrason incelemesi sırasında rastlantısal olarak konur. Belirti vermemesi, kistin varlığının önemsiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca izlem gerektiren bir bulgu olduğunu gösterir.
Dermoid kistler yıllar içinde yavaşça büyüdüğünden, verdikleri şikâyetler de sessizce yerleşir. Kadın çoğu zaman kasığının bir yanında hafif bir ağırlık ya da baskı duyar; bu his uzun süre ayakta kalınca, oturuş biçimi değiştiğinde ya da uzanırken belirginleşir. Bazı kadınlarda karnın alt bölümünde bir dolgunluk, pantolonun bel kısmının eskisi kadar rahat olmaması ve aynı taraftaki bacağa doğru vuran belli belirsiz bir sızı görülür. Bu yakınmalar öylesine sinsi başlar ki ne zaman ortaya çıktığı çoğunlukla hatırlanmaz.
Büyüyen kist, komşu organlara baskı uygulayabilir. Mesaneye baskı sık idrara çıkma hissine, bağırsaklara baskı ise kabızlık ya da dışkılama sırasında rahatsızlığa yol açabilir. İlişki sırasında derinde hissedilen ağrı da bildirilen yakınmalar arasındadır. Bu şikâyetlerin hiçbiri dermoid kiste özgü değildir; benzer belirtiler başka jinekolojik durumlarda da görülür.
Ani başlayan, şiddetli ve tek taraflı bir karın ağrısı farklı bir tabloyu düşündürür. Dermoid kistlerin ağır ve yoğun içerikli olması, yumurtalığın kendi ekseni etrafında dönmesi riskini artırır. Bulantı ve kusmanın eşlik ettiği böyle bir ağrı, gecikmeden değerlendirme gerektiren bir durumdur.
Ultrasonda Nasıl Bir Görüntü Verir?
Değerlendirmede ilk basamak ultrason incelemesidir. Dermoid kist, içeriğinin çeşitliliği nedeniyle ultrasonda tanınabilir bir görünüm sergiler. Deneyimli bir değerlendirmede, bu görünüm çoğu olguda kistin yapısı hakkında güçlü bir fikir verir. Yine de görüntüleme bulgusu, kesin tanı anlamına gelmez.
Görüntüde en sık dikkat çeken bulgu, kist içindeki yoğun ve parlak alanlardır. Kıl demetleri ile yağın bir arada bulunduğu bölgeler ses dalgalarını güçlü biçimde yansıtır ve arkalarında gölgelenme oluşturur. Yağ ile sıvının ayrı katmanlar halinde durması, aralarında keskin bir sınır çizgisi oluşturabilir. Kist duvarında öne çıkan yoğun bir çıkıntı da bu kiste özgü tanımlanan bulgular arasındadır.
Bazı olgularda görüntü belirsiz kalabilir. Kistin bağırsak gazıyla örtülmesi, kişinin vücut yapısı ya da içeriğin homojen görünmesi ayrımı güçleştirir. Böyle durumlarda manyetik rezonans görüntüleme istenebilir; bu yöntem yağ dokusunu ayırt etmede belirgin üstünlük sağlar ve tanıyı destekler.
Ultrason incelemesinde kistin boyutu, duvar kalınlığı, içinde bölme bulunup bulunmadığı ve kanlanma özellikleri de kaydedilir. Bu ayrıntılar hem takip planının belirlenmesinde hem de sonraki kontrollerle karşılaştırma yapılmasında kullanılır. Kayıtların aynı biçimde tutulması, değişimin nesnel olarak izlenmesini sağlar.
Kendiliğinden Kaybolur mu?
Bu sorunun yanıtı, dermoid kisti fonksiyonel kistlerden ayıran en önemli noktadır. Adet döngüsüyle ilişkili olarak gelişen fonksiyonel kistler, birkaç döngü içinde kendiliğinden gerileyebilir. Dermoid kist ise hormonal döngüye bağlı bir oluşum değildir; bu nedenle kendiliğinden kaybolması beklenmez.
Kist genellikle yıllar içinde yavaş biçimde büyümeye devam eder. Büyüme hızı kişiden kişiye değişir ve çoğu olguda oldukça yavaştır. Bazı kistler yıllarca aynı boyutta kalabilir. Küçülme ya da tamamen kaybolma ise beklenen bir seyir değildir. Bu nedenle takipte kaybolma değil, boyut değişiminin izlenmesi esas alınır.
Doğum kontrol hapı gibi hormonal ilaçların bu kist üzerinde küçültücü etkisi gösterilmemiştir. Fonksiyonel kistlerde yeni kist oluşumunu azaltmak amacıyla kullanılabilen bu ilaçlar, dermoid kist için aynı işlevi görmez. Kistin hormonal uyarıdan bağımsız oluşu, bu farkın temelini oluşturur.
Kaybolmaması, her kistin işlem gerektirdiği anlamına gelmez. Küçük, belirti vermeyen ve görüntülemede tipik özellikler taşıyan kistler belirli aralıklarla izlenebilir. İzlem kararı; kistin boyutu, kişinin yaşı, gebelik planı ve şikâyetlerin varlığı birlikte değerlendirilerek verilir.
Hangi Durumlarda Girişim Gündeme Gelir?
Girişim kararı tek bir ölçüte dayanmaz. Kistin boyutu, büyüme eğilimi, görüntülemedeki özellikleri, kişinin yaşı ve şikâyetlerinin düzeyi bir arada değerlendirilir. Bu nedenle aynı boyuttaki iki kist için farklı yollar izlenebilir. Kararı belirleyen, sayısal bir eşik değil, tablonun bütünüdür.
Boyutun belirgin biçimde artması dikkate alınan başlıca ölçütlerdendir. Kist büyüdükçe hem baskı şikâyetleri belirginleşir hem de yumurtalığın dönmesi olasılığı artar. Takip sırasında ölçümlerde tutarlı bir artış saptanması, değerlendirmenin gözden geçirilmesini gündeme getirir.
Şikâyetlerin yaşam kalitesini etkileyecek düzeye ulaşması bir başka ölçüttür. Süreklilik kazanan kasık ağrısı, karında rahatsızlık, idrar ya da bağırsak yakınmaları bu kapsamda ele alınır. Ayrıca görüntülemede alışılmadık bulguların ortaya çıkması, ileri değerlendirmeyi gerekli kılar.
Menopoz sonrası dönemde saptanan kitleler daha dikkatli ele alınır. Bu dönemde ayırıcı tanı yelpazesi genişlediğinden, görüntüleme bulguları ve gerekli görülürse kan testleriyle birlikte bütünlüklü bir değerlendirme yapılır. Hangi yolun izleneceği, tüm bu veriler ışığında hekim tarafından belirlenir.
Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalı?
Kasık bölgesinde süreklilik kazanan ağrı, tek taraflı dolgunluk hissi ya da karında fark edilen bir şişkinlik durumunda değerlendirme önerilir. Bu şikâyetler yavaş yerleştiği için çoğu zaman göz ardı edilir; oysa düzenli jinekolojik kontroller, sessiz seyreden kistlerin erken saptanmasını sağlar.
Bu kistlerde en çok üzerinde durulan durum, yumurtalığın kendi bağları üzerinde dönmesidir; içerdiği yoğun madde nedeniyle ağırlaşan yumurtalık buna daha yatkındır. Bir anda başlayan, tek tarafa yerleşmiş ve giderek keskinleşen bir karın ağrısı bu nedenle hemen hastaneye gitmeyi gerektirir. Kusma, soğuk terleme ve yerinde duramama tabloya eklendiğinde beklemek doğru olmaz. Ağrının uzanmakla, ağrı kesiciyle ya da zamanla hafiflemek yerine artması ayrıca dikkate alınır.
Adet düzeninde belirgin değişiklik, ilişki sırasında derinde hissedilen ağrı, sık idrara çıkma ya da dışkılama alışkanlığında süreklilik gösteren değişim de başvuru gerekçeleri arasındadır. Karın çevresinde açıklanamayan bir büyüme ya da erken doyma hissi de ele alınması gereken bulgulardır.
Daha önce kist saptanmış kişilerde önerilen kontrol aralıklarına uyulması önem taşır. Takip, kistin boyutundaki ve yapısındaki değişimi izlemek amacıyla planlanır. Şikâyet olmasa bile kontrollerin aksatılmaması, sürecin sağlıklı biçimde yönetilmesine katkı sağlar.
